(1412 S. K. m. 251, 326)
Dava: Sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık Mehmet'in beraetine ilişkin Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.06.2000 gün ve 362/203 sayılı hüküm, katılan vekilinin temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 14.03.2002 gün ve 1825/3102 sayı ile;
"İddianame içeriğinde '...çek karnesini sanık Mehmet'e bıraktıkları ve yapılan alım satım dolayısıyla, çekleri keşide edip verdiği ve şirketi temsil etmediği anlaşılmış olması şeklinde belirlenen eylemi ile ilgili yargılama evresinde Gaziantep 1. Noterliğince onaylı olduğu izlenen vekaletname aslı ve dayanağı araştırılıp saptandıktan sonra, sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuş,
Yerel Mahkemece 27.06.2002 gün ve 220/226 sayı ile; "bahse konu çeklerin sahte olmaları nedeniyle değil, çift imzalı olmamaları nedeniyle şirketi bağlamadığı, sanığın sahte çek düzenlemediği ve dolandırıcılık kastıyla hareket etmediği, sureti dosyada bulunan ve aksi ileri sürülmeyen belge aslının bozma ilamında belirtildiği şekilde dosyaya celbinin sonucu değiştirmeyeceği" gerekçesiyle ilk hükümde direnilmiş, bu hükmün de Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 26.11.2002 gün ve 273-408 sayı ile, en son sözün sanığa verilmemesi suretiyle CYUY.nun 251. maddesine aykırı davranılması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulması üzerine, bozma gereğini yerine getiren Yerel Mahkeme 4.3.2003 gün ve 6-32 sayı ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyizi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığı-nın "onama" istekli 24.04.2003 gün ve 62023 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yerel Mahkemenin 27.06.2002 gün ve 220/226 sayılı direnme kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca, CYUY.nın 251. maddesine aykırı davranılması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmuş, Yerel Mahkemece bozma gerekleri yerine getirilerek önceki hükümde direnilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun uyum ve süreklilik gösteren kararlarında da belirtildiği gibi, bozma kararı ile Yerel Mahkemenin direnme hükmü tümüyle ortadan kalkmıştır. Yerel Mahkeme artık yeni ve değişik bir karar vermekte serbesttir. Bozmaya uyularak verilen kararlar da yeni bir hüküm olup, direnme kararı niteliğinde değildir. Bu nedenle öncelikle Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir. Özel Dairece incelenmeyen bir hükmün, doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi Usul Yasasına aykırıdır.
Özel Daire görüşü belli olduğundan bahisle tekrar dairece inceleme yapılmasının davayı uzatacağı gibi bir görüş de ileri sürülemez. Çünkü, Özel Daire görüşünde değişiklik olabileceği gibi, davaların uzamasını önlemek amacı ile de olsa buyurucu usul kurallarının uygulanmasından vazgeçilemez.
Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun bozma kararına uyulduktan sonra, verilen kararın yeniden ve doğrudan Ceza Genel Kurulunca incelenmesi bu kurulun kararlarına direnilemeyeceğine ilişkin CYUY.nın 326. maddesine aykırıdır. Zira, doğrudan doğruya Ceza Genel Kurulunca inceleme yapılması,Yerel Mahkeme kararına direnme niteliği verecek ve Ceza Genel Kurulu kararına karşı direnilmiş olacaktır. Bu belirlemeye göre dosyanın temyiz incelemesi yapılması için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, hukuken yeni bir karar olduğundan dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 3.6.2003 gün oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy