(1412 S. K. m. 72/1, 161/4, 307)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık İbrahim S.'in TCY.nın 492/1, 522/1, 55/3 ve 59/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay 13 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında aynı Yasanın 40. maddesinin uygulanmasına ilişkin Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 6.3.2000 gün ve 1308/180 sayılı hüküm, sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 13.9.2001 gün ve 12587/10568 sayı ile;
"Sanık İbrahim S.'in üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediğine dair, baskı altında alındığını savunduğu kolluk ikrarı dışında, mahkumiyetine yeterli kesin, inandırıcı ve kuşkudan arınmış delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 13.2.2002 gün ve 1309-88 sayı ile; "Sanık İbrahim S. son soruşturmada üzerine atılı suçu kabul etmemekle beraber Fatih pazarında diğer sanık Murat S. ile birlikte olduğu sırada Alpay Küçük isimli bir şahsın gelerek 10 adet erkek kol saati getirdiğini ve satıp satamayacağını sorduğunu kendisinin de saatleri Murat S.'e gösterdiğini, Murat S.'in de saatleri 50 milyon liraya satıp parayı kendisine verdiğini, bilahare 50 milyon lirayı Alpay K.'e teslim ettikten sonra yaptığı aracılık nedeniyle Alpay K.'ten 15 milyon lira aldığını söylemiş, poliste hiç söz etmediği Alpay Küçük senaryosunu ortaya atmış, Alpay K.'ün kimliğinden söz etmediği gibi tebligata yarar adresini söyleyip dinlenmesini dahi istememiş, keza son soruşturmada Alpay K.'ün saatleri çaldığı yeri kendine söylediğini ifade etmek suretiyle olayla irtibatını ve iştirakini açıkça ortaya koymuştur" gerekçesi ile ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 6.3.2003 gün ve 69172 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü:
Karar: Geceleyin bina dahilinde hırsızlık suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verilen somut olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık suçun sübutu noktasında toplanmaktadır.
Ancak dosyanın incelenmesinde; tümü ile mahkumiyet hükmüne esas alınan;
a - Polis memurları Tayfun İlhan ve Murat Fırat tarafından düzenlenen ve sanık ile arkadaşlarının sözlü ikrarlarını içerdiği ileri sürülen 21.9.1999 günlü,
b - Sanık ve arkadaşlarının bir başka hırsızlık olayı nedeniyle kaçarken yakalandıklarına ilişkin 16.9.1999 günlü yakalama ve zaptetme,
c - Sanığın otodan hırsızlık suçundan geliş kaydının bulunduğuna ilişkin, Hırsızlık Büro Amirliğince gönderilen 21.9.1999 tarihli yazı,
d - İçlerinde sanığın da bulunduğu 6 kişi hakkında darp ve cebir izine rastlanılmadığına ilişkin 22.9.1999 günlü adli rapor,
e - Sanık İbrahim S. ile arkadaşları Murat S. ve Necati S.'in, 21.9.1999 tarihli kolluktaki ikrarlarını içeren, tutanak ve belge fotokopilerinin onaysız oldukları,
f - Keşifte dinlenilen ve olayın icra şekline ilişkin bildirimde bulunan, bilirkişi Nazmi Y.'a yemin verilmediği anlaşılmaktadır.
Ceza Yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları, suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken, kendiliklerinden getirttikleri, ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadır. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının, mümkün olmadığı takdirde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gereklidir. Nitekim Cumhuriyet Savcılıkları ile Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 24. maddesinde hazırlık soruşturmasının, 59. maddesinde de davaların ayrılması halinde dosyadaki belgelerin onaylı birer örneğinin ayrılan soruşturma evrakına veya dava dosyasına konulacağı, aynı Yönetmeliğin 82. maddesinde de, mağdur, müşteki ve sanığın mahkemeye verdikleri bir belgenin istekleri nedeniyle kendilerine iadesi halinde, belgenin tasdikli örnek veya fotokopisinin dosyasına konulacağı belirtilmektedir.
Diğer yönden CYUY.nın 72 nci maddesinin 1 inci fıkrasında, bilirkişinin mütalaasını söylemeden veya raporunu vermeden önce; tarafsız bir şekilde ilim ve tekniğe uygun olarak görüşünü beyan etmek üzere yemin edeceği hükmüne yer verilmiş olup, bu hususa uyulmaması aynı Yasanın 307 nci maddesi uyarınca yasaya aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan hususlardaki eksiklikler giderildikten sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden, esası incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle açıklanan bu usuli nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, sonuçta tebliğnameye uygun olarak 13.5.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy