(765 S. K. m. 168, 169) (3713 S. K. m. 5)
Dava: Yasadışı silahlı çete üyesi olmak suçundan sanıklar Mahmut ve Ziyaeddin'in TCY.nın 168/2, 3713 sayılı Yasanın 5 ve TCY.nın 59. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis ve fer'i ceza ile cezalandırılmalarına ilişkin Adana 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince 09.12.2002 gün ve 157-231 sayı ile verilen hükmün, sanıklar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.04.2003 gün ve 320-565 sayı ile;
"Sanıkların yasadışı silahlı örgütün sair efradı olduklarına dair süreklilik ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerinin ve örgütle organik bağlarının sabit olmadığı; sabit olan eylemlerinin örgüte yardım yataklık kapsamında kaldığı anlaşılmış olup; 22.12.2000 tarih ve 4616 sayılı yasa yönünden suç tarihinin kesin olarak tespiti ile sonucuna göre hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgı ile yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 21.05.2003 gün ve 11088 sayı ile;
"Sanıklar hazırlık aşamasında ve yargılama sürecinde yüklenen suçu açıkça kabul etmemiş bulunmalarına karşın, 17 Ocak 2000 tarihinde yapılan operasyonda örgüt liderinin evinde ele geçirilen örgütsel dokümanların birlikte değerlendirilmesi sonucunda:
a ) Sanık Ziyaeddin'in "Hizbullah" adlı silahlı çeteye katıldığı, gizliliği sağlamak için "Tuncay" kod adını kullandığı, "Veysel Karani Camisinde" sorumlu düzeyde örgütsel amaçlı çalışmalar yürüttüğü, "Abdülgani" adlı kişiyi örgüte kazandırdığı;
b ) Sanık Mahmut'un, adı geçen örgüte katıldığı, gizliliği sağlamak için örgüt içinde "Yahya" kod adını kullandığı, örgütün talimatı ile tutulan "örgütevinin" sorumluluğunu yaptığı, "Ulubatlı Hasan Camisi sorumlusu" olarak görev yaptığı;
Kesin olarak belirlenmiştir.
Özetlenecek olursa, Sanıkların kod adını kullandıkları, örgütün en belirgin faaliyeti olan cami çalışmalarına sorumlu düzeyde katıldıkları, propaganda faaliyetlerine katılarak örgüte eleman kazandırdıkları, bu çalışmalarının uzun bir zamana yayıldığı belirlenmiştir. Dolayısıyla, Sanıkların çeşitlilik ve süreklilik gösteren bu eylemlerden konumlarının silahlı çetenin sair efradı konumuna ulaştığı ve Yerel Mahkemenin örgüt üyeliğinden dolayı cezalandırmaya ilişkin çoğunluk görüşünün yerinde olduğu ve onanması gerektiği kanısına varılmıştır." görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkemenin sanıklar haklarındaki mahkûmiyet kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıkların yasadışı silahlı Hizbullah örgütünün sair efradı olmak suçundan cezalandırılmalarına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak Ceza Yasamız hazırlık hareketlerini cezalandırmamaktadır. Ancak belirli amaçlara yönelik hazırlık hareketlerinin Yasada özel suç tipi olarak düzenlendiği haller vardır. Bunlardan biri de, Devletin şahsiyetine karşı cürümlerden olup TCY.nın 168. maddesinde düzenlenen suç tipidir. "Silahlı çete suçunu" düzenleyen bu maddede hazırlık hareketlerinin "özel ve istisnai suç tipi" olarak öngörülmesinin amacı, Devlete karşı "ağır zarar tehlikesi" yaratacak nitelikteki hareketlerin cezalandırılmasını sağlamaktır.
TCY.nın 168. maddesinin 1. fıkrası ile; 125, 131, 146, 147, 149 ve 156. maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil etmek yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği, kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz bulunmak eylemleri yaptırıma bağlanmıştır.
Silahlı cemiyet ve çetenin sair efradı olmanın cezai yaptırımı ise 168. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup, birçok yargısal kararda vurgulandığı üzere; silahlı cemiyet ve çetede amirlik, kumanda ve hususi bir görev almayan, çeteye basit şekilde katılan, gayeye ait konularda irade birliği içinde olan, çeteye katılırken çetenin niteliğini bilen ve çetenin gayelerini kendi amacına uygun görenler ise cemiyet ve çetenin sair efradıdır.
TCY.nın 168. maddesinde tek tek sayılan yasa maddelerindeki suç tipleri "amaç suçu" oluşturmaktadır. "Amaç suç tipi" ile korunmak istenen hukuki değer açısından "ağır ve yakın zarar tehlikesi" yarattığı varsayılan silahlı çete ve cemiyet oluşturulması ise "araç suç"tur. Bu bakımdan silahlı çete suçu, belirtilen amaç çerçevesinde kabul edilmiş bir "zarar tehlikesi" suçudur.
Silahlı cemiyet ve çeteye yardım suçu ise TCY.nın 169. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun oluşması için failin, 168. maddede nitelikleri belirtilen silahlı cemiyet ve çete mensuplarının eylemlerine iştirak etmeksizin, onların hal ve sıfatlarını bilerek barınacak yer göstermesi veya yardım etmesi yahut erzak, silah, cephane veya giysi temin etmesi ya da her ne suretle olursa olsun hareketlerini kolaylaştırması gerekir.
Yukarda açıklanan hukuki düzenleme ile değerlendirmeler ışığında sanıkların somut olaydaki konumları ele alınıp incelendiğinde;
Anayasal düzeni yıkarak şer'i esaslara dayalı teokratik bir devlet kurmak amacını gerçekleştirmek için tebliğ ( propaganda ), cemaat ( teşkilatlanma ) ve cihad ( savaş ) biçiminde üç aşamalı bir strateji takip eden, askeri ve siyasi kanat olarak hiyerarşik bir sistem içinde hücre tipi yapılanmaya sahip olup silahlı tehdit, kaçırma ve öldürme yöntemlerine sıklıkla başvurduğu anlaşılan yasadışı Hizbullah örgütünün TCY.nın 146. maddesindeki amaç suçu gerçekleştirmek üzere kurulmuş silahlı çete niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Bu örgütün lider kadrosunu yakalamak amacıyla İstanbul ili Beykoz ilçesi Kavacık mahallesinde yasadışı örgüt lideri Hüseyin Velioğlu'nun kaldığı eve 17.1.2000 tarihinde güvenlik güçleri tarafından baskın yapıldığı, güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya giren yasadışı örgüt liderinin öldüğü, evinde yapılan aramada bilgisayar, CD ve disketlerin kurşunlanmış ve tahrip edilmiş halde bulunduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bunlarda kayıtlı bir kısım bilgilerin kurtarıldığı, kayıtlardan elde edilen ve dökümleri yapılan belgeler arasında sanıklar Mahmut ve Ziyaeddin ile ilgili birtakım belgelerin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sanık Ziyaeddin, hakkında düzenlenen belgelerin incelenmesinde;
3-1997 ve 4-1997 başlıklı excel belgelerinde; camisi İxlas ( Veysel Karani ) c., doğum yeri ve tarihi Batman 1979, Ders veriyor, Hoca, Tahsili AL, devamlı gelmiş, efendi, çalışkan, düzenli, bilgileri,
Önemli genel kodlar isimli belgede ise; Genel kodu; 4200014002, isim kodu Tuncay, Ad soyad, Ziyaeddin, Bölge Konya, A.. Sultan cami,
42000124 başlıklı excel belgesinde; Rakam kodu 002, İsim kodu Tuncay, Adı soyadı Ziyaeddin ..., Bölge R. kodu 4200, bölge isim kodu sahra, bölge ismi Konya, Alan R. Kodu 014, alan ismi kodu Selam C., alan ismi Sultan C., yaş 1979, memleket Batman,
4200-1-1 sayılı excel belgesinde; Ziyaeddin, kodu Ziya, bölge Konya, memleketi Batman, işi öğrenci, açıklama Batman Tıp,
Abdülgani ..'a ait özgeçmiş raporunda ise; cemaete neden ve kim vasıtasıyla girdiği sorusuna verilen yanıtta; Allahın hidayetiyle, Ziyaeddin, Murat, Muhammed'in ilgilenmeleri ile 1992 yılında cemaate katıldım,
Bilgilerinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Sanık Mahmut hakkında düzenlenen 4200-1-1 sayılı excel belgesinde; belgede, Mahmut, kodu Yahya, Bölge Konya, memleketi Derik, işi öğrenci, Derik 19, lise,
Bilgilerinin yer aldığı saptanmıştır.
Hakkındaki kamu davası 4616 sayılı Yasa hükümleri uyarınca ertelenen sanık Ferit kollukta 8.3.2000 günü alınan beyanında; 1997 yılının son aylarında cami sorumlusu Edip kod'un sorumluluğunda, Şehit Abdulselam kod adını verdikleri Ulubatlı Hasan camiinde Metin-Yahya kod Mahmut ile birlikte örgüt adına üç ay faaliyette bulunduklarını, yurttan çıktıktan sonra kaldıkları evin sorumlusunun Eğitim Fakültesi 2.sınıf öğrencisi Yahya-Metin kod Mahmut olduğunu, adını belirttiği camide Metin-Yahya kod ile yaptıkları çalışmalarla ilgili Edip kod'a haftalık rapor verdiklerini,1998-1999 yıllarında örgütün aldığı karar doğrultusunda kaldıkları evden taşınarak 3 katlı başka bir eve taşındıklarını, bu evi Mahmut ve Erol ile birlikte tuttuklarını, bu evde de cami faaliyetlerini sürdürdüklerini beyan etmiş, C.Savcılığında Mahmut'u tanımadığını söylemiş, Sulh Ceza Mahkemesi ve duruşmada ise kendisi ile ilgili suçlamaları red etmiştir.
Özgeçmiş raporunda Ziyaeddin vasıtasıyla örgüte girdiğini beyan eden Abdülgani hakkında açılmış herhangi bir kamu davasının bulunmadığı Emniyet Genel Müdürlüğünce 18.9.2002 günlü yazı ile bildirilmiştir.
Bu bilgi ve belgeler ışığında sanıkların hukuki durumları değerlendirildiğinde, her iki sanığın yargılamanın hiçbir aşamasında ikrarları ve bu sanıklarla ilgili olarak ele geçmiş özgeçmiş raporları da bulunmamaktadır. Hakkındaki hazırlık soruşturması sırasında sanık Mahmut'u suçlayıcı beyanda bulunan Ferit'in, yargılamanın diğer aşamalarında bu açıklamalarını değiştirdiği görülmektedir. Sanık hakkında ele geçen tek belgede ise sanığın kimliğine ilişkin bilgilere yer verilmiş, örgütsel herhangi bir eyleminden sözedilmemiştir. Her ne kadar sanık Ziyaeddin hakkında, Abdülgani isimli şahsın özgeçmiş raporunda, 1992 yılında Ziyaeddin vasıtasıyla cemaete katıldığı bilgisi yer almış ise de; sanık Ziyaeddin 1979 doğumlu olup, belirtilen tarihte 13 yaşındadır, 13 yaşındaki bir kişinin Hizbullah terör örgütünün, örgüt yapısı ve çalışma sistemi düşünüldüğünde, başka kişileri örgüte kazandırmasına olanak bulunmamaktadır. Sanıklar hakkında ele geçen belgeler, örgütle organik bağ içinde olduklarını kanıtlayacak nitelikte bulunmayıp, her iki sanığın kanıtlanan eylemleri TCY.nın 169. maddesinde düzenlenen silahlı cemiyet ve çeteye yardım suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla 4616 sayılı Yasa yönünden suç tarihinin kesin olarak saptanarak sanıkların hukuki durumlarının tayin ve taktiri gerektiği anlaşıldığından, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyeleri, haklı nedenlere dayanan Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün onanması yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE, bozma nedenine göre tutuklu sanık Mahmut Özkızıl'ın tahliyesine, gıyabi tutuklu sanık Ziyaeddin Kara hakkındaki gıyabi tutuklama müzekkeresinin kaldırılmasına, her iki sanığın tahliyelerinin sağlanması için müzekkere yazılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 8.7.2003 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy