(765 S. K. m. 59, 81, 86, 316, 318) (1412 S. K. m. 223, 226, 260, 261, 268, 308, 326)
Dava: Sanık Serdar B.'nin sahte paraları tedavüle koymak suçundan TCY.nın 316/4, 318, 59/2 ve 81/2-3. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ilişkin Alanya Ağır Ceza Mahkemesince verilen 1.12.2000 gün ve 159/338 sayılı hüküm, Yargıtay 8. Ceza Dairesince 11.4.2001 gün ve 7117/9072 sayı ile; "Tekerrüre esas alınan hırsızlık suçunun bu suçla aynı cinsten olmadığı arttırmanın TCK.nun 81/1. madde ve fıkrasıyla en fazla 1/6 oranında yapılması gerekirken, 81/2. madde ve fıkrasıyla 1/3 oranında yapılması sonucu fazla ceza tayini isabetsizliğinden,"
Her iki suçun TCY.nın 86. maddesinin 9. bendinde aynı cinsten olduğunun belirtildiğine ilişkin 16.7.2001 gün ve 152/318 sayılı direnme hükmünün ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 20.01.2001 gün ve 8-254/258 sayı ile;
1- Yargılandığı suçtan tutuklu bulunan sanığın, duruşmaya celbi ile hazır bulundurulup, bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan CYUY.nın 223 ve 226/son madde hükümlerine aykırı davranılması,
2- CYUY.nın 260, 261, 268 ve 308. maddelerine aykırı olarak yeniden hüküm kurulurken, sadece direnme nedenleri açıklanmakla yetinilip, kararın sorun ve gerekçe bölümünü ihtiva etmemesi nedeniyle,
Sair yönleri incelenmeksizin usuli nedenlerle bozulmuş,
Yerel Mahkemece 20.2.2002 gün ve 46/50 sayı ile bozma gerekleri yerine getirilerek sanığın TCY.nın 316/4, 318, 59 ve 81/2-3. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık tarafından temyizi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "onama" istekli 25.12.2002 gün ve 69990 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle,
Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yerel Mahkemenin 16.07.2001 gün ve 152/318 sayılı direnme kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca, yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı sair yönleri incelenmeksizin bozulmuş, Yerel Mahkemece bozma gerekleri yerine getirilerek yeniden karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun uyum ve süreklilik gösteren kararlarında da belirtildiği gibi, bozma kararı ile Yerel Mahkemenin direnme hükmü tümüyle ortadan kalkmıştır. Yerel Mahkeme artık yeni ve değişik bir karar vermekte serbesttir. Bozmaya uyularak verilen kararlar da yeni bir hüküm olup, direnme kararı niteliğinde değildir. Bu nedenle öncelikle Özel Dairece incelenmesi gerekmektedir. Özel Dairece incelenmeyen bir hükmün, doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesi Usul Yasasına aykırıdır.
Özel Daire görüşü belli olduğundan bahisle tekrar dairece inceleme yapılmasının davayı uzatacağı gibi bir görüş de ileri sürülemez. Çünkü, Özel Daire görüşünde değişiklik olabileceği gibi, davaların uzamasını önlemek amacı ile de olsa buyurucu usul kurallarının uygulanmasından vazgeçilemez.
Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun bozma kararına uyulduktan sonra, verilen kararın yeniden ve doğrudan Ceza Genel Kurulunca incelenmesi bu kurulun kararlarına direnilemeyeceğine ilişkin CYUY.nın 326. maddesine aykırıdır. Zira, doğrudan doğruya Ceza Genel Kurulunca inceleme yapılması, Yerel Mahkeme kararına direnme niteliği verecek ve Ceza Genel Kurulu kararına karşı direnilmiş olacaktır. Bu belirlemeye göre dosyanın temyiz incelemesi yapılması için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, hukuken yeni bir karar olduğundan dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere 8.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 4.2.2003 gün oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy