(765 S. K. m. 102/5, 104/2, 119/4, 549) (2521 S. K. m. 13) (CGK. 27.06.2000 T. 2000/7-132 E. 2000/142 K.)
Dava: Ruhsatsız av tüfeği taşımak suçundan sanık M. Akselek'in TCY. nın 549, 119/4, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 33.462.000 lira hafif para cezasıyla cezalandırılmasına, emanette kayıtlı av tüfeğinin 2521 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca zoralımına ilişkin Akören Sulh Ceza Mahkemesince 22.06.2000 gün ve 49-69 sayı ile verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 03.12.2001 gün ve 17873-18895 sayı ile;
TCK'nun 119. maddesi uyarınca sanığa tebliğ edilen ön ödeme önerisinde, eylemine uyan aynı Yasanın 549. maddesindeki seçimlik cezalardan suç tarihi göz önüne alınarak 22.815.000 lira hafif para cezası üzerinden yapılan ön ödeme ihtaratında hafif hapis cezasından bahsedilmediği halde ödenmediğinden dolayı TCK'nun 119.maddesi uyarınca yarı oranında artırım yapılırken hafif hapis cezası esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 05.02.2002 gün ve 1-10 sayı ile; Akören C.Savcılığının 01.02.2000 günü sanığa yaptığı ön ödeme tebligatı usul ve yasaya uygun olarak düzenlenmiş, ödememe halinde cezanın 1/2 oranında artırılarak hükmolunacağı yasanın öngördüğü şekilde sanığa tebliğ ve ihtar edilmiştir. Burada para cezasının değil cezanın yarı oranında artırılacağı ihtar edilmiştir. Ceza kavramı içinde ise para cezası ile birlikte hürriyeti bağlayıcı cezanın da anlatıldığı açıktır.
Seçimlik cezaların düzenlendiği yasa maddelerinde olayın özelliklerine göre hakimin olayda hangi cezayı uygulayacağının, takdir yetkisi içinde kaldığının kabulü gerekir. Aksi halde seçimlik cezaların öngörüldüğü hiçbir ön ödemelik suçta hürriyeti bağlayıcı ceza verilmemesi gerekir ki bunun da yasa ile getirilmek istenen düzene uygun olduğu söylenemez. Kaldı ki ön ödeme ihtarında hafif para cezasından değil para cezasından bahsedilmiştir. gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık ve o yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 26.02.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
İncelenen dosya içeriğine göre, sanığın 30.01.2000 tarihinde ruhsatsız av tüfeği ile yakalandığı, Akören C. Savcılığınca 25.04.2000 günlü iddianame ile TCY. nın 549 ve 119/5. maddeleri uyarınca cezalandırılması için hakkında kamu davası açıldığı, Yerel Mahkemece 22.06.2000 günlü hüküm ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sanığın işlediği kabul edilen TCY. nın 549. maddesindeki suç, maddede öngörülen cezanın türü ve üst sınırı nazara alındığında aynı Yasanın 102/5 ve 104/2. maddeleri uyarınca 3 yıllık dava zamanaşımı süresine tabi olup, suç ve inceleme tarihleri arasında 30.01.2003 tarihi itibariyle dava zamanaşımı gerçekleşmiştir.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden CYUY. nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, ruhsatsız av tüfeğinin ise Ceza Genel Kurulunun 27.06.2000 gün ve 132-142 sayılı kararında açıklanan ilkeler doğrultusunda, denetim için belgeye bağlanmasını sağlamak üzere kolluk makamlarına tevdiine karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün, açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden CYUY. nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, adli emanette kayıtlı ruhsatsız av tüfeğinin gereği için kolluk makamlarına teslimine, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 29.4.2003 günü sonuçta tebliğnamedeki istem gibi oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy