(765 S. K. m. 79, 240, 279, 343, 504)
Dava: Resmi belgede sahtecilik, memura yalan beyanda bulunmak, dolandırıcılık, nitelikli zimmet ve görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçlarından sanık Doğan A.'ın tüm bu suçlardan beraatine ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinden verilen 26.12.2002 gün ve 12787-14942 sayılı kararın Yargıtay C. Savcısı ile katılan vekilince, atılı suçların oluştuğu görüşü ile temyiz edilmesi üzerine dosya Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dışişleri Bakanı tarafından yaptırılan ön inceleme sonunda verilen soruşturma izninin kesinleşmesi üzerine Yargıtay C. Başsavcısınca düzenlenen 20.9.2001 gün ve 13 esas sayılı iddianame ile;
Suç tarihinde Ülkemizin Brezilya Federal Cumhuriyeti nezdindeki Büyükelçisi olan sanığın;
a ) Bir kısım sözleşmeli personelin işine Bakanlığın bilgisi dışında son verdiği halde, çalıştıklarını bildirerek Bakanlığın fiilen görevde bulunmayan sözleşmeli personel için bir süre daha ücret transfer etmesini sağladığı, aylık ödeme belgelerinin de işten çıkartılmış olan personele ücret ödenmiş gibi düzenlenerek Büyükelçi Alpan tarafından onaylandığı, sanığın böylece resmi belge düzenlenirken gerçek olmayan bir olayı gerçek gibi göstererek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ve düzenleme ile oluşan bu suçun maddi unsurunu teşkil eden belgeyi kullanarak hile ve desise ile kamu kurumu olan Dışişleri Bakanlığını hataya düşürerek onun zararına haksız menfaat sağlamak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği,
b ) Merkeze atanması nedeniyle Türkiye'ye dönüşünde düzenlediği yolluk bildiriminde kendisine Bakanlıkça ödenen avansı iade etmemek için seyahat etmediği bir şirkete ait belge eklemek suretiyle yalan beyanda bulunduğu,
c ) Sanık Büyükelçinin, eşinin tedavi mevzuatına göre karşılanmayan estetik ameliyat masraflarını Bakanlıktan tahsil etmek amacıyla gerçeği yansıtmayan sağlık raporları düzenlettirdiği ve bu raporları onaylayarak Bakanlığa göndermek suretiyle resmen işleme koyup idareyi yanıltmak amacıyla kaşe ve antetli kağıtlardaki belirli ifadeleri saklayarak evrakta tahrifat fiilini işlediği ve Dışişleri Bakanlığını, düzenlediği bu tahrif edilmiş belgelerle hataya düşürerek 3.3.1998, 20.4.2000 ve 17.7.2000 tarihlerinde yaptırılmış olan estetik ameliyatların bedeli olan 16.237,31 Brezilya Reali karşılığı Türk Lirasını tahsil ederek dolandırdığı,
d ) Brezilya'daki yerel makamlara elçiliğin resmi ihtiyacı olarak bildirip satın aldırdığı vergisiz alkollü içkilerin bir bölümünü, Büyükelçilik adına yaptığı beyanın aksine, bir lokanta sahibine göndermek suretiyle görevde yetkisini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açılmış,
Yargıtay C. Başsavcılığının zimmet suçlaması yönünden 20.9.2001 günlü görevsizlik kararı üzerine Ankara C. Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonunda 15.11.2001 günlü iddianame ile;
Sanığın 1998-1999 yılları içerisinde, Edmilton Adeline Vieira isimli aşçıyı 1.12.1998-30.9.1999 tarihleri arasında,
Sanjeera Kulatunga isimli bekçiyi 12.3.1999-30.9.1999 tarihleri arasında, fiilen çalıştırmadığı ücret de ödemediği halde, büyükelçilik kayıtlarında çalıştırmış ve ücret ödenmiş gibi göstermek suretiyle adı geçenler adına tahakkuk ettirilen ücret tutarlarını Büyükelçilik hesabından çektiği,
1.10.1999-8.3.2000 tarihleri arasında aylık 1050 Dolar ücretle çalıştırılan Rahayu Utari isimli aşçıya 1050 Dolar yerine 600 Dolar ödediği, yaklaşık ( 5 ) aylık eksik ödemeden doğan 2300 Dolar farkı Büyükelçilik hesabına iade etmeyerek alıkoyduğu, açıklanan eylemleriyle toplam 16.100 dolar tutarındaki Büyükelçiliğe ait parayı sahiplenip maledinmek suretiyle zimmetine geçirdiği, eylemini gizlemek ve açıklığa kavuşmasını önlemek için kayıtlar üzerinde bir dizi gerçeğe aykırı düzenlemeler yaptığı iddiası ile zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçundan cezalandırılması istemi ile Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmış, bu dava da Yargıtay 6. Ceza Dairesinde görülmekte olan dava ile birleştirilerek yargılama birlikte sonuçlandırılmıştır.
Sanığa yüklenen suçlara ilişkin eylemleri sırasıyla değerlendirecek olursak;
a- ) Sanığın büyükelçi olarak görev yaptığı 1998, 1999 ve 2000 yılları içerisinde, işten çıkartılan bazı sözleşmeli personelin işlerine son verildiğinin zamanında Dışişleri Bakanlığına bildirilmediği, fiilen işten çıkarılan bir kısım personelin çalışıyormuş gibi gösterildiği, bu personel adına ücret transferinin sürdürüldüğü, anılan personele ödeme yapıldığına ilişkin düzenlenen belgelerin Bakanlığa gönderildiği, ayrıca bir personele de sözleşmede gösterilenden daha düşük ücret ödendiği, bu cümleden olarak;
Edmilton Adelino Vieira isimli aşçının 1.12.1998 tarihinde aylık 1050 Dolar ücret karşılığında işe alındığı, ancak bir hafta çalıştıktan sonra fiilen işten ayrıldığı halde Büyükelçilik kayıtlarında 30.9.1999 tarihine kadar çalışmış ve kendisine 10 aylık ücret ödenmiş gibi gösterildiği,
Rahayu Utari isimli aşçı 9.12.1999-30.6.2000 tarihleri arasında fiilen çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği halde, Büyükelçilik kayıtlarında 1.10.1999-30.6.2000 tarihleri arasında aylık 1050 Dolar ücretle çalıştırılmış gibi gösterildiği ve fiilen çalıştığı dönem içinde kendisine aylık 1050 Dolar yerine 600 Dolar ödendiği,
Bekçi kadrosunda istihdam edilen Sanjeera Kulatunga'nın 12.3.1999 tarihinde işten fiilen ayrılması nedeniyle bu tarihten sonra kendisine ücret ödenmediği halde, Büyükelçilik kayıtlarında sözleşmesinin bitim tarihi olan 30.9.1999 tarihine kadar çalıştırılmış ve ücret ödenmiş gibi gösterildiği,
Bu suretle adı geçenler adına tahakkuk ettirilen toplam 16.100 Amerikan Doları tutarındaki paranın Büyükelçilik hesaplarından çekildiği halde adı geçenlere ödeme yapılmadığı ve Bakanlığa iade edilmediği, Nijerya Büyükelçiliğinin aşçı Utari'nin Büyükelçiliğimizde çalışıyor gibi gösterildiği dönemde kendi Büyükelçiliklerinde çalıştığına ilişkin yazısı, Dışişleri Bakanlığına gönderilen maaş bordroları, personelin işe başlama ve işten ayrılmalarına ilişkin bildirimler, inceleme ve ön inceleme raporları, aldırılan bilirkişi raporu, tanıklar Edmilton Adelino Vieira, Rahayu Utari, Sanjeera Kulatunga, Saruhan Kızılay, Turgay Yeşim ve Mehmet Nejat Doğançay'ın ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Yasal olmayan işlemler sonucunda Büyükelçiliğe transfer edilen ücretlerin ne şekilde kullanıldığı konusunda sanık tarafından bir açıklamada bulunulmamıştır. Suç tarihinde Büyükelçilikte idari ataşelik görevini yürütmekte olan Mehmet Doğançay ise, söz konusu paraların görevden ayrılan sözleşmeli personel yerine çalıştırılanlara ödendiğini, artan para ile de Büyükelçiliğin bir kısım ihtiyaçlarının karşılandığını ileri sürmüştür. Ancak bu paralarla çalıştırıldığı söylenen bir bahçevan yardımcısı için ayrıca idari ödeneklerden de para kullanıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, sözleşmeli personelin işten ayrılışının Bakanlığa geç bildirilmesine gerekçe olarak Maliye Bakanlığının her mali yıl için yeniden yaptığı vize işlemini geciktirmesi ileri sürülmüşse de, bir kısım personel için vize talimatından dört ay sonra bildirimde bulunulmuş olması, bu konudaki mazeretin bir kısım personel yönünden geçerli olmadığını ortaya koymaktadır. Sanık Doğan Alpan suçlamayı reddederek, işlemlerin idari ataşe tarafından yapıldığını, kendisinin sorumluluğunu bulunmadığını ileri sürmüş ise de, paranın sanık adına transfer edilmiş olması, personelin işe alınması ve işine son verilmesi hususundaki kararların sanık tarafından verilmesi, rezidans ile kançılaryada çalışan personel sayısının azlığı ve bordroları inceleyen, onaylayan yetkilinin sanığın bizzat kendisi olması karşısında sanığın suçtan kurtulma amacına yönelik bu savunmasına itibar edilemez.
Zimmet suçu; memurun kendisine verilen veya görev nedeniyle koruma, denetim veya sorumluluğu altında bulunan para, para hükmünde bulunan belgeleri, malları aşırması veya mal edinmesidir.
TCY'nın 240. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatını haiz olan kimsenin kasten ya da yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması veya yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır.
Tüm bu hususlara göre, işine son verilen personel için gönderilen ücretlerin adıgeçenlere ödenmediği ve Bakanlığa iadesi gerektiği halde yasal olmayan yöntemlerle ilgilisine ödenmiş gibi belgeler düzenlenip, zimmet suçunun unsurunu oluşturan mal edinme amacı olmaksızın, tahsis edildiği alan dışında harcanması ve bu durumun uzun bir süreç içinde zincirleme biçimde sürdürülmesi karşısında, bir üyenin personele ödenmeyen paraların Büyükelçiliğe eşya alımında kullanılıp kullanmadığının araştırılması gerektiği yönündeki düşüncesinin yerinde olmadığı kararlaştırıldıktan sonra sanığın eyleminin kül halinde zincirleme biçimde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilip, Yargıtay C. Savcısı ile katılan vekilinin isabetli bulunan temyiz itirazları bu itibarla geçerli görülerek bu suçtan kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Kurul Üyesi ise; sanığın eyleminde zimmet, iki Kurul Üyesi ise zimmet, resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının ayrı ayrı oluştuğu görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
b- ) Sanığın Brezilya Büyükelçiliği görevinin sona ermesinden sonra dönüş için Dışişleri Bakanlığından uçak bileti ücreti karşılığı olarak 7198 Dolar avans aldığı, ayrılışından önceki birkaç aylık dönemde Brezilya'nın İstanbul'daki Fahri Konsolosluğu görevini yürütmekte olan seyahat şirketi sahibi dostu Slyvio Benbassat'la görüşerek bir özel şirketin bayileri için düzenlenen Brezilya seyahati dönüşünde eşi ile birlikte Slyvio Benbassat tarafından temin edilen biletlerle ve ücretsiz olarak Türkiye'ye döndüğü halde, Dışişleri Bakanlığına verdiği sürekli görev yolluğu bildiriminde Brezilya'dan Türkiye'ye 7198 Dolar karşılığında seyahat ettiği yolunda bildirimde bulunarak, İnterglobe firmasına ait, 7198 Dolar değerinde ve esasen önceden iptal edilmiş bulunan bileti ibraz ettiği, kabul edilmeyince bu kez seyahat ettiği uçak biletlerini kaybettiğinden bahisle ödeme belgesi olarak geçerliliği bulunmayan proforma fatura ibraz ettiği, Slyvio Benbassat'ın anlatımı, ilgili firma yetkilileri ile yapılan görüşmelere ilişkin inceleme raporundaki bilgiler, İnterglobe firmasının yazısı, sürekli görev yolluğu bildirimi, sanığın eşyasını kaybettiğinden bahisle başvuruda bulunmadığına ilişkin İstanbul Valiliği VIP Protokol Müdürlüğü yazısı, sanığın kaçamaklı ikrarı gibi kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Sanığın, önceden aldığı avansı iade etmemek için sürekli görev yolluğu bildiriminde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu kanıtlanmıştır. Avansın önceden ödenmesi ve hak edilmemesi nedeniyle bildirim tarihinde iadesi gerektiği halde iade edilmemesi nedeniyle zararın da doğduğu anlaşılmaktadır. Sonradan avansın peyderpey maaşından kesilmek suretiyle tahsil edilmesi, esasen doğmuş bulunan zararın giderilmesine yöneliktir. Bu itibarla, sanığın açıklanan eylemi ile TCY'nın 343/1. maddesinde yazılı yalan beyanda bulunma suçu oluştuğu halde beraatine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile bu suçtan kurulan hükmün de bozulmasına karar verilmelidir.
c- ) Sanığın eşi olan Tomris A.'ın üç değişik tarihte, Centro de Cirargia Plastica isimli ( Cirplas Plastik Cerrahi Merkezi ) Hastanede estetik amaçlı cerrahi operasyon geçirdiği, Devlet Memurları Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 36. maddesi uyarınca estetik bakımdan yapılan tıbbi ve cerrahi müdahalelerin parasının kurumca ödenmemesi nedeniyle, sanığın ödediği parayı geri alabilmek için, yapılan ameliyatları raporda gerçeğinden farklı biçimde belirtmesi hususunda plastik cerrah Dr. Ognev Meireles Corac'dan ricada bulunduğu, bunun üzerine T.C Brezilya Büyükelçiliği hasta sevk ve muayene formu antetli belgelerin düzenlendiği, 3.3.1998 günlü raporda, Tomris Alpan'ın bel fıtığı ve lombalji rahatsızlığı nedeniyle başvurduğu, muayenesi, araştırmaları, testleri ve röntgenleri sonucunda gerekli tedavisinin yapıldığı, 20.4.1999 tarihli raporda, bağırsak ameliyatı, 17.7.2000 tarihli raporda ise, bağırsak bitimi ameliyatı yapıldığı belirtilerek gerçeğe aykırı raporlar düzenlendiği, düzenlenen raporlar ve faturalardaki antet ve kaşelerin belli bölümlerinin kapatılarak, Hastanenin plastik cerrahi merkezi, ameliyatı yapan hekimin de plastik cerrah olduğunun gizlendiği, sanığın bu şekilde oluşturulan belgeleri onaylayarak Dışişleri Bakanlığına gönderip operasyon bedellerini tahsil ettiği, Büyükelçilik Sekreteri Regina Bezzera'nın müfettişlere verdiği ifade, ameliyatı yapan plastik cerrah Dr. Ognev Meireles Corac'ın müfettişlerle yaptığı görüşmedeki beyanları ve el yazısı ile yazıp kaşesini kullandığı 3 Nisan 2001 tarihli belge, fatura ve rapor fotokopileri, kaşe ve antet örnekleri gibi belgelerden hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde anlaşılmaktadır.
Dolandırıcılık suçu, bir kişiyi, kandırabilecek nitelikte hile ve desise yaparak, hataya düşürüp onun veya başkasının zararına haksız çıkar sağlamaktır. Hile ve desise ile mağdurun yanıltılması arasında nedensellik bağı bulunmalı, hileli hareket, haksız çıkar sağlama amacı ve zarar vermeyi isteme bilinç ve iradesiyle yapılmalıdır.
Belgede sahtecilik suçu ise; amaç değil, haksız çıkar elde etmek amacını gerçekleştirmek için kullanılan bir araçtır. Sanığın zarar vermeyi öngörmüş, tahmin etmiş ve istemiş olması gerekir. Özel belgede sahtecilik suçu belgenin kullanılması ile oluşur. Dolandırıcılık suçunda desise olarak kullanılan sahte özel belge dolandırıcılık suçunun unsurunu oluşturacağından, TCY'nın 79. maddesi uyarınca sanığın sadece cezası ağır olan dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirecek olursak; sanığın eşinin farklı tarihlerde geçirdiği, ancak bedelini çalıştığı kurum olan Dışişleri Bakanlığından tahsil edemeyeceği operasyonları gerçeğinden farklı biçimde gösteren raporlar ve faturalar düzenletip bunları onaylayarak Bakanlığa gönderip bedelini tahsil etmekten ibaret eylemi nedeniyle TCY'nın 504/7. maddesinde tanımlanan nitelikli dolandırıcılık suçu oluştuğu halde beraatine karar verilmesi isabetsiz olup, Yargıtay C. Savcısı ile katılan vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden, bu suçtan kurulan hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
d- ) Bir ülkedeki yabancı diplomatik misyonlara, kabul eden ülke makamları tarafından ülke dışından gümrüksüz ve vergisiz eşya, alkollü içkiler ve çeşitli tüketim ve gıda maddeleri ithal etme veya ülke içinde bu amaçla kurulan özel mağazalardan satın alma olanağının sağlandığı ve fiyat yönünden avantaj sağlayan bu ayrıcalıkların kötüye kullanılmasının önüne geçebilmek amacıyla bazı ülkelerin diplomat ve misyonların vergisiz alkollü içki alımlarına kota uyguladıkları, bu alımların yerel dışişleri bakanlığının onay ve iznine bağlı olduğu, bu suretle satın alınan içkilerin misyonlar tarafından resmi makam ve kişilere özel zamanlarda, örneğin yılbaşı v.b günlerde ve bir-iki şişe gibi makul ölçülerde hediye edilmesinin de diplomatik usullerden olduğu, ancak, sanığın Türkiye Cumhuriyetini Brezilya Federal Cumhuriyeti nezdinde Büyükelçi olarak temsil ettiği 1999 ve 2000 yılı içerisinde değişik tarihlerde yerel makamlara yanlış beyanda bulunup Büyükelçiliğin resmi ihtiyacında kullanılacağını bildirerek aldığı çok sayıda içkiyi Brezilya'da yerel bir gazetede yazı yazan ve restaurantları olduğu belirtilen Gilberto Amaral isimli şahsa büyükelçiliğin görevlileri ve arabasıyla gönderip, karşılığında kendisine zarf içinde ulaştırılan parayı aldığı, yapılan incelemede sanık Büyükelçi ve Brezilya Dışişleri Bakanlığı tarafından onaylanan 7.12.1999 tarihli belge ile toplam 211 şişe muhtelif marka ve cins içki alınarak karşılığında 4949 Dolar ödendiği, 19.5.1999 onay tarihli belge ile toplam 221 şişe muhtelif marka ve cinste içki ile parfüm ve makyaj malzemesi alınıp karşılığında 4985 Dolar ödendiği, resmi ihtiyaç olarak alındığı belirtilmesine karşın bu harcamaların Büyükelçilik hesaplarından yapılmadığı, sanığın kaçamaklı ikrarı, büyükelçilik şoförü tanıklar Jose Geraldo Carvalheaes ile Adiel de Jesus Ferreira, büyükelçilik kavası tanıklar Pedro Lopes dos Santos Filho ile Adenaldo Ribeiro de Souza, koruma görevlisi tanıklar Haşim Ersoy ile Saruhan Kızılay, idare memuru tanık Mehmet Nejat Doğançay ve büyükelçilik sekreteri Regina Bezzera'nın ifadeleri, Gilberto Amaral'ın toplam 23 kasa içki talebine ilişkin olarak büyükelçiliğe gönderdiği faks yazısı ve satın alma belgeleri gibi kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Sanığın Türkiye Cumhuriyetinin Büyükelçisi olarak görevli bulunduğu yabancı ülkede, gerçeğe aykırı biçimde büyükelçiliğin resmi ihtiyacı için satın alınacağını bildirmek suretiyle ilgili ülke makamlarının verdiği onay doğrultusunda gümrük ve vergi muafiyetinden yararlanarak satın aldırdığı içkileri kurallara aykırı olarak o ülke vatandaşı bir kişiye gönderip parasını tahsil ettiği anlaşılmaktadır. Büyükelçi olan sanık ülkemizi her yönden temsille görevli bulunduğu gibi, Büyükelçiliğe tanınan ayrıcalıkların ve kotanın amacına ve bulunduğu ülkenin kurallarına uygun biçimde kullanılmasını sağlamakla da yükümlüdür. Bu itibarla, sanığın değişik tarihlerde aynı kasıt altında gerçekleştirdiği açıklanan eylemleri nedeniyle zincirleme biçimde TCY'nın 240. maddesinde belirtilen görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçu oluştuğu halde beraatine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Yargıtay C. Savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı ile katılan vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26.12.2002 gün ve 12787-14942 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 01.04.2003 günü ( 1 ) nolu bentte gösterilen bozma nedeni yönünden oyçokluğu, ( 2, 3 ve 4 ) nolu bentlerde gösterilen bozma nedenleri yönünden oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy