(1412 S. K. m. 138, 322) (2918 S. K. m. 36) (765 S. K. m. 2, 30, 119) (647 S. K. m. 4) (CGK. 10.03.1998 T. 1998/2-14 E. 1998/74 K.)
Dava: Sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan sanık F. Bozanoğlu'nun 2918 sayılı Yasanın 36/3, TCY. nın 119, 55/3 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 192.052.040 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Çal Sulh Ceza Mahkemesince 25.06.2002 gün ve 20-54 sayı ile verilen kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 29.11.2002 gün ve 19588-17657 sayı ile tebliğnamedeki isteme aykırı olarak onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise, 20.01.2003 gün ve 147073 sayı ile;
Sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan sanık F. Bozanoğlu hakkında suç tutanağı düzenlenip, 12.4.2002 tarihinde yapılan oturumda sorgusu yapılırken, sanığın yaşının küçüklüğü nedeniyle CY. nın 138. maddesi uyarınca mahkemece resen müdafii atanmış, hükmün tefhim edildiği 25.6.2002 tarihli oturumda sanık müdafii hazır bulunmadığı halde mahkumiyet kararı verilmiştir.
3842 sayılı Yasa ile değişik CY. nın 138 ve 140. maddeleri gereğince, sanığın onsekiz yaşını bitirmemiş yahut sağır veya dilsiz veya kendini savunamayacak derecede malul olması ve müdafiinin bulunmaması halinde talebi aranmaksızın, yargılamanın yapıldığı yer Barosunca kendisine bir müdafii tayin edilecektir.
Somut olayda, mahkemece müdafii tayini resen yapılmış ve hükmün tefhim edildiği oturumda da kayden 1.1.1985 doğumlu olup, 18 yaşını doldurmayan sanığın müdafii hazır bulundurulmadan karar verilmek suretiyle sanığın savunma hakkı kısıtlanmıştır. görüşüyle itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Sanığın sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, yargılama sırasında 18 yaşını bitirmemiş olan sanık hakkında müdafiinin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sanık F. Bozanoğlu, sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan dolayı hakkında düzenlenen suç tutanağı ile birlikte 11.04.2002 günü Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmiş, aynı gün müdafii hazır olduğu halde CYUY. nın 135 ve 236. maddelerine uygun şekilde sorgusu yapılmış, yine müdafii hazır olduğu halde kendisine 2918 sayılı Yasanın 36/3 ve TCY. nın 119. maddeleri uyarınca sonuçları da hatırlatılmak suretiyle ön ödeme önerisi tebliğ edilmiş, takip eden 28.05.2002 ve 25.06.2002 günlü oturumlara sanık ve müdafii katılmamış ve yokluklarında sanığın cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur. Yoklukta verilen gerekçeli kararın tebliği üzerine sanık müdafii, 647 sayılı Yasa uyarınca cezanın ertelenmesi gerektiğinden bahisle hükmü temyiz etmiştir.
3842 sayılı Yasa ile değişik CYUY. nın 138. maddesinde, onsekiz yaşını bitirmeyen ve müdafii de bulunmayan sanıklar için zorunlu müdafilik sistemi kabul edilmiş, isteği aranmaksızın kendisine müdafii tayin edileceği hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemenin amacı, kendisini yeterince savunabilecek durumda bulunmayan küçük sanıkların ve maddede yazılan diğer kişilerin savunmalarında zafiyete düşmelerinin önlenmesidir.
Somut olayda; 01.01.1985 doğumlu olan sanık suç ve hüküm kurulduğu tarihlerde 18 yaşından küçük olmasına karşılık özel yasası uyarınca doğrudan mahkemeye intikal eden suç tutanağı üzerine yapılan sorgusunda müdafii hazır bulunmuş, müdafiinin hukuki yardımından yararlanmıştır. Yine sanığın cezalandırılmasına ilişkin hüküm, tebliğ üzerine aynı müdafii tarafından yasal süre içinde temyiz olunmuştur. Öte yandan sanık inceleme tarihi itibariyle 18 yaşını bitirmiş olduğundan artık geriye dönülerek bu aşamada kendisine zorunlu müdafii tayini olanağı da bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.1998 gün ve 14-74 sayılı, 03.07.2001 gün ve 148-149 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere savunma hakkını kullanmada zafiyete düşmeyen, inceleme tarihi itibariyle de 18 yaşını ikmal etmiş olan sanık hakkında artık geriye dönülerek müdafii tayini de olanaksız bulunduğundan Yargıtay C.Başsavcılığının itiraz nedeni yerinde değildir.
Ancak, Yerel Mahkeme 11.04.2002 tarihinde işlediği sürücü belgesiz ilk kez araç kullanmak suçundan dolayı sanığı 2918 sayılı Yasanın 36/3. maddesine göre 1 ay hafif hapis ve 83.000.000 lira hafif para cezası ile cezalandırmış, ön ödeme önerisine uymaması nedeniyle TCY'nın 119. maddesi uyarınca cezasını yarı oranında arttırarak 1 ay 15 gün hafif hapis ve 124.500.000 lira hafif para cezasına çıkarmış ve sanığın yaşı nedeniyle TCY. nın 55/3. maddesi uyarınca cezasını 1 ay hafif hapis ve 83.000.000 lira hafif para cezasına indirmiş, ardından kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezayı 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca günlüğü takdiren 3.635.068 liradan dönüştürerek 109.052.040 lira hafif para cezasına çevirmiş ve aynı neviden olan para cezalarını toplayarak sonuçta sanığın 192.052.040 lira hafif para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 04.03.2003 gün ve 1-17 sayılı kararında açıklandığı üzere, suç ve hüküm tarihinden sonra 10.02.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasa ile TCY. nın 30. maddesinde sanık lehine yapılan değişiklik nazara alındığında, TCY. nın 2/2. maddesi hükmüne göre, bin liranın küsurunun hesaba katılmaması, buna bağlı olarak da somut olayda 647 sayılı Yasanın 4. maddesindeki miktarların 2000 yılından itibaren bin lira küsurlarının atılması suretiyle yeniden hesaplanıp belirlenmesi zorunlu hale gelmiştir.
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile kabulüne ve Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan bu nedenle bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 29.11.2002 gün ve 19588-17657 sayılı onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün TCY'nın 2/2 ve hükümden sonra yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasa ile değişik TCY'nın 30/2. maddesi hükümleri karşısında sanığa fazla para cezası tayin edilmiş olması nedeniyle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CYUY'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye uyarınca, sanık hakkında tayin olunan 1 ay hafif hapisten ibaret kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezanın TCY'nın 4421 sayılı Yasa ile değişen Ek 2. ve aynı Yasa ile eklenen Ek 6., 4806 sayılı Yasa ile değişik 30/2. ve 647 sayılı Yasanın 4/1. maddeleri uyarınca beher günü 3.633.000 lira para cezasına karşılık gelmek üzere dönüştürülerek sanığın 108.990.000 lira hafif para cezası ile cezalandırılmasına, aynı cins para cezaları TCY'nın 72. maddesi uyarınca toplanarak sanığın sonuçta 191.990.000 lira hafif para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek ONANMASINA dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı tevdiine, 18.03.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy