(765 S. K. m. 168, 125) (3713 S. K. m. 5) (2709 S. K. m. 3) (1412 S. K. m. 254)
Dava: Devlet hakimiyeti altındaki topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmak suçundan sanık Cevat Soysal'ın değişen suç niteliği itibariyle Yasadışı PKK terör örgütünün özel görevli elemanı olduğu kabul edilerek TCY.nın 168/1, 3713 sayılı Yasanın 5 ve TCY.nın 59. maddeleri uyarınca 18 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, 31. madde uyarınca sürekli olarak kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, 33. madde uyarınca ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına, 16 adet kasetin zoralımına ve hakkında 40. maddenin uygulanmasına ilişkin Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 25.6.2002 gün ve 144-115 sayılı hüküm, re'sen temyize tâbi olmasının yanında, sanık vekili ve C.Savcısı tarafından da temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 12.12.2002 gün ve 1950/2470 sayı ile;
"Hüküm fıkrasındaki "ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına" cümlesinin çıkartılarak yerine, "hapis halinin sona ermesine kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına" denilmek suretiyle, düzeltilerek ONANMASINA karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 16.01.2003 gün ve 149806 sayı ile;
"Somut olay irdelendiğinde, sanık Cevat Soysal'ın 1994 yılında Nesim Kılıç isimli şahısla bağlantı kurarak örgüt üyesi olduğu, 1995 yılında bu şahsın organizesi sonucu yasadışı yoldan Yunanistan'a geçip örgüt mensupları ile buluşarak örgütün Lavrion kampına katıldığı, kampta yaklaşık 3-4 ay kalıp Almanya'ya gittiği ve 6 ay süreyle buradaki mülteci kampında kaldıktan sonra da Hollanda'ya geçerek bu ülkede bulunan örgüt mensuplarına eğitim vermeye başladığı, 1997 yılında Romanya'ya giderek bu ülkede de örgütsel eğitim faaliyetlerine devam ettiği, kendisine Mehmet Hoca ( kod ) isminin takıldığı, örgüt lideri ve üst düzey elemanları ile yakın ilişki içerisinde bulunduğu, örgüt liderinin İtalya'da yakalanmasından sonra bu ülkeye geçerek kendisi ile görüştüğü ve aldığı talimatlar sonucu Türkiye'deki örgüt elemanlarına eylem yapma talimatları vermeye başladığı,
Dosya içerisinde bulunan telefon görüşmesi çözüm tutanaklarına göre,
4.2.1999 tarihinde verdiği talimatta "Hemen yarından itibaren her hafta çıkın, yakın, ne yakıyorsanız serbestsiniz."
18.2.1999 tarihinde verdiği talimatta "...onun için dönemin doğrultucusu olarak kendinizi gören tarihi insanlar olarak kendinizi görün, herkes fedai olmalı, herkes Apocu olarak kendini görmeli... Siz var gücünüzle mücadeleyi sürdürün, mücadeleyi başlattık."
22.2.1999 tarihinde verdiği talimatta "...Haydi bir şeye doğru devrimleştirin, kıtlık kıtlık savaşı, iç savaşa doğru yoğunlaştırın"
1.3.1999 tarihinde verdiği talimatta "... Sayılı günlerin üzerine eylem yaptığımız gün durumumuz tehlikelidir. O gün her tarafa anlamıyor musunuz, kıyameti kaldıracaksınız, bölgede kıyameti kopartacaksınız... O gün her tarafta kıyamet kopmalıdır, kundaklama, patlama, tüfeklerinizi sıkmanızı, herkese söyle, yürüsün ve bu eylem olsun, yani orası önemlidir."
5.3.1999 tarihinde verdiği talimatta "Siz var gücünüzle mücadeleyi sürdürün, mücadeleyi başlattık."
7.3.1999 tarihinde verdiği talimatta "..Herkes kendi sokağında 3-4 kişi halinde eylem yapsın ... kesin neticeyi alıncaya kadar mücadelenizi devam ettirin."
15.3.1999 tarihinde verdiği talimatta "Biraz ses istiyorum, başka bir şey istemiyorum, yani gerçekte sizin orada ses çok az, yok gibi."
19.3.1999 tarihinde verdiği talimatta "...Bak kıyamet kopsun tamam mı, bu gün yarın... Olsun kıyametin ta kendisi olsun, benzeri olmasın, yani kendini paramparça et, gece gündüz yatma, böyle bir şey çıkar." şeklinde eylem talimatları verdiği, sanığın bu talimatları verdiği mahkemece de kabul edilip bu hususların kararın gerekçesine yazıldığı,
Sanığın eylem talimatları sonucu Türkiye'nin birçok yerinde bombalama, açlık grevleri, intihar saldırıları ve kundaklama eylemleri gerçekleştiği, 13.3.1999 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Mavi Çarşı'ya yapılan molotof kokteyli saldırısı sonucu çıkan yangında 13 vatandaşımızın ölmüş olduğu, gerçekleştirilen eylemlerin TCK.nun 125. maddesi kapsamında vehamet arzeden boyutta ve yoğunlukta bulunduğuna şüphe olmadığı, sanığın tüm bu eylemlerin azmettireni konumunda bulunduğu ve aslî fail gibi cezalandırılması gerekeceği, aksi düşünce ile hareket edildiğinde bizzat eyleme katılmamış olan örgüt liderinin TCK.nun 125 veya 146. maddeleri uyarınca cezalandırmak mümkün olmayacaktır." gerekçeleri ile itiraz yasayoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılıp, Yerel Mahkeme hükmünün suç vasfından bozulmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın, yasadışı silahlı terör örgütünün özel görevli elemanı olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, suç vasfının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Anayasa'nın değiştirilemeyecek olan 3.maddesindeki, ülke ve millet bütünlüğünün korunmasına aykırı davranmanın yaptırımını belirleyen TCY.nın 125. maddesinde "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hakimiyeti altına koymaya veya Devletin istiklalini tenkise veya Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya matuf bir fiil işleyen kimse ölüm cezası ile cezalandırılır." hükmü yer almaktadır.
Maddede öngörülen "matuf fiil",
a- Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hakimiyeti altına koymaya,
b- Devletin istiklalini tenkise,
c- Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik; şeklinde, sınırlı olarak sayılmış olup, bu eylemler belli bir amaca yönelik ve sonucu oluşturmaya elverişli icra hareketleridir.
Bu suç bir tehlike suçu olup, yukarıda açıklanan belli amaca yönelik ve sonucu oluşturmaya elverişli birbirini izleyen, nedensellik bağı içinde bulunan ve gittikçe ağırlaşan fiillerin işlenmesini zorunlu kılmaktadır. Zarar sonucu doğurmaya uygun olmayan eylemlerin bu suç kapsamında değerlendirilmesi olanağı bulunmayıp, eylemin zarar sonucu elde etmeye elverişli olup olmadığı, soyut ve genel bir değerlendirme dışında, eylemin işlenme şekli, zamanı, toplumda meydana getirdiği etki, örgütsel bağlılığı ile ölçülür.
TCY.nın 168 inci maddesi ise; "Her kim 125, 131, 146, 147, 149 ve 156 nci maddelerinde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm olur.
Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır." hükmünü taşımaktadır.
Maddede, Devlete karşı "ağır zarar tehlikesi" yaratacak nitelikteki hazırlık hareketleri, özel suç tipi olarak düzenlenmiştir. Madde metninde tek tek sayılan yasa maddelerindeki suç tipleri "amaç suçu" oluşturmaktadır. İşte bu "amaç suç tipi" ile korunmak istenen hukuki değer bakımından, "ağır ve yakın zarar tehlikesi" yarattığı varsayılan silahlı çete ve cemiyet oluşturulması ise "araç suç"tur. Bu nedenle silahlı çete suçu, belirtilen amaç çerçevesinde kabul edilmiş bir "zarar tehlikesi" suçudur.
Buna göre maddenin 1 nci fıkrasında;
a ) Silahlı çete teşkil etmek ( kurmak )
b ) Böyle bir çetede amirlik ve kumandayı haiz olmak,
c ) Hususi bir vazifeyi haiz olmak,
d ) Böyle bir çetenin efradı olmak yaptırıma bağlanmıştır. Gerek öğretide, gerekse yerleşmiş kararlarda kabul gören görüşlere göre;
Silahlı çete teşkil etmek ( kurmak ); belirli bir amaç etrafında bir çok kişiyi birleştirmek ve organize etmektir. Böylece çetenin niteliği gereği olan hiyerarşi, üyeler arasında bağlantı ve disiplin oluşturularak sağlanacaktır.
Çetede amirliğe ve kumandaya sahip olmak; çete mensuplarını bir amaç etrafında yönetmek ve disiplin kurmak, çeteye başkanlık etmektir. Burada kumanda ve amirlik sıfatı değil, bunun bizzat yerine getirilmesi, bu eylemin fonksiyonel olarak icrası gerekir.
Hususi bir vazifeyi haiz olmak; çetenin kuruluş amacına ait suçun işlenmesi için gerekli hareketlerden biriyle yükümlü olmaktır. Burada failin, çetenin kumandası ile yükümlü olması şart değildir. Bu özel görev, çetenin amacına uygun olarak önemli bir nitelikte, amirlik ve kumandaya eş değerde, diğer örgüt mensuplarının konumlarından farklı olarak devamlılık arzeden bir görev olmalıdır.
İncelenen dosyada; Yurt dışında yapılan bir operasyonda yakalanıp, 21.7.1999 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğü yetkililerine teslim edilen Sanık Cevat Soysal kollukta; Diyarbakır E Tipi Kapalı cezaevinde tanıştığım Nesim Kılıç, tahliye olduktan sonra 1994 yılı başlarında yanıma geldi. PKK örgütü için faydalı çalışmalar yapabileceğimi söyledi, çalışmalara başladım. 1995 yılında telefonla aradı, derhal İstanbul'a gelmemi, yurtdışına göndereceğini söyledi. Nesim Kılıç'ın tarif etmiş olduğu adrese gittim, ertesi gün yanıma bir şahıs daha verip, Meriç üzerinden Yunanistan'a gönderdiler. Örgüt mensupları bizi sınırdan alarak Atina'da bulunan PKK'nın örgüt evine, buradan da Lavrion Kampına götürdüler. Lavrion kampında yaklaşık 3-4 ay kaldım, Yunanistan sorumlusu olan Sabri kod beni kırsala göndermek istiyordu, kırsalda faaliyette bulunmak istemediğimi kendisine söyledim.
1995 yılı Mart veya Nisan ayında PKK'nın Yunanistan sorumlusu Sabri kod'un getirdiği pasaportla Almanya'ya gittim, Alman görevlilerince yakalandım. Görevlilere iltica edeceğimi söyleyince, ilticamı hemen kabul ettiler, 6 ay boyunca iltica kampında kaldım. Alman pasaportunu aldıktan sonra bir eve yerleştim. PKK'nın Dortmund sorumlusu olan Emin... beni arayıp, yardımın olur mu diye sordu, örgüt için her yardımı yapabileceğimi söyledim. Daha sonra beni PKK'nın Avrupa sorumlusu Esat kod Abdurrahman Çadırcı'nın yanına Hollanda'ya gönderdiler. Hollanda'da Esat kod bana hitaben metropol ve ( DKÖ ) Demokratik Kitle Örgütleri'ne eleman göndermek istediğini ama şimdiye kadar gönderilen kişilerin oralarda legal bir alanda çalışmak için adapte olamadıklarından bahsederek, sen onların yaşamlarını biliyorsun, dil ve üsluplarını bizlere öğretirsen amacımıza daha çabuk ulaşabiliriz dedi. Hollanda'nın Derhak şehrinde PKK'nın örgüt evinde eğitim vermeye başladım. 1997 yılı son aylarında Şahin kod, Esat kod'tan PKK'nın Avrupa sorumluluğunu aldıktan sonra yanıma gelerek, seni Romanya'ya göndereceğim dedi, kabul ettim. Romanya'ya gittim. PKK'nın Romanya sorumlusu Çektar kod ile görüştüm. Bana bir ev tuttular. Burada da 15-20 kişiye eğitim verdim.
Abdullah Öcalan'ı İtalya'da kaldığı süre içinde ziyarete gittim. Abdullah Öcalan bizlere hitaben; "Eğer bu komployu aşarsak halkımızın yanında daha güzel olur, daha da büyürüz" dedi. PKK'nın Avrupa sorumlusu Şahin kod ise "Türkiye'de kitlesel bir eylem yapın, halkın duyarlılığını geliştirin" dedi. Ben de bunları Arzu Ateş'e bildirdim. Ayrıca Ali Doğan ve Aslan Yıldız'a da partide ve derneklerde açlık grevlerine gitmeleri için talimatlarımı ilettim. Bu arada Kemal Okutan beni arayarak "partide benim söylediklerimi kale almıyorlar", diyerek iki kez telefonla görüştü. Bana Türkiye'den eleman temin ederek göndereceğini söylemişti. Bu zaman zarfında Avrupa sorumlusu Şahin kod bana Türkiye'de sendikaların birinde görevli olan Sevil'in cep telefonunu verip, bununla bağlantı kur, sana eleman gönderecek dedi. Sevil'i aradım, durumu anlattım. Sevil Ahmet'i gönderdi.
Kollukta alınan ek beyanında ise; Moldova'ya gerçek adını bilmediğim PKK'nın Avrupa sorumlusu olan Şahin ( K ) tarafından gönderildim. Moldova'ya gönderilirken Şahin ( K ) bana Türkiye'den bazı sendikacı arkadaşların geleceklerini, bu arkadaşlara PKK'nın cephe kuruluşu olan ERNK doğrultusunda 20 günlük siyasi eğitim vereceksin dedi. 20 günlük süreyle gelen kişilere ders verdim. Her defasında 3-4 kişi ayrı ayrı gruplar halinde eğitime tâbi tutuluyordu, eğitime gelenler HADEP bünyesindeki kişilerdi. Harcamalarım örgüt tarafından karşılanıyordu. Yine eğitime gelen kişileri Türkiye'den HADEP Genel Merkez Üyesi Ali Hıdırdoğan ve HADEP Genel Merkez Üyesi Aziz Doğan isimli kişiler tespit ederek gönderiyordu. Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıkmasından bir ay kadar önce Romanya sorumlusu Çektar ( K ) isimli şahsı telefonla arayarak çalışmalar hakkında bilgi aldığı sırada, Çektar ( K ) benden bahsederek Türkiye'den eğitim amacıyla gelen kişilere siyasi eğitim verdiğim yönünde bilgi vermiş, bunun üzerine Abdullah Öcalan beni telefonla arayarak, eğitime katılan insanları yurtsever olarak bilinçlendirin, yetiştirin şeklinde tavsiyelerde bulundu.
Abdullah Öcalan'ın İtalya'da yakalanmasından sonra yüzyüze görüşmek amacıyla yanına gittim. Kendisine daha çok destek vermemizi, Avrupa'da ve Türkiye'de lehine gelişmeler olması için kitlesel eylemler yapılmasını istedi, verilen talimatlar üzerine çalışmalarımızı yapacağımızı belirttim.
DGM. C.Savcılığında, Nesim Kılıç'ı cezaevinde yattığım yıllardan tanırım, 1994 yılı sonlarında Yunanistan'a geçmeme yardımcı oldu, Meriç Nehrinden Yunanistan'a geçtim, sabıkalı olduğum için pasaport alamıyordum, bu nedenle bu şekilde Yunanistan'a geçtim, beni PKK örgütü mensubu olduğunu bildiğim kişiler karşılayıp, eğitim çalışmalarına ve savaşa katılmamı söylediler, kabul etmedim. Bunun üzerine örgüt beni bıraktı, Yunanistan Hükümetine başvurdum, beni Lavrion kampına gönderdiler, Sabri kod isimli kişinin PKK'nın Yunanistan sorumlusu olduğunu duyuyordum. Romanya'ya bir çok kez gidip geldim, ancak iddia olunduğu gibi burada PKK'lılara siyasi eğitim yaptırmadım, Esat kod Abdurrahman Çadırcı'nın PKK örgütünün Avrupa sorumlusu olduğunu duymuştum, bu şahsın tertiplediği halk toplantılarına katıldım, ancak Hollanda'da eğitim çalışmaları yaptırmadım, seminer vermedim, PKK örgütünün Avrupa sorumlusu Kani Yılmaz kod adlı Faysal Dunyalıcı ile de görüştüm ancak örgütsel bağlantım yoktur, keza Şahin kod adlı kişinin de Avrupa sorumlusu olduğunu biliyorum, Abdullah Öcalan'la birebir görüşmedim, yakalandıktan sonra kendisiyle görüşebilmek için İtalya'ya gittim, ancak beni görüştürmediler, HADEP mensuplarıyla tanışıklığım vardır, PKK'lı değilim, ancak Avrupa'da PKK'nın derneklerine gidip geliyorum, bazı etkinliklerine katıldım, Avrupa'nın örgüt 2. sorumlusu da değilim, bana isnad edilen suçları kabul etmiyorum, 21.7.1999 tarihli ve 22.7.1999 tarihli Emniyette verdiğim ifadeleri de kabul etmiyorum,
Şeklinde savunma yapmış,
Duruşma aşamasındaki sözlü ve yazılı savunmalarında; uluslararası hukuk kuralları hiçe sayılarak bir korsanlık eylemi ile Türkiye'ye kaçırılıp, işkenceye maruz kaldığını, Emniyet Genel Müdürlüğünce 1 Ocak-13 Temmuz 1999 tarihleri arasında gerçekleştirilen binlerce eylemin talimatlarının neredeyse tümünün tarafından verildiği iddiasının hiçbir kanıta dayanmadığını, Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesi ile Kürt gençlerinin ve halkının tepkisini dile getirdiğini, mavi çarşı yangını gibi PKK tarafından dahi mahkûm edilen eylemin talimatının kendisine mal edilmesinin dayanaksız olduğunu, gerek telefon konuşmaları gerekse eylemlerin hiçbirisinin kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığını, emniyet tarafından gönderilen olay listesi ile ilgisinin bulunmadığını söylemiş,
Hakkında hazırlıkta beyanda bulunan şahısların açıklamaları okunup sorulduğunda; Abdullah Öcalan ile bir kez telefonla görüştüm, konu PKK'lıların Hadep içerisinde faaliyet yürütmesi ile ilgili idi, bana PKK.nın Hadep ile bir ilişkisi bulunmadığını bildirmişti, ben ERNK üyesiyim. Avrupa sorumlusu değilim, bazı eğitim çalışmaları yaptım, eğitim çalışmalarında hiyerarşik bir bağ yoktur. Diğer beyanda bulunanları ise kesinlikle tanımıyorum, şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.
Abdullah Öcalan DGM C.Savcılığından alınan 22.2.1999 tarihli beyanında; HADEP bünyesinde yurt içinde oluşturulan Gençlik ve Kadın komisyonlarında yapılan eğitim çalışmalarıyla Romanya ve Moldavya gibi ülkelerde yapılan eğitim çalışmaları tamamen benim perspektifime, görüşlerime uygun olarak yapılmıştır. Ben kendilerine, buraya PKK ideolojisini taşıyamazsınız, siyasal ve yasal gerçeklere uygun bir eğitim yaparak bilinçlenmeyi sağlayacaksınız diyordum.
Romanya ve Moldavya gibi ülkelerde yapılan eğitim çalışmalarında yetişen müdahaleci grupların Hadep'in faaliyetlerinde ve icraatlarında söz sahibi oldukları doğrudur. Yurtdışındaki ve özellikle Romanya'daki eğitim çalışmalarını Mehmet Hoca kod Cevat Soysal yürütmüştür. Cevat Soysal benimle telefonla irtibat kurarak görüş ve talimatlarımı alıyordu, şeklinde anlatımda bulunmuş, duruşmada da; önceki beyanlarının doğru olduğunu söylemiştir.
Aslan Yıldız kollukta; Hadep'in yöneticileri hakkında tutuklama kararları çıkınca, Aziz Doğan illegal yollardan Avrupa'ya gideceğini, PKK örgütü sorumlusu Mehmet Hoca ( kod ) Cevat Soysal ile Kani Yılmaz ( kod ) Faysal Dumanlayıcı'nın telefonlarını bana vereceğini, bundan sonra parti içindeki faaliyetleri rapor halinde Avrupa sorumlusu Mehmet Hoca'ya bildirmemi söyledi. Mehmet Hoca beni cep telefonumdan arayarak "Hadep içinde bulunup, oranın durumunu gözlememi, parti içindeki faaliyetler ve çalışmaları kendisine bildirmemi söyledi, bu talimat uyarınca Mehmet Hoca ve Kani Yılmaz'ı arayıp görüşmekte idim.
Bağcılar ilçesinde yapılan konferanstan önce Mehmet Hoca'yı telefonla aradım. Abdullah Öcalan'a yönelik suikastı protesto etmek amacıyla cezaevlerinde bulunan PKK tutuklularının alınan karar doğrultusunda kendilerini yakmaya başladıklarını, Hadep üzerinde baskıların yoğunlaştığını, Hadep gençlik komisyonlarının ne pahasına olursa olsun direniş göstererek bunu toplumsal bir olaya dönüştürmesini ve sansasyon yaratacak bir eylem düzenlenmesini söyledi, bu durumu Hadep il başkanı Mahmut Şakar ve gençlik komisyon başkanı Hayri Ateş'e bildirdim, talimat doğrultusunda hareket gerçekleştireceklerini söylediler.
PKK örgütünün verdiği talimat doğrultusunda 25.10.1998 günü saat 15.00 sıralarında Fatih semtinde bir eylem yapılacağını Hayri Ateş bana bildirdi, bu kararı Mahmut Şakar ile birlikte almışlar, basın açıklaması şeklinde eyleme geçilip, gençlik komisyonu üyeleri tarafından kitlesel bir eyleme dönüştürülerek, güvenlik güçlerine, Türk Bayrağının bulunduğu binalar ile araçlara taşlı sopalı saldırı düzenleneceği bildirildi, ben de durumu telefonla Mehmet Hoca'ya bildirdim, 25.10.1998 günü Taksim meydanında polisler yakaladı, eylemlerin raporunu her hafta Mehmet Hoca ve Kani Yılmaz'a bildiriyordum, şeklinde beyanda bulunmuş,
Diğer aşamalarda ise; önceki ifadesinin baskı altında alındığını, kabul etmediğini söylemiştir.
Şahabettin Özarslaner kollukta; 1994 yılının sonlarına doğru Hadep içerisinde PKK adına faaliyetleri yürütme işini Hoca kod Cevat Soysal ile Şemsettin Kara yapmaya başladılar. Cevat Soysal benimle görüşmek istediğini söyleyerek, Sakarya Caddesindeki Petrol İş sendikası misafirhanesine çağırdı, görüşmeye gitmedim, bu iki şahsın İstanbul'a giderek faaliyetlerini orada sürdürdüğünü duydum, şeklinde beyanda bulunmuş,
Diğer aşamalarda ise önceki beyanlarını red etmiştir.
Abdulcebbar Gezici aşamalarda benzer şekilde; Cevat Soysal Batman'lı olup, PKK'nın 1980 öncesi kadrolarındandır. 1980 döneminde cezaevine girmiş 12 yıl çeşitli cezaevlerinde yatmış, çıktıktan sonra, bir süre örgütten ayrı kalmış, daha sonra yeniden örgütle ilişkiye geçerek örgütün sendikal faaliyetlerinin koordinatörlüğünü yapmıştır. Bu görevinin yanısıra Hadep'te Vecdi Köylüoğlu'nun yardımcısıdır, şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Hüseyin Karabil kollukta ; Bükreşte Hoca kod ile tanıştığını, yaklaşık bir ay siyasi eğitim aldıklarını, kendilerine irtibat telefonu vererek karayolu ile İstanbul'a gönderdiğini, 1998 yılı yaz aylarında Romanya'daki üst ilişkisi Hoca kod'un kendisini Romanya'ya çağırdığını, gidip çalışmalar hakkında bilgi verip değerlendirme yaptıklarını, Hoca kod, önümüzdeki seçim sürecini değerlendirerek Hadep'in oy oranını arttırması için parti kadrolarının birebir siyasete önem vermeleri gerektiğini, artık yurt dışında olduğu gibi yurt içinde de siyasi mücadelenin önem kazandığını söyledi.
Abdullah Öcalan yakalanıp Türkiye'ye getirilince hareket tarzımızın ne olacağını öğrenmek için Hoca kod'u telefonla aradım; "Med tv.den merkez komite üyelerinin gerekli açıklamayı yaptıklarını, bizlerin de kadroları hareketlendirerek eylemsel sürece girmemiz gerektiğini" söyleyip, telefonu kapattı. Arzu Ateş isimli arkadaşımız da tv'yi izlediğini, insiyatifin bölge sorumlularında olduğunu söyleyince, İzmir Hadep Gençlik komisyonunda yer alan arkadaşlarla konuşarak, İzmir'de 2 bölgede faaliyet gösterecek eylem grubu oluşturduk. Birinci gruptaki Savaş Erol, Çamlık ve Cennetçeşme de molotoflu eylem ile korsan sokak gösterisi, ikinci gruptaki Mahsun Bilen ise, Balçova'da bir sivil araç ile köy hizmetlerine ait bir aracın yakıldığını söyledi, bunları Hoca kod'a aktardım şeklinde beyanda bulunmuş, diğer aşamalarda kolluk anlatımlarını red etmiştir.
Nevrus Yıldırım kolluk, DGM C.Savcılığı ve sorgusunda, Romanya'da hoca kod'un kendilerine siyasi eğitim verdiğini söylemiş,
Duruşmada ise önceki beyanlarını kabul etmemiştir.
Sanık Veli Tosun kollukta; İstanbul'a geldiğimde Sipan kod'u arayarak, sağlık durumumun iyi olmadığını, ilişkimin koptuğunu söyledim, Moldavya sorumlusu Cemil Ahmet hoca kod Cevat Soysal'ın telefon numarasını vererek aramamı istedi, arayıp durumumu anlatınca müsait bir zamanda Moldavya'ya gelmemi söyledi. Hüseyin Gültekin adına düzenlenmiş sahte pasaportla Moldavya'ya gittim, şoförü gelip beni otelden aldı, görüşmemizde İstanbul'a gidip eyleme yatkın kişilerden oluşturacağı üçer kişilik grupları teorik düzeyde örgütlememi, verilen talimat doğrultusunda hareket etmelerini söyledi. İstanbul'da imkanlarımın olmadığını söyleyince İstanbul'da faaliyet gösteren Gökhan kod'u çağırdı, bizi tanıştırarak, bana söylediklerini ona da söyledi. İstanbul'a dönüp, talimat doğrultusunda eylem grubu oluşturup, Cevat Soysal'ın talimatları doğrultusunda hareket edecektim, şeklinde beyanda bulunmuş, yapılan fotoğraf teşhisinde de Cevat Soysal'ı teşhis etmiştir.
Cebbar Palabıyık aşamalarda benzer şekilde; Hollanda'da PKK adına faaliyet gösterdiğim süreçte tanıdığım Mehmet Hoca kod Cevat Soysal, 1996 yılında Hollanda'da ( Kürdistan ) bürosu sorumlusu olarak gösterdiği faaliyetler çerçevesinde, illegal yollardan gelen örgüt mensuplarını, barındırmak, pasaport hazırlamak ve kırsalda silahlı olarak faaliyet göstermek isteyenlere, evraklar hazırlayarak Şam ve K.Irak üzerinden Türkiye'ye geçişlerini sağlamak, Türkiye'de metropollerde faaliyet gösteren örgüt mensupları ile ise sürekli ilişkiye geçerek, her türlü ihtiyaçlarını illegal yollardan karşılamak, cezaevinde bulunan örgütün üst düzey yöneticileri ile kuryeler aracılığı ile ilişkiye geçerek bilgi alışverişinde bulunmak, örgüt adına faaliyet gösterenlerin, malzeme ve parasal ihtiyaçlarını Avrupa ülkelerinden temin ederek Türkiye, Suriye ve İran üzerinden eyaletlere aktarma faaliyetleri ile uğraşıyordu demiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğünce 4.3.1999 tarihli yazı ile; dinlemeye alınan telefon konuşmalarına ait 4 kaset, 5.4.1999 tarihli yazı ile de 12 adet Türkçe ve Kürtçe kaset gönderilmiş, bu kasetlerin bilirkişi polis memurları tarafından yapılan çözümlerinde;
11.3.1999: Bunu boşa çıkarıyor bu doğru değildir, aslında bu bir kıyamettir bunu söyleyebiliriz. Eğer bugün kendilerinin ellerinde ne bitiyorsa koysunlar ortaya bu şey bir insan değildir. Dürüst bir insan değildir, dürüst bir yaklaşım içinde değildir.
Bu bina, bu bölge sebebinin tek bir kısası var, bulunduğu yerde zeminde, ortamda yani oldukça şiddetli bir karşı koyuş, bunun dışında her şey iftiradır, yalandır.
Çabaları, takip ve beğeni ile karşılıyorum, izliyoruz, bu gün namuslu insanlar günüdür.
Bak, sen bu olayları dinlemeyeceksin, hatta yakalarında tutup, durumunuz müsaitse başlarını da duvara vurun onları dinlemeyin.
15.3.1999: Biraz ses istiyorum, başka bir şey istemiyorum, yani gerçekten sizin orda ses çok az yok gibi.
19.3.1999 :Bak kıyamet kopsun tamam mı bugün yarın, Olsun kıyametin ta kendisi olsun, benzeri olmasın yani kendini paramparça etse gece gündüz yatma böyle bir şeyi çıkar.
22.2.1999: Haydi bir şeye doğru devrimleştirin kıtlık, kıtlık savaşı iç savaşa doğru yorumlaştırın.
7.3.1999: Herkes kendi sokağında üç dört kişi halinde eylem yapsın,
Moralinizi düzgün tutun, birbirinize moral verin şerefiniz lekelenmiş, şerefimizi kurtarmalıyız.
18.2.1999: Dönemin doğrultucusu olarak kendinizi görün, tarihi insanlar olarak kendinizi görün, herkes fedai olmalı, herkes apocu olarak kendini görmeli, herkes kendini apo olarak görmeli,
4.2.1999: Hemen yarından itibaren her tarafa çıkın yakın ne yapıyorsanız serbestsiniz.
1.3.1999: Sayılı günlerin üzerinde kurulmuş eylem yaptığınız gün durumunuz çok tehlikededir. O gün her tarafa anlamıyor musunuz, kıyameti kaldıracaksınız, sizin bulunduğunuz bölge çok önemlidir. Bulunduğunuz bölgede kıyameti koparacaksınız. Oraya git, kimse orda kalmasın, gelenler bu işi yapsın, yalnız o gün her tarafta kıyamet kopmalıdır. Kundaklama, patlama, tüfeklerinizi sıkmanızı herkese söyle yürüsün, bu eylem olsun, orası önemlidir.
Emniyet Genel Müdürlüğü kriminalistik uzmanı tarafından yapılan kaset çözümlerinde;
2.kaset: Onun için dönemin doğrultucusu olarak kendinizi görün, herkes apocu olmalı, herkes bir apo olmalıdır. İşte akşam doğrultuyu verdi, o zaman başka işlerle uğraşma, toplantılarla zaman geçirme,
3.kaset: Kesin alınsın.....en azından kırk elli yerde acımayın, böyle su ile yıkayın oraları, sıcağı sıcağına soğutmayın.
9.kaset: Yani oldukça şiddetli bir karşı koyuş, bunun dışında herşey yalandır, bunlara biraz önem vermek gerekir,
Şeklindeki konuşmaların yer aldığı görülmüştür.
TRT Ankara Radyosu Müdürlüğünce gönderilen 14.3.2001 tarihli yazıda; teknik inceleme ve mukayese için çok özel ses analiz sistemleri ve uzman personel gerektiği, radyolarının program yapımı ve yayını amaçlı olduğu, personelinin de bu doğrultuda bilgi sahibi bulunduğu, bu koşullar altında ses mukayesesi yapılmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğünce 5.8.1999 tarihli yazı ile; PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ın yakalanmasından 1999 Ağustos ayına kadar, PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilen bombalama, intihar, saldırı vb. eylemlere ait dosya gönderilmiş, dosyada eylemler il il ve tarih sırasına göre nitelikleri ve yakalanan kişi olup olmadığı da belirtilmek suretiyle yer almış, özellikle sanıkla irtibatlandırılan ve 13.3.1999 tarihinde meydana gelen 5 katlı Mavi Çarşı isimli işhanının bir grup terörist tarafından molotof kokteyli atılması sonucu yanması sonucu 13 kişinin öldüğü, bu olay nedeniyle yakalanan kişilerin isimleri bildirilmiş, eylemin sanığın talimatı ile gerçekleştirildiği yönünde herhangi bir saptamaya yer verilmemiştir.
Sanığın tıbbi muayenesi sonucu düzenlenen 23.7.1999 tarihli raporda darp ve cebir izine rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Sanık Cevat Soysal, 1.1.1962 d.lu olup, Diyarbakır Sıkıyönetim 1 Nolu Askeri Mahkemesince 5.2.1988 gün ve 121/29 sayı ile TCY.nın 168/1 ve 55/3 maddeleri uyarınca 14 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmış, 15.7.1985 tarihinden itibaren şartla tahliyesine karar verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yargıtay C. Başsavcılığınca; sanığın eylem talimatları sonucu Türkiye'nin birçok yerinde bombalama, açlık grevleri, intihar saldırıları ve kundaklama eylemleri gerçekleştirildiği, 13.3.1999 tarihinde İstanbul Kadıköy'de Mavi Çarşı'ya yapılan molotof kokteylli saldırı sonucu çıkan yangında 13 kişinin öldüğü, sanığın vahamet arzeden bu eylemlerin talimatlarını vermek suretiyle bu suçlara azmettirdiği belirtilerek itiraz yasayoluna başvurulmuş ise de; bu eylemlerin sanığın talimatları sonucu gerçekleştiği yönünde herhangi bir kanıt elde edilememiş, gönderilen eylem evraklarında da sanığın ismine rastlanılmamıştır. Telefonla yapılan konuşmaların dinlenmesi sonucu tespit edildiği bildirilen kasetlerin çözümlerindeki talimatları veren kişinin sanık olduğu da kesin biçimde saptanamamıştır. Diğer yönden ses benzetilmesi veya montaj yapılmak suretiyle düzenlenmeleri olasılığı karşısında diğer delillerle doğrulanmadıkça bunların kanıt olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Kaldı ki somut olayda telefon konuşmalarının dinlenilmesi için usulüne uygun olarak verilmiş bir mahkeme kararı da dosyada bulunmamaktadır. CYUY.nın 254. maddesinin açık hükmü uyarınca, hukuka uygun olarak elde edildiği saptanamayan kanıtlar hükme esas alınamaz.
Ancak, Türkiye topraklarının bir kısmı üzerinde Marksist Leninist ideolojiye dayalı bağımsız ayrı bir devlet kurmak amacıyla oluşturulan ve bu amaca ulaşmak için silahlı eylemlere girişen ve yapılandırılmasını üç temel esasa ( parti ( PKK ), cephe ( ERNK ) ve ordu ARGK ) dayandıran terör örgütüne üye olan sanık ERNK içinde görev alarak, yurt dışında eğitim çalışmalarını sürdürmüş, bu kapsamda örgütsel dersler ve propaganda faaliyetleri ile örgüte siyasi taban oluşturma ve örgüt üyelerini bilinçlendirme çalışmaları yapmış, sivil toplum örgütleri ile PKK terör örgütü arasında bir köprü görevi görmüştür, olayda TCY.nın 125. maddesindeki suç unsurları oluşmamış olup, sanığın süreklilik gösteren eylemi TCY.nın 168/1. maddesine uygun silahlı çetede özel göreve haiz olma suçu niteliğindedir.
Bu itibarla Yerel Mahkeme hükmü ve Özel Daire onama kararı isabetli olup, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyeleri, sanığın verdiği talimatlar doğrultusunda ülke genelinde vehamet arzeden bir çok terör eyleminin gerçekleştirildiği, dolayısıyla TCY.nın 125. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gerekçesi ile itirazın kabulü yönünde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, ilk müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 8.4.2003 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy