(765 S. K. m. 36, 64, 308, 499, 497) (1412 S. K. m. 256, 381, 384, 385)
Dava: Yağma suçu sanıklarından Ahmet'in beraatına, sanıklar Musa ve Sabahattin'nin TCY.nın 308/3. maddesi uyarınca 4 ay hapis ve 860.000 lira ağır para cezası ve sanık Ersin'in ise TCY.nın 308/3, 81/2-3. maddeleri uyarınca 4 ay 10 gün hapis ve 860.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmalarına, 50.000.000 lira maddi tazminatın bu sanıklardan alınarak katılana verilmesine, emanette bulunan ve suçta kullanılan av tüfeği ile gaz tabancasının TCY.nın 36. maddesi uyarınca zoralımına ilişkin Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 27.01.1999 gün ve 36-11 sayı ile verilen kararın sanıklar vekili ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6.Ceza Dairesince 08.02.2001 gün ve 990-1127 sayı ile;
"Olay zamanı hayatta olan babası Ramazan'dan alacaklı olduğunu belirten ve bunun düzeltilmesini isteyen sanık Musa'nın önerisini derhal red eden müdahili, sorumlu olmadığı borcu ödemeye mecbur kılmak için, diğer sanıklar ile anlaşıp mağdurun evine dönüşte kullandığı yol güzergahında bekleyerek onu silah zoru ile etkisiz hale getirip, başka bir yere birlikte götüren ve tehditle açığa imzalı senet alan tüm sanıkların eylemlerinin sübutu oluş ve kabulden anlaşılması karşısında; olay mahallinde keşif yapılarak, senet alma eyleminin gerçekleştiği yerin tenha bir yer olup olmadığı saptandıktan sonra sonucuna göre, eylemin TCK.nun 64/1. maddesi yollamasıyla 499/1 veya 497/2. maddelerinden hangisine uyduğunun tartışılması gerekirken, eksik soruşturma ile ve yazılı gerekçeye dayanılarak tüm sanıklar hakkında ihkak-ı hak nedeniyle hüküm kurulması," isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 19.11.2001 gün ve 135-384 sayı ile ;"katılanın, babası ile sanık Musa arasındaki meselenin tamamen dışında bulunmadığı, bilakis babasının kiraladığı tarla için alınan gübre bedeline sanık Musa'nın kefil olmasından kaynaklanan bu parayı babası ödemeyip kefil sıfatıyla sanık Musa'nın ödemesi gündeme gelince sanığa kefillikten çıkmasını, borcu kendisinin ödeyeceğini bildirerek aslında bu borcun sabitlenmiş olduğu, gerek sanıklar Musa, Ersin ve Sabahattin'in sıcağı sıcağına alınan ifadelerinde gerekse tanıkların anlatımlarından anlaşıldığı üzere bu borcu üstlendiği ancak ödeme için süre isteyip karşılığında çek ya da senet vermeyi kabul etmediği taraflar arasındaki ihtilafın da bu noktada çıktığı, esasen katılanın babasının yargılama aşamasında öldüğünde bu hususlarda beyanının tespitinin de mümkün olmadığı, bu durumun da aleyhe değerlendirilemeyeceği, kefil olduğu bu borcu traktörünü satarak ödemek durumunda kalan sanık Musa'nın, bu borcu ödeyeceğini söyleyen ancak belge vermeyen ve hemen de ödeme yapmayıp süre isteyen katılandan silah tehdidiyle güvence teşkil etmek üzere senet almasıyla, katılanla aralarında hiçbir şekilde hukuki ilişki bulunmayan üçüncü bir kişinin haksız, gayrımeşru bir menfaat temini için silah tehdidiyle senet alması eylemini aynı bağlamda değerlendirmenin hak ve nesafet kavramlarıyla ve adalet duygusuyla da bağdaşmayacağı, buna göre sanıkların sabit olan eylemlerinin silahla ihkak-ı hak suçunu oluşturduğu, sanık Ahmet'in diğer sanıkların eylemlerine suç kastı ile eylemsel ya da düşünsel olarak katıldığına ve atılı suçu işlediğine dair iddia dışında delil bulunmadığı" gerekçesiyle ve oyçokluğuyla suç vasfına ilişkin olarak önceki hükümde direnmiş, bu kez 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca sanıklar Ersin, Musa ve Sabahattin haklarındaki kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermiştir.
Bu kararın da katılan vekili ile o yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 08.09.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İşin esasının görüşülmesine geçilmeden önce, Yerel Mahkemece direnme kararı verilirken usulüne uygun şekilde oylama yapılmış olup olmadığı, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca "ön sorun" olarak ele alınmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Bozmadan sonra yapılan yargılamada, direnme hükmüne katılmış olan Yargıç, her ne kadar gerekçeli kararda, olay hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunduktan sonra sanıkların eylemlerinin TCY.nın 496. maddesi yollamasıyla 499/1. maddesine uyan suçu oluşturduğu görüşünde olduğu şeklinde karşı oyunu açıklamışsa da hükmün esasını oluşturan ve tefhimle geçerli bulunan kısa kararda aynen;
"Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 8.2.2001 günlü bozma ilamında belirtildiği üzere olay mahallinde keşif yapılarak senet alma eyleminin gerçekleştiği yerin tenha bir yer olup olmadığı saptandıktan sonra sonucuna göre sanıkların TCK.nun 64/1. maddesi delaletiyle 499/1 veya 497/2. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluğun görüşüne muhalifim." şeklinde soruşturmanın genişletilmesi yönünde karşı oy kullandığı anlaşılmaktadır.
CYUY.nın 256, 381, 384 ve 385. maddelerinde son kararın verilmesini sağlamaya yönelik "müzakere, rey verme, reylerin dağılması, reylerin toplanması" ile ilgili kurallar yer almaktadır. Hüküm kurulması sırasında ortaya çıkan tâli sorunların öncelikle çözülmesi ve sonraki aşamada son ( nihai ) kararın verilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren kararlarında da açıklandığı üzere, soruşturmanın genişletilmesi CYUY.nın 384. maddesinde yazılı sorunlardan olup bu yöndeki oylar, 385. maddeye göre kendisine yakın olan oya ilâve edilebilecek, davayı sonuçlandırıcı oylardan değildir. Bu nedenle soruşturmanın genişletilmesine ilişkin görüş, "ön sorun" olarak CYUY.nın 384. maddesi uyarınca öncelikle oylanmalı, oylama sonucunda bu konudaki oylar azınlıkta kalmış ise, azınlık oyunu oluşturan üyelerin de katılımı ile davanın esası hakkında nihai ( sonuçlandırıcı ) oylama yapılmalıdır.
İncelenen dosyada, hükmün esasını oluşturan ve katılan ve sanıklar vekillerinin yüzlerine karşı tefhim edilen kısa kararda kullanılan karşı oyun işin esasına ilişkin olup olmadığı hususu mahkeme başkanınca tutanağa geçirilmeyip yalnızca oyçokluğu ile karar verildiğinin belirtilmesi karşısında ve yukarıda açıklanan karşı oyun, niteliği itibariyle soruşturmanın genişletilmesine yönelik olup adı geçen hakimin işin esası hakkında görüşünü açıklayacak şekilde oy kullanmadığı, bu suretle CYUY.nın 384. maddesi hükmüne aykırı davranılmak suretiyle usulüne uygun bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemece CYUY.nın 384. maddesi uyarınca bu husus öncelikle oylanıp, Yargıç Kapkara'nın sonuç doğurucu oy kullanması sağlanmadığından, hukuken yok hükmünde bulunan direnme kararının ortadan kaldırılmasına, dosyanın usulüne uygun oylama yapılarak karar verilmek üzere yerine iadesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle hukuken yok hükmünde bulunan Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2001 gün ve 135-384 sayılı direnme kararının KALDIRILMASINA, işin esası hakkında usulüne uygun bir karar verilmek üzere dosyanın yerine gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine 04.11.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy