(1412 S. K. m. 308, 373, 375)
Dava: Sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan sanık Savaş'ın 2918 Sayılı Yasanın 36/son, TCY'nın 119/5, 55/3, 647 Sayılı Yasanın 4. ve TCY'nın 72. maddeleri uyarınca sonuçta 125.382.800 lira hafif para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yalova Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 20.6.2002 gün ve 1261-655 sayılı hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 4.12.2002 gün ve 17986-18179 sayı ile onanmıştır.
Yargıtay C.Başsavcılığı 21.1.2003 gün ve 121290 sayı ile;
"Sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan sanık Savaş hakkında suç tutanağı düzenlenip, 10.12.2001 tarihinde yapılan oturumda sorgusu yapılırken, "Sanığın 18 yaşından küçük olması" nedeniyle müdafii atanmış, hükmün tefhim edildiği 20.6.2002 tarihli oturumda sanık müdafii hazır bulunmadığı halde mahkûmiyet kararı verilmiştir.
3842 Sayılı Yasa ile değişik CMUY'nın 138. ve 140. maddeleri gereğince, sanığın onsekiz yaşını bitirmemiş, yahut sağır veya dilsiz veya kendini savunamayacak derecede malûl olması ve müdafıinin bulunmaması halinde talebi aranmaksızın, yargılamanın yapıldığı yer barosunca kendisine bir müdafii tayin edilecektir.
Somut olayda, sanığın 18 yaşından küçük olması sebebiyle mahkemece baro nöbet listesinden Av. Ş. T. sanık müdafii olarak atanmış ve hükmün tefhim edildiği oturumda da kayden 6.2.1985 doğumlu olup, 18 yaşını doldurmayan sanığın müdafii hazır bulundurulmadan karar verilmek suretiyle savunma hakkı kısıtlanmıştır." görüşü ile itiraz yasa yoluna başvurarak özel daire onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda özel daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, yargılama sırasında 18 yaşını bitirmemiş olan sanık hakkında müdafıinin yokluğunda hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sanık Savaş, sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan dolayı hakkında düzenlenen suç tutanağı ile birlikte 10.12.2001 günü Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmiş, aynı gün müdafii hazır olduğu halde sorgusu yapılmış, yine müdafii hazır olduğu halde kendisine sonuçları da hatırlatılmak suretiyle ön ödeme önerisi tebliğ edilmiş, yargılama ertelenmiş, sonraki oturumlar sanık ve müdafıinin yokluğunda gerçekleştirilmiş, sanığın ön ödeme önerisine uymaması üzerine 20.6.2002 günlü son oturumda sanık ve müdafıinin yokluklarında yargılama yapılarak 2918 Sayılı Yasanın 36/3, TCY'nın 119/4, 55/3, ve 647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 125.382.800 lira hafif para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın savunmasını yapmış olan müdafıine tebliğ edilen bu hüküm süresinde temyiz olunmuştur.
3842 Sayılı Yasa ile değişik CYUY'nın 138. maddesinde, onsekiz yaşını bitirmeyen ve müdafii de bulunmayan sanıklar için zorunlu müdafilik sistemi kabul edilmiş, isteği aranmaksızın kendisine müdafi tayin edileceği hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemenin amacı, kendisini yeterince savunabilecek durumda bulunmayan küçük sanıkların ve maddede yazılan diğer kişilerin savunmalarında zaafiyete düşmelerinin önlenmesidir.
Somut olayda, 6.2.1985 doğumlu olup, suç ve hüküm tarihlerinde 18 yaşından küçük bulunan sanık, yasa uyarınca doğrudan mahkemeye intikal eden suç tutanağı üzerine yapılan sorgusu sırasında müdafii hazır bulunmuş, müdafiinin hukuki yardımından yararlanmıştır. Yine sanığın cezalandırılmasına ilişkin hüküm, tebliğ üzerine aynı müdaiıi tarafından yasal süre içinde temyiz olunmuştur. Öte yandan, sanık inceleme tarihi itibariyle 18 yaşını bitirmiş olduğundan artık geriye dönülerek bu aşamada kendisine zorunlu müdafi tayin olanağı da bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.11.2002 gün ve 274-395 sayılı, 3.7.2001 gün ve 148-149 sayılı ve 10.3.1998 gün ve 14-74 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, savunma hakkını kullanmada zaafiyete düşmeyen, inceleme tarihi itibariyle de 18 yaşını ikmal etmiş olan sanık hakkında artık geriye dönülerek müdaiı tayini de olanaksız bulunduğundan, Yargıtay C. Başsavcılığının bu hususa ilişen itirazının reddine karar verilmelidir.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141. maddesinde, duruşmaların herkese açık olacağı, bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebileceği, küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulabileceği belirtilmiştir. Duruşmaların aleniyetine ve gizlilik kararı verilebilecek hallere ilişkin bu hüküm CYUY'nın 373. maddesinde de aynen yer almıştır.
CYUY'nın 375. maddesi ise zorunlu gizlilik halini düzenleyerek, "onbeş yaşını henüz bitirmemiş olan çocuklara ait duruşmanın mutlaka gizli olacağını, hükmün dahi gizli tefhim olunacağını" hükme bağlamıştır. Daha sonra yürürlüğe giren Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında 2253 Sayılı Yasanın 25. maddesi de aynı ilkeyi düzenlemiştir. Ancak 2253 Sayılı Yasa sadece suç tarihinde 15 yaşını bitirmeyen küçüklerin yargılanması ile ilgili özel düzenlemeler içerdiğinden, 15 yaşını bitiren sanıklar hakkında uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Görüleceği üzere, aleniyet ilkesi gereği ve kural olarak 15 yaşını bitirenlerin duruşması herkese açık olacağından, CYUY'nın 373. maddesindeki koşullar bulunmadığı halde bunların duruşmasının gizli yapılması CYUY'nın 308/6. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir.
Somut olayda; 6.2.1985 doğumlu olan ve 15 yaşını bitirmiş olan sanığın tutanakla birlikte 10.12.2001 günü sevk edilmesi üzerine yerel mahkemece "sanığın 15 yaşından büyük, 18 yaşından küçük olması nedeniyle 2253 Sayılı Yasanın 25. maddesi uyarınca duruşmaların gizli yapılmasına" karar verilerek, sanığın gizli oturumda sorguya çekilmesi usule aykırıdır. Bu itibarla, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının açıklanan bu değişik gerekçe ile kabul edilerek özel daire onama kararının kaldırılmasına, diğer yönleri incelenmeyen yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının açıklanan bu değişik gerekçe ile KABULÜNE, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 4.12.2002 gün ve 17986-18179 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, diğer yönleri incelenmeyen yerel mahkeme hükmünün öncelikle açıklanan bu usul yanılgısı nedeniyle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 11.3.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy