(4616 S. K. m. 1/4) (765 S. K. m. 125, 131, 146, 147, 149, 156, 168/2)
Dava: Yasadışı silahlı çete üyesi olmak suçundan sanık Akan K.'ın, suç niteliğinin değiştiği kabul edilerek 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca, hakkındaki kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin Van 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince 16.10.2001 gün ve 111-400 sayı ile verilen hükmün o yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 19.03.2002 gün ve 388-563 sayı ile;
"Sanığın kod adı aldığı, örgütsel toplantılara katıldığı, örgütsel ders alıp ders verdiği, örgüt mezarlığını ziyaret edip, örgüte özgeçmiş raporu verdiğinin anlaşılması karşısında; faaliyetlerinin süreklilik ve çeşitliliği dikkate alındığında örgütün sair efradı olmak suçundan TCK.nun 168/2. maddesinden cezalandırılması yerine yazılı şekilde ceza tayini" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise, 08.10.2002 gün ve 13-125 sayı ile; "sanığın eylem ve faaliyetlerinin camiye giderek kuranı kerim öğrenmeye yönelik olduğu, sınıf arkadaşı Medeni'nin anlattıklarının islamı öğrenmeye yönelik olduğu, örgütsel olmadığı, bu nedenle sanığın dini sohbetlere katılıp camiye gitmesinin örgütsel bir faaliyet olarak kabul edilmediği, ancak Medeni G.'nun Hizbullah adlı bir cemaatten söz ettiği, anlamını sanığa anlattığı, sanığın da Medeni'ye özgeçmişiyle fotoğrafını verdiği, Susa denilen yere piknik maksatlı geziye gittiği, ancak buranın Hizbullah örgütünün şehitliği olarak bilindiği, sanığın özgeçmiş raporu vererek, Susa'ya gitmesi faaliyetlerinin Hizbullah örgütüne yardım ve yataklık kapsamında olabileceği, 1997 yılından sonra örgütsel herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da o yer C.Savcıları tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli 21.05.2003 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında yasadışı silahlı Hizbullah örgütünün sair efradı olmak suçundan açılan davada, suç niteliğinin değiştiği ve aynı örgüte yardım ve yataklık etmek suçuna dönüştüğü kabul edilerek 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık suç niteliğinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak Ceza Yasamız hazırlık hareketlerini cezalandırmamaktadır. Ancak belirli amaçlara yönelik hazırlık hareketlerinin Yasada özel suç tipi olarak düzenlendiği haller vardır. Bunlardan biri de, Devletin şahsiyetine karşı cürümlerden olup TCY.nın 168. maddesinde düzenlenen suç tipidir. "Silahlı çete suçunu" düzenleyen bu maddede hazırlık hareketlerinin "özel ve istisnai suç tipi" olarak öngörülmesinin amacı, Devlete karşı "ağır zarar tehlikesi" yaratacak nitelikteki hareketlerin cezalandırılmasını sağlamaktır.
TCY.nın 168. maddesinin 1. fıkrası ile; 125, 131, 146, 147, 149 ve 156. maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil etmek yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği, kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz bulunmak eylemleri yaptırıma bağlanmıştır.
Silahlı cemiyet ve çetenin sair efradı olmanın cezai yaptırımı ise 168. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup, birçok yargısal kararda vurgulandığı üzere; silahlı cemiyet ve çetede amirlik, kumanda ve hususi bir görev almayan, çeteye basit şekilde katılan, gayeye ait konularda irade birliği içinde olan, çeteye katılırken çetenin niteliğini bilen ve çetenin gayelerini kendi amacına uygun görenler ise cemiyet ve çetenin sair efradıdır.
TCY.nın 168. maddesinde tek tek sayılan yasa maddelerindeki suç tipleri "amaç suçu" oluşturmaktadır. "Amaç suç tipi" ile korunmak istenen hukuki değer açısından "ağır ve yakın zarar tehlikesi" yarattığı varsayılan silahlı çete ve cemiyet oluşturulması ise "araç suç"tur. Bu bakımdan silahlı çete suçu, belirtilen amaç çerçevesinde kabul edilmiş bir "zarar tehlikesi" suçudur.
Yukarda açıklanan hukuki düzenleme ile değerlendirmeler ışığında sanığın somut olaydaki konumu ele alınıp incelendiğinde;
Anayasal düzeni yıkarak şer'i esaslara dayalı teokratik bir devlet kurmak amacını gerçekleştirmek için tebliğ ( propaganda ), cemaat ( teşkilatlanma ) ve cihad ( savaş ) biçiminde üç aşamalı bir strateji takip eden, askeri ve siyasi kanat olarak hiyerarşik bir sistem içinde hücre tipi yapılan,maya sahip olup silahlı tehdit, kaçırma ve öldürme yöntemlerine sıklıkla başvurduğu anlaşılan yasadışı Hizbullah örgütünün TCY.nın 146. maddesindeki amaç suçu gerçekleştirmek üzere kurulmuş silahlı çete niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Bu örgütün lider kadrosunu yakalamak amacıyla İstanbul ili Beykoz ilçesi Kavacık mahallesinde yasadışı örgüt lideri Hüseyin Velioğlu'nun kaldığı eve 17.01.2000 tarihinde güvenlik güçleri tarafından baskın yapıldığı, güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya giren yasadışı örgüt liderinin öldüğü, evinde yapılan aramada bilgisayar, CD ve disketlerin kurşunlanmış ve tahrip edilmiş halde bulunduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bunlarda kayıtlı bir kısım bilgilerin kurtarıldığı, kayıtlardan elde edilen dokümanlarda sanık Akan K.'ın adının ve özgeçmiş raporunun da yer aldığı anlaşılmaktadır.
Sanık hakkındaki bu belgelerin incelenmesinde;
Özgeçmiş raporunda; başlık kısmında bölümler halinde; Sıra, 784; Adı Soyadı, Akan K.; Doğum tarihi, 1977; Doğum yeri, Erciş; Katılım yeri, Van olarak doldurulduğu, kod adı ve katılım tarihi bölümlerinin boş bırakıldığı; öz geçmişi bölümünde ise, "Akan K. ( Erciş-Van, 05.09.1977, Erciş Keklikova köyü, Celayi ( köyde bize destu mala xeci diyorlar ) okuduğu okullar: Emrah ilkokulu, Erciş lisesi orta bölümü, Alpaslan Anadolu Öğretmen lisesi; oturduğu semtler Erciş merkez; cemaate girmeden önceki hayatı: cemaate girmeden önce gayri islami bir hayatım vardı. Namaz, ibadet yönüm hiç yoktu. Fakat sempati duyuyordum. İslami yaşamadığım halde hiçbir kötü davranışım olmadı. Mesela içki, kumar, zina, ama kızlarla arkadaşlık kurmaktan hoşlanırdım. Buna rağmen Allahu teala beni kötü davranışlardan korudu. Normal bir cahili hayatım oldu.; becerileri: terzi, berber, İngilizce; cemaate girmeden önce başka hiçbir gruba girmedim. Davet ettikleri halde girmek istemedim.; cemaate neden, kimin vasıtasıyla ve ne zaman girdiği: Cemaate islama sempati duyduğum için ve mücadele olduğu için katıldım. 1993'ün sonlarında sınıfımızda bulunan Medeni ve Kerem vesilesiyle cemaate katıldım.; Cemaate girdikten sonra kimlerle ders yaptığı: Kasım ve Bahri'nin derslerinde bulundum.; çalışma yaptığı camiler: Salihiye ve Hıfzı Efendi camilerinde çalışma yaptım." şeklinde ibarelerin yer aldığı, ayrıca ailesi hakkında ayrıntılı bilgilere yer verildiği, başarılı olduğu dersler, yaptığı askeri işler, okuduğu kitaplar bölümlerinin boş bırakılmış oldukları, en alt kısımda ise "el yazması öz geçmişi" ibaresini yazılı olduğu;
Ayrıca, "Van ( Okul-Cami ) kod isimler Kasım' 95" başlıklı belgede, Adı ve Soyadı bölümünde üçüncü sırada, Akan; Kodu bölümünde, Tolga; görevi bölümünde, AÖL Ders sorumlusu ibarelerinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Sanık kolluk tarafından alınan ifadesinde; 1996 yılında Alpaslan Anadolu Öğretmen Lisesinden mezun olduktan sonra ilk yıl üniversite sınavlarını kazanamadığını, bunun üzerine İzmir'de astsubay olan ağabeyi Nedim'in yanına giderek yeniden sınava hazırlandığını ve Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatı bölümünü kazanarak 1997 yılı Eylül ayında kaydını yaptırdığını, halen son sınıf öğrencisi olduğunu, herhangi bir siyasi parti, dernek ve sendikaya üye olmadığını, ailesi ve yakın akrabalarından bildiği kadarıyla herhangi bir terör örgütü içerisinde faaliyet gösteren bulunmadığını; kendi çabaları ve yapılan örgütsel toplantılarda edinmiş olduğu bilgilere göre Hizbullahın sözcük olarak anlamının, Allah'ın partisi, Allah'ın askerleri, Allah'ın taraftarları gibi anlamlara geldiğini, Hizbullah örgütünün faaliyetlerinin ilk önce tek ad altındayken daha sonra İlim ve Menzil olarak ikiye bölündüğünü, bunların ayrılmalarının nedeninin iki grup arasında çıkan görüş ayrılığı, liderlik kavgası ve camilerde ders vermeler ve en önemlisi de şehitlik olarak adlandırdıkları Diyarbakır ili Silvan ilçesine bağlı Susa köyünde yapılan katliam olduğunu, bildiği kadarıyla bu köyün İlim grubu mensuplarının köyü olup 1992 veya 1993 yılında PKK terör örgütünün kadın erkek, çocuk demeden hepsini katletmiş olduklarını ve Menzil grubu elemanlarının da bu katliama sessiz kalmış olduklarını, İlim grubunun liderliğini, İstanbul'da yapılan operasyonda ölü olarak ele geçirilen Hüseyin Velioğlu'nun yaptığını, örgütün asıl amacının Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkarak yerine İran İslam Devletini örnek olarak şeri esaslara dayalı yeni bir İslam devleti kurmak olduğunu; Alpaslan Anadolu Lisesinde ikinci sınıfta okurken sınıf arkadaşı ve örgüt mensubu olan Medeni G.'nun kendisiyle ilgilenmeye başladığını, namazın öneminden söz edip islami konularda nasihatler vermesinden etkilendiğini, tatilde camiye gitmesini tavsiye ettiğinden yaz tatilinde Salihiye Camiine gittiğini ve cami hocasından ders aldığını, ayrıca aynı tatil döneminde mahallerinde bulunan Hıfzı Efendi camiine de giderek o caminin hocasından da ders aldığını, üçüncü sınıfa başladıklarında Medeni G.'ya aldığı dersleri anlattığını, Medeni'nin yatılı olarak kaldıkları okul mescidinde peygamberin hayatı ve fıkıh gibi konularda kendilerine ders vermeye başladığını, bu derslere hatırladığı kadarıyla Kerem Mart, Sıddık Yıldız, Çetin Demir, Abdullah Bayındır, Mehmet Taş, Ayatullah Günay ve soyadını hatırlayamadığı Cemal adlı öğrencilerin katıldıklarını, ayrıca Medeni'nin bu grubu okulun yanında bulunan göle yüzmeye götürdüğünü ve burada da dini konularda sohbet ettiklerini, bu sohbetlerin birkaçına, okulun öğrencisi olmayıp kendisini Cemal olarak tanıtan fakat gerçek adının Bahri Kaya olduğunu bildiği örgüt mensubunun da gelerek dini konularda dersler verdiğini, Medeni G. aracılığı ile örgüte kazandırılmış olduğunu, hafta sonlarında evlerde toplanıp dini konularda sohbet etmeyi önerdiğini, ilk önce Medeni'nin evine Kerem Mart ve Numman Çelebi ile birlikte gittiklerini, eve kimlerin gideceğini Medeni'nin belirlediğini, ilk birkaç hafta dini konularda sohbet edip peygamberin hayatını anlattığını, sonra yaptığı bir konuşmada islami bir cemaatin varlığından söz ederek bunun adının Hizbullah olduğunu, Allah'ın askerleri anlamına geldiğini, her müslümanın dinini yaymakla görevli olup bu konuda kendilerinin de görev alarak mücadele etmelerinin ve okulda bir oluşum yaparak mücadele ederek islamı yaymalarının gerektiğini söylediğini, bu toplantıların hafta sonlarında devam ettiğini, bu toplantılardan birinde de kendisinden özgeçmiş raporunu isteyerek cemaatin mensuplarının birbirlerini tanımaları için bu konunun önemli olduğunu, sorular sorarak verdiği cevapları Medeni'nin bir kağıda yazdığını, kendisinden bu şekilde özgeçmiş raporu alındığını, örgütsel faaliyetlerinin okul ve ev toplantıları olarak devam ettiğini, bir hafta sonu da Medeni'nin minibüs ayarlayarak 10-12 kişilik bir grup halinde kendilerini Susa'ya götürdüğünü, Medeni'nin, "burada yatanlar Hizbullah şehitleridir" dediğini, aynı gün geri döndüklerini, lise bittiğinde üst ilişkisi olan Medeni'nin Erciş'ten ayrılmadığını ve bir gün kendisine Hz. Ömer camisine gitmesini ve oraya gelen küçük öğrencilere dersler vermesi konusunda talimat verdiğini, bu talimat doğrultusunda adı geçen camiye gittiğini ve hocadan dersler almaya başladığını, fakat küçük öğrenci gelmediğini, bu durumu Medeni'ye ilettiğini ve camiye gitmesinin anlamsız olduğunu söylediğini, onun da "tamam, sonra görüşürüz" diyerek ayrıldığını, bu dönemden sonra İzmir'e ağabeyinin yanına gittiğini ve üniversite sınavlarına hazırlandığını ve sınavı kazanarak okumak için Diyarbakır'a gittiğini, bundan sonra Medeni adlı örgüt mensubunu bir daha görmediğini, Diyarbakır'da bir iki kez camiye gittiğini fakat örgütsel bir ilişkisi olmadığını, kendisini örgütten kurtarmaya çalıştığını, örgütsel faaliyetlerinin bu anlattıklarından ibaret olduğunu, hiçbir zaman kod adı alıp kullanmadığını, belgelerde geçen Tolga kod adını üst ilişkisi Medeni'nin koymuş olabileceğini fakat kendisine böyle bir şey iletmediğini, yaptıklarından dolayı pişman olduğunu, Allah rızası için bu işlere giriştiğini ve bir dönem sonra bu kişilerden uzaklaştığını ve bir daha görüşmediğini beyan etmiştir.
C.Savcısı tarafından alınan ifadesinde emniyette verdiği ifadenin genel olarak doğru olduğunu, Hizbullah denilen örgütün anladığı kadarıyla terör örgütü olduğunu, bu örgütle bilinçli olarak herhangi bir bağlantısının olmadığını, Medeni G. tarafından kandırıldığını, arkadaş olarak sorduğu soruları kendisinin ağzından özgeçmiş raporu olarak düzenlemiş olduğunu, kesinlikle bu örgütün elemanı olmadığını ve sempati duymadığını, yüklenen suçu kabul etmediğini belirtmiş, DGM. Yedek Hakimliğindeki sorgusunda da benzer şekilde anlatımda bulunmuş ve duruşmada da bu ifadelerinin doğru olduğunu, tekrar ettiğini, suçsuz olduğunu söylemiştir.
Sanığın ifadesinde adı geçen kişilerden haklarında soruşturma yapılanlara ait evrakların onaylı örnekleri dosya içerisine getirtilmiştir. Bu ifadelerde;
Medeni G. kolluk tarafından alınan ifadesinde örgüt mensubu olması, örgüte özgeçmiş raporu vermesi ve sanık Akan K. ile Numman Çelebi, Yakup Taş, Orhan Çağrı, ağabeydin Zerkaya ve İsmail Bakla adlı kişileri örgüte kazandırıp onlardan özgeçmiş raporu alması ile ilgili sorulara yalnızca adı geçenlerin okul arkadaşları olduklarını, haklarındaki iddialar ile ilgili sorulara cevap vermek istemediğini belirttiği;
C.Savcılığındaki ifadesinde ise hakkındaki bütün iddiaları redderek, örgüt ile bir bağı olmadığını, örgüte özgeçmiş raporu vermediğini, sanık da dahil adı geçenleri liseden arkadaşları olması nedeniyle tanıdığını, hiç birisini örgüte kazandırmasının söz konusu olmadığını belirterek, Yedek Hakimlikteki sorgusunda da benzer şekilde anlatımda bulunduğu; yasa dışı Hizbullah örgütünün İlim grubunun sair efradı olduğu iddiası ile açılan kamu davasının duruşmasında da suçlamaları reddederek, sanığın liseden arkadaşı olduğunu söylediği anlaşılmaktadır.
Bahri Kaya'nın ise aşamalardaki ifadelerinde suçlamaları kabul etmediği gibi, aralarında sanık Akan K.'ın da bulunduğu kişileri tanımadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Bu bilgi ve belgelerden;
Sanığın, yasadışı Hizbullah terör örgütünün görüşlerini benimseyerek özgeçmiş raporu verdiği, Tolga kod adını alıp okulda ve çeşitli camilerde örgüt mensuplarından ders aldığı, Silvan ilçesi Susa köyünde bulunan örgüte ait şehitliğe ziyarete gittiği, kolluktaki anlatımı ve bu anlatımları doğrulayan örgütsel dokümanların içeriklerinden açıkça anlaşılmaktadır. Sanığın gerçekleştirdiği bu eylemlerin niteliği, çeşitliliği ve sürekliliği nazara alındığında silahlı çete niteliğindeki Hizbullah örgütünün sair efradı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla dosya kapsamına uygun bulunmayan Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 08.07.2003 tarihinde tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy