(765 S. K. m. 230, 296) (2802 S. K. m. 82, 88)
Dava: Görevi İhmal suçundan sanık'in TCY.nın 230/1, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 2.558.333 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen 21.11.2002 gün ve 13-40 sayılı hükmün, sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosya kapsamından;
Kamuoyunda "Banker ..." olarak tanınan Baki'nin bir çok suçtan hükümlü ve tutuklu olarak zabıtaca aranmakta olduğu ve bu amaçla da telefonlarının yasal koşullar içinde dinlendiği, çeşitli vesilelerle Sarıyer C.Savcısı ile tanışıp, dostluk ilişkisi kuran Baki'nin 11.7.1999 günü saat 14.00, 12.7.1999 günü saat 14.37 ile 19.00 ve suç tarihi olan 13.7.1999 günü saat 08.01 ve 15.40 da polisçe dinlenen telefonundan C.Savcısı'nı aradığının ve C.Savcısının bu görüşmede Baki'ye, evini tarif ederek eve gelmesini istediğinin belirlenmesi üzerine; Mali Şube Müdürü Ayhan ile yardımcıları Engin ve Tahsin'in Baki'e ait yakalama ve tutuklama müzekkerelerini C.Başsavcısı olan sanık Mehmet'e sunarak firarinin yakalanması için C.Savcısının evinde arama yapılmasını talep ettikleri, bu şekilde firari bir şahsın C.Savcısının evinde bulunduğu bildirilmek suretiyle o C.Savcısının da suç işlediğinin ihbar edildiği, nitekim bu olayda; Baki'yi evinde sakladığı iddia edilen Sarıyer C.Savcısı hakkında cürüm işleyenleri saklamak suçundan TCY.nın 296. maddesi uyarınca İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda TCY.nın 296, 59, ve 647 sayılı Yasanın 6. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiği ve bu kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesince 12.2.2002 gün ve 18178-18275 sayı ile onandığı anlaşılmaktadır.
Suç işlediği iddia edilen Hakim ve C.Savcıları hakkında soruşturma ve kovuşturmanın nasıl yapılacağı 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Yasasının 82. ve müteakip maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Yasanın 88. maddesinde "Ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında suç işlediği iddia edilen Hakim ve C.Savcıları yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemez, ancak durum Adalet Bakanlığına derhal bildirilir" hükmüne yer verilmiştir.
Bu düzenleme uyarınca ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında hiçbir Hakim ve C.Savcısının evinin ve üzerinin aranması olanaklı değil ise de yapılacak işlem durumu derhal Adalet Bakanlığına bildirmektir, 88. maddedeki "derhal" sözcüğü gecikmenin doğuracağı olumsuz sonuçları önlemek amacına yöneliktir.
2802 sayılı Yasanın 88. maddesinde bu konuda bir takdir yetkisi tanınmamış, ayrıca TCY.nın 230. maddesinde de "hangi nedenle olursa olsun" denmek suretiyle bir takım kişisel düşüncelerle görevin yerine getirilmemesinin haklı sayılamayacağı belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan tüm kanıtlar, tanık anlatımları ve mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde sanık Mehmet'ın cürüm işleyenleri evinde sakladığı iddia ve ihbar edilen Sarıyer C.Savcısı hakkında soruşturma ve kovuşturma işlemlerini başlatmak üzere Hakimler ve Savcılar Yasasının 88. maddesi hükümlerine göre durumu Adalet Bakanlığına bildirmediği, görevli C.Savcısının eyleminin ihmali ( pasif ) bir hareket şeklinde geliştiği ve TCY.nın 230. maddesinde düzenlenen görevi ihmal suçunu oluşturduğu toplanan kanıtlardan anlaşılmıştır.
Ancak; Özel Dairece, sanığın görevi ihmal suçunu işlediği kabul edilerek uygulama yapılmış olup bu kabulde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de 10.2.2003 gün ve 25020 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCY.nın 30.maddesinin 2. fıkrası; "muvakkat cezalar için bir günün ve para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz." şeklinde değiştirilmiş bulunduğundan, sanığın cezasının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 4.3.2003 gün ve 1-17 sayılı kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda yeniden tayini zorunluluğu bulunup, Özel Daire hükmünün bu gerekçe ile bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Özel Daire hükmünün TCY.nın 2/2 ve 4806 sayılı Yasa ile değişik 30/2. maddeleri hükümleri uyarınca, sanığa fazla para cezası tayini isabetsizliğinden BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Özel Daire hükmünün "sanığın, TCY.nın 230/1. maddesi uyarınca 3 ay hapis ve 2.620.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının TCY.nın 59. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 2 ay 15 gün hapis ve 2.183.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının günlüğünün 647 sayılı Yasanın 4/1. maddesi gereğince 5.000 TL'dan paraya çevrilerek 375.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına, aynı nitelikte para cezalarının TCY.nın 72. maddesi uyarınca toplanarak 2.558.000 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine" karar verilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine 11.3.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy