(2918 S. K. m. 36/3, 112/7) (765 S. K. m. 102/5, 104, 119/6) (1412 S. K. m. 322)
Dava: İlk kez sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan sanık Haşim Koçak hakkındaki davanın TCY.nın 119/6. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına ilişkin Göynücek Sulh Ceza Mahkemesince verilen 11.5.2001 gün ve 32-60 sayılı karar, O Yer C. Savcısının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 6.11.2001 gün ve 14615-17100 sayı ile;
"Emniyete Müdürlüğünün 29.3.2001 tarihli yazısında sanığın dava konusu 27.2.2001 tarihli suçunun 2. defa olduğunun belirtildiği gözetilerek önceye ait sürücü belgesiz araç kullanma eyleminin araştırılarak gerekirse aradaki fark için önödeme ihtaratı çıkarılarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 25.1.2002 gün ve 114-1 sayı ile;
"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2000 gün ve 211/217 sayılı ilamında da belirtildiği üzere "önödeme suç işlenmesi ile ortaya çıkan sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Bir düşme nedeni bulunduğunda hakim başka bir hususu araştırmaksızın sanığa bu düşme nedeninin uygulanabileceği sonucuna ulaştığında davanın ortadan kaldırılmasına karar verir. Somut olayda sanık önödeme önerisine uyduğundan mahkemece başka bir hususun araştırılmasına gerek yoktur. Ancak sanık önödeme önerisine uymadığı takdirde yargılamaya geçilecek ve sanık hakkında araştırma yükümlülüğü doğacaktır." dosyamızdaki somut olay Yargıtay C.G. Kurulu kararında ifade edilen duruma uymaktadır.
Sanığın sabıkasında 2918 S.Y. uyarınca bir mahkumiyet yoktur ve önödeme ihtaratını yerine getirmiştir. 2918 S.Y.nın 112/7. maddesine göre ancak, son suçun işlenmesinden geriye doğru 1 yıl içinde aynı suçtan verilip kesinleşen bir mahkeme kararı olması halinde sanık hakkında tekerrür durumu ortaya çıkacaktır. Sanık hakkında daha önce yapılan işlemin bu aşamaya gelmediği sabıkasından açıkça görülmektedir. Bu durumda tekerrüre esas olması mümkün olmayan önceki işlemin araştırılarak dosyanın gereksiz yere uzamasının pratik veya hukuki hiçbir yararı yoktur. Önödeme bir ortadan kaldırma nedenidir. Vatandaş ile devlet arasındaki cezai ilişkiyi sona erdirdiği için öncelikle dikkate alınmalıdır. Mahkememizce bu hususlar nazara alınarak daha önceki sürücü belgesiz araç kullanma işleminin araştırılmasına gerek görülmemiştir." gerekçeleri ile ilk kararda direnmiştir.
Bu kararın da Üst C. Savcısı tarafından temyizi üzerine, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "bozma" istekli 2.5.2003 gün ve 60403 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İncelenen dosyada;
27.2.2001 günü sürücü belgesiz araç kullandığı saptanan sanık hakkında düzenlenen suç tutanağı üzerine, Yerel Mahkemece 28.2.2001 tarihinde sanığın sorgusu yapılarak, 1. kez sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan önödeme önerisi tebliğ edilmiş, sanığın öneriye uyarak para cezasını ödemesi üzerine hakkındaki dava TCY.nın 119/6. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmış, O Yer C. Savcısı tarafından temyiz olunan hüküm, Özel Dairece eylemin 2. kez olup olmadığı araştırılıp, aradaki fark için önödeme önerisi çıkartılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
2918 sayılı Yasanın 36. maddesinin 3. fıkrası sürücü belgesi sahibi olmadan trafiğe çıkanlara ilk tespitte bir aydan iki aya kadar, tekrarı halinde ise iki aydan üç aya kadar hafif hapis cezası verileceği ve bu kişilerin ayrıca her defasında 7.200.000 lira hafif para cezası ile cezalandırılacağı hükmünü taşımaktadır. Maddedeki yaptırımların türü ve azami sürelerine göre sürücü belgesiz araç kullanma suçu, gerek ilk tespitte gerekse tekrarında TCY.nın 102/5. maddesi uyarınca iki yıllık asli zamanaşımı süresine tabidir.
TCY.nın 104. maddesinin birinci fıkrasında zamanaşımını kesen nedenler; "mahkumiyet hükmü, yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda sanığın sorguya çekilmesi, sanık hakkında son soruşturmanın açılmasına dair karar veya C. Savcısı tarafından düzenlenen iddianame" olarak sayılmış, süreklilik gösteren yargısal kararlar ile öğretide uyum gösteren görüşlerde bu nedenlerin maddede sınırlı olarak sayıldığı, yorum yoluyla genişletilemeyeceği, sayılan nedenler dışındaki bir nedenin zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmiş, maddenin ikinci fıkrasında ise, zamanaşımının kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı, kesen nedenler birden fazla ise bunların en sonuncusundan itibaren yeniden işlemeye başlayacağı, ancak bu kesici nedenlerin zamanaşımını, 102. maddede belirtilen sürelerin yarısının eklenmesiyle bulunacak süreden fazla uzatamayacağı kurala bağlanmıştır.
Somut olayda, önödeme nedeniyle ortadan kaldırma kararının zamanaşımını kesen nedenlerden bulunmaması nedeniyle, zamanaşımını kesen en son işlem sanığın sorgusunun yapıldığı 28.2.2001 tarihidir, bu tarihten itibaren işlemeye başlayan 2 yıllık asli zamanaşımı süresi inceleme tarihinden önce 28.2.2003 günü dolmuştur. Bu nedenle diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün bozulmasına ve CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen bu hususta CYUY.nın 322. maddesi uyarınca karar verilmesi olanaklı bulunduğundan, sanık hakkındaki davanın gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle TCY.nın 102/5 ve 104. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
Dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki istemden değişik gerekçe ile 03.6.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy