(765 S. K. m. 59, 71, 75, 80, 339, 504, 522) (647 S. K. m. 5) (4483 S. K. m. 10)
Dava: Dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından sanık M.U.'nun TCY.'nın 504/1-3-son, 80, 522, 59, 647 sayılı Yasanın 5, TCY.'nın 339/1, 80, 59, 71 ve 75. maddeleri uyarınca sonuç olarak 11 yıl, 15 ay, 15 gün ağır hapis ve 24 eşit taksitte aydan aya ödenmek üzere 610.750.000.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Yasanın 31, 33 ve 40. maddelerinin uygulanmasına ilişkin Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.6.2002 gün ve 147-246 sayılı hüküm, sanık vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce 20.12.2002 gün ve 18027-14609 sayı ile;
1-) Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri olup, Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2001/51 esasında kayıtlı davada sanık durumunda bulunan S. A., S. G., E. Y., Ö.B. ve N. S. ile bu davanın sanıklarının anlaşmak suretiyle sahtecilik suçlarının işlendiğinin ileri sürülmesi ve sanıklar Ö.U. ile M.U.'nun yasa gereği anılan memurlara bağımlı olarak yargılanmaları ve delillerin birlikte değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu gözetilerek, her iki dava dosyasının birleştirilmesi gerektiği halde, bu yola gidilmeden eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-) Sanıklar savunmanlarının yargılama aşamalarında ve 29.5.2002 günlü dilekçelerinde açıkladıkları ve bir klasör halinde belgeler ekleyerek, davaya konu kredi işlemleri için borca yeter yasal ipotekler yapıldığını belirtmeleri karşısında; bu belgelerin asıl ya da onanlı örnekleri getirtilerek, davaya konu kredi işlemleriyle ilgili olup olmadığı ve borca yeter miktarda bulunup bulunmadığı araştırılıp hukuki durumlarının buna göre takdiri gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 26.02.2003 gün ve 57-84 sayı ile, Memurlar hakkında sahtecilik iddiası ile açılan kamu davasının mahkememizin bu dosyası ile birlikte değerlendirildiği ancak sanık hakkında birden fazla müştekilere yönelik evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamalarıyla kamu davaları açılmış olduğu, davaların hepsinin kapsamlı olduğu, zamanaşımı sürelerinin yaklaştığı, memurlara ilişkin dosyanın Yargıtay'da temyiz aşamasında olduğu, beklenmesinin zaman alacağı, kaldı ki; dosyada dinlenen memurlardan bir kısmı ile sanığın söz konusu ipotek belgelerinin sahte olarak tanzim edildiklerini doğrudan ya da dolaylı olarak ikrar etmiş olmaları karşısında memurlara ilişkin dosyanın diğer dosyalar dikkate alındığında birlikte değerlendirilmesinin sonuca bir etkisinin olmayacağı, yargılamayı sürüncemede bırakacağı, kaldı ki mahkememizce memurlara ilişkin dosyanın da bu dosyada değerlendirildiği, sanık vekillerinin sundukları klasör halindeki belgelerin suç tarihinden ve iddianamenin tanziminden çok sonra hazırlanan belgeler olduğu, mahkememizce kredi almak için verilmiş olan ipoteklerin sahte olduğunun kabul edildiği, söz konusu dilekçede getirilen savunmada ise dilekçeyi sundukları tarihte dahi bütün bankalarla borçların ödenmesi konusunda bir anlaşma zemini hazırlamaya çalıştıklarını, bu yönde ilerleme sağladıklarını belirten sanık vekillerinin sundukları belgelerin ipotek belgeleri olmadığı, ipotek tesisi için mahkemeye dava açtıklarını belirttikleri, bu belgelerin detaylı bir şekilde araştırılmasının davayı sürüncemede bırakacağı, suçun yasal unsurlarına bir etkisinin olmayacağı gibi belgelerin hazırlanmaya çalışıldığı tarih itibarıyla da cezayı azaltıcı yasa maddelerinin uygulanmasını gerektirir herhangi bir etkisinin olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçeleri ile ilk hükümde direnmiştir.
Bu hüküm de O Yer C.Savcısı ve sanık vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının, bozma istekli 103023 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup, düşünüldü:
Ceza Genel Kurulu Kararı
Sanığın dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına karar verilen somut olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlıklar;
1-) Sanıklarla anlaşmak suretiyle sahtecilik suçlarını işledikleri ileri sürülen Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri hakkındaki kamu davası ile bu davanın birleştirilerek, kanıtların birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunup, bulunmadığı,
2-) Dolandırıcılık suçu yönünden soruşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediği,
Noktalarında toplanmaktadır.
Türk Ticaret Bankası A.Ş. vekillerince, sanıklar Ö.U., S.A., M.U., E.Y., Ö.B.Y. ve N.S. hakkında, Kahramanmaraş C. Başsavcılığı'na verilen 5.6.1998 tarihli şikayet dilekçesinde;
Ö. Tarım ve Sanayi Yatırımları Ltd. Şti.ne ipotek karşılığı kredi kullandırıldığı, 4.6.1998 tarihi itibariyle alacak miktarının 634.751.163.963 lira olduğu, 1. derecede 100 milyar lira bedelle ipotek edilen Şeyhadil, 62 pafta 463 parsel sayılı taşınmaz üzerine kurulan ipoteğin incelenmesinde; 7.3.1997 gün ve 966 yevmiye ile TEB lehine 1. derecede 280 milyar lira bedelli ipotek tesis edildiği, herhangi bir fek yazısı olmadığı halde, ipotek fek edilmiş gibi işlem yapılarak, bankaları lehine 8.8.1997 gün ve 3766 yevmiye ile ipotek tesis edildiği, ancak bu ipoteğin siciline tescil edilmediği, daha sonra aynı taşınmaz üzerine 23.9.1997 tarih ve 4400 yevmiye ile Sümerbank lehine 2. derecede 470 milyar liralık ipotek tesis edildiği, banka lehine 1. derecede 100 milyar, 2 derecede 150 milyar bedelle ipotekli bulunan, Şeyhadil, 462 ada, 22 parselle ilgili yapılan incelemede ise; taşınmaz üzerine 3.10.1995 gün ve 3939 yevmiye ile Esbank lehine 1.derecede 200 milyarlık ipotek tesis edildiği, bu bankanın başlıklı kağıdı temin edilerek, sahte imzalarla fek yazısı yazılarak bu ipoteğin 6.11.1995 gün ve 4542 yevmiye ile fek edildiği, aynı taşınmaz üzerine Ziraat finansal kiralama lehine aynı gün ve 4543 yevmiye ile 1. derecede 177 milyar bedelli ipoteğin tesis edildiği, bu işlemin de sahte fek yazıları ile 31.1.1996 gün ve 1619 yevmiye ile terkin edilerek, taşınmazlar üzerine bankaları lehine 2.2.1996 gün ve 399 yevmiye ile 1. derecede 100 milyar, 1.7.1997 gün ve 2918 yevmiye ile 2. derecede 150 milyar bedelli ipotek tesis edildiği belirtilerek, sanıkların sahtecilik ve cezalandırılması istenilmiştir.
Kahramanmaraş C.Başsavcılığı'nca yapılan soruşturma sonunda, 10.9.1998 gün ve 94 sayılı iddianame ile; Ö. Tarım ve Sanayi Ltd. Şti, sahibi ve yöneticisi olan sanıklar M. ve Ö.U.'nun, bankalardan aldıkları kredi karşılığında, taşınmazları üzerinde ipotek tesis ettikleri, daha sonra tapu sicil müdürlüğü yetkilileri N.S., S.A. ve E.Y.'la işbirliği yaparak, sahte belgelerle, ipotekleri fek ettikleri, ipoteksiz duruma soktukları taşınmazlar üzerinde bu kez 100, 177 ve 150 milyar lira değerinde ipotek tesis edip kredi almak suretiyle, resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiasıyla tüm sanıkların TCY.'nın 504/1 ve 339/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi'nce 1998/147 esasa kayıt edilen kamu davasında; sanıklar N. S., S. A. ve E. Y.'ın aynı iddilarla ilgili olarak 2001/51 esas sayılı dosyasında yargılandıkları gerekçesiyle, Ö. U.'nun ise ek savunmasının alınamaması nedeniyle, haklarındaki davanın tefrikine karar verilmiştir.
Sanıklar tarafından suça azmettirilerek, sahte ipotek belgesi ve tescil kaydı düzenledikleri iddia olunan Kahramanmaraş 2. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri, S. A., N. S., S. G., Ö. B. Y. hakkında, lüzumu muhakeme kararı ile açılıp Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2001/51 esasa kayıt edilen dosyanın incelenme-sinde ise suçlamaya konu iddiaların;
23.12.1994 gün ve 5203 yevmiye numaralı ipotek işleminin, 9.11.1995 gün ve 4615 yevmiyeli işlemle sahte olarak terkini ve aynı gün 4618 yevmiye ile ipotek tesisi,
3.10.1995 gün ve 3939 yevmiye numaralı ipoteğin, 3.11.1995 gün ve 409 sayılı sahte yazıya dayanılarak terkini ve ipoteğin 13.1.1997 gün ve 63, 29.11.1997 gün ve 152 sahte numaralı yazılarla devam ettiği yönünde, ipotek alacaklısına gerçeğe aykırı bilgi verilmesi,
3.10.1995 gün ve 3943 yevmiye ile 2. derecede tesis edilen ipoteğin, serbest dereceden yararlanma hakkının sahte belge ile bertaraf edilerek 4618 yevmiye numaralı ipoteğin tesisi,
31.3.1997 gün ve 1395, 30.5.1997 gün ve 2307, 10.11.1997 gün ve 5081, 5082, 5083, 7.10.1997 gün ve 4614, 4615, 4616, 31.10.1997 gün ve 4984 sayılı yevmiye numaralı hayali ipotek senetlerinin onay, imza ve tescili,
30.1.1997 gün ve 177, 24.2.1997 gün ve 243 sayılı yazılarla yanıltıcı bilgi vermesi,
3.10.1995 gün ve 3943 yevmiye ile aynı gün ve 3944 yevmiyeli resmi senetlerin aslında belirtilen ipotek derecesinin onaylı örneklerinde farklı gösterilmesi,
2.3.1996 gün ve 996 yevmiye numaralı ipoteğin usulsüz terkini,
7.12.1995 gün ve 5104 yevmiye numaralı ipoteğin 8.4.1996 gün ve 1705 yevmiye ile 6.11.1995 gün ve 4543, 4544 yevmiye ile tescilli ipoteklerin, 31.1.1996 gün 369 ve 3911 yevmiye ile sahte olarak terkini,
25.9.1997 gün 1216 sayılı sahte belgenin tanzim ve onaylanması,
3.10.1995 gün ve 3943, 3944 yevmiyeli ipotek resmi senetlerinin aslı ile onaylı nüshalarının farklı derecelerde düzenlenmesi,
18.8.1997 gün ve 3766 hayali yevmiye numarası verilen resmi senedin, tanzim ve imzalanması, 23.7.1997 gün ve 4400 yevmiye numaralı ipoteğin usulsüz olarak tesis ve tescili,
17.5.1995 gün ve 2020 yevmiye numaralı ipoteğin usulsüz terkini ile 31.10.1997 günlü banka yazısına ipoteğin devam ettiği yönünde yanıt verilmesi,
7.3.1997 gün ve 996 yevmiyeli ipotek işleminin sahte yazı ile terkin edilmesi,
Şeyhadil, 462 ada 59 parsel sayılı taşınmaz için mükerrer kayıt oluşturularak, üzerinde ipotek tesis edilmesi,
olduğu saptanmıştır.
Görüldüğü gibi, sanık M. U. hakkındaki sahtecilik iddiaları ile Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri hakkındaki iddialar aynı olaylar ve hukuki ilişkiye dayanmakta olup, esasen bu iddialar sanık M.U. hakkında yargılama konusu yapılan diğer 3 dosyayı da içermektedir. Sanık M. U.'ya yönelik iddia, Tapu Sicil Müdürlüğü görevlilerini sahtecilik suçuna azmettirmekten ibarettir, sahteciliğe konu belgeler, ipotek senetleri olup, bu belgelerin görevli tapu sicil memurları tarafından düzenlenmesi ve tescil işlemlerinin de bu görevliler tarafından yerine getirilmesi yasal zorunluluktur, bu itibarla anılan belgeleri düzenleyen sanıkların hukuki durumları belirlenmeden o kişileri resmi evrakta sahtecilik suçuna azmettirdiği ileri sürülen sanığın hukuki durumunun, gerek suçun sübutu, gerekse nitelendirilmesi bakımlarından sağlıklı bir hukuki sonuca ulaştırılması olanaksızdır.
Diğer yönden, 4.12.1999 gün ve 23896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasa'nın, İştirak halinde işlenen suçlar başlığını taşıyan 10. maddesinde; Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur, üst memurla aynı mahkemede yargılanır. hükmüne yer verilmiştir.
Somut olaylarda, tapu sicil müdürlüğü görevlileri bulunan sanıklara isnat edilen suçlar 4483 sayılı Yasa kapsamında bulunmakta ve bu suçların iştirak halinde işlendiği ileri sürülmekte olup, 4483 sayılı Yasanın 10. maddesi hükmü uyarınca bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, sanık hakkındaki kamu davasının, Tapu Sicil Müdürlüğü görevlileri olan sanıklar hakkındaki kamu davası ile birleştirilerek, kanıtların birlikte değerlendirilmesi, birleştirme olanağının kalmadığının saptanması halinde ise, görevli memurlar hakkındaki dava sonucu beklenerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Dolandırıcılık suçuna ilişkin uyuşmazlık konusuna gelince, dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, sanığın mağduru kandıracak nitelikteki söz ve davranışlarla, mağduru yanıltarak, onu kendi mal varlığı aleyhinde bir işlemde bulunmaya yöneltmesi, sanığın ise kandırıcı nitelikteki fiiller sonucu kendisi veya başkası lehine çıkar sağlaması, elde edilen çıkar ile, kullanılan hile ve desiseler arasında nedensellik bağının bulunması, mağdurun menfaat sağlanmadan yanıltılması gerekmektedir. Bu itibarla, esasen elde edilmiş bir yararı meşrulaştırmak için hile ve desiseler kullanılması veya önceden oluşmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için mağdura karşı hileli davranışlarda bulunulması halinde dolandırıcılık suçu oluşmaz.
Sanık vekilleri tarafından dosyaya sunulan dilekçe eklerinin incelenmesinde, borçlu bulunulan tüm banka, leasing ve finans kuruluşlarıyla 28.12.1999 tarihinde borçların belirli bir takvim dahilinde ödenmesi için 14 sayfadan oluşan 45 maddelik protokol düzenlendiği, 54 adet taşınmaz üzerinde borç tamamı karşılığında garameten karz ipoteği tesis edileceğinin kararlaştırıldığı, alacaklı bankaların bu protokole dayanarak, protokol ekinde belirtilen 54 adet gayrimenkul üzerinde garamaten karz ipoteğinin hükmen tescili isteminde bulunulduğu anlaşılmış,
Sanık vekilleri de dilekçelerinde; sanıkların yetkilisi olduğu şirketler ile, katılan banka arasındaki ilk kredi sözleşmesinin 30.1.1996, diğerinin ise 26.2.1996 tarihleri olduğu, bankanın kredi sözleşmesi çerçevesinde yaptığı ilk ödemenin ise 26.2.1996 olduğu, kredi borçlusu şirketlerce 29.3.1996 tarihinde geri ödemeye başlanıldığı, bu ödemelerin 17.12.1997 tarihine kadar kesintisiz devam ettiği, bankanın herhangi bir zararının bulunmadığı ve sanıkta dolandırıcılık kastının bulunmadığını belirterek, savunmalarına ilişkin bilgi ve belgeleri bir klasör halinde dosyaya sunmuşlardır.
Ceza yargılamasının amacı gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin saptanmasıdır. Bu itibarla, sanıklar vekilleri tarafından ileri sürülen iddialar ve sunular belgeler dikkate alınarak, yapılan kredi sözleşmelerinin tarihleri, bu sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredilerin miktar ve tarihleri, hangi tarihte ne kadar ödeme yapıldığı, gösterilen ipoteklerin, kredi sözleşmelerinden önce mi, yoksa sonra mı yapıldıkları, sunulan belgelerin davaya konu kredi işlemleriyle ilgili olup olmadığı ve borca yeter miktarda bulunup bulunmadığının saptanarak, sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olup, açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy