(765 S. K. m. 95, 491, 522, 523) (657 S. K. m. 4)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık Sedat'ın TCY.nın 491/4, 522, 523 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 400.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, Gölmarmara Sulh Ceza Mahkemesinden verilme ertelenmiş mahkumiyetinin TCY.nın 95/2. maddesi uyarınca aynen infazına ilişkin Gölmarmara Asliye Ceza Mahkemesince 18.01.2000 gün ve 77-2 sayı ile verilen kararın, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6.Ceza Dairesince 04.10.2001 gün ve 11256-11764 sayı ile;
"Sanığın, ortağı Hikmet'e ait av tüfeğinin sürekli kendinde kaldığını savunmuş olması karşısında; anılan kişinin dinlenilip kendisinden sanığın tüfeği alması, taşıması konusunda önceden rızası bulunup bulunmadığı açıkça sorulup saptandıktan sonra sanığın hukuksal durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
TCK'nun 95/2. maddesi uyarınca aynen çektirilmesine karar verilen önceki hükümlülüğün 1380 sayılı Yasaya aykırı davranışta bulunmak suçunun niteliğine ve hüküm tarihine göre hükümden sonra yürürlüğe giren 4616 sayılı Yasanın 1/2 maddesi kapsamında değerlendirilmesi zorunluluğu" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise, 15.01.2002 gün ve 83-3 sayı ile, kabule göre yapılan bozma nedenine uyarak gereğini yerine getirmiş, ancak ilk bozma nedeni yönünden; "Mahkememizce bozma öncesi yapılan yargılamada yeterli inceleme ve irdeleme yapılmıştır.
Müştekinin aşamalardaki beyanlarından, sanığın söz konusu tüfeği sahibi olan müşteki Hikmet'in izni ve bilgisi dışında aldığı açıkça anlaşılmaktadır. Diğer müşteki Salih ise Hikmet ile aynı yönde beyanda bulunmuş ayrıca işyerinin kapı kilidinin olay tarihinde bozuk olması nedeniyle kendisinin geçici olarak yaptığı bir tertibat sonucu kapı üzerinde bulunan telin çekilmesi ile kapının açıldığını ifade etmiştir.
İddia, sanığın tevilli ikrarı, müşteki beyanları, tanık ifadeleri, mahallinde yapılan keşif, bilirkişi beyanı ve dosyadaki diğer delillerin değerlendirilmesinden, müşteki Hikmet ile sanığın olaydan bir gün önce bir tarım aletini tamir ettirmek üzere müşteki Salih'in ilçe girişindeki tamirci dükkanına geldikleri, Hikmet'in yanında getirdiği kendisine ait ruhsatsız av tüfeği ile ilçe merkezinde dolaşmamak için tüfeği Salih'in dükkanına emaneten bıraktığı, o gün tüfeğin Salih'in dükkanından alınmayarak orada kaldığı, ertesi günün Pazar olması nedeniyle Salih'in işyerinin kapalı olduğu, Pazar günü akşamüzeri alkollü bir halde olan sanık Sedat'ın, Salih'in dükkanına gizlice girerek müşteki Hikmet'in bilgisi ve izni dışında söz konusu tüfeği hırsızladığı ve daha sonra bu tüfek ile bir tehdit olayına karıştığı anlaşılmaktadır." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 37349 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık Sedat'ın hırsızlık suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda; Özel Daire Yerel Mahkeme arasında suça konu av tüfeğinin sanık tarafından alındığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, yakınan Hikmet'ın, sanığın suça konu av tüfeğini alması hususunda önceden rızası bulunup bulunmadığının belirlenmesi için dinlenmesi suretiyle soruşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Yakınan Hikmet kolluk tarafından alınan ifadesinde tüfek de yanındayken makinasının tamiratı için diğer yakınan Salih'in dükkanına gittiğini, bu sırada yanında arkadaşı olan sanığın da bulunduğunu, tüfeği yakınan Salih'in dükkanına emanet bırakarak ayrıldıklarını, olay gecesi bazı arkadaşlarının, kendisine ait tüfekle sanığın kahvehane bastığını söylemeleri üzerine olay yerine doğru gittiğinde yol üzerinde karşılaştığı sanığa, "benim başımı belaya mı sokacaksın, sen tüfeği niye dükkandan aldın" diyerek elinden tüfeğini aldığını, kontrol ettiğinde tüfeğin boş olduğunu, tüfeği evine götürdüğünü bildirmiş, C.Savcılığında da benzer şeklide anlatımda bulunarak şikayetçi olmadığını beyan etmiştir.
Duruşmada ise, 21.09.1999 günlü oturumda; olayı görmediğini, sanığa, kendisinden habersiz olarak söz konusu tüfeği yakınan Salih'in dükkanından alması için yetki vermediğini, gidip tüfeği almasını istemediğini belirtmiştir.
Sanığın, yakınanın rızası ile suça konu av tüfeğini aldığına ilişkin savunması nedeniyle gerekli görülerek Yerel Mahkemece 18.01.2000 günlü oturumda, yakınan Hikmet'ten yeniden sorulması üzerine ise, kendisine ait tüfeğin gizlice alınmasına muvafakatinin olmadığını, hiçbir şekilde sanığa kullanması için izin vermediğini, yakınan Salih'in dükkanına emanet olarak bıraktığı tüfeğin sanık tarafından çalındığını ve tehdit olayında kullanıldığını, aynı kahvehaneye doğru yürürken elinde tüfekle sanığın geldiğini ve tüfeğin kendisininki olduğunu görünce sanığa nereden geldiğini sorduğunu, sarhoş olduğunu anladığı sanığın, tüfeği kendisine vererek hızla uzaklaştığını, tüfeği eve bıraktığını ve bilahare güvenlik görevlilerine teslim ettiğini söylemiştir.
Görüldüğü gibi, yakınan Hikmet'in, sanığın tüfeği alması hususunda önceden rızasının bulunmadığı açıkça belirlenmiştir. Bozma kararı öncesinde yapılan yargılamada yakınan Hikmet'in alınan ifadeleri, bu konuda bir karar vermeye elverişli niteliktedir. Yerel Mahkemece yapılan soruşturma yeterli olup, toplanan kanıtların değerlendirilmesi sonucunda hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla diğer yönleri de isabetli olan direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 11.03.2003 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy