(3167 S. K. m. 22) (765 S. K. m. 102) (4915 S. K. m. 21, 34)
Dava: Kara Avcılığı Yasasına aykırı davranmak suçundan sanık Burhan'in hakkında kara avcılığı yasasına aykırılık suçundan açılan kamu davasının ön ödeme nedeni ile ortadan kaldırılmasına, ruhsatsız av tüfeği bulundurmak suçundan TCY'nın 549, 119/5, 59/2. maddeleri uyarınca 44.489.250. lira hafif para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezasının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine, emanette kayıtlı av tüfeğinin 2521 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca zoralımına ilişkin Yalvaç Sulh Ceza Mahkemesince 10.05.2001 gün ve 14-105 sayı ile verilen kararın katılan idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 06.02.2002 gün ve 32-997 sayı ile;
"Ruhsatsız av tüfeği bulundurmak suçundan Orman Bakanlığı adına Batı Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Başmühendisliğinin suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği cihetle müdahil olamayacağı dolayısıyla bu suçtan hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gibi temyiz kapsamına göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında ruhsatsız av tüfeği ile yasak dönemde avlanmak suçu nedeni ile mahkemece 13.3.2001 günlü celsede; 2001 günü Cumhuriyet Savcılığınca 71.182.800. lira yerine 71.182.000. lira olarak eksik miktarda ön ödeme ihtaratında bulunulduğundan bahisle sanığa yeniden ön ödeme ihtarında bulunulmuş olup, sanık tarafından atılı suç nedeni ile yapılan ihtarata uyulmadığı, 27.4.2001 gün ve 006594/453 sayılı makbuz ile 35.600.000. lira olarak yapılan ödemenin ruhsatsız av tüfeği bulundurmak suçundan yapılan ön ödemeye ilişkin bulunduğu gözetilerek yasak dönemde avlanmak suçundan açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 28.05.2002 gün ve 58-136 sayı ile; Kara Avcılığı Yasasına aykırılıktan açılan davada her ne kadar sanığa hazırlık aşamasında ön ödeme ihtaratında bulunulmuşsa da Isparta Batı Akdeniz Bölge Müdürlüğü Başmühendisliği ile yapılan yazışma sonucunda sanığın yakalandığı yerin milli park olmadığı sadece yasal av sahası olduğu bildirildiğinden sanığa yeniden ön ödeme ihtarı ihtaratında bulunulduğu, onun da süresinde yerine getirdiği gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de katılan idare adına Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 30.04.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık Burhan hakkında, Yalvaç C.Başsavcılığınca 23.01.2001 günlü iddianame ile ruhsatsız av tüfeği bulundurmak ve Kara Avcılığı Yasasına aykırı davranmak suçlarından TCY.nın 549, 3167 sayılı Yasanın 22, 2873 sayılı Yasanın 20 ve TCY.nın 119. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Yerel Mahkemece, sanığın sorgusu 13.03.2001 günlü oturumda yapılmış ve 10.05.2001 günlü oturumda, ruhsatsız av tüfeği bulundurmak suçundan cezalandırılmasına ve Kara Avcılığı Yasasına aykırılık suçundan açılan kamu davasının ön ödeme nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu karar katılan Orman Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Özel Dairece de vurgulandığı üzere temyiz dilekçesinin kapsamına göre temyiz, Kara Avcılığı Yasasına aykırılık suçundan kurulan hükme yöneliktir. Bu nedenle,sanık hakkında ruhsatsız av tüfeği bulundurmak suçundan verilen ilk hüküm kesinleşmiş olup, Yerel Mahkemece bu suçtan dolayı yeniden hüküm kurulması hukuken geçersizdir. Temyiz edenin sıfatı ve temyiz dilekçesinin içeriği nazara alındığında, sanık hakkında Kara Avcılığı Yasasına aykırılık suçundan verilen davanın ortadan kaldırılması kararı ile sınırlı yapılan temyiz incelemesinde;
Yukarıda ayrıntıları açıklanan somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığa, Kara Avcılığı Yasasına aykırılık suçundan usulüne uygun olarak ön ödeme ihtaratında bulunulup bulunulmadığı, buna bağlı olarak da davanın ön ödeme nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilip verilemeyeceğinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Ancak, incelenen dosya içeriğine göre, sanığa yüklenen ve 3167 sayılı Kara Avcılığı Yasasının 22. maddesinde yer alan suç, öngörülen cezanın türü ve üst sınırı nazara alındığında, TCY.nın 102/5. madde ve fıkrası gereğince 2 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Sanık hakkında dava zamanaşımını kesen son işlem, 13.03.2001 tarihinde yapılan sorgusu olup inceleme tarihine kadar 13.03.2003 tarihinde zamanaşımı gerçekleşmiştir.
Her ne kadar Yerel Mahkemece direnme kararı verilmesinden sonra inceleme tarihine kadar 11.07.2003 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4915 sayılı Kara Avcılığı Yasasının 21/1. maddesi ile sanığın eyleminin yaptırımı idari para cezasına dönüştürülmüş ve 34. maddesi ile 3167 sayılı Yasa yürürlükten kaldırılmışsa da, bu Yasa yürürlüğe girmeden önce dava zamanaşımı gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün, açıklanan nedenle sonuçta istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenine göre yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine 14.10.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy