(4250 S. K. m. 31, 19) (2559 S. K. m. 7) (560 S. KHK. m. 21) (2709 S. K. m. 7, 38, 87, 91) (4619 S. K. m. 4) (765 S. K. m. 45)
İzinsiz açıktan alkollü içki satmak suçundan sanık Bülent'in 4250 sayılı Yasanın 19. maddesi yollamasıyla 31, TCY.nın 59 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca sonuç olarak 304.200.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesince 07.12.2000 gün ve 1011-1288 sayı ile verilen karar sanık ve katılan idare vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 29.04.2002 gün ve 6138-5892 sayı ile;
Sanığın işletmeciliğini yaptığı tekel bayiinde izinsiz olarak açıktan alkollü içki sattığı kabul edildiğine göre, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununun 31. maddesi 24.6.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmakla eylem anılan yasa yönüyle müeyyidesiz kalmakla beraber anılan Yasa maddesinin KHK. ile kaldırılamayacağı ve yürürlükte olduğu kabul edilse dahi suçun bahsi geçen KHK.nin yayımlanmasından sonra işlenmiş bulunduğundan suç işleme kastının bulunmadığı, fiilin 4250 sayılı Yasanın 19 ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 7. ve 8. maddelerine göre değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak sanığın isnat olunan suçtan beraatına, idari yönden gereğinin takdiri için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme ise 18.07.2002 gün ve 568-805 sayı ile;
Açık içki satma ruhsatı alma zorunluluğu 4250 sayılı Yasanın 19. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiş, bu eylemin yaptırımı ise aynı Yasanın 31. maddesinde belirtilmiştir. Her ne kadar 560 sayılı KHK'nin 21. maddesi ile 4250 sayılı Yasanın 31. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiş ise de, KHK ile suç ve ceza ihdas edilemeyeceği veya kaldırılamayacağı Özel Daire ve Ceza Genel Kurulu kararlarında belirtildiğinden, bu maddenin yürürlükte bulunduğunu kabul etmek gerekir. Sonradan çıkartılan 4619 sayılı Yasa ile de 19 ve 31. maddelerinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Yasaları bilmemek mazeret teşkil etmez ve suçun oluşmasını engellemez gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 10.07.2003 gün ve 139916 sayılı tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın açıktan alkollü içki satmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, eylem tarihinde 4250 sayılı Yasanın 31 inci maddesinin yürürlükte olup olmadığı ve buna bağlı olarak da sanığın isnat olunan suçun kasıt öğesini taşıyıp taşımadığının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusuyla ilgili yasal düzenlemeler incelendiğinde,
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Yasasının 19 uncu maddesinin, 1 inci fıkrasında İspirto ile bira ve şarap dahil her çeşit ispirtolu içki satmak isteyenler inhisarlar idaresinden ruhsat almaya mecburdurlar; 2 nci fıkrasında ise, Açık olarak satanlar 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 7. maddesine göre en büyük mülki amirden, içki yerleri için aranan ruhsatı almaya mecburdurlar kuralları getirilmiş ve aynı Yasanın 31 inci maddesinde ise, 19 uncu madde gereğince ruhsat almadan içki satanların cezalandırılmaları öngörülmüştür.
Diğer yandan 4313 sayılı Yetki Yasasına dayanılarak çıkarılan ve 28.6.1995 tarihinde yayımlanan 560 sayılı Yasa Hükmünde Kararnamenin 21 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında, 4250 sayılı Yasanın 31 inci maddesinin yürürlükten kaldırıldığı hükmüne yer verilmiştir. Ancak bu hüküm, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Anayasa'nın 91 inci maddesinin 7 nci ve devam eden fıkraları uyarınca görüşülmemiş ve halen yasalaşmamıştır. Görüleceği üzere, bir ceza hükmünün yürürlükten kaldırılmasına ilişkin düzenleme Yasa Hükmünde Kararname ile yapılmıştır.
Anayasa'nın 38 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. hükmü ile cezaların yasallığı ilkesi getirilmiştir.
Yine, Anayasa'nın 91 inci maddesinin 1 inci fıkrasında Türkiye Büyük Millet Meclisince, Bakanlar Kuruluna Yasa Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verilebileceği öngörülmüş ve aynı maddede YHK. ile düzenlenemeyecek konular da sayılmıştır. Buna göre, olağanüstü haller ve sıkıyönetim hali ayrık kalmak üzere Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler Yasa Hükmünde Kararnameler ile düzenlenemeyecektir.
Anayasanın, cezaların yasallığı ilkesini getiren Suç ve Cezalar başlıklı 38 inci maddesi de 91 inci maddede sayılan hallerdendir ve Anayasanın ikinci kısmının ikinci bölümünde yer almakta olup, bu konuda Yasa Hükmünde Kararname ile düzenleme yapılmasına olanak yoktur. Suç ve cezanın ancak yasa ile konulabileceği ve yasa çıkarma yetkisinin de Anayasanın 7 nci ve 87 nci maddeleri uyarınca TBMM'ne ait olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği yadsınamayacak bir gerçektir. Nitekim, yargısal kararlarda da aynı husus vurgulanmış olup, gerek Anayasa Mahkemesinin 6.7.1993 gün ve 5-25 sayılı kararında, gerekse Ceza Genel Kurulunun uyuşmazlık konusu ile örtüşen 2.6.1998 gün ve 135-200 sayılı, 14.11.2000 gün ve 216-221 sayılı kararları ile benzer konulardaki 19.4.1993 gün ve 16-100 sayılı, 10.5.1993 gün ve 11-151 sayılı kararlarında açıklanarak yerleşen uygulamaya göre, bir suç ve ceza hükmünün düzenlenmesi nasıl yasa ile yapılmak gerekirse, yasalarda yer alan bu tür bir düzenlemenin de ancak yasa ile yürürlükten kaldırılması veya değiştirilmesi olanaklıdır.
Her ne kadar, suç tarihinden sonra 20.01.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4619 sayılı Yasanın 4 üncü maddesi ile 4250 sayılı Yasanın 28. maddesi de değiştirilerek, aynı Yasanın 19. maddesinin 1, 3 ve 4 üncü fıkralarına aykırı davranmanın yaptırımı bu maddede gösterilmişse de, sanığa isnat edilen ve 2. fıkrada düzenlenen açıktan alkollü içki satmak eylemi 28 inci madde ile de yaptırım altına alınmamış olduğundan somut olayda bu maddenin de uygulanması olanaksızdır.
Öte yandan, TCY.nın 45 inci maddesinin 1 inci fıkrası Cürümde kastın bulunmaması cezayı kaldırır. hükmünü taşımaktadır. 4250 sayılı Yasanın 19 uncu maddesindeki izinsiz içki satma suçunun yaptırımını öngören 31 nci maddesinin yürürlükten kaldırıldığına ilişkin -hukuken geçerli görülmese dahi- KHK. ile 28.10.1995 tarihinde yapılmış olan düzenleme karşısında, suçun 8.3.2000 tarihinde işlenmiş olduğu da nazara alındığında, sanığın somut olayda yüklenen suçun kasıt öğesini taşıdığından söz etmeye olanak yoktur. Bu nedenle eylemin 4250 sayılı Yasanın 19 uncu maddesinin yaptığı gönderme nedeniyle 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Yasasının 7 nci ve 8 inci maddeleri uyarınca idari yaptırımla karşılanabileceği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alınıp değerlendirildiğinde;
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında, sanığın açıktan alkollü içki satma suçunun manevi unsurunu taşımadığının, eyleminin idari yaptırımı gerektirdiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, sanığın beraatı yerine cezalandırılmasına ilişkin Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olduğundan bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 14.10.2003 tarihinde tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy