(765 S. K. m. 55, 59, 308, 499, 522)
Dava: Zorla senet gasbı suçundan açılan kamu davasında, değişen suç vasfı uyarınca sanıklar Ercan Kanbur ve Bohaç Bora Satı'nın TCY.nın 308/3 ve 59. maddeleri ile 7 ay 15'er gün hapis ve 216.666'şar lira ağır para, Hakan Salim Bilgili'nin ise, TCY.nın 308/3, 55/3, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri ile 891.110 lira ağır para cezası ile cezalandırılmalarına, Bohaç Bora Satı ve Hakan Salim Bilgili'nin cezalarının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine, suçta kullanılan tabanca ve diğer aletlerin zoralımına, senet ve belgelerin dosyada kanıt olarak saklanmasına, sanık Salih Kuran'ın beraetine ilişkin Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.10.1995 gün ve 144-186 sayıl hüküm, cezalandırılmalarına karar verilen sanıklar aleyhine katılan vekili tarafından temyiz olunmakla, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 4.7.1996 gün ve 7801-7645 sayı ile; "Tanık Yusuf Özbınar'ın müdahilden bonoya dayalı yasal alacağı olan 176.050 Alman Markını tahsil etmesi için ciro ederek sanıklardan Ercan Kanbur'a verdiği, Ercan'ın da diğer sanıkların iştiraki ile müdahili hapsederek zorla hukukça hüküm ifade eden 300.000 Alman Markı meblağlı 4 adet bono ve toplam tutarı 439.500 Alman Markı olan gayrimenkul, otomobil ve iş makinalarının bedelinin ödenerek satıldığına dair satış protokollerini tehdit ve zor kullanarak müdahile imzalattıklarının oluşa uygun kabulden anlaşılması karşısında; sanıkların eylemi TCK.nun 499/1-2 ve 522. maddelerine uyarınca suçu oluşturduğu halde, yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık Hakan Bilgili'ye TCK.nun 59. maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası sonucu eksik para cezası tayini" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkemece 4.3.1999 gün ve 180-40 sayı ile; Bozmaya uyulduğu belirtilmekle birlikte, senet ve protokoller üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, bilirkişi raporlarındaki tespitlerle dava konusu bonolar ile satış protokollerindeki imzaların müdahile ait olmadıkları ve dolayısıyla bu imzaların sanıklar tarafından zorla attırıldıklarını kabulü mümkün bulunmadığı gerekçesiyle bu kez oyçokluğuyla sanıkların beraatine, katılan hakkında iftira suçundan, sanıklar hakkında ise sahte bono ve satış protokolleri düzenlemek suçundan C.Başsavcılığına suç ihbarında bulunulmasına karar verilmiştir.
Katılan vekili ve O Yer C.Savcısı tarafından temyiz edilen bu hükme de, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 30.1.2001 gün ve 810-676 sayı ile;"Oluşa, dosya içeriğine ve mevcut delillere göre sanıkların yüklenen suçları sabit olduğu halde beraatlerine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkemece 14.5.2002 gün ve 142-129 sayı ile; senet ve protokoller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, imzaların katılana ait olmadığının saptandığı, bu durumda zorla senet imzalattırıldığının kabulüne olanak bulanamayacağı, gerekçesi ile önceki hükümde direnilmiştir.
Bu hükmün de Katılan vekili ve C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının 'bozma" istekli 1.7.2003 gün ve 160381 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıkların zorla senet imzalatmak suçundan beraatine karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık suçun sübutuna ilişkindir.
Katılan Hüseyin Ödemiş Müracaat Tutanağında: 25.5.1994 günü Yusuf Özbınar, telefon açarak, 44.000 mark borcunu öde, yoksa almasını bilirim dedi, şu anda gücüm yok, ödeme kolaylığı göster dedim, 2.6.1994 günü, Ömer Oğuz ve Yusuf Özbınar ile tekrar konuştum, satın aldığım 4 adet makinayı vererek borcumun kapanmasını istedim, çok az bir borcum kalıyor, bunu da 1995 Nisan'ından itibaren ödeyeyim, yada iki makinayı iade ederek, 1994 temmuz ayında 70-100.000 mark ödeme yapayım dedim, teklifimi kabul ettiler, 7.6.1994 tarihinde Tarsusta iken telefonla arayıp tehdit ettiler, aynı gün Yusuf ile Ömer Oğuz büroma gelip makinaları zorla götürmek istemişler kardeşim Feyzullah'a, makineleri vermemelerini söyledim durumu polise bildirdim, ertesi gün ise 2 adet makinayı günü gelmiş senetlere karşı almışlar ve ileri tarihli senetleri iade etmişler, ayrıca kardeşim ile makine alım satım ve teslim protokolü yapmışlar, aradan 7-10 gün geçtikten sonra, tehdit telefonları gelmeye başladı, borcunu öde, yoksa çocuklarını öldürürüz diyorlardı, 15 gün önce sanık Ercan Kanbur, makine satın almak üzere işyerime geldi, Keçiören'de bulunan evi ile takas edebileceğimizi söyledi, ancak anlaşamadık, birkaç gün sonra, Akdere semtindeki arsası ile takas teklifinde bulundu, arsayı beğenip takası kabul ettim, arsanın babasının üzerinde olduğunu, babasını ikna etmek için bir iki günlük süre tanımamı istedi, 25.6.1994 günü buluşmamamızı protokol yapmamızı istedi ertesi Pazar günü Keçiören'de buluştuk, bir apartmanın 16 numaralı dairesine girdik, girdiğimiz yerin büro tipinde döşendiğini görünce tedirgin oldum, salonda otururken iki kişi geldi, birisi Yusuf'u tanıyor musun diye sordu, hangi Yusuf diyince, Hollandalı Yusuf diyerek üzerime çullandılar, vurmaya başladılar, o anda biri sol kolumu arkaya bükerek kelepçeledi, el ve ayaklarımı bantladılar, Ercan korkmamam gerektiğini, bir şey yapmayacaklarını, bağlı olduğu kişiler böyle emrettikleri için yapmak zorunda olduklarını söyledi, boğuşma esnasında biri belinden çıkardığı silaha mermi verip, boynuma dayadı, rahat durmazsam öldüreceğini söyledi, diğeri ise sırtıma bıçak dayadı, gürültü yapma, yoksa yok ederiz dediler, elim kolum bağlı olarak binanın üst katına, karanlık bir odaya kapattılar, ağzımı bantladılar, yanıma da önceki iki şahsı bıraktılar, Ercan yanımızdan ayrıldı, üst kata çıkarırken 9 milyon lira paramı ve saatimi zorla aldılar, Ercan da bürodaki kasamın ve otomun anahtarını almıştı, yaklaşık bir saat sonra gelip, toplam borcumun 1.200.000 DM civarında olacağını 475.000 marklık senetlerin yanında olduğunu, ayrıca Yusuf'ta da diğer borçların senetlerinin olduğunu söyledi, gece yarısı Ercan başka bir şahısla geldi, bu şahıs Ercan'a, öldüreceğim şahıs bu mu diye sorunca o da evet dedi, şahıs tabancasını çıkarıp, namluyu şakağıma dayadı, paralar nerde, diye sordu, işlerimin bozuk olduğunu, söyledim, seni öldürmek için 1030 km yoldan geldim, geriye boş dönmem dedi, Ercan söze girerek, biraz zaman tanıyalım, belki konuşur dedi, gelen şahıs ailemi getirmelerini, tümünü ortadan kaldıracağını, geride iz bırakmayacağını söyledi, bana da bir mermi gösterip, senin değerin bu kadar dedi, ikisi birlikte odadan ayrıldılar, sabah saat 10.00'da Ercan gelip, kelepçelerimi ve ağzımın bandını çözdü, kalan üç kişi, böyle ucuz kurtulamayacaksın diyerek, tarihsiz senet imzalayacağımı söylediler, önceki iki silahlı kişi enseme silah dayayarak, dört adet ayrı ayrı 75.000 marklık, tarihsiz, Ercan Kanbur adına zorla senet düzenletip, imzalattılar, ayrıca arabamı Ercan'a sattığıma ilişkin satış protokolünü, Mersin'de bulunan bir arsamı, 1985 model marka kanal makinesini, 1981 model eder marka lastikli kanal makinesini, 1978 model Liber marka kanal makinesini, Ercan Kanbur'a sattığıma ilişkin, protokol yazdırıp imzalatıp aldılar, ve bürodan ayrıldılar, 27.6,1994 günü saat 21.30 civarında Ercan gelerek, seni serbest bırakacağım ama, şikayetçi olursan seni ve aileni yok ederiz diye tehdit etti, devamlı bu iş beni aştığı için son kararı dayı ve ortağı verecek dedi, bu esnada dayı denilen şahıs telefon etti, Ercan telefonu bana uzattı, Ercan kefil olduğu için bırakacaklarını, yanlış yaparsam, Ercan'ı ve ailemi öldüreceklerini, ellerinden kurtulamayacağımı söyledi, daha sonra beni aşağıya indirip, bir ticari taksiye bindirip evime yakın bir yerde indirdiler, şikayetçiyim.
Duruşmada: Kolluk beyanına benzer anlatımda bulunarak, senetleri ve protokolleri Ercan'ın imzalattığını, diğer şahısların da sanığın yanında bulunduğunu, Yusuf Özpınar'a borcunun olduğunu, ancak 90.000 mark değerinde iki adet makinasını iade ederek borcunu kapattığını, protokol ve senetlerdeki yazı ve imzaların kendisine ait olduğunu, beyan etmiştir.
Sanık Ercan Kanbur Kollukta Müd. Hazır: Yaklaşık 1 ay önce, Salih Kuran aracılığıyla Yusuf Özbınar geldi, 4 adet bono vererek, tahsilinin sağlanmasını istedi, borçlu ile temasa geçtik, senet bedellerini ödeyemeyeceğini, iş makinası vermeyi teklif etti, kabul etmedim, borçlu ile birlikte Sanatoryum caddesindeki daireye gittik, aramızda münakaşa oldu, senetleri icraya koyacağım diyerek uyardım, kaçmasın diye ellerini kelepçeleyip, ayaklarını bağladık, senetleri icraya koymamaya karşılık, 75.000'er DM.lik dört senet ve 6 adet protokol imzaladı, paralar ödenene kadar şahsa ait aracın anahtarını ve ruhsatını aldım, şahsı götürdüğümde aynı yerde çalışan arkadaşlarım Bohaç Bora Satı ve Hakan Salim Bilgili bulunuyordu, gaz tabancalarından bir tanesi Bohaç Bora'da idi, silahı şahısın kafasına dayadı, olay bundan sonra gelişti, merdivenlerden çıkarken, şahsın kolundaki saat paralar ve zati eşyalar da düşmüştü, bunları aldım, şahıs elleri kelepçeli ve ağzı bantlı olduğu halde büroda 24 saat kaldı, bu işleri yaparken Bohaç Bora ve Hakan Salim yardımcı oldular, aşağıya indikten sonra Bohaç kafasına bir şapka geçirerek ve sesini kalınlaştırarak şahsın yanına çıkıp, öldüreceğim, bir mermi kadar değeri var, bu para bulunacak yoksa işkence yapacağım diyerek tehditlerde bulundu. Mağduru 25.6.1994 günü telefonla arayıp, bir dairemizin olduğunu, babamı ikna ettiğimi, daireyi göstereceğimi söylemiştim, olay bundan sonra meydana geldi, 26.6.1994 günü elini kolunu çözüp birlikte yemek yedik, evine götürüp bıraktık, paraları ödemesi halinde senetleri ve protokolleri iade edecektik, bu şekilde anlaşmıştık, amacımız korkutmak ve asıl alacağın ödenmesini sağlamaktı.
Olay olduktan sonra alacaklılarımız geldi, ödeme yapamayacağım için yanımda çalışan Bohaç Bora ve Hakan Salim'e büroyu dağıtmaları ve daha sonra da bunu karakola bildirmelerini söyledim, dediklerimi yapmışlar, amacım borçlulardan kaçmaya kılıf hazırlamaktı, daha önce de tehdit edildiğime ilişkin C.Savcılığına 24.6.1994 tarihinde dilekçe vermiştim, bu olay farklıdır.
Sulh Ceza Mahkemesinde: Hollanda'da çalışan samimi dostum Yusuf Özpınar'ın müştekiden alacağı varmış, senetleri tahsil etmem için bana ciro etti, toplam 475.000 DM bedelli bu senetleri ödemesini kendisinden birkaç kez istedim, bir aylık süre vermemi istedi, hatta bir seferinde yanında birkaç kişi olduğu halde büroma uğrayıp gözdağı verdi, borcun hepsini ödeyemeyeceğini söyledi, büromda Bohaç Bora ve Hasan Salim vardı, kendisi ile bir protokol yaptık, 29.6.1994 Çarşamba günü 175.000 mark vereceğini söyledi, geçmiş borçlarına karşılık da 4 adet 75'er bin marklık senet verdi. Teminat olarak arabasını ve 4 makinayı devrettiğine dair kağıt verdi, aslında devir sözkonusu değildir. O gün bürom tanımadığım kişiler tarafından basılıp, dağıtılınca şahsın ifadesine başvurulmuş, müşteki bizden bahsetmiş, suçlamaları kabul etmiyorum, emniyet ifadem baskı ve işkence ile alınmıştır, şikayetçinin İzmir Emniyetinde bulunan kayınbiraderinin müdahalesi ile olayı kabullenmem konusunda baskı yapıldı.
Duruşmada da benzer şekilde anlatmıştır.
Cezaevinden Gönderdiği 25.10.1994 Tarihli Dilekçesinde: Müşteki ile iş makinaları alışverişi yapan Yusuf Özbınar'ın, bölgesel yayın yapan radyosunu Türkiye genelinde yayın yapacak hale getirmek ve bu işin finansmanını kendisini karşılayacağı yönündeki ortaklık teklifini kabul etmesi üzerine, şahsın senetleri ciro ederek kendisine verdiğini, tahsil için Hüseyin'in bürosuna gittiğini, Hüseyin'in kardeşi Emrullah ile görüşüp, bedellerin ödenmemesi halinde icra işlemlerine başlayacağını söylediğini, birkaç gün sonra Hüseyin'in gelip süre istemesi üzerine 2 hafta süre verdiğini, bir daha kendisini aramaması üzerine oyalandığını düşünerek 23.6.1994 günü tekrar işyerine gittiğini, tartıştıklarını, tehdit edilmesi üzerine işyerinden ayrıldığını, 24.6.1994 günü Hüseyin'in 3 adamı ile birlikte işyerini basıp, senetleri istediklerini, avukata verdiğini, söylemesi üzerine, küfürler ve tehditlerle büroyu terk ettiklerini, bu olaya Bohaç Bora Satı, Hakan Salim Bilgili ve iş görüşmesi için bekleyen şahısların tanık olduklarını, bu olay üzerine polis karakoluna müracaat ettiğini, savcılığa başvurduğunu, bu şahısların sürekli telefonla arayıp, görüşmek istemesi üzerine, radyoda buluşmayı kararlaştırdıklarını, bu olay nedeniyle korunmak için yanına aldığı gaz tabancası ile birlikte Hüseyin ile buluşarak radyo istasyonuna geldiklerini, kendisi ile 2 saat konuştuklarını, şahsın burada da kendisine sinkaflı bir şekilde küfürler ederek, tehditlerini sürdürdüğünü, sonuçta 29.6.1994 günü 175.000 dm, diğer borçlarını da ödeme planı içinde ödeyeceğini söyleyip, 4 adet 75. 000 dm.lik senet ve makinaların satış protokolünü verdiğini, makinaları kaçırabileceği söylenince, depo ve arabasının satış protokolünü verdiğini ve bürodan ayrıldığını, ertesi gün radyosunun sürekli aranarak tehditlere başlandığı, ailesine yönelik tehditler ve baskıların arttığını, bürosunun basıldığını, polis karakolunda, daha önce babasının evini basan ve Hüseyin Ödemiş'in, İzmir'de komiser olarak görev yapan şahsın diğer polislerle birlikte kendisini tehdit edip döverek, hazırladıkları tutanak ve ifadeleri imzalattıklarını söylemiştir.
Sanık 24.12.1996 Tarihli dilekçede, şikayetçinin bazı arkadaşlarına, senetlerdeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını, hazırlattıktan sonra götürüp verdiğini, söylediğini, senetler ve belgelerin yanında hazırlanmadığını, bu nedenle belgelerin incelenmesini istemiştir.
Sanık Bohaç Bora Satı Kollukta Müd. Hazır: Radyo evinde Ercan Kanbur ve Hakan Salim Bilgili ile çalışıyorum, olaydan bir hafta önce Recep gelerek, elimde Hüseyin Ödemiş isimli bir şahsın düzenlediği senetler var, bu şahısta çok para var diyerek, tahsilat için yardım istedi, kabul ettim, kurusıkı tabancayı verdi, nasıl davranacağımızı kararlaştırdık, büroda Salim'le birlikte otururken, Ercan Kanbur ve Hüseyin Ödemiş geldiler, daha önce konuştuğumuz gibi, müştekinin kolunu büküp kelepçeledik, sonra üst kata çıkarıp, ellerini ve ayaklarını bantladık, şahsı orada bırakarak aşağıya indik, çok kalabalık görüntüsü vermek için, kılık değiştirerek yanına çıktık, sesimi değiştirerek duvara dönmesini söyledim, yüzü duvara dönük halde iken, parayı nereye sakladın, diyerek, silahın namlusuna mermi verdim, kafasına dayayıp, ölümün benim elimden olur, ailene işkence ederiz diye tehditlerde bulundum, senetlerin imzalandığını görmedim, saat ve parasını almadım, Mercedes otonun da nasıl alındığını ve nereye götürüldüğünü görmedim, amacım korkutmaktı, Ercan'ın talimatı üzerine büroyu dağıttık, amacımız bize dışarıdan bazı zarar verici davranışlarda bulunulduğunu göstermekti.
Sulh Ceza Mahkemesinde: bir gün önce müşteki yanında 7 kişi olduğu halde geldi, Ercan ile senet mevzuunu konuştular, Ercan senetleri icraya verdiğini avukata gidip görüşmelerini söyledi, daha sonra büroda iken müşteki geldi, konuşup aralarında protokoller yaptılar, emniyet ifademi kabul etmiyorum, işkence ve baskı altında alındı,
Duruşmada: suçlamaları red ederek, karakola gittiğinde olayı öğrendiğini, sanık Ercan'a işkence yaptıklarını, kendisine de aynı şeylerin yapılacağı söylenince ifadeyi imzaladığını, söylemiştir.
Sanık Hakan Salim Bilgili Kollukta Müd. Hazır: Radyoda çalışırım, bir hafta önce Ercan bizi yanına çağırıp, Hüseyin Ödemiş'ten bahsederek, borcunu ödenmesini sağlanması gerekiyor dedi, Bora ile birlikte nasıl hareket edeceğimizi kararlaştırdık, 26.6.1994 günü Hüseyin Ödemiş getirildi, ellerini kelepçeledik, Ercan paraların ödenmesi konusunda 4 adet senet imzalattı, diğer konuşmalar Ercan ile Hüseyin arasında oldu, Hüseyin borcunu Çarşamba günü ödeyeceğini söyleyince serbest bıraktık, olay 24 saat sürdü, Ercan bana 7 milyon verdi, bu paralar boğuşma esnasında yere düşen paralardı, Ercan'ın talimatı üzerine büroyu dağıttık, o da durumu karakola bildirmiş.
Sulh Ceza Mahkemesinde ve Duruşmada: Sanık Bohaç Bora'nın, sulh ceza mahkemesindeki anlatımına benzer anlatımda bulunarak, kolluk beyanının baskıya dayalı olarak alındığını söylemiştir.
Hakkında Ek İddianame İle Dava Açılıp Verilen Beraat Kararı Kesinleşen Salih Kuran Kollukta Ve Duruşmada benzer şekilde; Yusuf Özbınar'ı 15 yıldır tanırım, Türkiye'ye iş makinaları gönderir, Yusuf'un gönderdiği makinaları pazarlar, 6-7 ay kadar önce Yusuf APS ile Hollandadan bir senet gönderip, bu senedin bedelini müştekiden tahsil etmemi istedi, bürosuna gittim, ortağı olan ve Hacı olarak tanınan şahsa durumu izah ettim, Hacı ile bir bankaya gittik, 46.000 mark çekerek verdi, senetlerini iade ettim, bunun dışında bir olaya karışmadım, Ercan Kanbur isimli şahsı tanımam.
Savunma Tanığı Satılmış Kanbur Duruşmada ( sanığın babası ) şikayetçinin kayınbiraderi olan bir şahsın kendisine telefon açarak, tehdit ettiğini, senetleri iade edip, Ercan'ın bu senetlerin tahsilinden vazgeçmesini, yoksa sizi harcarım, kaybederim, şeklinde sözler söylediğini, bu konuşmaları oğluna söylemek için aradığını, oğlunun 2 gün eve gelmediğini, daha sonra da bu olayların olduğunu söylemiştir.
Savunma Tanığı Murat Yenidünya Duruşmada: Sanık Ercan'a ait radyo istasyonunda reklam müdürü olarak görev yapmaktayım, radyonun ülke genelinde yayın yapmasına karar verilince ilanlar verildi, gelenlerle görüşüyorduk, sonradan ismini Hüseyin olarak öğrendiğim şahıs yanında iki kişi ile birlikte içeri girdi, Ercan'a, bağırıp çağırmaya başladı, iki kişi ise kapıda bekliyordu, Ercan, senetlerle ilgisinin kalmadığını, avukata verdiğini, onunla görüşmelerini söyleyince gittiler, bu olay Cuma günü olmuştu, Cumartesi günü 7-8 kez telefonla Ercan bey arandı, ancak radyoda olmadığı için görüşülemedi, Pazar günü geldiğimde Salim ve Bora radyoda idi, Ercan beyin de geleceğini söylediler, odama çıktım, öğle üzeri Ercan bey şikayetçi Hüseyin ile geldi, ikinci kata çıktılar, bağırıp çağırmaları işitince aşağı indim, Ercan bey benden matbu şekilde borç senetleri istedi, 4 adet senet verdim, sonra Ercan bey Bora'yı gönderdi, hep beraber oturduk, saat 16.00 civarında Ercan ve Hüseyin radyodan ayrıldılar.
Savunma Tanığı Arzu Asi: 24 Haziran günü radyoda iken şikayetçinin geldiğini, tartışma olduğunu, küfürlü konuşmalar olunca eniştesi Ercan'ın kendisini eve gönderdiğini, daha sonra neler olduğunu bilmediğini söylemiştir.
Savunma Tanığı Raim Asi Duruşmada: Cuma günü içlerinde şikayetçinin de bulunduğu 3-4 kişinin radyoya baskın yaptığını, şikayetçinin senetleri istediğini, küfürleşmeler olduğunu, oradan ayrıldığını, daha sonra telefonla sorduğunda, olayın yatıştığının söylendiğini,
Savunma Tanığı Fırat Kurt Duruşmada: Pazar günü saat 16.30'a kadar radyoda bulunduğunu, anormal bir durumun olmadığını söylemiştir.
Tanık Feyzullah Ödemiş Duruşmada: 6.6.1994 günü ağabeyime ait yazıhanede otururken, Salih Turan ve Hakan Salim isimli şahıslar gelip, makinaları götüreceklerini söylediler, ağabeyimin olmadığını, vermeyeceğimi söyledim, gelen kişiler, senetler bizim elimize geçti, istesen de istemesen de almasını biliriz dediler, karakola telefon edince şahıslar gitti, bir daha da gelmediler.
Tanık Mehmet Karakaş'da, Feyzullah Ödemiş'e benzer beyanda bulunmuştur.
Tanık Fazıl Ceylan Duruşmada: Şikayetçinin köylüsü olduğunu, tıp fakültesi gece vardiyasında çalıştığını, müştekinin eşinin doğumu nedeniyle devamlı olarak hastaneye gelip gittiğini, iki gün gelmediğini, geldiğinde perişan bir halde olduğunu gördüğünü, yüzünde ve elinde dövüldüğüne ilişkin izler bulunduğunu, olayı Hüseyin'den duyduğunu, söylemiştir.
Tanık Hacı Bekir Mermer Duruşmada: Yusuf Özpınar ile ortak olarak, iş makinaları ithal edip satıyorduk, Hüseyin'e de iş makinaları satmıştık, sonra Yusuf'tan ayrıldım, Yusuf'un Hüseyin'den, 100 bin markdan fazla, benim ise 40 bin mark alacağım vardı, haziranın ilk haftasında Hüseyin ile buluşup konuştuk, borcunu ödeyeceğini, ancak sıkışık durumda olduğunu söyleyip, süre istiyordu, Pazartesi buluşmak üzere kendisinden ayrıldık, Yusuf'la otelde kalıyorduk, Pazartesi gelmediğini öğrenince telefon irtibatı kurup, görüştük, bu esnada Salih Kuran yanımıza geldi, Yusuf, müştekiye senetlerin mafyaya geçecek ona göre dedi, Hüseyin, yapma, mafyalık iş değil, borcumu ödeyeceğim ancak sıkışık durumdayım diye cevap verdi, telefonu Salih Kuran aldı, şu andan itibaren senetlerin bana geçti, kilometre işlemeye başladı diye Hüseyin'e söyledi, Hüseyin km. kaç lira ise öderiz dedi, Yusuf senetleri Salih'e verip Hollanda'ya gittiği zaman tahsil edilmesini istiyordu, ancak benim yanımda senet verilmedi, sonra ayrıldık, daha sonra olanları bilmiyorum.
Tanık Yusuf Özbınar Duruşmada: Türkiye'ye ortağım Ömer Oğuz ile birlikte iş makinaları satıyoruz, bunları müşteki Hüseyin Ödemiş vasıtasıyla pazarlıyorduk, 1994 yılının Haziran ayında izinli olarak Türkiye'ye geldiğim zaman, Hüseyin'den 176.000 mark civarında alacağım vardı, Ömer ile birlikte Hüseyin'in bürosuna gittik, bir miktar ödeme yapmasını istedim, süre tanımamı, söyledi, 10 gün sonra Hüseyin'i aradığımda, Mersinde olduğunu söylediler, işim icabı Hollanda'ya dönmem gerekiyordu, Hüseyin'den alacağıma ilişkin 4 adet senedi önceden tanıdığım Ercan Kanbur'a bıraktım, Ercan o sıralarda radyo istasyonu kurmuştu, senetleri tahsil ettiği zaman uydu kiralayalım, ortak olalım demişti, ben de kabul ettim. Sonra Salih Kuran ile temasa geçtiğimde, onun da adının bu olaya karıştırıldığını, Ercan ile Hüseyin arasında bu meselenin çıkmış olduğunu öğrendim, esasında Hüseyin'e verdiğim iki tane iş makinasını bir protokol ile geri almıştım, Hüseyin ile telefonla görüştüğümüzde ödeme yapamayacağını, iki makinayı geri almamı söylemişti, ben de kabul ettim, ortağım Ömer Oğuz ile Hüseyin'in bürosunda bulunan bir yetkili arasında protokol yapılmış, Hüseyin'in bende açık çeki vardı, açık çeki ortağım Ömer'e bıraktım, Ömer bu çeki Hüseyin'in adamına iade edip, iş makinalarını geri almış, bununla ilgili de protokol yapmışlar, bu itibarla makinaların geri alınmasında zor kullanılmış değildir. Ercan'a bıraktığım 4 adet senet tahsil edilmedi, hatta bu olay olduktan sonra Hüseyin babamla diyaloğa girip, lehine ifade verdiğim taktirde senetleri iade edeceğini söylemiş, benim Ercan'a tahsil için verdiğim senetlerde, bu olay nedeniyle zapt edilmiştir. Ayrıca bana gönderdiği bir notta lehine ifade verdiğim taktirde senetleri iade edeceğini söylüyordu, ben de mahkemeye ibraz edilmek üzere Talat isimli bir arkadaşla avukata verilmek üzere Türkiye'ye göndermiştim, ancak bu arkadaş notu kaybetmiş, bu notun içeriğini Talat ve Hacı Bekir isimli şahıslar bilmektedir.
Şikayetçi Hüseyin Ödemiş'e ait olduğu bildirilen saat, sanık Ercan Kanbur'un beyanları üzerine, bırakıldığı bildirilen zücaciyeciden sanık Ercan tarafından alınmış, görevlilerce zapt edilmiştir.
1.7.1994 gün, saat 18.00'da polis memurlarınca düzenlenen teslim ve tesellüm tutanağı: 26.6.1994 günü Ercan Kanbur ve arkadaşları tarafından kaçırılarak iki gün alıkonulduğunu ve zorla senet imzalattırılıp, adına ruhsatlı 06 MRS 07 plakalı Mercedes otosunu sattığına ilişkin kendisinden protokol alındığını, ayrıca kol saatinin de gasp edildiğini bildiren Hüseyin Ödemiş'in müracaatı üzerine, yapılan çalışmalar sonucu Ercan Kanbur ve Bohaç Bora Satı ile Hakan Salim Bilgili yakalanmışlar, gasp edildiği bildirilen saat ile oto elde edilmiş ve şikayetçiye tam ve sağlam olarak teslim edilmiştir.
29.6.1994 günü saat 14.05'te, Ercan Kanbur'a ait radyo istasyonuna bilinmeyen kişilerce girilip, içerisinin dağıtıldığı bildirilmiş, Emniyet görevlilerince belirtilen yere gidilmiş, olayın bizzat istasyon sahibi tarafından planlandığının saptandığı belirtilerek, sanık Ercan Kanbur yakalanmış, sanıklar Bohaç Bora Satı ve Hakan Salim Bilgili'de aynı gün saat 14.00 sıralarında aynı yerde olayla ilgili olarak beyanlarına başvurulmak üzere göz altına alınmışlardır.
29.6.1994 Tarihli Zaptetme Tutanağında: sanık Ercan Kanbur'un olayı müteakip yakalandığı, yapılan ön sorgusunda olayı doğrulayıp; zorla aldığı senetleri ve protokollerin yerini söyleyeceğini beyan etmiş, bunun üzerine sanığın ikamet ettiği konuta gidilmiş, senetleri bırakmış olduğu yerden,
3 adet 75.000 DM değerinde, borçlusu Hüseyin Ödemiş, alıcı ismi olmayan tarihsiz senet, 1 adet tarihsiz 75.000 DM. bedelli, alacaklısı Ercan Kanbur, borçlusu Hüseyin Ödemiş olan senetler zapt edilmiş,
06 MSR 07 plakalı Mercedesin, Ercan Kanbur'a 80.000 DM. bedelle satıldığı ve bedelinin alındığına ilişkin protokol, Mersin, Kazanlıda bulunan taşınmaz ve soğuk hava deposunun 250.000 DM. bedelle Ercan Kanbur'a satıldığı ve bedelinin alındığına ilişkin protokol, çeşitli iş makinalarının Ercan Kanbur'a satıldığı ve bedellerinin alındığına ilişkin 4 adet makine satış protokolü başlıklı belgeler ele geçirilmiş, senetlerde, borçlu olarak Hüseyin Ödemiş'in adı ve adresinin bir senette alacaklı olarak Ercan Kanbur'un adının belirtildiği, ayrıca bedellerinin yazı ve rakamla yazıldığı, pulun üzerine ve açığa imzaların atıldığı, 4 adet protokolde, satıcı olarak Öz İşmak San. Tic. Ltd. Şirketi Hüseyin Ödemiş, 2 adet protokolde ise satıcı olarak sadece Hüseyin Ödemiş'in belirtildiği, tüm protokollerin imzalandığı, alıcı olarak Ercan Kanbur'un belirtildiği, bu şahsa ait imzanın protokollerde yer almadığı saptanmış, yine aynı olayla ilgili olarak, suçta kullanıldığı belirtilen, 1 adet kelepçe, 2 adet kurusıkı tabanca, bu tabancalara ait şarjör ve 8 adet dolu kurusıkı mermisi, aynı yerde ele geçirilerek zapt edilmiş,
Sanık Ercan Kanbur'un üzerinde ise; kendisine tahsil için verildiğini söylediği; 15.4.1994 tarihli 44.000 Dm, bedelli, alacaklısı Ömer Oğuz ve Oğuz Özbınar olar, Yusuf Özbınar tarafından ciro edilen, borçlusu Öz İşmak kaşeli şirkete ait senet, 22.6.1994 tarihli 75.000 dm bedelli, alacaklı Yusuf Özbınar tarafından ciro edilmiş, borçlusu Hüseyin Ödemiş olan senet, Yusuf Özbınar tarafından ciro edilmiş 12.550 dm. bedelli, borçlusu Hüseyin Ödemiş olan senet, 30.5.1994 tarihli 44.500 dm. bedelli, alacaklı Yusuf Özbınar tarafından ciro edilmiş, borçlusu Öz İşmak olan senetler ele geçirilmiştir.
İlk bozmadan sonra yapılan bilirkişi incelemesi sonucu; Muhittin Kaya tarafından düzenlenen raporda: İnceleme konusu 6 adet protokol ve dört adet senet içeriğindeki yazı ve rakamların mevcut mukayese el yazılarına kıyasla, Hüseyin Ödemiş elinden çıkmış olduklarının beyanının mümkün olamayacağı,
İmzaların da Hüseyin Ödemiş elinden çıkmadıkları, inceleme konusunda imzalardaki titreklik, el kaldırma, monotonluk, rötüş gibi çeşitli arıza ve emarelerin varlığı, bu imzaların hakiki imza modeline benzetilme suretiyle takliden atıldıkları,
Üç adet bonoda, alacaklının ad soyadı gibi yasal unsurların bulunmaması nedeniyle kambiyo senedi niteliğinde olmayacakları, protokoller ve senetlerdeki sahte imzaların kolaylıkla anlaşılabilir ve ilk nazarda dikkati çeken nitelikte herhangi bir sahtecilik arıza ve emaresi bulunmadığından iğfal kabiliyetine haiz olduğu bildirilmiştir.
Jandarma Kriminal Dairesi Başkanlığı uzmanları Levent Yılmaz ve Mesut Demirağ tarafından düzenlenen raporda; inceleme konusu belgelerdeki tüm yazı ve rakamların aynı şahıs eli ürünü olduğu, yazı ve rakamların Hüseyin Ödemiş eli mahsülü olduğu yönünde olumlu veya olumsuz bir kanaat bildirmenin mümkün bulunmadığı, imzaların Hüseyin Ödemiş eli ürünü olamayacağı belirtilmiştir.
Katılan 1.7.1994 tarihinde; elleri ve ağzı bağlı olarak 2 gün alıkonulduğu yeri göstermiş, 30.6.1994 tarihli ifadeli teşhis tutanağında, Ercan Kanbur, Bohaç Bora Satı ve Hakan Salim Bilgili'yi teşhis etmiştir.
Katılan Hüseyin Ödemiş hakkında Adli Tıp Kurumu, Ankara Şube müdürlüğünce düzenlenen raporda; boyunda yarım ay şeklinde 1,5 cm.lik kurutlu yara, sağ yanakta hafif ödem, sağ göz dış kenarında eskiye ait ekimoz, sağ kolda lazerasyonlar, her iki el bileğinde 5X1 cm uzunluğunda muhtemelen ası izine bağlı hemetomlu bölgeler, sol kolda hassasiyet saptanmış olup, hayati tehlike doğurmayan arızasının 3 gün iş ve güçten engel teşkil edeceği bildirilmiştir.
2.7.1994 tarihli adli raporda; Ercan Kanbur'da, çenede hareket kısıtlılığı ve hassasiyet, sağ kalçada ekimoz, sol kulakta çınlama ve duymama bulgularının mutad iştigaline engel teşkil etmeyeceği,diğer sanıkların vücudunda ise haricen darp ve cebir asarına rastlanmadığı bildirilmiştir.
Ufuktepe Polis Karakolunca gönderilen yanıtta; Ercan Kanbur tarafından 24.6.1994 tarihinde C.Savcılığına verilen dilekçenin, Ufuktepe Polis Karakoluna sevk edildiği, asayiş şubesince işlem görerek 2.7.1994 tarihinde C.Savcılığına sevk edildiği, C.Savcılığının 1994-56962 hazırlık sayısına kayıt edildiği bildirilmiş, bu olay nedeniyle Ercan Kanbur ve diğer iki sanık hakkında Asliye Ceza Mahkemesine resmi mercileri iğfal suçundan kamu davası açıldığı, tutanaklardan anlaşılmaktadır.
Sanık Ercan Kanbur'un, 26.12.1991 tarihinde işlediği hırsızlık suçu nedeniyle Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesince TCY.nın 493/1 ve 522. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilip, cezasının 8.2.1994 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Katılanın 29.6.1994 tarihinde kolluk makamlarınca saptanan beyanları ve bu beyanlara uygun duruşmadaki samimi anlatımları, bu beyanları doğrulayan rapor ve suç konusu senet ve protokollerin ele geçirilişine ilişkin tutanaklar, sanık Ercan Kanbur, Bohaç Bora Satı ve Hakan Salim Bilgili'nin müdafii huzurundaki kolluk ikrarları ve tüm dosya kapsamı ile, alacaklısı Yusuf Özbınar, borçlusu ise katılan Hüseyin Ödemiş olan toplam 176.000 DM. bedelli 4 adet bononun tahsilinin sağlanması amacıyla, alacaklı tarafından sanıklardan Ercan Kanbur'a ciro edildiği, sanık Ercan'ın diğer sanıklar Bohaç Bora Satı ve Hakan Salim Bilgili ile birlikte hareket ederek, katılan Hüseyin Ödemiş'i zorla bir büroya hapsedip, hukukça hüküm ifade eden, 300.000 DM. bedelli 4 adet senet ve toplam tutarı 439.500 DM olan, 4 adet iş makinası, 1 adet otomobil ve 1 adet gayrimenkul satış protokolünü zor kullanarak katılandan aldıkları, TCY.nın 499. maddesindeki suçun tüm ögeleriyle oluştuğu, yerel mahkemece senet ve protokollerdeki imzanın katılana ait olmadığı, bu nedenle atılı suçun oluşmadığı gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiş ise de, imzaların kendisine ait olmadığı yönünde katılan tarafından herhangi bir iddianın ileri sürülmeyip, aksine kendisi tarafından atıldığının kabul edildiği, ayrıca imzaların atıldığı ortam dikkate alındığında, normal bir zamanda atılan imza ile benzerlik göstermemesinin de olağan kabul edilmesi gerektiği, ayrıca bu suçun oluşmasında senetlerin bizzat katılan tarafından imzalanması ve imzanın ona ait olmasının gerekmediği anlaşılmakla, isabetsiz olan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 11.11.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy