(765 S. K. m. 72, 188, 266, 273) (657 S. K. m. 4)
Dava: Görev nedeniyle tehdit suçundan sanık Mahmut İlhan'ın beraatine, diğer sanık Haluk Tolga İlhan'ın ise memura hakaret suçundan TCY'nın 266/1, 647 sayılı Yasanın 4., şartlı tehdit suçundan TCY'nın 188/1, 273/1, 647 sayılı Yasanın 4. ve TCY'nın 72. maddeleri uyarınca sonuç olarak 670.000.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 18.5.2000 gün ve 189-405 sayılı hüküm katılan vekili ile sanık Haluk Tolga İlhan vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 21.11.2001 gün ve 13963-15018 sayı ile;
"1- Sanık Haluk Tolga İlhan'ın görevli katılana söverek tehdit eyleminin, TCY'nın 266/1, 269. maddelerine uyduğunun gözetilmemesi,
2-Tanık Hüsniye Şendoğdu'nun tanlatımları yöntemince tartışılıp reddilmeden yetersiz gerekçe ile beraat hükmü kurulması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
( 1 ) nolu neden yönünden bozmaya uyan Yerel Mahkeme ( 2 ) nolu bozma nedenine karşı 21.5.2002 gün ve 113-370 sayı ile; diğer sanık Mahmut İlhan yönünden verilen önceki hükümde bu hususun yeterince tartışıldığından bahisle, "Mahkememizce verilen ilk kararda sanık Mahmut İlhan'ın oğlu olan sanık Haluk Tolga İlhan ile müdahil arasındaki tartışmayı öğrenerek telefon açıp müdahil ile görüşmek istediği, ancak bunu başaramayınca santral memuru olan tanık Hüsniye Şendoğdu'ya müdahile aktarılmak üzere tehditkâr söz sarf ettiği bu tanık tarafından ifade edilmiş ise de, bu tanığın sanık Mahmut İlhan'ı daha önceden tanımadığı ve doğal olarak da sesini duymadığı anlaşılmasına göre söz konusu tanığı arayarak tehditkâr ifadeler kullanan kişinin sanık Mahmut olduğu yönündeki bilgisi telefonda kendisi ile konuşan kişinin anlatımına bağlıdır. Sanık Mahmut böyle bir görüşmeyi yapmadığını savunduğuna göre suçun oluşumundan hemen sonra oğlu adına müdahilden özür dilemek suretiyle uzlaştırıcı ve barışçı tavrını da ortaya koyduğu belli olduğuna göre geriye bir tek ihtimal kalmaktadır. O da arayan kişinin kendisini Mahmut İlhan olarak tanıtarak müdahile yönelik tehditkâr sözler söylemesi olabilir. Bu kişi sanık Tolga olabileceği gibi onun yönlendirmesi ile bir başka kişi de olabilir. Ama kesin olan bir husus var ki telefonla müdahili tehdit eden kişinin sanık Mahmut İlhan olduğundan ne tanık Hüsniye'nin ne de mahkeme heyetinin emin olması mümkün değildir ve bu yolda ki kuşkuların giderilmesi olanaklı değildir. O halde sanık Mahmut İlhan'ın suç işlediğine ilişkin kesin kanıt yoktur. Bu nedenle kuşkudan sanığı yararlandırmak ve beraat ettirmek gerekir. O halde mahkememiz tarafından daha önce verilmiş kararda isabetsizlik yoktur." gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili ile sanık Haluk Tolga İlhan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının direnilen kısım yönünden "bozma" istekli olup, boz-maya uyulan kısım yönünden ise Özel Daireye hitaben düzenlenmiş olan 17.3.2003 günlü tebliğ-namesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık Mahmut İlhan'ın tehdit suçundan beraatine ilişkin hüküm Özel Dairece; Tanık Hüsniye Şendoğdu'nun anlatımları yöntemince tartışılıp, reddedilmeden yetersiz gerekçe ile beraat hükmü kurulduğundan bahisle bozulmuş, Yerel Mahkeme bu hususun kararda yeterince tartışıldığını belirterek önceki hükümde direnmiştir.
Görüldüğü üzere Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanık Mahmut İlhan'a yüklenen tehdit suçu ile ilgili kanıt niteliğinde olan tanık Hüsniye Şendoğdu'nun anlatımlarının kararda tartışılıp tartışılmadığı hususuna ilişkindir.
Yerel Mahkemece ilk hükümde; "....Sanık Mahmut İlhan'ın, oğlu Tolga ile katılan Halil Ersin Onay arasındaki tartışma ve uyuşmazlığı öğrenince fakülteye telefon edip katılan ile görüşmek istediği, görüştürülmeyince de yokluğunda tehdit ettiği iddiası ile dava açılmışsa da, bu sanık üzerine atılı suçlamaları reddetmektedir. Sanığın bu suçu işlediğine ilişkin gösterilebilecek tek kanıt ise telefon santral memuresinin kendisini Mahmut İlhan olarak tanıtan bir kişi ile görüşmesi ve kendisini katılan dekan ile görüştürmemesi üzerine bu kez ona aktarılmak üzere tehditkar sözler sarfettiğini ifade etmesinden ibarettir. Santral memuresinin bu sanığı önceden tanımadığı ve sesini de bilmediği dikkate alındığında, sanığın duruşma sırasındaki olumlu davranışları ve suç sonrasında oğlunu fakülte dekanına götürerek onun adına özür dilemesi nedeniyle, böyle bir telefon konuşması yapılmış olsa bile bunu sanık Mahmut'un yaptığı konusunda mevcut kuşkuların giderilemediği anlaşılmış ve beraatine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki ifade ile, isim belirtilmeksizin olsa da santral memuresi tanık Hüsniye Şendoğdu'nun anlatımının tartışılıp değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin bu hususa ilişkin direnme nedeni isabetli olup, sanık Mahmut İlhan hakkında kurulan hükmün esası ile diğer sanık Mahmut Tolga İlhan yönünden bozmaya uyularak verilen hükmün incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarda açıklandığı gibi, Yerel Mahkemenin ( 2 ) nolu direnme nedeninin İSABETLİ BULUNDUĞUNA, sanık Mahmut İlhan hakkında kurulan hükmün esası ile bozmaya uyulan kısım yönünden inceleme yapılması için dosyanın Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 06.05.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy