(765 S. K. m. 102, 104, 342) (1412 S. K. m. 308, 326)
Dava: Sahtecilik suçundan sanık Mehmet hakkındaki kamu davasının TCY.nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 10.05.1999 gün ve 82-128 sayı ile verilen kararın o yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 08.05.2001 gün ve 8245-7791 sayı ile;
"Oluşa, dosya içeriğine ve mevcut delillere göre, sanığın sahte çek düzenlemek eylemlerinin TCK.nun 342/1. maddesine uyan suçu oluşturduğu ve TCK.nun 102/3. maddesi uyarınca 10 yıllık asli zamanaşımına tâbi olduğu gözetilmeden, yazılı gerekçe ile zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 07.09.2001 gün ve 233-271 sayı ile önceki kararda yer alan gerekçelerini tekrarlamak suretiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu kararın da o yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Baş-savcılığının "bozma" istekli tebliğnamesiyle 6. Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında sahtecilik suçundan açılan kamu davasının, suç niteliğinin dolandırıcılık olarak değiştiği kabul edilerek, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına ilişkin hüküm, Özel Dairece eylemin TCY.nın 342. maddesindeki suça uyduğu ve 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan bahisle sanık aleyhine bozulmuştur. Bozma kararı sanık aleyhine olduğu halde, sanık duruşmada hazır edilerek bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan önceki hükümde direnilmiştir.
CYUY.nun 326.maddesinde, "...Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir." hükmü yer almaktadır. Savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanan bu hüküm, emredici hükümlerden olup uyulmasında mutlak zorunluluk bulunmaktadır.
Somut olayda sanık, hakkındaki davadan habersiz olup bu suretle savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu itibarla, sanığa davetiye çıkartılıp duruşma günü bildirilmeden yargılamaya devamla yokluğunda karar verilmesi, CYUY.nın 326/2, 308/8. maddelerine aykırı olup, diğer yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle saptanan usulü nedenle ve diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 07.10.2003 günü sonuçta tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy