(765 S. K. m. 65, 55, 493, 522, 523)
Hırsızlık suçu sanıklarından Mustafa'nın TCY' nın 493/1,65/3,522,55/3, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4, 5 ve 6. maddeleri uyarınca 200.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, sanık Özgür'ün TCY' nın 493/1,522,59 ve 647 Sayılı Yasanın 4,5 ve 6. maddeleri uyarınca 600.000.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, sanıkların cezalarının taksitlendirilmesine ve ertelenmesine ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 29.02.2000 gün ve 2055-278 sayılı hüküm sanık Mustafa müdafii tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 17.4.2001 gün ve 6612-6346 sayı ile;
"Sanığın kolluk tarafından şüphe üzerine yakalandığında suça konu eşyaların zapt edildiği ve suçunu ikrar edip, çaldığı yeri göstererek henüz müracaatı bulunmayan müştekiye iadesini sağladığının anlaşılması karşısında, yerinde olmayan gerekçe ile TCK'nun 523/1. maddesinin uygulanmaması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme 9.4.2002 gün ve 949-282 sayı ile; "Sadece otodan çalınan mallar iade edilip, otonun kınlan camı tazmin edilmediğinden, iade hükümleri uygulanamaz" gerekçesiyle her iki sanık yönünden önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık Mustafa müdafii ile C. Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının 10.7.2003 gün ve 129413 sayılı "bozma" isteyen tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Sanıklar Mustafa ve Özgür'ün hırsızlık suçundan mahkumiyetlerine ilişkin ilk hüküm sanıklardan Mustafa müdafii tarafından temyiz edilmekle özel dairece; TCY'nın 523/1. maddesinin uygulanmaması isabetsizliğinden bozulmuş, yerel mahkeme ise bozma sonrası yargılama sonunda her iki sanık yönünden de önceki hükümde direnilmesine karar vermiştir. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulumuzun 15.12.1998 gün ve 310-376 sayılı kararında vurgulandığı üzere, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanıklara sirayetinin ancak mahkemece bozmaya uyulması halinde mümkün olacağı, önceki hükümde direnilmesi durumunda sirayetin söz konusu olamayacağı ve bu sanıklar yönünden yeniden hüküm kurulamayacağı cihetle, önceki hükmü temyiz etmeyen sanık Özgür yönünden kurulan direnme hükmü yok sayılması gerektiğinden, öncelikle, C. Savcısının bu sanık yönünden vaki temyiz inceleme isteminin reddine karar verilmiş, temyiz incelemesi sanık Mustafa hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile sınırlı olarak yapılmıştır.
İnceleme konusu olayda;
Sanıklardan Mustafa'nın gözcülük yaptığı sırada abisi diğer sanık Özgür'ün park halindeki otomobilin kelebek camını kırıp aracın içindeki teybi ve 7 kaseti çaldığı, daha sonra birlikte satmaya götürürlerken kendilerinden kuşkulanan polislerin poşeti kontrol edip içindeki teyp ve kaseti sorduklarında, sanıkların suçlarını anlatıp kolluk görevlilerini olay yerine götürerek aracı gösterdikleri ve o aşamaya kadar şikayette bulunmayan mağdurun tespit edilerek eşyanın kendisine iadesini sağladıkları, ancak aracın kınlan cam bedelini tazmin etmedikleri anlaşılmaktadır.
Sanık Mustafa'nın hırsızlık suçuna fer'an iştirakten cezalandırılmasına karar verilen olayda özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, TCY'nın 523. maddesinin uygulanması koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplanmaktadır.
Ceza Kanunumuzun 523. maddesinde, mala karşı işlenen cürümlerde failin aldığı malı iade veya zararı tazmin etmesi, cezayı hafifleten yasal bir neden olarak kabul edilmiştir.
Kanunumuz gerek "iade", gerek "tazmin"de aynı sonucu kabul etmiştir. Ancak "işlenen fiilin mahiyetine ve sair ahvale nazaran red ve iade kabil olmadığı takdirde" tazmin, cezayı indirici etkiye sahip olacaktır. Bu itibarla, bir bakıma istisna olan "tazmin" hırsızlık suçlarında çalınanın red ve iadesinin olanaklı bulunmadığı hallerde söz konusu olur.
Maddenin uygulanabilmesi için, iki koşul gereklidir. Bunlardan birincisi objektif koşuldur. Buna göre, iade aynen ve tam olmalıdır. Başka bir deyişle, alınan ne ise onun iadesi lazımdır. Yasada kısaca failin "aldığını iade"den, buna karşılık "mutazarrırın zararını tamamen tazmin"den söz edilmemektedir. O halde, aynen ve tam iade halinde suçtan doğan sair zararlar tazmin edilmemiş olsa dahi TCY'nın 523. maddesi uyarınca ceza indirilecek, buna karşılık tazminde bütün zararlar ödenecektir.
Maddenin uygulanabilmesi için gerekli ikinci koşul olan sübjektif koşul ise, iade veya tazminin rızai olmasıdır.
Somut olayda, mağdurun otomobilinden çalınan teyp ile kasetler aynen ve tam olarak rızaen iade edildiğinden TCY'nın 523/1. maddesinin uygulanması koşulları oluşmuş olup, anılan maddeden yararlanmak için hırsızlık sırasında otomobilin camının kırılması nedeniyle meydana gelen diğer zararın tazminine gerek bulunmamaktadır. Bu itibarla yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, bozma kararının sanık Özgür' e de teşmiline, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 30.9.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy