(1412 S. K. m. 326)
Dava: İhtiyati tedbir kararına aykırı davranmak suçundan sanık Şükrü'nün beraatına ilişkin Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesince 13.03.2001 gün ve 957-341 sayı ile verilen kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 10.06.2002 gün ve 9554-8908 sayı ile;
"Sanığın kaçamaklı savunması ve tanık beyanlarına göre belirlenen günler dışında da tedbir kararına aykırı olarak suyu kullandığı gözetilerek mahkûmiyeti yerine yazılı gerekçelerle beraatına karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme 24.09.2002 gün ve 547-474 sayı ile;
"K...Köyü Tüzel kişiliği vekilinin şikayeti üzerine, dosyamız sanığından başka, birkaç kişi aleyhine de "İhtiyati Tedbir Kararına Muhalefet" iddiasıyla çok sayıda kamu davaları açılmış olduğu; sanıkların farklı şahıslar olması dışında tüm davaların derdest dosyamız ile benzer unsurlar içerdiği ve her yönüyle benzerlik arzeden mahkememizin 2000/961, 2000/1017, 2000/1233 esas sayılı dava dosyaları üzerinden yürütülen kamu davalarının yapılan yargılaması sonunda; tıpatıp benzerlik arzeden gerekçelerle sanıkların beraatlerine karar verildiği; derdest dosyamız içine alınan karar suretlerinden de anlaşıldığı üzere; 2000/1017 esas, 2001/343 sayılı mahkememiz kararının Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 30.5.2002 gün ve 2002/8107-8084 sayılı kararı ile; mahkememizin, 2000/1233 Esas 2001/344 sayılı kararının, yine Yargıtay 7.Ceza Dairesi'nin 14.6.2002 gün ve 2002/10423-9229 sayılı kararı ile onanmasına rağmen; mahkememizin 2000/961 Esas, 2001/342 sayılı kararının 7. Ceza Dairesi'nin 10.6.2002 gün, 2000/9553-8883 sayılı kararı ile, yine derdest dosyamız için verilen kararımızın ( 2000/957 Esas, 2001/341 karar sayılı dosyamızın ) yukarıda belirtilen gerekçelerle bozulmasına karar verilerek, bozulmasına karar verilen dava dosyalarının mahkememize geri gönderildiği; bu suretle her yönüyle benzerlik arzeden ve aynı çevrede ( aynı köyde ) vuku bulan olaylarla ilgili birbiriyle çelişen-farklı iki neticenin ortaya çıkmış olduğu, ( aynı suçla suçlanan bazı sanıkların beraatlerine ilişkin kararların kesinleşmiş olması, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin bozma ilamına uyulması halinde ise beraatlerine karar verilen şahıslarla aynı konumda olan dosya sanığının mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği; bu durumun ise kamuoyunun adalete-mahkemelere olan güven duygusunu zedeleyebileceği ) hususunda kanaat hasıl olduğundan; mahkememizin önceki kararı bu yönüyle de usul yasaya uygun ve yerinde görülmüş, sanığın manevi unsuru itibariyle oluşmayan müsnet suçtan beraatine dair aşağıdaki hükmün verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 13.11.2002 tebliğnamesi ile 7. Ceza Dairesine ve Özel Dairece de Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İhtiyati tedbir kararına aykırı davranmak suçundan sanığın beraatına ilişkin Yerel Mahkeme kararı, Özel Dairece, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Yerel Mahkeme bozmadan sonra yaptığı yargılamada, Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesine ait 13.03.2001 gün ve 1017-343 sayı ile ihtiyati tedbir kararına aykırı davranmak suçundan sanık Şükrü Elibol hakkında aynı kanıtlara ve gerekçeye dayalı olarak verilen beraat kararı ile bu kararı inceleyen 7. Ceza Dairesinin 30.05.2002 gün ve 8107-8084 sayılı onama ilamının bir örneğini ve bu dava dosyasını; keza Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesince 13.03.2001 gün ve 1233-344 sayı ile sanıklar Necati ve Nurettin haklarında aynı suçtan dolayı aynı kanıtlar ve gerekçeye dayalı verilen beraat kararlarının ve 7.Ceza Dairesinin 14.06.2002 gün ve 10423-9229 sayılı onama ilamının örneklerini; yine Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesince 13.03.2001 gün ve 961-342 sayı ile sanık Alim hakkında aynı suçtan dolayı aynı kanıtlar ve gerekçeye dayalı verilen beraat kararı ile 7.Ceza Dairesinin 10.06.2002 gün ve 9553-8883 sayılı bozma ilamının örneklerini dosya içerisine koyduğu, bu bilgi ve belgelere dayanarak da ilk hükümde direndiği anlaşılmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamalarına göre bozmadan sonra yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan kanıtlara, yeni ve değişik açıklama ve gerekçelere dayanılarak verilen karar, özde direnme kararı olmayıp yeni bir karardır. Bu nitelikteki bir kararın temyiz edilmesi halinde incelemenin Özel Dairece yapılması gerekir.
Özel Dairenin görüşü bellidir, tekrar inceleme yapılmasının davayı uzatacağı gibi bir görüş de ileri sürülemez. Çünkü Özel Dairenin görüşünde her zaman değişiklik olabileceği gibi davaların uzamasını önlemek amacıyla da olsa Yargılama Yasasının buyurucu nitelikteki hükümleri gözardı edilemez.
İncelenen dosyada, direnme kararına dayanak yapılan ve ilk kez tartışılan hususlar ile yeni ve değişik açıklamalar Özel Dairece denetlenmemiş, bu husustaki görüşü kararda yer almamıştır. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk defa Ceza Genel Kurulunca ele alınması olanaksız olduğundan saptanan eylemli uyma nedeniyle dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin son kararı bozmaya eylemli uyma niteliğinde olduğundan dosyanın, temyiz incelemesi yapılması için 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 30.09.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy