(2709 S. K. m. 152, 2, 36, 38) (765 S. K. m. 240, 279, 230) (4616 S. K. m. 1) (2886 S. K. m. 2, 31)
Dava: Görevde yetkiyi kötüye kullanmak ve görevi ihmal suçlarından sanıklar Şinasi Bayraktar, Elife Gülriz Saygı, Fevzi Çanta, Selim Yıldırım ve Rumi Evren Talu'nun beraetlerine ilişkin Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.12.2000 gün ve 279/258 sayılı hüküm, katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 25.6.2001 gün ve 7059/8233 sayı ile;
"Sanıkların daha önce amir memur ilişkisi içerisinde olması olası bulunan emekli Tapu Kadastro Genel Müdürünün de katılımıyla oluşan, müfettiş raporunda irdelenen ve iddianame kapsamında bulunan bir kısım eylemleri kapsamayan, gerekçeden yoksun bu nedenle de yeterli olmayan bilirkişi kurulu raporuna yaslanılarak beraat kararı verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Bozma gereğini yerine getirerek, yeniden bilirkişi incelemesi yaptıran Yerel Mahkemece, sanık Muhammedi Şerafettin Tanır hakkında, görevi ihmal ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarından Ankara 16.Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davası, bu dava ile birleştirilip, tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, diğer beş sanık ve Muhammedi Şerafettin Tanır haklarında 30.11.2001 gün ve 460/276 sayı ile beraet kararı verilmiştir.
Katılan vekili tarafından temyiz edilen bu hüküm de dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 17.6.2002 gün ve 12662/11091 sayı ile;
"1- Sanıklar Fevzi Çanta ve Rumi Talu'nun 14.12.1995 ve 11.12.1995 tarihlerindeki düşük teklif veren firmaların tekliflerini değerlendirmeye almama ve 25.6.1996 tarihinde, klima alımı ihalesinde montaj gideri birlikte gözetildiği halde ayrıca montaj için ihale yapma eylemlerinde,
23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun'un bazı maddelerinin Anayasaya aykırı olduğu yolunda Yerel Mahkemelerin Anayasanın 152. maddesi uyarınca yaptıkları itiraz üzerine, Anayasa Mahkemesince; anılan Yasanın ilgili bendindeki TCY.nın suça ilişkin 240. maddesinin süre koşuluna bağlı olmaksızın 27 Ekim 2001 tarih ve 24566 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18.7.2001 tarih ve 4/332 sayılı kararıyla iptal edildiğinin anlaşılması karşısında atılı suçun 4616 sayılı Yasa kapsamında kalacağı ve anılan Yasada değişiklik yapan 4758 sayılı Yasa da gözönünde tutularak sanıkların hukuksal durumlarının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
2- Sanıklar Şinasi Bayraktar, Elife Gülriz Saygı, Muhammedi Şerafettin Tanır, Selim Yıldırım ve Fevzi Çanta'nın;
a ) 1.7.1999 ve 31.12.1999 tarihinde Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünce, aynı kişilere ait firmalar olduğu saptanmakla idareye karşı hile yaptığı hususunda uyarılmalarına karşın Dinamik ve Renak Ltd. şirketlerinden malzeme alımı yapma,
b ) Pazarlık kararından sonraki tarihleri içeren tekliflere dayanılarak alım yapma,
c ) İhalenin bölünmezliği ilkesine aykırı davranarak küçük parçalar halinde ayrı ayrı zamanlarda alımlar gerçekleştirmekten ibaret eylemlerinin,
Yasal görevlerini yaparken yasalara ve yazılı hukuka aykırı davranmak suretiyle görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarını oluşturmasına karşın, genel kasıtla işlenen suçta özel kasta ağırlık veren ve ancak TCY.nın 240. maddesinin 2. fıkrasının uygulanmasına yol açan indirici neden olabilecek zarar yokluğuna dayanan salt bilirkişi raporuna yaslanılarak yetersiz gerekçeyle karar verilmesi,
3- Sanık Fevzi Çanta'nın Ergenler Oto Ticaret Firması ile yapılan protokol gereği idareye ait araçları yılda bir kez ücretsiz pasta-cila yaptırmaması eyleminde, bu işin adı geçenin yasal görevi olup olmadığı saptanmadan, yasadan doğan görevi ise görevi savsama suçunun oluşacağı gözetilmeden eksik soruşturma sonucu yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle beraatine hükmolunması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 7.10.2002 gün ve 273/222 sayı ile;
"Sanık Şinasi Bayraktar'a yönelik suçlamalar bölümünde idareye karşı hile yaptığı belirlenen firmalardan alım yaparak görevini kötüye kullandığı, pazarlıkla ihaleye ilişkin teklif mektupları henüz alınmadan ihale komisyonu kararı aldığı, ihalenin bölünmezliği ilkesine aykırı hareket ederek idareyi zarara uğrattığı iddia edilmiş olup burada sanık Şinasi Bayraktar genel müdür muavini olup, komisyon kararlarının genel müdür onayı ile geçerlilik kazandığı, parafın işlemin hukuki geçerliliğini sağlayan ya da tamamlayan bir husus olmadığı, yapanların her türlü sorumlulukların paylaşması anlamına da gelmeyeceği, zira, komisyona katılmayan bir kimsenin Pazarlığın tüm aşamalarını bilmesi ve bu aşamalardan sorumlu tutulmasının da mümkün olmayacağı, hiyerarşik makamların paraf ve onay niteliğindeki imzalarının bu kararlara 3. kişiler açısından geçerlilik ve uygulama kabiliyeti kazandırmak için olduğu ve bu kişilerin komisyon üyelerinin fiiline doğrudan iştirakları ispatlanmadıkça sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, sanık Şinasi Bayraktar'ın yukarıda belirtilen iddialara konu ihalelerde komisyon üyesi olarak imzası bulunmadığından cezai açıdan hatta mali sistemimiz açısından sorumlu tutulmaması gerektiği, aynı konularda Şinasi Bayraktar ile birlikte suçlanan Elife Gülriz Saygı, Fevzi Çanta ve Selim Yıldırım'ın da cezai sorumluluklarının bulunmadığı,
Sanıklara isnat olunan suçlardan bir tanesi de Dinamik Kırtasiyeden yapılan alımlarla ilgilidir. Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü kontrolörlerinin yaptıkları denetimler sırasında uyarıldığı, buna rağmen alış veriş yapıldığından bahis edilmektedir. Bu firmadan alış veriş yapılmaması veya ihaleye alınmaması konusunda her hangi bir yasaklamanın bulunmadığı, sadece daha dikkatli olunması gerektiği belirtilmektedir. Mevcut belgelerde alımlarda görevi kötüye kullandığını gösteren her hangi bir delil bulunmamaktadır. Zira görevi kötüye kullanma suçu özel bir kastı gerektirir, sanıkların her hangi bir çıkar veya çalıştıkları kamu kurumuna zarar verme amacını taşıdıkları hususunda her hangi bir delil bulunmamaktadır.
Yine sanıklarla ilgili müfettiş raporunda yapılan alımın piyasa rayiçlerine nazaran pahalı olduğu belirtilmiş olmasına rağmen bu pahalılığın miktarı veya derecesi tarif edilmemiştir. Neye göre pahalıdır, neye göre ucuzdur. İddiada bulunan bu iddiasını açıklamalıdır. Bu gün pahalı kabul edilen eşyanın bir başkası tarafından normal değerde veya ucuz kabul edilmesi izafi ve subjektif bir kavramdır. Objektif olmaktan uzaktır. Sanıkların çıkar sağlamak amacı ile hareket ettiklerine ilişkin her hangi bir delil hatta karine bile bulunmamaktadır. Bu nedenle genel müdürün denetimindeki müfettişlerin daha sonra genel müdür muavinliğine atanmış olması gibi maddi bir olaydan hareket edildiğinde müfettiş raporunun ne kadar objektif olduğu da tartışmalıdır. Pazarlık yöntemiyle yapılan ihalelerde teklif mektupları henüz alınmadan komisyon kararlarının verildiği iddia edilmektedir ki, bu iddianın da hiçbir kanıtı bulunmamaktadır. Zira, ihaleye katılan başka bir firmanın her hangi bir yakınması bulunmamaktadır. İddia edildiği gibi ihale yapılmadan teklif mektupları alınmadan pazarlık yöntemi ile ihale yapılmış olsa bu işten çıkartılan diğer firmaların mutlaka olaydan bir şekilde haberdar olmaları gerekmektedir. Oysa bu firmaların böyle bir şikayeti yoktur. Kaldı ki, açılan ihaleler usulüne uygun yapılmış, ilanlar verilmiş ve her hangi bir eksikliği bulunmamaktadır. Bu nedenle bu yöndeki müfettiş görüşüne de katılınmamıştır.
İhalenin bölünmezliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına gelince, Devlet İhale Kanunun 2. maddesinin 3. fıkrasında ihalenin bölünemeyeceği belirtilmiş olmasına rağmen önceki ihale sırasında alımın yapılacağı harcama kaleminden ne miktarda ödenek bulunduğunun ihtiyacın acil olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İhtiyaç acil ise ve ödenek yeterli değil ise bu ihaleler bölünebilir. Acil ihtiyaçlar için ayrılan ödenek kullanılmış olabilir. Daha sonra gelen ödenekte de diğer ihtiyaçlar karşılanmış olabilir. Bu nedenle bu konudaki müfettiş raporuna da iştirak etmek mümkün değildir.
14.12.1995 ve 11.12.1995 tarihli komisyon kararlarında Gürtek firmasının düşük teklifinin dikkate alınmayarak sanıklar Fevzi Çanta , Rumi Evren Talu görevlerini kötüye kullandıkları klima alımı ihalesinde montaj bedeli ihale bedeline dahil olduğu halde montaj için yeniden ihale açarak kurum zararına sebebiyet vermekten suçlanan sanıklar savunmalarında Gürtek firmasının teklifinin en düşük teklif olmadığını açıklamışlardır. Sunulan belgeler üzerinde yapılan incelemelerde 20 adet Epson marka Lo 1070 model printer şeridi ihalesinde Dinamik firmasının KDV hariç 41.300.000 TL., Gürtek firmasının KDV hariç 43.530.000 TL. teklif verdiği, diğer ihaleye ilişkin teklifler incelendiğinde Dinamik firmasının tekliflerinin KDV hariç 130 milyon TL., Gürtek firmasının teklifinin 131.525.000 TL. olduğu görülmüştür.
Bu belgelerden de anlaşılacağı üzere Gürtek firmasının teklifinin en ucuz teklif olmadığı, çok açık ve net bir şekilde görülmektedir. Kaldı ki bir ihalede 2.230.000 TL, diğer ihalede ise 1.525.000 TL. fark bulunmaktadır. Müfettişin tarif ettiği şekilde bu fark sanıklar aleyhinde ve kurum zararına kabul edilse bile 1995 yılındaki değeri itibariyle bir memuru suçlamak için yeterli sebep olamaz. Bunun aksine sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere kuruma bu miktar para kazandırılmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere sanıklara müsnet bu eylemden dolayı da beraatlerine karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere 4616 sayılı Yasa çerçevesinde değerlendirilmek mümkün değildir. Zira sanık beraat edecekse erteleme kararının verilmemesi gerektiği Yargıtay Genel Kurulu kararı ile belirlenmiştir.
Klima alımı konusunda sanık Rumi Evren Talu'nun savunmasında "... ikinci ihale klimanın montajına yönelik bakır boru sigorta ve elektrik tesisatına ilişkin bir ihaledir" denilmekte, sanık Fevzi Çanta savunmasında ise "klima montajında montaj ayrı bir işlem olduğundan ve bunu firma belgelerinde açıkça yazıldığından devlet zararı söz konusu değildir" denilmiştir.
Aktif Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait tanzim şekli adlı belgede "tarafımızdan yapılacak işler" başlığı altında klima cihazı yerine montajı iç ve dış üniteler arasındaki bakır boru bağlantılarının yapımı cihazların çalışır durumda teslimi, firmaya ait keşif özetinde bakır boru metresi 25 $/Mt + KDV olup fiyatlarımıza dahil değildir, montajdaki sonraki metrajlamada tespit edilip müşteriden ayrıca tahsil edilecektir denilmektedir.
Alarko firmasının teklif mektubunda ek keşif özetinde de fiyatlara montaj ve bakır boru dahil değildir denilmektedir.
Ön inceleme raporunun Baş Müfettiş Naci Duran, Baş Müfettiş Altuğ İnanoğlu ve Müfettiş Yardımcısı İlhami Çubuk tarafından incelenmesine ilişkin raporda 2. ihalenin 3 adet klimanın montajı için 26.6.1996 tarihinde yapıldığı belirtilmektedir. 26.6.1996 tarihli ihale komisyonu kararı bulunmamaktadır. 26.6.1996 tarihli ihalede sadece bakır boru ücreti ile ilgilidir. Bu nedenle bu yöndeki müfettiş eleştirisine de katılmak mümkün değildir. Olayın Alarko firmasının 6.6.1996 tarihli teklif mektubuna ek keşif özetinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Sanık Şeraffettin Tanır ile ilgili birleştirilen dava dosyasında da bilirkişi raporunda belirtildiği üzere tek firmadan alınmak sureti ile ihale yapılmasında Yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Tarih çelişkisini diğer sanıklar nedeni ile açıklanmış ve ihalenin usulsüz yapıldığına dair yeterli delil bulunmadığından bu sanığın da beraatine karar verilmiştir.
Tüm bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere sanık Şinasi Bayraktar'a atılan suçlamaların kaynağının komisyon kararlarının üst makama sunulması sırasında atılan paraflar ile ihale onay imzaları olduğu, bürokraside paraf atılmasının işlemin gözden geçirildiği anlamına geldiği ancak işleme hukuki varlık kazandırmayacağı, bir ihalenin karara bağlanmasında her türlü sorumluluğun ihale komisyonuna ait olduğu, ita amiri onayının bu kararı uygulamaya koyduğu, Gürtek firmasının katıldığı ihalelere bu firmanın teklifinin en düşük teklif olduğu, dolayısı ile kurumun her hangi bir zararı bulunmadığı gibi sanıkların da kurumu zarara uğratmak iradelerini gösterir her hangi bir somut delil bulunmadığı, olayın tamamen siyası bir çekişme sonucu Adli Yargıya intikal ettirildiği" gerekçeleri ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "onama" istekli 22.1.2003 gün ve 171817 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıkların görevde yetkiyi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarından beraetlerine karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlıklar;
1-Sanıklar Elife Gülriz Saygı, Şinasi Bayraktar, Fevzi Çanta, Selim Yıldırım ve M.Şerafettin Tanır'a atılı görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun ögeleri itibariyle oluşup oluşmadığı,
2-Sanık Fevzi Çanta'ya isnat edilen görevi ihmal suçu yönünden soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığı,
3-Sanıklar Fevzi Çanta ve Rumi Evren Talu'nun 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin 4 üncü bendi kapsamında kalan eylemleri nedeniyle verilen beraata ilişkin hükmün esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağı,
Noktalarında toplanmaktadır.
Sanık Elife Gülriz Saygı aşamalarda; 1995 yılında Et Balık Kurumundan nakille Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne geçtim, Maliye Bakanlığı'ndan gelen yazıda Dinamik Kırtasiyeden malzeme alınmaması hususunda bir ibare yoktu, sadece daha dikkatli davranılması gerektiği belirtilmekteydi, 27.8.1999 tarihli ihalede, ihale tarihi sehven 20.8.1999 olarak yazılmış, ancak bu yanlışlık bilahare düzeltilmiştir, firmalara ayın 24. de faks çekilmiş olup, alınan teklifler ise 26 ve 27 tarihlidir. Talepler farklı tarihte geldiğinden ayrı ayrı tarihlerde ihale yapılmıştır, bu nedenle ihalenin bölünmezliği ilkesine aykırı davranıldığı iddiası da doğru değildir, suçlamaları kabul etmiyorum, tüm işlemlerde titizlikle mevzuata uyulmuş olup, idareyi zarara uğratmam sözkonusu değildir, şeklinde savunma yapmış,
Sanık Şinasi Bayraktar C.Savcılığında; suç tarihinde genel müdür yardımcısı idim, soruşturmanın amacı, görevden alınmam için yapılan siyasi bir harekettir. Görevden alındıktan sonra yerime getirilen şahıslar soruşturmaya müdahale ederek ve komisyonlarda görev alarak soruşturmayı yönlendirmişlerdir. Esas amaç Danıştay 5. Dairesindeki yürütmeyi durdurma kararına karşı aleyhime bir kısım hususlar yaratmaktır, şeklinde savunma yapmış, diğer aşamalarda da benzer anlatımlarda bulunmuştur.
Sanık Fevzi Çanta C.Savcılığında; yanlışlıkla Başer Otomotive para ödenmiş olup, farkına varılınca tekrar iadesi sağlanmıştır.
Anlaşmada pasta cila yapılması konusunda bir hüküm yoktu, yanlışlıkla protokole ilave edildi, esasen bu husus benim yapmam gereken bir görev değildir.
Maliye bakanlığının herhangi bir ihbarı bulunmamaktadır, ihbar olsaydı yönetim olarak önlem alırdık, ihale kararına aykırı olarak pazarlık kararı alıp daha sonra teklif alındığı iddiası doğru değildir. Daire ihtiyaçlarına göre ihale koşullarını hazırlıyoruz, ancak aynı daireden talepler gelince tekrar işlem yapmak zorunda kalıyoruz, acil olan istemlerde beklenmeden işlem yapılmaktadır. Tüm ihaleler mevzuata uygun olarak en ucuz teklif verene verilmiştir, klima ihalesinde montaj dahil değildi, bu nedenle ayrıca montaj ihalesi yapılmıştır, demiş, duruşmada da benzer anlatımda bulunmuştur.
Sanık Selim Yıldırım C.Savcılığında ve duruşmada; yapılan işlemlerin mevzuata uygun olarak yapıldığını, Devlet Malzeme Ofisinde bulunmayan evsaftaki malzemenin piyasadan temin edildiğini, daha önceden de bu şekilde alım yapıldığından bu sistemin sürdürüldüğünü savunmuştur.
Sanık M. Şerafettin Tanır'da aşamalarda benzer şekilde savunma yaparak suçlamaları red etmiştir.
İlk bozmadan önce mahkemece bilirkişiler Özden Erdemir, Halim Çorbalı ve Yard. Doç. Faruk Güçlü'ye yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen; 14.12.2000 tarihli raporda; 1.7.1999 ve 31.12.1999 döneminde sanıkların hile yaparak kurumu zarara uğrattıkları iddiasının incelenmesinde, müfettiş raporunda Maliye Bakanlığının bazı firmalardan alışveriş yapılmasında dikkat edilmesi ibareli 18.1.2000 gün ve 769 sayılı yazıya dayanılmaktadır, ortada bir ihale yasağı bulunmamaktadır, ihale yasağı olmadığı ve yapılan işlemlerde de usule aykırı bir durumun olmadığı,
20.8.1999 tarihinde İhale Kanununa aykırı olarak önce pazarlık yapılıp, sonra teklif alınmak suretiyle görevin kötüye kullanılması isnadı, 20.8.1999 tarihinde yapılan bir ihale bulunmadığı, ancak fotokopi toneri alımı ile ilgili işlemlere 24.8.1999 tarihinde başlandığı, 7 firmaya faks çekilerek teklif istendiği ve tekliflerin 27.8.1999 tarihine kadar verilmesinin talep edildiği, 27.8.1999 tarihinde yapılan işlemde memur hatası ile tarihin sehven 20.8.1999 yazıldığı, müfettişlerin de 20.8.1999 tarihinde ihale yapılmış gibi rapor düzenledikleri,
İhalenin bölünmezliğini ihlal ederek, görevi kötüye kullanma iddiası, sözkonusu işlemlerde yasalara aykırı bir durum bulunmadığı, yapılan işlemlerde işlerin aksamadan yürütülmesinin amaçlandığı, kurumun zararı olmadığı,
İdareye ait araçların protokol gereği 1999 yılında pasta ve cilalarının ücretsiz yapılması gerektiği halde yapılmamasının iddiasının incelenmesinde; bu suçlama Fevzi Çanta'ya yönelmektedir, Fevzi Çanta döner sermaye müdürüdür, pasta ve cilalama işleri teknik iş olup teknik servisi ilgilendirir, sanıkla isnat edilen suç arasında illiyet bağı bulunmamaktadır.
Sanıklara isnat edilen diğer fiilerde de suç oluşturacak herhangi bir eyleme rastlanılmamıştır.
Görüşü bildirilmiş,
Bozma üzerine mahkemece Emekli Sayıştay Uzman Denetçileri, Osman Z. Mahmutyazıcıoğlu, Kenan Tepe ve Ahmet Özgürel'den oluşan bilirkişi kuruluna yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 29.11.2001 tarihli raporda ise;
1-Şinasi Bayraktar ile ilgili suçlamalar, idareye karşı hile yaptığı belirlenen firmalardan alım yapmak suretiyle görevi kötüye kullanmak, pazarlıkla ihaleye ilişkin teklif mektupları alınmadan ihaleye ilişkin karar almak ve ihalenin bölünmezliği ilkesine aykırı hareket ederek idareyi zarara uğratmak,
Sanığın sorumluluk nedenine bakıldığında, komisyon kararlarının üst makama Devlet İhale Kanunun 31. maddesi gereği onaya sunulurken atılan paraf ya da ita amiri sıfatıyla atılan imzalardır.
Bürokraside paraf, yazı metninin gözden geçirildiği ve dikkat çeken bir hususun olmadığı anlamındadır. İşlemin hukuki geçerliliğini sağlayan yada tamamlayan bir husus olmadığı gibi, yapanların her türlü sorumluluklarının paylaşılması anlamında da değildir.
Zira komisyona katılmayan bir kimsenin pazarlığın tüm aşamalarını bilmesi ve bu aşamalardan sorumlu olması mantıken de mümkün değildir.
Hiyerarşik makamların paraf veya onay şeklindeki imzaları bu kararlara üçüncü kişiler açısından geçerlilik ve uygulama kabiliyeti kazandırmak yönündendir. Bu kişilerin komisyon üyelerinin fiiline iştiraki kanıtlanmadıkça sorumlu tutulmamaları gerekir.
Sanığın yukarıda belirtilen iddialara konu ihalelerde, komisyon üyesi olarak imzası bulunmadığından, cezai açıdan hatta mali sistemimiz açısından sorumlu tutulmaması gerektiği,
Sanıklar Elife Gülriz Saygı, Fevzi Çanta ve Selim Yıldırım'ın cezai sorumluluklarının incelenmesinde;
1-Dinamik Kırtasiyeden yapılan alımlar,
Bu konuda uyarının kaynağı, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü kontrolörlerinin yaptıkları denetim sonucu, Muhasebat Genel Müdürlüğünün yaptığı uyarılardır.
Sözkonusu 18.1.2000 tarih ve 2000 sayılı yazıda; "Dinamik Kırtasiye ile Renak Kırtasiye firmalarının sahiplerinin aynı kişiler olduğunun anlaşıldığı dikkate alınarak, bundan böyle alımlarda adı geçen firmalardan veya benzeri durumda olabilecek firmalarda alım yapılırken daha dikkatli davranılması" denilmek suretiyle uyarı yapılmıştır.
Ön inceleme raporunda anılan firmalardan yapılan alımlar belgelere dayalı olarak ortaya konmuştur.
Mevcut belgelerde, yapılan alımlarda görevin kötüye kullanıldığını gösteren bir delil bulunmamaktadır.
Bu suçun oluşumu için çıkar sağlamak veya zarar vermek amaçlanmalıdır. Gerek müfettiş incelemesi, gerek ön inceleme aşamasında alınan piyasa raiçlerine nazaran pahalı olup olmadığı, pahalı ise zararın miktarı konusunda herhangi bir irdeleme yapılamamıştır.
Sanıkların çıkar saikiyle hareket ettiklerine dair, bir delil ve karine bulunmamakta, eylemlerinin kanıtlanmamış olduğu kanaatini taşıyoruz.
2- Pazarlık yöntemiyle yapılan ihalelerde, teklif mektupları henüz alınmadan komisyon kararının verildiği iddiası, bu iddiayı kanıtlayan hiçbir tanık beyanı yada ihaleye katılan firmalardan birinin yakınması bulunmamakta, işlemin bir hatanın düzeltilmesinden ibaret olduğu yolundaki savunmanın aksi kanıtlanamamıştır.
3- İhalenin bölünmezliği ilkesinin ihlal edildiği iddiası,
Devlet İhale Yasasının 2. maddesinin 3.fıkrasında, bu konuda yazılı hallerden yararlanmak amacıyla ihale konusunu oluşturan işler kısımlara bölünemez denilmiştir. Ancak bu maddeye aykırı hareket edildiği iddiasının kanıtlanması için, önceki ihale sırasında alımın yapılacağı harcama kaleminden ne miktarda ödenek bulunduğunun, ihtiyacın acil olarak ortaya çıkıp çıkmadığının araştırılması gerekmektedir. İhtiyacın aciliyeti konusu değerlendirilmeden ve 1. ihaledeki ödenek durumu incelenmeden yapılan değerlendirmeye katılmıyoruz. Kaldı ki bu olayda da ihale usulünün değiştirilmesinden idarenin zarar görüp görmediği hususu irdelenmemiştir. Açıkladığımız nedenlerle sanıkların suçlanmalarına yeterli delil bulunmadığı,
Sanık Şerafettin Tanır'a isnat edilen eylemler;
1- Pazarlıkla yapılan ihalelerde yeterli rekabet ortamının yaratılmadığı, teklif mektubu tarihi ile pazarlık kararı arasındaki çelişki konusu,
Döner sermayeli kuruluşlar ihale yönetmeliğinin 43. maddesi: "ihaleler komisyon tarafından işin nitelik ve gereğine göre, bir veya birden fazla istekliden yazılı veya sözlü teklif alınmak ve bedel üzerinde anlaşmak suretiyle yapılır" hükmünü koymuştur. Anılan hüküm karşısında tek firmadan teklif alınmak suretiyle ihale yapılmasında Yasaya aykırılık bulunmamaktadır, tarih çelişkisi diğer sanıklar nedeniyle irdelenmiş ve ihalenin usulsüz yapıldığına ilişkin yeterli delil bulunmadığı belirtilmiş olup, bu konunun tekrar irdelenmesine gerek bulunmamaktadır.
2- Teklif mektupları tarihleri ile komisyon karar tarihleri arasındaki çelişki ve Dinamik firması ile Renak firması konusu da diğer sanıklar nedeniyle irdelenmiştir.
Muhasebat Genel Müdürlüğünden gelen uyarılara karşın, bir süre daha Dinamik firmasından alım yapıldığı anlaşılmaktadır, yapılan alımlarda kurumun zarar gördüğü, diğer yandan sanıkların çıkar sağladığı konusu delillendirilmemiştir.
Sanık Şinasi Bayraktar'a atılan suçların kaynağı, komisyon kararlarının üst makama sunulması sırasında atılan paraflar ile ihale onay imzaları olduğu,
Gürtek firmasının katıldığı ihalelere, bu firmanın teklifinin en düşük teklif olduğu iddiasının yerinde olmadığı, görüşü bildirilmiştir.
Dosyadaki diğer belgelerin incelenmesinde;
1- 27.3.1999 tarihli pazarlık kararı ile; yedek parçada %18, işçilikten %24, yağ ve antifirizden %17 indirim oranları uygulamayı teklif eden Başer Otomotiv Petrol ürünleri Ticaret ve sanayi limited şirketine ihalenin verilmesine karar verildiği, kararı komisyon başkanı olarak Fevzi Çanta, üye olarak Şerafettin Tanır ve Evren Talu'nun imzaladığı, Genel Müdür Talat Erdoğan tarafından kararın uygun görülerek, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Döner Sermayesi İşletme Müdürlüğü ile Başer Otomotiv arasında 26.7.1999 tarihinde 14 maddelik protokolün İşletme Müdürü Fevzi Çanta tarafından imzalandığı, ilgili firma tarafından yapılan işlerde indirim oranlarının sözleşmeye uygun olarak faturalarda gösterilip, gerekli indirimin yapıldığı,
2- 1999 yılında taşıtların pasta ve cilalarının yapılmadığının şoförler Erdoğan Karaduman, ve Bayram Temizsoy ile garaj amiri Mustafa Çağlak'ın beyanları ile saptandığı,
3- Fotokopi tonerinin Dinamik Kırtasiyeden alınmasına ilişkin 3.450.000.000 lira bedelli 4 nolu pazarlık kararında tarihin başlangıçta 20.8.1999 olarak yazıldığı, daha sonra bu tarihin 27.8.1999 olarak düzeltildiği, satın alma memuru Mustafa Kılıç tarafından yoğun iş temposu nedeniyle tarihin sehven 20.8.1999 olarak yazıldığının, asıl nüshalarda tarihin 27.8.1999 olarak düzeltildiğinin belirtildiği, firmalara teklif mektuplarının 24.8.1999 tarihinde fakslandığı, 30 adet oki printer kartuşunun Gizem Elektronikten alınmasına ilişkin pazarlık kararında da tarihin başlangıçta 20.8.1999 olarak belirtilmesine rağmen daha sonra 27.8.1999 olarak düzeltildiği, firmanın 1.9.1999 tarihinde yanlış fiyatlandırma yaptığından bahisle istemi yerine getiremeyeceğini bildirmesi üzerine bu ihalenin iptal edildiği,
4-14.12.1995 tarihli pazarlık komisyon kararına konu olan alımda; Gürtek firmasınca 1.995.000 ve 2.540.000 liralık teklif, Dinamik firması tarafından ise başlangıçta 2.295.000 ve 2.745.000 liralık tekliflerin verildiği, daha sonra Dinamik firması tarafından teklifin 2.000.000 ve 2.500.000 şeklinde düzeltildiği, İşletme Müdürü Fevzi Çanta'nın başkanlığında toplanan ve Şerafettin Tanır ile Evren Talu'dan oluşan komisyon tarafından alımın Dinamik Kırtasiyeden yapılmasına karar verildiği, kararın genel müdür Talat Erdoğan tarafından uygun görüldüğü, bu ihale pazarlık kararında Gürtek firmasına yer verilmemiş ise de, teklif mektubunun değerlendirmeye alındığı ve en ucuz teklifi veren firmanın Gürtek firması olmayıp, ihale verilen Dinamik firması olduğu,
5-17.8.1999 ve 18.8.1999 tarihli faturalarla rot balans ayarı için Başer otomotive ödenen ücretin, 23.3.2000 tarihinde sehven ödendiği şirkete bildirilerek 29.3.2000 tarihinde tahsilinin sağlandığı,
Tekofaks ve Despec Bilgisayar şirketleri tarafından ilgililere hitaben yazılan yazılarda; Oki, star, apple, panasonic marka fotokopi, faks ve printer cihazlarında kullanılan sarf malzemelerinin ( şerit, toner, kartuş ) son kullanma tarihlerinin ambalajlarının üzerinde yer aldığı, kullanım süresi geçen ürünlerin özelliklerini kaybettiği, bu ürünlerin geri alınmadığı ve bu ürünlerin kullanılmasından doğan arızaların garanti kapsamı dışında tutulduğunun bildirildiği,
Saptanmıştır.
Direnme kararının temyizine ilişkin dilekçe ekinde fotokopisi sunulan konu ile ilgili hususları yeniden inceleyen Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişleri tarafından düzenlenen 21.6.2001 günlü ön inceleme raporunun sonuç bölümünde ise; "Haklarında işbu 'Ön İncelemenin' yapıldığı bazı görevlilerle müfettişliğimize verilen ifadelerde, bu durumun kurum içi çekişmelerden kaynaklandığı, raporların makam mücadelesi amacıyla ve objektiflikten uzak hazırlandığı, zira raporları düzenleyen Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Müfettişlerinin görevden alınan kişilerin yerlerine atandığı iddia edilmiştir.
Bu itibarla; sözkonusu inceleme ve soruşturma talimatlarını veren Tapu ve Kadastro Genel Müdürü ile, raporları düzenleyen müfettişlerin eylemlerinin Cumhuriyet Savcılığınca değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir." görüşü bildirilmiştir.
Sanık Şinasi Bayraktar tarafından Ceza Genel Kuruluna 22.4.2003 tarihinde sunulan yazı ve eklerinin incelenmesinde ise;
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Başmüfettişliği tarafından Genel Müdürlük Makamına gönderilen 19.2.2003 tarihli yazıda; 2001 yılında Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünde denetim yapan Tapu ve Kadastro müfettişlerinin ihbarı üzerine Başbakanlık müfettişlerince yapılan ön incelemede, Genel Müdürlükte yapılan soruşturmaların kurumun iç çekişmelerinden kaynaklandığı belirtilerek söz konusu inceleme ve soruşturma talimatlarını veren Tapu ve Kadastro Genel Müdürü ile raporları düzenleyen müfettişlerin eylemlerinin C.Savcılığınca değerlendirilmesinin uygun olacağı belirtilmesine rağmen, herhangi bir işlem yapılmadığı ve olayın kapandığı,
Yine 2000 yılında Döner Sermaye işletmesi müdürlüğünde denetim yapan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerince yapılan ön inceleme sonucu düzenlenen ön inceleme raporunda; ilgililerin suçluluğunu kanıtlayacak delil ve belgeler bulunmadığı halde ilgilileri suçlayıcı görüş bildiren, Naci Durhan, Altuğ İmamoğlu ve İlhami Özçubuk'un bu kanaatlerinin dayanağının anlaşılamadığı, bu itibarla kişilerin yıpranmasına ve bu kişiler nezdinde denetime olan güvenin sarsılmasına yol açabilecek bu tür soruşturma ve inceleme anlayışının bir daha tekrarlanmaması için adı geçen kişilerin yazılı olarak uyarılmasının yerinde olacağı görüşü bildirilmesine rağmen, en üst idari makam olan Başbakanlığın yazılı emirlerinin yerine getirilmediği,
Gerekçeleriyle, Genel Müdür Necdet Poyraz ve Teftiş Kurulu eski başkanı A.Hayati Kılıçkaya hakkında 4483 sayılı Yasa uyarınca ön inceleme yaptırılmasının uygun olacağı görüşünün bildirildiği,
18.2.2000 tarihli cevaplı teftiş raporunu düzenleyen başmüfettiş Naci Durhan'ın atandığı Tasarruf işlemleri Dairesi Başkanlığından Ankara 2. İdare Mahkemesi kararı uyarınca alınarak, 27.8.2001 tarihinde tekrar başmüfettişliğe atandığı,
24.3.2000 tarihli ön inceleme raporunu düzenleyen başmüfettiş M. Altuğ İmamoğlu'nun atandığı, Tapu Dairesi Başkanlığı görevinden 14.1.2003 tarihinde alınarak, tekrar teftiş kurulundaki görevine atandığı,
Talat Erdoğan, Selim Yıldırım ve Elife Gülriz Saygı haklarında; önceden pazarlık kararı alıp bilahare uygun teklifler almak ve DMO stoklarında bulunan ve daha ucuza alınması mümkün olan malzemeleri Dinamik Kırtasiyeden almak suretiyle idareyi zarara uğratmak fiilerinden, soruşturma izni verilmemesine karar verildiği, karara yapılan itirazın da Danıştay 2. Dairesince "15 kalem kırtasiyeden 5 kaleminin DMO stoklarında bulunmadığı, 10 kalemin ise DMO fiyatından % 30 daha ucuz olduğu ve satın alma tarihinin sehven önceki bir tarih olarak yazıldığı" gerekçesiyle red edildiği, bunun üzerine evrakın takipsizlik kararı ile işlemden kaldırıldığı,
Muhasebat Genel Müdürlüğünce Başbakanlık Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne gönderilen 18.1.2000 tarihli yazıda; "Cevaplı teftiş raporunun 51. maddesinde, tenkit konusu edilen kırtasiye alımlarında başlatıldığı bildirilen açıklık ve rekabet ilkelerine uymaya devam edilmekle birlikte, maddede sözü edilen Dinamik ile Renak kırtasiye firmalarının sahiplerinin aynı kişiler olduğu anlaşıldığı dikkate alınarak, bundan böyle adı geçen firmalardan veya benzeri durumda olabilecek firmalardan alım yapılırken daha dikkatli olunması gerekmektedir.
Bilgilerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
TCY.nın 240. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatına haiz olan kimsenin kasten yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması veya yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır.
Bu bilgi ve belgeler ışığında sanıklar, Şinasi Bayraktar, Elife Gülriz Saygı, M.Şerafettin Tanır, Selim Yıldırım ve Fevzi Çanta'nın 23.4.1999 tarihinde sonraki eylemleri değerlendirildiğinde, sanıkların ihale yasasına aykırı bir davranışlarının saptanamadığı, ihale sürecinin yasal düzenlemelere uygun olarak gerçekleştirildiği, düzenlenen ön inceleme raporlarının objektiflikten uzak ve dosyadaki kanıtlarla doğrulanmadığı, Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünce Dinamik ve Renak Ltd. şirketlerinin aynı kişilere ait olduğu yönündeki yazılarının uyarı niteliğinde bulunduğu, bu şirketlerle ilgili bir yasaklama kararının bulunmadığı, pazarlık kararındaki tarihlerin yazım yanılgısından kaynaklandığının, tanık anlatımları ve diğer ihale evrakları ile doğrulandığı, ihalenin bölünmezliği ilkesini aykırı davranıldığı iddiasının da varsayımlara dayandığı, istemlerin farklı tarihlerde yapılması ve ihale konusu malların miatlı mallar olması nedeniyle, bu şekilde alım yapılmasının kurum yararına ve yasal yönteme uygun bulunduğu, sanıklara atılı suçların ögeleri itibariyle oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Sanık Fevzi Çanta'ya isnat edilen, protokole rağmen idareye ait araçların ücretsiz olarak pasta-cilasının yapılmaması eylemi yönünden yapılan incelemede, TCY.nın 230. maddesinde düzenlenen, görevi ihmal suçu ise, ceza uygulamasından memur sayılan kimsenin görevini yapmaması ya da gecikerek yapması ile oluşur, görevi kötüye kullanma suçunda etkin ( aktif ), görevi ihmal suçunda ise etkin olmayan ( pasif ) bir davranış söz konusudur.14.12.2000 tarihli bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, pasta ve cilalama işleri teknik bir iş olup, bu iş döner sermaye müdürü olan sanığı değil, teknik servisi ilgilendirmektedir, işlemin yapılmamasında sanığa atfı kabil bir kusur bulunmamakta olup, toplanan kanıtlar da hüküm vermeye yeterlidir. Bu nedenle soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 1 ve 2 nolu uyuşmazlıklar yönünden Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetli olup, hükmün onanmasına karar verilmelidir.
3. uyuşmazlık konusunu oluşturan, Sanıklar Fevzi Çanta ve Rumi Evren Talu'nun 23.4.1999 tarihinden önceki eylemleri yönünden yapılan incelemede; 4616 sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükümlerinin yerine yeni hükümler getiren, 4758 sayılı Yasanın 1 inci maddesi ile 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesine eklenen 4 üncü bendinde; "23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, her bir suçun dava zamanaşımı süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.
Erteleme konusu suçun dava zamanaşımı süresi içinde bu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Bu süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz; açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir.
Bu bentle ilgili olarak bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturmaya veya davaya devam edilmesini istediklerini bildirenler hakkında soruşturma veya davaya devam olunur. Mahkûmiyet halinde verilen ceza, dava zamanaşımı süresince ertelenir. Bu süre için erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde ertelenen ceza da infaz edilir. Aynı süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, mahkûmiyet vaki olmamış sayılır" hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 4616 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin 4 üncü bendinin de, iptaline ilişkin 18.7.2001 gün ve 4-332 sayılı kararında iptal gerekçesi olarak "Anayasanın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ise "suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" hükmü getirilmiştir. İtiraz konusu kuralla getirilen mahkumiyetine yeterli kanıtlar bulunanlar bakımından hükümlülüğün engellenmesi kuralı lehte ise de hazırlık soruşturması yapılarak kamu davası açmaya yeterli delil bulunmaması halinde takipsizlik kararıyla sonuçlandırılabilecekler veya yargılama sonucunda beraat edebilecekler yönünden aleyhte sonuç doğuracağı açıktır. Hakkında kimi nedenlerle yanlışlıkla kamu davası açılmış kişilerin ( başkasının kimlik bilgileri verilerek suçla ilgisi olmayan kişiler hakkında kamu davası açılması gibi ) hukuk devleti olmanın gereği olarak gerçeği savunup aklanabilecekleri söz konusu olabilecekken dava ertelenmesiyle bu hakları ellerinden alınmış olmaktadır. Bu durumu, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 36. ve 38. maddelerinde belirtilen ilkelerle bağdaştırmak olanaksızdır." denilmesi karşısında iptal edilen hükümlerin yerine yeni hükümler getiren 4758 sayılı Yasayla, 4 üncü bentle ilgili olarak Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturma veya davaya devam edilmesi hususunda üç aylık bir süre getirildiği görülmektedir. Böyle bir başvuru halinde soruşturma veya davaya devam olunacak, ancak mahkûmiyet halinde verilen ceza dava zamanaşımı süresince ertelenecektir. Anayasa Mahkemesinin, Yasama organınca da benimsenip uygun yasal düzenleme yapılan iptal gerekçesi ve yeni Yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde beraat kararlarına yönelik temyiz davaları açılması halinde, dosyanın esasına girilerek inceleme yapılması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, sanıklar Fevzi Çanta ve Rumi Evren Talu'nun 23.4.1999 tarihinden önceki eylemlerine ilişkin beraat kararı yönünden dosyanın esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Sanıklar Şinasi Bayraktar, Elife Gülriz Saygı, Fevzi Çanta, Selim Yıldırım ve M. Şerafettin Tanır haklarındaki Yerel Mahkeme direnme kararının ONANMASINA,
2- Sanıklar Fevzi Çanta ve Rumi Evren Talu haklarında 23.4.1999 tarihinden önceki eylemler yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere, dosyanın Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 29.04.2003 tarihinde tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy