(4483 S. K. m. 10) (765 S. K. m. 80, 339)
Dolandırıcılık suçundan sanıklar Ö. Uncu ve M. Uncu'nun TCY.nın 504/1-3-son, 80, 522, 59 ve 647 sayılı Yasanın 5. maddeleri uyarınca 9 yıl 4 ay 15'er gün ağır hapis ve 24 eşit taksitte aydan aya ödenmek üzere 1.050.660.571.860'ar lira ağır para cezası, resmi evrakta sahtecilik suçlarından TCY.nın 339/1, 80 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 11'er ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında aynı Yasanın 40. maddesinin uygulanmasına ilişkin Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.5.2002 gün ve 35-204 sayılı hüküm sanıklar vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.12.2002 gün ve 17008-14610 sayı ile;
1- Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri olup, Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/51 esasında kayıtlı davada sanık durumunda bulunan S. Akansel, S. Gül, E. Yalçın, Ö. Bahattin ve N. Sürmelioğlu ile bu davanın sanıklarının anlaşmak suretiyle sahtecilik suçlarının işlendiğinin ileri sürülmesi ve sanıklar Ö. Uncu ile M. Uncu'nun yasa gereği anılan memurlara bağımlı olarak yargılanmaları ve delillerin birlikte değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu gözetilerek, her iki dava dosyasının birleştirilmesi gerektiği halde, bu yola gidilmeden eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanıklar savunmanlarının yargılama aşamalarında ve 29.5.2002 günlü dilekçelerinde açıkladıkları ve bir klasör halinde belgeler ekleyerek, davaya konu kredi işlemleri için borca yeter yasal ipotekler yapıldığını belirtmeleri karşısında; bu belgelerin asıl ya da onanlı örnekleri getirtilerek, davaya konu kredi işlemleriyle ilgili olup olmadığı ve borca yeter miktarda bulunup bulunmadığı araştırılıp hukuki durumlarının buna göre takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
3- İstanbul Tıp Fakültesinin 4.12.2001 gün ve 4064 sayılı yazısı ile Ankara Numune Hastanesi Sağlık Kurulu'nun 13.11.2002 gün ve 36631 sayılı raporu karşısında; sanık Ö.Uncu yönünden suç tarihleri itibariyle TCK.nun 46 ve 47. maddelerinin uygulama yeri bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizliklerinden bozulmuştur.
3 nolu bozma nedenine uyarak, sanık Ö. Uncu hakkındaki davanın tefrikine ve ayrı bir esasa kayıt edilmesine karar veren Yerel Mahkeme, diğer bozma nedenlerine karşı 26.2.2003 gün ve 56-83 sayı ile; Esasen tapu sicil görevlileri hakkındaki dosyanın bu dosya ile birlikte değerlendirildiği, sanıklar hakkında birden çok dosya bulunduğu, dosyaların hepsinin kapsamlı olduğu, yargılamalarının birlikte yapılmasının zamanaşımı yaklaşan dosyayı sürüncemede bırakacağı, esasen sahteciliğin memurlarla birlikte gerçekleştirildiği konusunda her hangi bir tereddüdün de bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca yine M. Uncu yönünden bozma ilamının 2 nolu bendinde belirtilen sanıklar vekilleri tarafından sunulan klasör içerisindeki belgelerin davanın açılmasından çok sonraki tarihlere ait belgeler olduğu, suçun her hangi bir unsuruna etki edecek nitelikte deliller olmadığı gerekçeleri ile ilk hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de O Yer C.Savcısı ve sanıklar vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının, sanık Ö. Uncu hakkında hüküm kurulmamış olduğundan, bu sanığa yönelik temyiz isteminin reddi, diğer sanık yönünden ise bozma istekli 29.7.2003 gün ve 106662 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, sanık Ö. Uncu hakkında hüküm kurulmamış olduğundan, sanıklar vekillerinin bu sanığa yönelik temyiz isteminin reddine karar verilerek, sanık M. Uncu hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılan incelemede, gereği konuşulup, düşünüldü;
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına karar verilen somut olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlıklar;
1- Sanıklarla anlaşmak suretiyle sahtecilik suçlarını işledikleri ileri sürülen Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri hakkındaki kamu davası ile bu davanın birleştirilerek, kanıtların birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunup, bulunmadığı,
2- Dolandırıcılık suçu yönünden soruşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediği,
Noktalarında toplanmaktadır.
Kentbank A.Ş vekillerince Kahramanmaraş C.Başsavcılığına sunulan dilekçede; Banka ile sanıklar M. Uncu ve Ö. Uncu'nun ortağı ve yetkilisi bulundukları, Uncular Pamuk Ticaret ve Sanayi ltd. şirketi arasında, kredi sözleşmelerinin teminatı olarak düzenlenen resmi senetlerin tapu sicil memuru huzurunda bizzat sanıklar tarafından imzalandığı, yapılan inceleme.lerde ve tapu sicil müdürlüğünce verilen yanıtlardan, bir kısım ipoteklerin 1. derece olmasına rağmen 2. derecede tescilinin yapıldığı, ipoteklere ilişkin yevmiye numaralarının başka işlemlere ait olduğu ve bu şekilde ipoteklerin sicil defterine kayıtlarının engellenerek, aynı taşınmazların başka borçlara karşı teminat olarak gösterildiği, daha önce üzerlerinde hiçbir takyidat bulunmadığı bildirilmesine karşın, taşınmazlar üzerinde çok sayıda haciz ve ipoteğin bulunduğunun bildirildiği, serbest dereceden yararlanma hakkından feragat edildiğine ilişkin sahte yazılarla, ipoteklerin 1. dereceye çıkarılmasının engellendiği belirtilerek, tapu sicil müdürlüğü yetkilileri ile işbirliği içinde bankayı yanıltarak kredi kullanan sanıkların cezalandırılması isteminde bulunulmuştur.
Kahramanmaraş C.Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda, 14.2.1999 gün ve 18 sayılı iddianame ile; U. Pamuk Ticaret ve Sanayi İşletmeleri A.Ş, Bobinteks Kağıt, Bobin Tekstil Ticaret A.Ş, ile Ö. Tarım ve Sanayi Yatırımları Ticaret ve Sanayi Ltd. Şirketi kurucusu ve yöneticisi olan sanıklar M. Uncu ve Ö. Uncu'nun, tapu sicil müdürlüğü görevlilerini suça azmettirmek suretiyle sahte ipotek belgelerinin düzenlenmesini sağlayıp, bu ipotek belgelerini Kentbank A.Ş.den kredi sağlamakta kullandıkları, bu şekilde Tapu Sicil Müdürlüğünü vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarına azmettirmek suçlarını işledikleri iddiasıyla TCY.nın 64/1-2. maddeleri yollamasıyla 339/1, 80, 504/1-2-3, 80 ve 522. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesinin 1999/35 esasına kayıt edilen bu dosyadaki yargılamaya konu eylemlerin, 462 ada, 59 parsel sayılı taşınmazla ilgili 3.10.1995 gün ve 3943 yevmiye nolu 60 milyar bedelli ipoteğin 1. derecede olmasına rağmen, Tapu Sicil Müdürlüğünde bulunan aslında 2. derece olarak belirtilmesi, bu taşınmazla ilgili olarak mükerrer bir kayıt oluşturulmak suretiyle bu ipoteğin 1. derecede gösterilmesi, yine aynı taşınmaz üzerinde tesis edilen 7.10.1997 gün ve 4614 yevmiyeli ipoteğin, mükerrer oluşturulan kayda işlenmesi, 463 ada 1 parsel üzerindeki 170 milyar bedelli 7.10.1997 gün ve 4616 yevmiye nolu, 245 ada 105 nolu, 462 ada 10 nolu parseller üzerindeki 10.11.1997 gün ve 5081, 5082 ve 5083 yevmiye nolu, ipoteklerinin tescilinin yapılmaması, bu tarih ve yevmiye numaralarının ipoteklerle ilgisi olmayan başka işlemlere ait olması, 594 ada 96 parsel üzerindeki 7.10.1997 gün ve 4915 yevmiye nolu ipotekteki, tarih ve sayının başka bir işleme ait olması, yine aynı taşınmaz üzerinde 3.10.1995 gün ve 3944 yevmiye nolu ipoteğin, bankaya verilen ipotek belgesinde 1. derecede gösterilmesine karşın, resmi senette 2. derecede belirtilmesi olduğu anlaşılmaktadır.
Sanıklar tarafından suça azmettirilerek, sahte ipotek belgesi ve tescil kaydı düzenledikleri iddia olunan Kahramanmaraş 2. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri, S. Akansel, N. Sürmelioğlu, S. Gül, Ö. B. Yağan hakkında, lüzumu muhakeme kararı ile açılıp Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/51 esasına kayıt edilen dosyanın incelenme-sinde ise suçlamaya konu iddiaların;
23.12.1994 gün ve 5203 yevmiye numaralı ipotek işleminin, 9.11.1995 gün ve 4615 yevmiyeli işlemle sahte olarak terkini ve aynı gün 4618 yevmiye ile ipotek tesisi,
3.10.1995 gün ve 3939 yevmiye numaralı ipoteğin, 3.11.1995 gün ve 409 sayılı sahte yazıya dayanılarak terkini ve ipoteğin 13.1.1997 gün ve 63, 29.11.1997 gün ve 152 sahte numaralı yazılarla devam ettiği yönünde, ipotek alacaklısına gerçeğe aykırı bilgi verilmesi,
3.10.1995 gün ve 3943 yevmiye ile 2. derecede tesis edilen ipoteğin, serbest dereceden yararlanma hakkının sahte belge ile bertaraf edilerek 4618 yevmiye numaralı ipoteğin tesisi,
31.3.1997 gün ve 1395, 30.5.1997 gün ve 2307, 10.11.1997 gün ve 5081, 5082, 5083, 7.10.1997 gün ve 4614, 4615, 4616 , 31.10.1997 gün ve 4984 sayılı yevmiye numaralı hayali ipotek senetlerinin onay, imza ve tescili,
30.1.1997 gün ve 177, 24.2.1997 gün ve 243 sayılı yazılarla yanıltıcı bilgi verilmesi,
3.10.1995 gün ve 3943 yevmiye ile aynı gün ve 3944 yevmiyeli resmi senetlerin aslında belirtilen ipotek derecesinin onaylı örneklerinde farklı gösterilmesi,
2.3.1996 gün ve 996 yevmiye numaralı ipoteğin usulsüz terkini,
7.12.1995 gün ve 5104 yevmiye numaralı ipoteğin 8.4.1996 gün ve 1705 yevmiye ile 6.11.1995 gün ve 4543, 4544 yevmiye ile tescilli ipoteklerin, 31.1.1996 gün 369 ve 3911 yevmiye ile sahte olarak terkini,
25.9.1997 gün 1216 sayılı sahte belgenin tanzim ve onaylanması,
3.10.1995 gün ve 3943, 3944 yevmiyeli ipotek resmi senetlerinin aslı ile onaylı nüshalarının farklı derecelerde düzenlenmesi,
18.8.1997 gün ve 3766 hayali yevmiye numarası verilen resmi senedin, tanzim ve imzalanması, 23.7.1997 gün ve 4400 yevmiye numaralı ipoteğin usulsüz olarak tesis ve tescili,
17.5.1995 gün ve 2020 yevmiye numaralı ipoteğin usulsüz terkini ile 31.10.1997 günlü banka yazısına ipoteğin devam ettiği yönünde bilgi verilmesi,
7.3.1997 gün ve 996 yevmiyeli ipotek işleminin sahte yazı ile terkin edilmesi,
Şeyhadil, 462 ada 59 parsel sayılı taşınmaz için mükerrer kayıt oluşturularak, üzerinde ipotek tesis edilmesi,
Olduğu saptanmıştır.
Görüldüğü gibi, sanık M. Uncu hakkındaki sahtecilik iddiaları ile Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri hakkındaki iddialar aynı olaylar ve hukuki ilişkiye dayanmakta olup, esasen bu iddialar sanık M. Uncu hakkında yargılama konusu yapılan diğer 3 dosyayı da içermektedir. Sanık M.t Uncu'ya yönelik iddia, Tapu Sicil Müdürlüğü görevlilerini sahtecilik suçuna azmettirmekten ibarettir, sahteciliğe konu belgeler, ipotek senetleri olup, bu belgelerin görevli tapu sicil memurları tarafından düzenlenmesi ve tescil işlemlerinin de bu görevliler tarafından yerine getirilmesi yasal zorunluluktur, bu itibarla anılan belgeleri düzenleyen sanıkların hukuki durumları belirlenmeden o kişileri resmi evrakta sahtecilik suçuna azmettirdiği ileri sürülen sanığın hukuki durumunun, gerek suçun sübutu, gerekse nitelendirilmesi bakımlarından sağlıklı bir hukuki sonuca ulaştırılması olanaksızdır.
Diğer yönden, 4.12.1999 gün ve 23896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasanın, İştirak halinde işlenen suçlar başlığını taşıyan 10. maddesinde; Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur, üst memurla aynı mahkemede yargılanır. hükmüne yer verilmiştir.
Somut olaylarda, Tapu sicil müdürlüğü görevlileri bulunan sanıklara isnat edilen suçlar 4483 sayılı Yasa kapsamında bulunmakta ve bu suçların iştirak halinde işlendiği ileri sürülmekte olup, 4483 sayılı Yasanın 10. maddesi hükmü uyarınca bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, sanık hakkındaki kamu davasının, Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri olan sanıklar hakkındaki kamu davası ile birleştirilerek, kanıtların birlikte değerlendirilmesi, birleştirme olanağının kalmadığının saptanması halinde ise, görevli memurlar hakkındaki dava sonucu beklenerek, sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Dolandırıcılık suçuna ilişkin uyuşmazlık konusuna gelince, dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, sanığın mağduru kandıracak nitelikteki söz ve davranışlarla, mağduru yanıltarak, onu kendi mal varlığı aleyhinde bir işlemde bulunmaya yöneltmesi, sanığın ise kandırıcı nitelikteki fiiller sonucu kendisi veya başkası lehine çıkar sağlaması, elde edilen çıkar ile, kullanılan hile ve desiseler arasında nedensellik bağının bulunması, mağdurun menfaat sağlanmadan yanıltılması gerekmektedir. Bu itibarla, esasen elde edilmiş bir yararı meşrulaştırmak için hile ve desiseler kullanılması veya önceden oluşmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için mağdura karşı hileli davranışlarda bulunulması halinde dolandırıcılık suçu oluşmaz.
Sanık vekilleri tarafından dosyaya sunulan dilekçe ve eklerinin incelenmesinde, borçlu bulunulan tüm banka, leasing ve finans kuruluşlarıyla 28.12.1999 tarihinde borçların belirli bir takvim dahilinde ödenmesi için 14 sayfadan oluşan 45 maddelik protokol düzenlendiği, 54 adet taşınmaz üzerinde borç tamamı karşılığında garameten karz ipoteği tesis edileceğinin kararlaştırıldığı, alacaklı bankaların bu protokole dayanarak, protokol ekinde belirtilen 54 adet gayrimenkul üzerinde garamaten karz ipoteğinin hükmen tescili isteminde bulundukları anlaşılmış,
Sanıklar vekilleri tarafından temyiz dilekçeleri ekinde bir klasör içinde ibraz edilen belgelerde ise; 1.10.2002 tarihli yeminli mali müşavirlik özel amaçlı durum tespit raporunda; ibraz edilen mevcut muhasebe kayıtları ve banka dekontlarına göre, U. Pamuk Ticaret ve Sanayi İşletmeleri A.Ş. nin 8.4.1994-26.4.2000 tarihleri arasında Kentbank'dan aldıkları kredi toplamının 391.039.502.240 lira, faiz, mahsup virman vb. adlar altında yapılan ödeme tutarlarının ise 577.055.856.084 lira olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Ayrıca sanık vekilleri, olaydan önce kredi sözleşmelerinin düzenlendiğini, bankalar tarafından ödemelerin yapıldığını, daha sonradan ipoteklerin tesis edildiğini,1997 yılına kadar kullanılan kredi 420.264.228.824 lira olduğu halde, 20.3.1995-31.3.1997 tarihleri arasında 458.042.583.577 lira ödeme yapıldığını, ilk kredi sözleşmesinin 20.4.1994, kredi ödemesinin 30.6.1994, kredi geri ödemesinin 20.3.1995 ilk ipotek tarihinin ise 3.10.1995 olduğu, dolandırıcılık kastının bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.
Ceza yargılamasının amacı gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin saptanmasıdır. Bu itibarla, sanıklar vekilleri tarafından ileri sürülen iddialar ve sunular belgeler dikkate alınarak, yapılan kredi sözleşmelerinin tarihleri, bu sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredilerin miktar ve tarihleri, hangi tarihte ne kadar ödeme yapıldığı, gösterilen ipoteklerin, kredi sözleşmelerinden önce mi, yoksa sonra mı yapıldıkları, sunulan belgelerin davaya konu kredi işlemleriyle ilgili olup olmadığı ve borca yeter miktarda bulunup bulunmadığının saptanarak, sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olup, açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 04.11.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy