(2004 S. K. m. 8, 43, 58, 59, 78, 88, 106) (765 S. K. m. 276)
Dava: Yedieminlik görevini kötüye kullanmak suçundan sanık Mehmet'in beraatine ilişkin Tefenni Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 24.5.2000 gün ve 20-21 sayılı hüküm O Yer ve Üst C.Savcıları tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 12.12.2001 gün ve 14426-16524 sayı ile;
Kendisine yediemin olarak teslim edilen mahcuzu, bizzat kendisine yapılan tebligata karşın, satış günü ve saatinde hazır etmeyen sanığın suçu oluştuğu halde, yazılı gerekçelerle beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 19.3.2002 gün ve 10-12 sayı ile;
İİK. nun 88. maddesine göre, alacaklı muvafakat ederse hacz edilen menkul mallar borçluya teslim edilebilir. Demek ki borçlunun hukuken yedieminliğinden söz edilebilmesi için alacaklının yedieminlik görevinin bu zata verilmesine muvafakat etmesi gerekli ve zorunludur. Oysa ki, incelenen takip dosyasında İİK. nun 8. maddesine göre düzenlenen zabıtlardan böyle bir bilginin mevcudiyetine tesadüf edilmemiştir. Yani, ortada yedieminlik görevinin usul ve yasaya uygun tevdi edildiğine dair gerçekleşmiş bir işlem yoktur. Bu bakımdan yedieminlik görevi hukuki dayanaktan yoksundur. Hukuken teşekkül etmemiş bir sıfattan dolayı, görevin suistimalinden söz edilemez.
Kaldı ki, ortada usule uygun bir şekilde başlatılmış bir takip de bulunmamaktadır. Oysa ki yasaya göre takipte bulunan alacaklının hangi takip yolunu seçtiğini açıkça bildirip bunun da takip talebine yazılması gerekmektedir. Bunun esasa etkili olmadığı bir an kabul edilse dahi satış talebi ile satış tarihi arasındaki kanuni sürelere de uyulmayarak Kanun emrinden uzaklaşılmıştır.
Bununla birlikte, evvelce bahsedildiği gibi mahcuzların hazır edilmesine ilişkin muhtıra da teslimin nasıl, nerde ve kime teslim edileceği hususu da soyut ve genel ifadelerle geçiştirildiği gibi, mahcuzların nakli için lazım gelen giderler teklif edilmemiş, borçluya da tevdi edilmemiştir. Oysa ki, 59. maddeye göre, alacaklı yapılmasını icra dairesinden talep ettiği işlemlerin giderlerini icra veznesine ödemeye mecburdur. Aksi takdirde taleplerin yerine getirilemeyeceği açıktır. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu da TCK. nun 276. maddesindeki suçun oluşabilmesi için nakil masraflarının hazır etme muhtırası ile birlikte ya da daha öncesinde yedieminliğe verilmesini gerekli görmüş, aksi halde suçun oluşmayacağını belirtmiştir. Oysa, böyle bir nakil avansının yatırılmadığı icra zabıtlarından anlaşılmaktadır.
Dolayısı ile yasa koyucunun 276. maddede suçun unsuru olarak aradığı resmen teslim müessesesi icra iflas hükümlerine istinaden olayda sanık aleyhine oluşmamıştır. Bize göre, resmen teslimden kasıt İİK. nun hükümlerine uygun bir şekilde oluşturulmuş bir yedieminlik sıfatı, teslimin gerçekleşmesini sağlayacak koşulların temini ve bunlardan da önce usulüne uygun olarak başlatılmış ve yürütülmekte olan bir takibe ihtiyaç vardır. Hukuki dayanaktan yoksun bir takip ve yine Kanuna aykırı oluşturulmuş yedieminlik sıfatı karşısında borçlunun yedieminlik görevini teslim için koşullar sağlanmadan teslimden imtinadan bahsetmek mümkün değildir. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de Üst C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma isteyen 20.2.2003 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Sanığın yedieminlik görevini kötüye kullanmak suçundan beraatine karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık atılı suçun sabit olup olmadığına ilişkindir.
İnceleme konusu olayda;
Sanığın bir borcu nedeniyle alacaklı vekilince 23.10.1998 tarihli takip talebi ile borçlu-sanık hakkında takibe geçildiği, 49 numaralı ödeme emrinin kendisine tebliğ edildiği ve itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği, 17.3.1999 tarihinde borçlu-sanığın konutunda haciz işlemi uygulanıp kıymet takdiri yapılarak bir adet ineğinin yavrusu ile birlikte fiilen haciz altına alındığı, sanığın borcu ödeme taahhüdünde bulunduğu ve haczedilen hayvanlarının yediemin sıfatıyla kendisine teslim edildiği, yedieminliğin hukuki ve cezai sonuçlarının anlatıldığı, sanığın da açıklanan hususları anladığını, yedieminliği kabul ettiğini, istendiğinde teslim edeceğini belirterek haciz tutanağını imzaladığı, bilahare borcun ödenmemesi nedeniyle 27.1.2000 tarihinde alacaklı vekilinin satış talebinde bulunması üzerine satış kararı alınarak örnek 63 numaralı menkulün açık artırma ilanı ile muhtıranın 21.2.2000 tarihinde tebliğ edilmesine karşın sanığın haczedilmiş hayvanları 28.2.2000 günü satış yerinde hazır etmediği anlaşılmaktadır.
TCY'nın 276. maddesinde; bir kimse muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan merhun veya mahcuz veya herhangi bir sebeple vaz'iyed edilmiş olan malları kendisinin veya başkasının menfaati için saklar, sahibine veya başkalarına verir veya tebdil veya lazım gelenlere teslimden imtina ederse ......cezalandırılır....... hükmüne yer verilmiştir.
Bu suçun oluşabilmesi için, rehin altına almak, haczetmek veya vaziyet etmek suretiyle kamu idaresi ile fail arasında kurulmuş olan bağ suçun işlenmesi anında varlığını korumalıdır. Başka bir deyişle, suç anında rehin veya haczin muteber olması gerekir.
Sanığın beraatine ilişkin direnme hükmünün gerekçesinde, birçok bakımdan geçerli bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle atılı suçun oluşmadığı belirtilmektedir. Bu hususları tek tek incelediğimizde;
Alacaklının hangi takip yolunu seçtiğini açıkça takip talebine yazmaması nedeniyle usulüne uygun bir takibin bulunmadığı, yine alacaklının muvaffakatı alınmadığından sanığın yedi-eminlik görevinin yasal dayanaktan yoksun bulunduğu ileri sürülmüştür.
İ.İ.Y.nın 58/5. maddesine göre, alacaklının takip yollarından hangisini seçtiğini takip talebine yazması gerekir. Alacaklı, iflasa tâbi borçlusuna karşı haciz veya iflas takibi yapabileceğinden (İİY.md.43), haciz veya iflas yollarından hangisini seçtiğini takip talebinde göstermelidir. İnceleme konusu olayda, matbu takip talebinde takip yolu olarak haciz/iflas şeklinde gösterilen iki seçenekten birinin iptal edilmesi suretiyle seçilen takip yolu belli edilmemiş ise de, borçlunun İİY'nın 43/1. maddesinde belirtilen ve haklarında iflas yoluyla takibe geçilebilecek kişilerden olmaması, borçlu sanığa iflas yolu ile adi takip taleplerinde gönderilmesi gereken Örnek 153. numaralı ödeme emri gönderilmeyip, ilamsız takiplere ilişkin Örnek 49 numaralı ödeme emrinin tebliğ edilmesi ve takibe de itiraz edilmemesi karşısında, bu hususun haciz yoluyla icra takibinin sıhhatini etkilemeyeceği açıktır.
Öte yandan, alacaklı vekili haciz işlemi sırasında hazır bulunmadığı için İİY'nın 88. maddesi uyarınca mahcuzun yediemin olarak borçluya bırakılmasına muvafakat edip etmediği sorulamamışsa da, satış gününe değin birçok kez takip dosyasını inceleyerek işlem yaptıran alacaklı vekilinin bu işleme bir itirazda bulunmaması ve esasen muvafakatlarının aranmasının alacaklıların kendi haklarını korumalarını sağlamaya yönelik olması karşısında, alacaklı vekilinin işleme rıza gösterdiği, bu yönüyle işlemde yedieminlik yükümlülüğünü ortadan kaldıracak bir sakatlık bulunmadığı da anlaşılmaktadır.
Yine direnme kararının gerekçesinde, satış talebi ile satış tarihi arasındaki kanuni sürelere uyulmadığı belirtilmişse de, ileri sürülen hususa ilişkin olarak İİY'da herhangi bir süre öngörülmediği gibi, incelenen olayda satış ve haciz talebinde bulunmak için Yasanın 78/2. ve 106. maddelerinde öngörülen sürelere uyulduğu saptanmıştır.
Yerel Mahkemenin direnme gerekçesi olarak gösterdiği hususlardan bir diğeri de, sanığa İcra Müdürlüğünce gönderilen muhtırada teslimin nasıl, nerede ve kime yapılacağı hususlarının genel ve soyut ifadelerle geçiştirildiğidir. Sanığa satıştan önce Örnek 63 numaralı menkulün açık arttırma ilanı ile birlikte muhtıra da tebliğ edilmiş olup, ilanda; 400.000.000 lira tahmini değerli Hoştayn cinsi bir inek ile yavrusunun 28.2.2000 tarihinde saat 09.40'da Tefenni Adliyesi önünde satılacağı, alıcı çıkmadığı takdirde ikinci arttırmanın ertesi günü aynı yer ve saatte yapılacağı belirtilmiş, muhtırada ise; mahcuzun satış ilanında belirtilen gün ve saatte satış yeri olan Adliye binası önünde hazır bulundurulması, menkullerin nakliye ücreti için avans olarak yatırılan nakliye ücreti ... TL'yi alması için icra dairesine uğraması, aksi takdirde yedieminlik görevini suistimal suçundan C.Savcılığına suç duyurusunda bulunulacağı ihtar edilmiştir. Görüleceği üzere, direnme gerekçesinde ileri sürülenin aksine, sanığa tebliğ olunan satış ilanı ile muhtıradaki bilgilere ve satılacak mahcuzun niteliğine göre hazır bulundurulacak yer ve zaman açıkça bildirilmiş olup, teslimin icra müdürlüğü görevlilerine yapılacağı da bellidir.
Öte yandan direnme hükmünde, mahcuzların nakli için gerekli giderlerin borçlu yediemin olan sanığa ödenmemesi nedeniyle suçun oluşmayacağı belirtilmiştir. İİY'nın 59. maddesinde; Takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelelerin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun 62. maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen öder hükmü yer almaktadır. Buna göre, mahcuzun getirilmesi masrafı gerektiriyorsa, yediemine taşıma ücretinin ödenmesi gereklidir. Somut olayda sanığa tebliğ edilen muhtırada taşıma ücreti için icra müdürlüğüne başvurması gerektiği bildirildiği halde, sanığın satış günü icra müdürünü telefonla arayarak Burdur'da olduğunu, borcunu daha sonra ödeyeceğini belirttiği, ancak mahcuzun taşıma gideri konusunda başvuruda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, sanığın Tefenni ilçesinde satışın yapılacağı adliye binasına yakın yerde oturduğu dikkate alındığında, haczedilip kendisine yediemin olarak teslim edilen ineğini araca ihtiyaç olmadan, dolayısıyla herhangi bir masraf yapmaksızın satış yerine getirmesi de olanaklıdır.
Bu itibarla, borcundan dolayı geçerli bir takip sonucu haczedilerek kendisine teslim edilen mahcuzu bizzat kendisine yapılan tebligata karşın satış günü ve saatinde hazır etmeyen sanığın eylemi nedeniyle yedieminlik görevini kötüye kullanmak suçu oluştuğundan, sanığın beraatine ilişkin Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 01.04.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy