(2004 S. K. m. 358) (765 S. K. m. 61, 96, 503, 522)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanıklar A. A. ve A. A.'ın beraatlarına ilişkin Yerköy Asliye Ceza Mahkemesince 25.02.2000 gün ve 218-39 sayı ile verilen kararın katılan vekili ve o yer C. Savcıları tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 25.12.2001 gün ve 15098-15942 sayı ile;
1- Sanıklara ait gübre satış yerinin önünde, üzerinde DAP gübresi yazılı, ancak içinde renk ve granül bakımından farklı ve daha kalitesiz amonyum nitrat gübresi bulunan 200 adet çuvalın, C.Savcılığınca 9.11.1998 günü yapılan keşiften sonra içinde DAP gübresi olan çuvallar ile değiştirildiği İlçe Tarım Müdürlüğü ile Ziraat Fakültesinin raporları ve tanık A. A.'ın anlatımı ile anlaşılması karşısında, sanıkların TCK'nun 503/1, 61, 522. maddeleri gereğince cezalandırılmaları yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
2- Sanıkların ayrıca yedieminlik görevlerini kötüye kullandıkları sübuta erdiği halde beraatlerine karar verilmesi yerinde değil ise de; 4616 sayılı Yasanın 22.12.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş olması karşısında; sevk maddesinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırı, suç tarihinin 23.4.1999'dan önceye ait olması ve sanığa yükletilen suçun anılan Yasanın 1. maddesi 5. bendi kapsamı dışında bulunması gözetilerek 4. bendi uyarınca davanın ertelenmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 26.12.2002 gün ve 15-305 sayı ile; sanık A. A. yönünden yapılan bozmalara ve sanık A. A.'a yönelik olarak yedieminlik görevini suistimal suçu yönünden yapılan bozmaya uyulmasına, sanık A. hakkındaki dolandırıcılık suçuna ilişkin bozma yönünden ise;
Yargılama sırasında Yerköy Tarım İlçe Müdürlüğü, Vergi Dairesi, Ticaret ve Sanayi Odasına yazılan müzekkere cevaplarından sanıklar Arslan ve Asım Atalay'ın kendi adlarına müstakilen gübre bayii olarak faaliyette bulunduklarına dair müzekkere cevaplarının dosya içerisinde mevcut olduğu görülmüştür.
Sanık Arslan hakkında her ne kadar dolandırıcılık suçundan dolayı kamu davası açılmış ise de yapılan yargılama sırasında görülmüştür ki sanık A. ile sanık A.'ın işlerinin ve işyerlerinin farklı olduğu, sahteliği iddia olunan gübre çuvallarının sanık Asım'ın işyeri önünde ele geçtiği, sanık A.'ın da bunu kabul ettiği, bu gübre çuvallarının işyeri önünde niçin bulunduğunu mantıklı bir şekilde izah edemediği, tüm dosya kapsamındaki delillere göre sanık A.'ın üzerine atılı bulunan dolandırıcılık ve yedieminliği suistimal suçlarını işlemiş olduğu, sanık A.'ın ise tüm dosya safahatında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, sanık A. ile işyerlerinin ayrı olduğunu beyan etmiştir. gerekçesiyle önceki hükümde direnmiş, bu kez sanık A. A. öldüğünden hakkındaki kamu davalarının TCY.nın 96/1. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, sanık A. A.'ın ise dolandırıcılık suçundan beraatine, yedieminlik görevini kötüye kullanmak suçundan hakkında açılan kamu davasının 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmiştir.
Karar: Bu kararın da katılan vekili ile o yer C. Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının, sanık A. yönünden Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda bozma, sanık A. yönünden Özel Dairece yapılacak inceleme sonucunda onama istekli 19.03.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere, bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozmada belirtilen hususları tartışmak, yeni kanıtlara dayanmak, ilk kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, direnme kararı niteliğinde olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır. Bu karara karşı yasa yoluna başvurulduğunda temyiz incelemesi Özel Dairece yapılmalıdır.
İncelenen dosyada;
Sanıklardan A. hakkındaki, ölümü nedeniyle kamu davalarının kaldırılmasına ilişkin hüküm ile her ne kadar sanık A. hakkında yedieminlik görevini kötüye kullanmak suçundan dolayı dava açılmamışsa da Yerel Mahkemece bu suçtan dolayı verilen beraat kararının Özel Dairece, 4616 sayılı Yasa uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi gerektiğinden bahisle bozulması karşısında, bozma kararına uyma sonucunda verilen yeni bir hüküm niteliğindedir. Yerleşmiş yargısal kararlarda vurgulandığı üzere, uyma sonucu verilen yeni hükümler Özel Dairesince incelenmelidir.
Öte yandan Yerel Mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada, sanıkların suç tarihinde ve halen ne işle uğraştıkları hususu Vergi Dairesinden ve Ticaret Odası Başkanlığından, suç tarihinde birlikte mi yoksa, ayrı ayrı mı gübre bayiliği yaptıkları hususu ise İlçe Tarım Müdürlüğünden sorulmuştur. Ayrıca, tanıklar A. A., A. Y., D. A., Ş. Ö. ve Ş. İ. dinlenmişlerdir. Bu kanıtlar direnme kararına dayanak yapılmıştır.
Bozulan ilk kararda yer almayan bu kanıtlar ile yeni ve değişik bu gerekçe Özel Dairece incelenmemiştir. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi olanaksızdır.
Bu itibarla Yerel Mahkemenin son uygulaması, uyma ve eylemli uyma sonucunda verilen yeni hükümlere ilişkin olduğundan, temyiz incelemesinin Özel Dairece yapılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz incelemesi yapılması için dosyanın 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy