(765 S. K. m. 125, 131, 146, 147, 149, 156, 168/1, 168/2, 169) (4616 S. K. m. 1)
Dava: Silahlı çete üyesi olmak suçundan sanık Abdulselam Beyazpolat'ın eyleminin suç niteliğinde vaki değişiklik nedeniyle, yasadışı örgüt mensuplarının hal ve sıfatlarını bilerek yardım ve yataklık suçunu oluşturduğunun kabulüyle, hakkındaki kamu davasının 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. bendi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin Van Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 5.3.2002 gün ve 173-39 sayılı hüküm DGM C.Savcıları tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.6.2002 gün ve 1372-1520 sayı ile;
"Hizbullah örgütüne yönelik operasyonlarda ele geçen sanığa ve Nezir Irtak'a ait özgeçmiş raporları içeriklerine göre, sanığın 1993 yılında örgüte katılarak örgütsel ders yaptığı, cami sorumluluğu görevini üstlendiğinin açıkça anlaşılması karşısında, örgütün sair efradı olmak suçundan TCK.nun 168/2. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi" isabetsizliğinden oyçokluğu ile bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 5.9.2002 gün ve 35-118 sayı ile; "Sanığın 1993 yılında 14 yaşında iken Hizbullah adlı terör örgütüne fotoğrafsız özgeçmiş raporu verdiği ve kod adının da bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiş, ancak sanığın özgeçmiş raporu verme dışında örgüt üyesi olduğu yönünde başkaca delil elde edilememiş, sadece özgeçmiş raporu verme eylemi anayasal düzeni silahla değiştirme amacında bulunan bir örgütün üyesi olmaya yeterli görülmemiş, örgüte yardım ve yataklık kapsamında değerlendirilmiştir." gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de DGM C.Savcıları tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" isteyen 15.5.2003 günlü tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu gereği, konuşulup düşünüldü:
Karar: Silahlı çete üyesi olmak suçundan dönüşen suç niteliğine göre sanığın eyleminin silahlı çete mensuplarının hal ve sıfatlarını bilerek yardım ve yataklık suçunu oluşturduğu kabul edilerek hakkındaki kamu davasının 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. bendi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Sanığın sabit olan eyleminin hangi suç tipini oluşturduğunun belirlenmesi açısından öncelikle bu konudaki hukuki düzenlemelerin incelenmesi gerekir.
Kural olarak Ceza Yasamız hazırlık hareketlerini cezalandırmamaktadır. Ancak istisnai olarak belirli amaçlara yönelik hazırlık hareketlerinin Yasada özel suç tipi olarak düzenlendiği haller de vardır. Bunlardan biri de, Devletin şahsiyetine karşı cürümlerden olup TCY.nın 168. maddesinde düzenlenen suç tipidir. "Silahlı çete suçunu" düzenleyen bu maddede hazırlık hareketlerinin "özel ve istisnai suç tipi" olarak öngörülmesinin amacı, Devlete karşı "ağır zarar tehlikesi" yaratacak nitelikteki bu hareketlerin cezalandırılmasını sağlamaktır.
TCY.nın 168. maddesinin 1. fıkrası ile; 125, 131, 146, 147, 149 ve 156. maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil etmek yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği, kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz bulunmak eylemleri yaptırıma bağlanmıştır.
Silahlı cemiyet ve çetenin sair efradı olmanın cezai yaptırımı ise 168. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup, birçok yargısal kararda vurgulandığı üzere; silahlı cemiyet ve çetede amirlik, kumanda ve hususi bir görev almayan, çeteye basit şekilde katılan, gayeye ait konularda irade birliği içinde olan, çeteye katılırken çetenin niteliğini bilen ve çetenin gayelerini kendi amacına uygun görenler ise cemiyet ve çetenin sair efradıdır.
TCY.nın 168. maddesinde tek tek sayılan yasa maddelerindeki suç tipleri "amaç suçu" oluşturmaktadır. "Amaç suç tipi" ile korunmak istenen hukuki değer açısından "ağır ve yakın zarar tehlikesi" yarattığı varsayılan silahlı çete ve cemiyet oluşturulması ise "araç suç"tur. Bu bakımdan silahlı çete suçu, belirtilen amaç çerçevesinde kabul edilmiş bir "zarar tehlikesi" suçudur.
Silahlı cemiyet ve çeteye yardım suçu ise TCY.nın 169. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun oluşması için failin, 168. maddede nitelikleri belirtilen silahlı cemiyet ve çete mensuplarının eylemlerine iştirak etmeksizin, onların hal ve sıfatlarını bilerek barınacak yer göstermesi veya yardım etmesi yahut erzak, silah, cephane veya giysi temin etmesi ya da her ne suretle olursa olsun hareketlerini kolaylaştırması gerekir.
Açıklanan bu hukuki düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Anayasal düzeni yıkarak şer'i esaslara dayalı teokratik bir devlet kurmak amacını gerçekleştirmek için tebliğ ( propaganda ), cemaat ( teşkilatlanma ) ve cihad ( savaş ) biçiminde üç aşamalı bir strateji takip eden, askeri ve siyasi kanat olarak hiyerarşik bir sistem içinde hücre tipi yapılanmaya sahip olup, silahlı tehdit, kaçırma ve öldürme yöntemlerine sıklıkla başvurduğu anlaşılan yasadışı Hizbullah örgütünün ilim grubunun TCY.nın 146. maddesindeki amaç suçu gerçekleştirmek üzere kurulmuş silahlı çete niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Bu örgütün lider kadrosunu yakalamak amacıyla İstanbul ili Beykoz ilçesi Kavacık Mahallesinde yasadışı örgüt lideri Hüseyin Velioğlu'nun kaldığı eve 17.1.2000 tarihinde güvenlik güçleri tarafından baskın yapıldığı, güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya giren yasadışı örgüt liderinin öldüğü, evinde yapılan aramada bilgisayar, CD ve disketlerin kurşunlanmış ve tahrip edilmiş halde bulunduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bunlarda kayıtlı bir kısım bilgilerin kurtarıldığı, kayıtlardan elde edilen ve dökümleri yapılan belgeler arasında bulunan Nezir Irtak isimli kişinin özgeçmiş raporunda sanık Abdulselam Beyazpolat'ın adının geçmesi ve ayrıca sanık Abdulselam Beyazpolat'a ait özgeçmiş raporunun da ele geçirilmesi üzerine, sanığın çalıştırdığı markette gözaltına alındığı, evinde ve işyerinde yapılan aramalarda örgütsel bağlantısını ortaya koyan nitelikte belge ve suç unsuruna rastlanmadığı anlaşılmaktadır.
Sanık Abdulselam Beyazpolat'a ait fotoğrafsız özgeçmiş raporunda; cemaate 1993 yılında katıldığı, cemaate katıldıktan sonra Seyyid, Emin, Nuri ve Sultan isimli kişilerle ders yaptığı, Gazalibaba ve Şerefiye Camilerinde çalışma yaptığı belirtilmiştir.
Sanık Abdulselam Beyazpolat kollukta; Hizbullah örgütü hakkında bilgisi bulunmadığını, DGM C.Savcılığı ile Yedek Hakimliğinde ve duruşmada; özgeçmiş raporundaki bilgilerin kendisine ait ve doğru olduğunu, ancak cemaate katıldığı ve bazı örgüt mensuplarıyla çalışma yaptığı hususlarının, yine köylüsü ve uzaktan akrabası olan Nezir Irtak'ın özgeçmiş raporunda geçen "cemaatle beraberdir" şeklindeki bilginin de doğru olmadığını, uzaktan akraba oldukları kişilere amcaoğlu diye hitap ettiklerini savunmuştur.
Nezir Irtak isimli kişinin bilgisayar çıktısı alınmış fotoğraflı özgeçmiş raporunun bir bölümünde; "A.Selam Beyazpolat ( 17 ), amcamoğludur, öğrenci, cemaatle beraberdir" şeklinde bir açıklama yer almış, kendisi hakkında yapılan soruşturma sırasında kollukta, DGM C.Savcılığı ile Yedek Hakimliğinde verdiği ifadelerde özgeçmiş raporunun kendisine ait olduğunu belirten Nezir Irtak duruşmadaki savunmasında özgeçmiş raporunun kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, sanık Abdulselam'ın yargılaması sırasında tanık olarak dinlenildiğinde ise, sanık Abdulselam'ı tanıdığını, aynı köyden ve aşiretten olduklarını, sanığın ve kendisinin Hizbullah'la ilgilerinin bulunmadığını, özgeçmiş raporundaki fotoğrafın kendisine ait olduğunu, ancak belgede yazılı bilgileri kimseye vermediğini belirtmiştir.
Van DGM C.Başsavcılığının cevabi yazısında; Seyit, Emin, Nuri ve Sultan isimli kişiler hakkında herhangi bir hazırlık soruşturması bulunmadığı, kayıtlara göre Mehmet Nuri Balka'nın örgütün Serhat askeri sorumlusu olup, 14.2.2000 tarihinde Van ilindeki hücre evinde polisle girdiği silahlı çatışmada Nuri Baran ve üç arkadaşı ile birlikte öldürülmesi nedeniyle, Sultan Sivi hakkında ise örgüt üyeliği suçundan İstanbul DGM'de derdest bir kamu davası bulunması nedeniyle bu kişiler hakkında ek takipsizlik kararı verildiği belirtilmiştir.
İstanbul 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde Hizbullah örgütüne üye olmak suçundan yargılanan Sultan Sivi isimli kişinin aşamalardaki ifadelerinde ise sanığın adı geçmemektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık 1979 doğumlu ve özgeçmiş raporunda cemaate girdiğini belirttiği tarihte henüz 14 yaşındadır. Nezir Irtak isimli kişinin fotoğraflı özgeçmiş raporunda sanığın ismi geçmekte ise de, sanığın köylüsü ve uzaktan akrabası olan bu şahıs, sanığın örgüt üyesi olduğu yolunda bir beyanda bulunmamıştır. Sanık örgütsel nitelikte bir faaliyetinden söz etmemiş, özgeçmiş raporunda ismi geçen örgüt mensuplarının ifadelerinde de sanığın adına ve örgüt üyesi olduğuna ilişkin bir bilgiye rastlanmamıştır. Sanığın özgeçmiş raporunda kod adı ve örgüte katılma tarihi ile ilgili bölümlerin boş bırakıldığı da dikkate alındığında, silahlı çete niteliğindeki örgüte fotoğrafsız özgeçmiş raporu vermekten ibaret olup, süreklilik ve çeşitlilik göstermediği tespit olunan eyleminin, TCY'nın 169. maddesi kapsamında değerlendirilmesinde ve 23.4.1999 tarihinden önce işlendiği anlaşılan bu suçtan dolayı açılan kamu davasının 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. bendi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, Yerel Mahkeme direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine,17.06.2003 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy