(6136 S. K. m.1, 2, 16) (765 S. K. m. 36) (1412 S. K. m. 343)
Dava: Yasak silah bulundurmak suçundan sanık Garip'in beraatına, emanette kayıtlı tabancanın 6136 sayılı Yasanın uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 16 ve 17. maddesi gereğince gerekli ruhsat işleminin yapılabilmesi için idareye tevdiine ilişkin Araban Asliye Ceza Mahkemesince 21.09.2001 gün ve 64-85 sayı ile verilen karara karşı Adalet Bakanlığınca yazılı emirle bozma talebinde bulunulması üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 24.09.2003 gün ve 7091-3700 sayı ile;
"Taşıma ruhsatına bağlı olup, ruhsatın yenilenmemesi nedeniyle iptalinden sonra Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca idarece el konulan ve 6 aylık süre içinde devri sağlanamayan silahın zoralımı yerine yazılı biçimdeki gerekçe ile idareye teslimine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle CMUK.nun 343. maddesi uyarınca sözü edilen kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.5.2003 gün ve 23749 sayılı yazılı emirle bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.6.2003 gün ve YE/86544 sayılı tebliğnamesiyle dairemize tevdii kılınmakla dava evrakı incelendi:
Yazılı emir talebi yerinde görülmekle;
Araban Asliye Ceza Mahkemesinin 21.9.2001 tarih ve 2001/64 esas ve 2001/85 sayılı kararının yönetime teslimine ilişkin kısmın aleyhe tesir etmemek üzere bozulmasına, karardaki sair hususların aynen saklı tutulmasına" karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 30.10.2003 gün ve 86544 sayı ile;
"1- Dava konusu silah ile ilgili yasal prosedür tamamlanınca, silah hakkında zoralım kararı alınması, yönetmeliğin 17. maddesinin hükmü gereğidir. Artık zoralım dışında başka bir hukuki sonuç yoktur.
Silah ruhsatsız hale gelmiştir. Bu olay ile ilgili talep kanundan doğan zoralımdır.
Kanundan doğan zoralımlar tedbirdir. Tedbirlerde kazanılmış hakkın var olduğu ileri sürülemez. Zoralım ile ilgili kararlar uyuşmazlığın esasını çözen kararlar değildir. Bu nedenle aleyhe bozma yasağı sözkonusu olmaz. Zaten silahın idareye teslimine karar verilmekle, sanık açısından kazanılmış bir hakkın varlığından da bahsedilemez.
Yüksek Daire ilamında zoralım kararı verilmesi gerektiğini vurgulamış, ancak "aleyhe tesir etmemek üzere" denmekle yukarıdaki açıklamalar ışığında çelişki doğmuştur.
2- Anılan kararın "yönetime teslimine ilişkin kısmının aleyhe tesir etmemek üzere bozulmasına" denmesi çözümsüzlük yaratacaktır. Nitekim zoralım kararı olmadan Ordu Donatım Kurumu silahı teslim almamış, silah ortada kalmıştır. Bunun sonucu yazılı emir yoluna gidilmiştir. Yüksek Daire ilamının bu şekilde kalması halinde mahkemeden zoralım isteminde bulunulamayacak, mahkeme de zoralım kararı veremeyecektir. Çünkü ortada kesin hüküm vardır.
Bir an için; Cumhuriyet Savcısının mahkemeden tekrar zoralım talebinde bulunabileceğini düşünelim. O zaman bu hüküm yazılı emir konusu olamaz. Talebin reddi gerekir.
Sorunun aşılması için "aleyhe tesir etmemek üzere" bölümünün ilamdan çıkarılması ve zoralımı gerekmektedir." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığa 1.1.1999 tarihine kadar geçerli olmak üzere silah taşıma ruhsatı verildiği, ruhsatı yeniletmesi için kendisine verilen 6 aylık süre içerisinde bu ruhsatı yeniletmediğinden dolayı ruhsatının iptal edildiği, yine iptal edilen ruhsatlı silahın zapt edildiği tarihten itibaren 6 ay içinde bir başkasına da devir edilmediğinden sanığın yüklenen yasak silah bulundurmak suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
Yerel Mahkemece kanıtlar toplandıktan sonra İl Jandarma Komutanlığının 17.4.2001 günlü yazısı ile sanığa ruhsatının süresinin dolduğu bu nedenle 6136 sayılı Yasanın uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 16 ve 17. maddesi gereğince 6 ay içerisinde ruhsatını yeniletmesi veya silah almaya hak kazanan bir kişiye devir yapmasının gerektiği hususundaki tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı, belirlenen bu durum ve tüm dosya kapsamına göre emanette kayıtlı tabancanın sanık adına taşıma ruhsatlı olduğu, ancak sanığın ruhsatının gününün geçmiş olduğu ve yapılan tebligata rağmen de ruhsatını yeniletmediğinden, ruhsatı iptal edilmiş ise de sanıkta bulundurma kastı bulunmadığından suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilerek beraatına, emanette kayıtlı tabancanın 6136 sayılı Yasanın uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 16 ve 17. maddesi gereğince gerekli ruhsat işleminin yapılabilmesi için idareye tevdiine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan somut olayda Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, CYUY.nın 343. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda yargılamaya konu silahın zoralımına karar verilip verilmeyeceğinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Sanık, köy muhtarı olduğu dönemde hibe yoluyla devraldığı silah için 21.01.1993 tarihinde taşıma ruhsatı almış, muhtarlık görevinin sona ermesinden sonra 02.12.1994 tarihinde, Gaziantep Valiliğince 01.01.1999 tarihine kadar geçerli olmak üzere taşıma ruhsatı verilmiştir.
29.08.1999 tarihinde Jandarma Karakol Komutanlığınca sanığa 6136 sayılı Yasaya bağlı Yönetmeliğin 3. maddesi gereğince 6 ay içinde ruhsatını yeniletmesi gerektiği, yeniletmediği takdirde ruhsatının iptal edileceği hususu ve gerekli belgelerin neler olduğu tebliğ edilmiştir.
Sanık tarafından yeniletme işlemi yapılmaması üzerine Gaziantep Valiliğince 12.09.2000 günlü yazı ile ruhsatı iptal edilmiş olup, bu husus 13.10.2000 tarihinde sanığa tebliğ edilerek bir daha ruhsat alamayacağı, Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca silahın zapt edildiği, bu tarihten itibaren 6 ay içerisinde silah satın almaya hak kazanmış kişilerden birisine silahı devredebileceği, bu sürede devri sağlayamazsa silahın adli makamlara devredileceği bildirilerek ruhsat ve silaha el konulmuş, bu husustaki tutanak da sanık tarafından imzalanmıştır.
Sanık tarafından devir işleminin de yerine getirilmemesi üzerine Araban İlçe Jandarma Komutanlığınca 17.04.2001 tarihli yazı ile, Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere silah ve işlem dosyası C.Savcılığına gönderilmiştir.
Konuya ilişkin düzenleme içeren hükümler incelendiğinde;
6136 sayılı Yasaya bağlı Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, "Ruhsatlar" başlığını taşıyan 3. maddesi, "Taşıma ve bulundurma ruhsatları onay tarihinden itibaren beş yıl için geçerli olup, yenileme harcı alınmak şartıyla, her beş yılda bir yenilenir. Sürenin sona ermesinden bir ay önce tebligat için gerekli işlemler başlatılır. Zabıtaca doğrudan veya 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak yazılı tebligattan itibaren altı ay içinde ruhsatlarını mevcut durumlarına göre taşıma veya bulundurma ruhsatı olarak yeniletmeyenlerin o silaha ait ruhsatı iptal edilerek, bu Yönetmelik hükümlerine göre devri sağlanır. Bu şekilde ruhsatı iptal edilen silah, hiçbir şekilde aynı şahıs adına yeniden ruhsata bağlanamaz.
Yeni ruhsatın geçerlilik süresi, önceki ruhsata ait sürenin bittiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Süresi biten taşıma ruhsatı, yenisi verilinceye kadar bulundurma ruhsatı yerine geçerlidir.";
"Taşıma ve bulundurma hakkının kaybı" başlığını taşıyan 17. maddesi ise, "Taşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan 16 ncı maddede belirtilen hallerden birine girmesi nedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat talepleri kabul edilmeyeceği gibi mevcut silah ruhsatları iptal edilerek, silahlar zaptedilir. Bu silahların, zaptedildiği tarihten itibaren altı ay içinde silah sahibinin isteği dikkate alınarak, silah satın almaya hak kazanmış kişilere devri sağlanır. Bu süre içinde devri sağlanamayan silahlar ilgili kanunlara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal ettirilir.
Bu Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası hükümlerine göre ruhsatı iptal edilen silahlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır." hükümlerini taşımaktadır.
Görüldüğü gibi, Yönetmelikte silah taşıma ve bulundurma ruhsatlarının ne kadar süre için geçerli olacağı, yenileme işleminin nasıl yapılacağı ve yenileme işleminin yapılmaması halinde izlenecek yöntem ayrıntılı ve açık olarak anlatılmıştır. Silah ruhsatının öngörülen sürelerde yenilenmemesi halinde ruhsat iptal edilecek ve takiben el konulan silahın devredilmemesi halinde ise, artık taşınması ve bulundurulması yasak hale gelen silahın, kolluk makamlarının başvurusu üzerine TCY.nın 36/2. maddesi gereğince zoralımına karar verilecektir.
Öte yandan "yazılı emir", Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşen kararların, Yargıtayca denetlenmesini sağlayan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yola başvurulması sonucunda dosyayı inceleyen Yargıtay Özel Dairesince, yasaya aykırılık durumunu saptaması halinde hükmün bozulmasıyla birlikte, işin esas mahkemesine bırakılmayıp CYUY.nın 343. maddesi uyarınca, bozma nedenleri cezanın tamamen kaldırılmasını gerektiriyorsa, cezanın kaldırılmasına; bozma nedenleri daha hafif bir ceza verilmesini gerektiriyorsa bu cezanın ne olduğuna da karar verilecektir. Ancak, CYUY.nın 343. maddesinin son fıkrasında bozma kararının, davanın esasını halletmeyen bir mahkeme kararı ile ilgili olması halinde yargılamanın tekrarlanacağı hükme bağlanarak bu hal ayrık tutulmuştur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık, süresinde ruhsatını yeniletmediği gibi, ruhsatı iptal edilerek bu konuda yapılan tebligata rağmen Yönetmelikte öngörülen sürede silahını devretmemiştir. Bunun üzerine kolluk makamlarınca el konulmuş olan silahın artık taşınmasının ve bulundurulmasının yasak hale geldiği açıktır. Yerel Mahkemece, TCY.nın 36/2. maddesi gereğince zoralıma karar verilmesi yerine, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak silahın ruhsata bağlanabileceğine karar verilmesi olanaksızdır. Özel Dairece bu hukuka aykırılık saptanarak Yerel Mahkeme kararı bozulmakla birlikte, artık yazılı emirle bozma istemi münhasıran zoralım davasına ilişkin olduğundan silahın zoralımına da karar verilmelidir. Zira, sanık ruhsatının iptal edilmesine ilişkin yönetsel karara itiraz etmemiş, silahına kolluk makamlarınca el konulması üzerine silahı süresinde bir başkasına devretmemiş olmakla artık bu işlemlerin kesinleşmesiyle birlikte silah üzerinde yasal bir hakkı da kalmamıştır. Hakkı olmayan bir konuda zoralım kararının sanık aleyhine etki yapması da olanaksızdır.
Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne ve silahın zoralımına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Kurul Üyesi ise, "Yerel Mahkeme kararının yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu konusunda bir tartışma yoktur. Ancak, bu karar ile silahın bir başkasına devri konusunda sanığa ikinci kez 6 aylık bir süre tanınmıştır. Bu sürenin verilmesi artık sanık için bir kazanılmış hak oluşturmaktadır. Yönetmeliğin 16 ve 17. maddeleri uyarınca yapılacak işlem sonucunda tanınan sürede sanık tarafından devir sağlanamazsa yeniden zoralım kararı istenmesi olanaklıdır. Yerel Mahkeme kararında yer alan "ruhsat işlemi yapılabilmesi için kolluk makamlarına teslim" ibaresi, kazanılmış hakka konu olduğundan, zoralım kararı verilemez. Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığı kararının reddine karar verilmelidir." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, CYUY.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, Araban emanetinde kayıtlı, A.Parabellum marka 9 mm. çapında ve 21750 seri nolu tabanca ve şarjörünün TCY.nın 36/2. maddesi gereğince zoralımına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 18.11.2003 günü oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy