(1567 S. K. m. 3) (1412 S. K. m. 326)
Dava: İhracat bedeli dövizi süresinde yurda getirmemek suçundan sanık A... Kurumu A.Ş'nin 1567 sayılı Yasanın 3/B maddesi uyarınca 4.756.586.604 TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 25.10.2000 gün ve 566-1011 sayılı hüküm sanık vekilince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yar-gıtay 7. Ceza Dairesince 29.3.2002 gün ve 4717-4141 sayı ile;
1- İddianamede yanlış gösterilen gümrük çıkış beyannamesi tarihinin düzelttirilmemesi,
2- 22.12.2000 gün ve 24268 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4616 sayılı "23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun" uyarınca; Sanığa atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen cezanın miktar ve niteliği, suç tarihinin 23 nisan 1999 tarihinden önce olduğu ve eylemin anılan Kanun'un 1. maddesinin 5. bendindeki kapsam dışı suçlar içinde bulunmadığı gözetilerek, 4. bendi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi hususunun takdirinin gerekmesi," isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Bozmanın ( 1 ) numaralı bendine uyarak gereğini yerine getiren İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi ( 2 ) numaralı bentte gösterilen bozma nedenine karşı 7.10.2002 gün ve 1106-824 sayı ile; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.4.2001 gün ve 53-60 sayılı kararına göre bu nevi cezaların tazminat kabilinden olduğu ve 4616 sayılı Yasa kapsamına girmeyeceği" gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de süresi içinde sanık şirket vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya Yargı-tay C.Başsavcılığının 18.2.2002 günlü "onama" istekli tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: CYUY'nın 326. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında; "Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam ederek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenmesi gerekir." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm gereğince, bozma sanık lehine olsa dahi, bozmadan sonra Yerel Mahkemece sanık, katılan ve varsa vekillerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ olunmalı, duruşma gününden haberdar edilmelidirler.
İncelenen dosyada;
Sanık şirketin 1567 sayılı Yasanın 3/B maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ilişkin hüküm, sanık vekilinin temyizi üzerine "4616 sayılı Yasa uyarınca davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmesi" gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bozmadan sonra sanık şirket vekiline çıkarılan davetiyenin içine bozma ilamı konulmasına karşın, davetiyedeki "duruşma günü, saati ve yeri" ile ilgili bilgiler boş bırakılarak tebligat bu haliyle gerçekleştirilmiş, sanık şirket ve vekiline başkaca bir tebligat yapılmadan ve duruşma günü ile saati bildirilmeden yokluğunda duruşma yapılıp karar verilmiştir.
Bu itibarla, CYUY'nın 326. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen biçimde duruşma gününden haberdar etme işlemine başvurulmadan, savunma hakları kısıtlanarak yargılamaya devam olunması yasaya aykırıdır. Diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme direnme hükmünün öncelikle bu usuli nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel Mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle yukarıda açıklanan usuli nedenden dolayı BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 4.3.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy