(765 S. K. m. 343) (2022 S. K. m. 4)
Dava ve Karar : Yalan beyanda bulunmak suçundan sanık Mahmut'un TCY'nın 343/1. maddesi uyarınca 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6.Ceza Dairesince 29.5.2000 gün ve 4266-4118 sayı ile;
"Sanığın ikinci başvurusunun, Emekli Sandığı bilgisayar kayıtlarının incelenmesi sırasında sakat aylığı aldığının hemen anlaşılıp sonuç doğurmaması karşısında; atılı suçun ne şekilde oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 9.10.2001 gün ve 1194-1170 sayı ile;
"Sanığın, 2022 sayılı Kanun uyarınca Devletten maaş almak için müracaat ederek herhangi bir geliri olmadığını, maaş almadığını, malı mülkü bulunmadığını beyan ettiği, her ne kadar bozma gerekçesinde; sanığın yalan beyanının hemen anlaşıldığı bildirilmişse de, müracaattan sonra birçok kurumla yazışma yapıldığı ve sanığın maaş aldığının kayıtların araştırılması sonucu tespit edilebildiği, kontrolle görevli memurun bir anlık dikkatsizliği veya isim benzetmesi halinde, sanığın Devletten ikinci defa maaş almaya başlamasının kaçınılmaz olduğu, Devlete zarar vereceği açık olan ve ancak araştırma sonunda tespit edilen yalan beyan nedeniyle TCY'- nın 343/1. maddesinde yazılı suçun oluştuğu," gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık ve C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 10.1.2003 gün ve 50101 sayılı "onama" isteyen tebliğnamesiyle Birinci Baş-kanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın yalan beyanda bulunmak suçundan TCY'nın 343/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığa yüklenen suçun unsurları itibariyle olup oluşmadığına ilişkindir.
İnceleme konusu olayda; önceden yaptığı başvuru nedeniyle sanığa 1.2.1991 tarihinden geçerli olarak sakatlık aylığı bağlandığı ve düzenli biçimde ödendiği halde, 2022 sayılı Yasa uyarınca aylık bağlanması hususunda yeniden başvuruda bulunan sanığın doldurduğu formda herhangi bir kurumdan aylık almadığını beyan ettiği, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün ise, önceden aylık bağlandığından bahisle ikinci başvuruyu değerlendirmeye almadığı anlaşılmaktadır.
65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında 2022 sayılı Yasanın 4. maddesinde, aylık bağlanmasında veya ödenmesinde uygulanacak yöntem ve kullanılacak belgelerin çıkartılacak bir Yönetmelikte düzenleneceği öngörülmüş, buna dayanılarak çıkartılan ve 6.1.1994 gün ve 21810 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 13/a maddesinde; başvuru formu ile mal bildirim bel-gesinin başvuru sahibi tarafından doldurulup imzalanacağı, 6/a maddesinde; herhangi bir sos-yal güvenlik kurumundan aylık alanların muhtaç sayılmayacağı, 7. maddesinde; başvuru formu üzerine maddede sayılan hususlarda soruşturma yapılarak başvuru sahibinin muhtaç olup olma-dığına il veya ilçe idare kurullarınca karar verileceği, 8. maddesinde ise; muhtaçlığın Maliye Bakanlığı ile T.C. Emekli Sandığınca kontrol edileceği belirtilmiştir.
TCY'nın sanığa yüklenen yalan beyanda bulunmak suçunu düzenleyen 343. maddesinde; ise "Her kim resmi bir varaka tanzimi esnasında kendisinin veya başkasının hüviyet ve sıfatı yahut mezkûr varaka ile sıhhati ispat olunacak sair ahval hakkında memurine karşı yalan beyanatta bulunursa bundan dolayı umumî veya hususî bir zarar husule geldiği takdirde üç aydan bir seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Eğer mezkûr varaka tevellüdat, münakehat ve vefiyata yahut adli işlere müteallik bulunursa fail altı aydan iki seneye kadar hapsolunur." hükmü yer almaktadır.
Öğretideki görüşlere ve konuya ilişkin yargısal kararlara göre bu suçun oluşması için kişinin yazılı veya sözlü beyanı üzerine düzenlenen resmi belge, konusunu tek başına, başka bir belgeye, başka bir araştırmaya gerek kalmadan tespit edebilmelidir. Şayet beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektiriyorsa yalan beyan suçu oluşmaz.
Öte yandan, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 3.6.1936 gün ve 8-15 sayılı ve Ceza Ge-nel Kurulunun 15.7.1957 gün ve 177-175 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere, Ceza Yasamızın 343. maddesi kapsamına giren suçlarda esasen genel veya özel bir zararın meydana gelmesi şarttır.
Somut olayda, 2022 sayılı Yasa uyarınca aylık bağlanması için başvuruda bulunan sanığın doldurduğu formdaki bildiriminde yer alan, "herhangi bir kurumdan aylık almadığı" yolundaki beyanının doğruluğunun, başka bir deyişle muhtaç olup olmadığının, anılan Yasanın 4. maddesi uyarınca çıkarılan Yönetmelik hükümlerine göre idare kurulu, Maliye Bakanlığı, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından araştırılıp incelenmesi gereklidir. Ayrıca, kurumun incelemesi sırasında beyanın gerçeğe aykırılığı tespit edilip başvurunun değerlendirmeye alınmaması karşısında zarar doğduğundan söz etmeye de olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla, atılı yalan beyanda bulunmak suçunun unsurları oluşmadığından, sanığın mahkûmiyetine ilişkin Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 18.3.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy