(2918 S. K. m. 36) (765 S. K. m. 119, 55) (1412 S. K. m. 138, 140, 141)
Dava: Sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan sanık Arif'in 2918 Sayılı Yasanın 36, TCY'nın 119/5, 55/3 ve 647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 109.052.040 lira hafif para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Kilis Sulh Ceza Mahkemesince verilen 26.6.2002 gün ve 342-332 sayılı hüküm, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 12.12.2002 gün ve 21050-18575 sayı ile onanmıştır.
Yargıtay C. Başsavcılığınca 21.1.2003 gün ve 161470 sayı ile;
"Sürücü belgesiz araç kullanmak suçundan sanık Arif hakkında suç tutanağı düzenlenip, 11.6.2002 tarihinde yapılan oturumda sorgusu yapılırken "sanığın yaşı nedeniyle" mahkemece re'sen müdafii atanmış, hükmün tefhim edildiği 26.6.2002 tarihli oturumda sanık müdafii hazır bulunmadığı halde mahkûmiyet kararı verilmiştir.
3842 Sayılı Yasa ile değişik CMUK.'nun 138 ve 140. maddeleri gereğince, sanığın onsekiz yaşını bitirmemiş, yahut sağır veya dilsiz veya kendini savunamayacak derecede malul olması ve müdafiinin bulunmaması halinde talebi olmaksızın, yargılamanın yapıldığı yer barosunca kendisine bir müdafii tayin edilecektir.
Somut olayda, mahkemece müdafii tayini re'sen yapılmış ve hükmün tefhim edildiği oturumda da, kayden 26.3.1987 doğumlu olup, 18 yaşını doldurmayan sanığın müdafii hazır bulundurulmadan karar verilmek suretiyle sanığın savunma hakkı kısıtlanmıştır." gerekçesi ile itiraz yasa yoluna başvurularak, özel daire onama kararının kaldırılıp, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Somut olayda, özel daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlıklar, hüküm tarihinde onsekiz yaşını bitirmemiş olan sanığa hangi merci tarafından müdafii atanacağı ve müdafiinin bulunmadığı oturumda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İncelenen dosyaya göre;
Suç tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan ve halen de 18 yaşını ikmal etmemiş olan sanık Arif, sürücü belgesiz araç kullanmak eylemi nedeniyle yakalanarak 11.6.2002 günlü suç tutanağı ile Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilmiş, yaşı nedeniyle CYUY.'nın 135 ve 138. maddeleri uyarınca G. Barosu avukatlarından A. Ü. mahkemece re'sen müdafii olarak atanarak, müdafii hazır olduğu halde sorgusu yapılıp ön ödeme önerisi tebliğ edilmiş ve duruşma 26.6.2002 tarihine ertelenmiştir.
Sanığın ön ödeme önerisine uymaması nedeniyle, müdafiinin hazır olmadığı 26.6.2002 günlü oturumda, yargılamaya devam olunarak yokluklarında mahkûmiyet hükmü tesis edilmiş, gıyabi hükmün sanığa tebliği üzerine de sanık tarafından temyiz olunmuştur.
Ceza Yargılama Usulü Yasası temelde zorunlu müdafiilik sistemini benimsememiş, ancak 18.11.1992 gün ve 3842 Sayılı Yasanın 15. maddesi ile CYUY'nın 138. maddesi "... sanık onsekiz yaşını bitirmemiş yahut sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malul olur ve bir müdafii de bulunmazsa talebi aranmaksızın kendisine müdafii tayin edilir." biçiminde değiştirilerek belirli bazı haller için zorunlu müdafiilik sistemine geçilmiştir.
Bu düzenleme ile sağır ve dilsizlerle, kendisini savunamayacak derecede bedensel ve zihinsel özürlü olanlar ile yaşı nedeniyle kendisini yeterince savunabilecek durumda bulunmayan sanıkların savunmalarında zaafıyete düşmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Yine aynı Yasanın 17. maddesi ile CYUY'nın 140. maddesi değiştirilerek, müdafiinin "soruşturmanın veya yargılamanın yapıldığı yer barosunca tayin edileceği" esası getirilmiş, değişikliğin amacı ise madde gerekçesinde, "Tasarı ile soruşturmanın her safhasında kişiye yanında müdafii bulundurmar, onunla görüşme ve hukuki yardımından yararlanma hakkı tanınmış, belirli haller için mecburi müdafiilik sistemine geçilmiştir. Bu değişikliklere işlerlik kazandırmak amacıyla 140 ncı maddede değişiklik yapılması zarureti duyulmuş, müdafiin soruşturmanın veya yargılamanın yapıldığı yer barosunca tayin edilmesi esası getirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre hazırlık tahkikatı ile duruşmaların ayrı ayrı yerlerde yapılması halinde bu yerler barosu tarafından müdafii tayin edilebilecek, müdafiin yardımı o yerde yapılan soruşturmaya bağlı kalacaktır." şeklinde açıklanmış, 141'inci maddesinde ise tâyin olunan müdafiin duruşmada hazır bulunmaması veya görevini yapmaktan kaçınması halinde, mahkemece yapılacak işlemler ve bunun yaptırımı düzenlenmiştir.
Uyuşmazlık konusu somut olayda; onsekiz yaşından küçük olan sanığa, yargılamanın yapıldığı yer barosu yerine, mahkemece re'sen müdafii atanması suretiyle CYUY'nın 140. maddesi hükmüne aykırı davranıldığı ve halen 18 yaşından küçük olan sanık hakkında müdafiinin hazır olmadığı oturumda yargılama yapılıp mahkûmiyet hükmü tesis edilerek CYUY'nın 138 ve 141. maddeleri hükümlerine muhalefet edildiği, bu şekilde yasanın emredici hükümleri uygulanmamak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı anlaşıldığından, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının bu nedenlerle kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyeleri, sanığın savunma hakkını yeterince kullandığı görüşüyle itirazın reddi yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile, özel daire "onama" kararının kaldırılmasına, sair yönleri incelenmeyen yerel mahkeme hükmünün bu usul yanılgıları nedeniyle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 4.3.2003 günü yasal oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy