(4616 S. K m.1/4) (765 S. K. m.125, 131, 146, 147, 149, 156, 168/2)
Dava: Yasadışı silahlı çete üyesi olmak suçundan sanık Süleyman'ın, suç niteliğinin değiştiği kabul edilerek 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca, hakkındaki kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin Diyarbakır 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahke-mesince 19.03.2002 gün ve 369-109 sayı ile verilen hükmün o yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 03.06.2002 gün ve 1183-1247 sayı ile;
"Sanığın kod adı aldığı, örgütün istihbarat biriminde görev üstlendiği, muhasebe elemanı olarak çalıştığı, büyüklere ders verdiği hücre evlerde ele geçen örgütsel doküman içerikleri ile tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup süreklilik ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerinin TCK.nun 168/2. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise, 19.11.2002 gün ve 189-397 sayı ile; "Sanık Süleyman kolluk dahil bütün aşama ifadelerinde Hizbullah örgütü üyesi olmadığını, örgütle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını ifade etmiştir.
Sanıkla ilgili olarak elde edilen dokümanlarda sadece sanığın kimliğinin açıklanmış olduğu ve Dicle Üniversitesi 1. sınıf Fen Öğretmenliğinde okuduğunun belirtildiği görülmektedir. Bu dokümanda da sanıkla ilgili olarak Devlet baskısından çekinen, itaatsiz , gururlu ve kibirlidir diye bahsedilmektedir.
Sanıkla ilgili diğer dokümanlarda her ne kadar Süleyman'dan bahsedilmekte ise de kimliği ile ilgili açık bilgiler bulunmamakta olup bu dokümanlarda adı geçen Süleyman'ın, dosyamız sanığı Süleyman olup olmadığı anlaşılamamıştır. Mahkememizce de başka dava dosyalarında aynı ismi taşıyan değişik örgüt üyeleri ile ilgili dokümanların var olduğu bilinmektedir.
Gene Yargıtay bozma ilamında belirtilen ve kod taslağı listesi başlıklı dokümanda Süleyman'ın kod ismi Selim olarak belirtilmiş ise de bu kişinin dosyamız sanığı olup olmadığı belli olmadığı gibi sanık tarafından bu kod isminin örgüt içerisindeki faaliyetlerinde gizliliği temin etmek için kullanılıp kullanılmadığı da anlaşılamamıştır.
Keza sanık hakkında kolluk beyanları bulunan Fırat ve Mahir'in beyanlarında geçen Süleyman'ın dosyamız sanığı olup olmadığı tam olarak tespit edilememiş, bu kişiler kolluk sonrası ifadelerinde kolluk beyanlarını ret ettiklerinden ve Hizbullah örgütü ile bir ilişkilerinin olmadığını söylediklerinden bu kişilerin dosyamız sanığıyla yüzleştirilmesi yoluna gidilememiştir.
Dolayısıyla sadece bir dokümanda dosyamız sanığı Süleyman'dan bahsedildiği, diğer dokümanların dosyamız sanığı ile bir ilgisinin bulunup bulunmadığı hususunun tam olarak tespit edilemediği kanaatine varılmıştır.
Sanığın tüm aşama ifadelerinde Hizbullah örgütü üyesi olmadığının söylemesi, hakkında beyanda bulunan Fırat ve Mahir'i tanımadığını ifade etmesi ve özgeçmiş raporunun bulunmaması nazara alınarak sanığın örgütle organik bir bağ kurduğu ve faaliyetlerinin örgüt üyeliği boyutuna ulaştığı hususunda yeterli bir delil bulunmaması nedeniyle sanığın faaliyetinin yardım yataklık suçu kapsamında kalacağı kanaatine varılmış olduğu" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da o yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık hakkında yasadışı silahlı Hizbullah örgütünün sair efradı olmak suçundan açılan davada, suç niteliğinin değiştiği ve aynı örgüte yardım ve yataklık etmek suçuna dönüştüğü kabul edilerek 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık suç niteliğinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak Ceza Yasamız hazırlık hareketlerini cezalandırmamaktadır. Ancak belirli amaçlara yönelik hazırlık hareketlerinin Yasada özel suç tipi olarak düzenlendiği haller vardır. Bunlardan biri de, Devletin şahsiyetine karşı cürümlerden olup TCY.nın 168. maddesinde düzenlenen suç tipidir. "Silahlı çete suçunu" düzenleyen bu maddede hazırlık hareketlerinin "özel ve istisnai suç tipi" olarak öngörülmesinin amacı, Devlete karşı "ağır zarar tehlikesi" yaratacak nitelikteki hareketlerin cezalandırılmasını sağlamaktır.
TCY.nın 168. maddesinin 1. fıkrası ile; 125, 131, 146, 147, 149 ve 156. maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil etmek yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği, kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz bulunmak eylemleri yaptırıma bağlanmıştır.
Silahlı cemiyet ve çetenin sair efradı olmanın cezai yaptırımı ise 168. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup, birçok yargısal kararda vurgulandığı üzere; silahlı cemiyet ve çetede amirlik, kumanda ve hususi bir görev almayan, çeteye basit şekilde katılan, gayeye ait konularda irade birliği içinde olan, çeteye katılırken çetenin niteliğini bilen ve çetenin gayelerini kendi amacına uygun görenler ise cemiyet ve çetenin sair efradıdır.
TCY.nın 168. maddesinde tek tek sayılan yasa maddelerindeki suç tipleri "amaç suçu" oluşturmaktadır. "Amaç suç tipi" ile korunmak istenen hukuki değer açısından "ağır ve yakın zarar tehlikesi" yarattığı varsayılan silahlı çete ve cemiyet oluşturulması ise "araç suç"tur. Bu bakımdan silahlı çete suçu, belirtilen amaç çerçevesinde kabul edilmiş bir "zarar tehlikesi" suçudur.
Yukarda açıklanan hukuki düzenleme ile değerlendirmeler ışığında sanığın somut olaydaki konumu ele alınıp incelendiğinde;
Anayasal düzeni yıkarak şer'i esaslara dayalı teokratik bir devlet kurmak amacını gerçekleştirmek için tebliğ ( propaganda ), cemaat ( teşkilatlanma ) ve cihad ( savaş ) biçiminde üç aşamalı bir strateji takip eden, askeri ve siyasi kanat olarak hiyerarşik bir sistem içinde hücre tipi yapılanmaya sahip olup silahlı tehdit, kaçırma ve öldürme yöntemlerine sıklıkla başvurduğu anlaşılan yasadışı Hizbullah örgütünün TCY.nın 146. maddesindeki amaç suçu gerçekleştirmek üzere kurulmuş silahlı çete niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Bu örgütün lider kadrosunu yakalamak amacıyla İstanbul ili Beykoz ilçesi Kavacık mahallesinde yasadışı örgüt lideri Hüseyin'nin kaldığı eve 17.1.2000 tarihinde güvenlik güçleri tarafından baskın yapıldığı, güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya giren yasadışı örgüt liderinin öldüğü, evinde yapılan aramada bilgisayar, CD ve disketlerin kurşunlanmış ve tahrip edilmiş halde bulunduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bunlarda kayıtlı bir kısım bilgilerin kurtarıldığı, kayıtlardan elde edilen bilgilere dayanılarak Mardin, Adana ve Diyarbakır illerinde yapılan aramalarda elde edilen dokümanlarda sanık Süleyman'ın adının da yer aldığı anlaşılmaktadır.
Sanık hakkındaki bu belgelerin incelenmesinde;
Mardin ilinde ele geçirilen 5698 sıra numaralı belgede, Köprücü camii bölümünde, "Bu camide şüpheli çoktur. Fakat henüz tam tespit etmiş değiliz. Bunlar Sadık ( 25, boş ), Süleyman ( 18, ZGL; MİT Ahmet'in camiye kazandırdığı )..." ibarelerine yer verildiği;
Adana ilinde ele geçen 732 sıra numaralı belgede "38- Süleyman, 16, 2-G Köprücü C. 5 ay istikrarlı hareketli, kültürü zayıfavam, D.Bakır Adres: Hindibaba 2. sokak Deniz apartmanı No: 2 Yenişehir" ibaresinin yer aldığı;
Diyarbakır'da ele geçen belgelerden "kod taslağı listesi Mayıs 2000 D.Bakır" başlığını taşıyan el yazması belgede "Tahsin'in alanında bulunan arkadaşların kod taslağı aşağıda yazılıdır." ibaresinin altında bir çok ad ve kod adı yanında "Kamil C., kod " başlığı altında "Süleyman ( Selim ), Mahir ( Muhit ), Yıldırım ( Yalın )" ibarelerinin, "Kamil" başlıklı el yazması bir sayfalık dokümanda, " ( Selim ) Süleyman: Camiye düzenli olarak gelmiyor. Ailevi sorunlarından dolayı devamlı sorunludur. Korkak yapılı bir insandır." ibaresinin, 791 sıra sayılı "Kamil/ Aylık yoklama/ Ocak 2000/ D.Bakır" başlıklı el yazması belgede, "Kamil: Yaş 20. Batman. Lise mezunu. Birlikteliği ve gelişi 5 yıl.; Yıldırım: Yaş 24. Hazro. Üniversite mezunu. Birlikteliği 4 yıl, geliş süresi 4 yıl. Bahaneci, Devlet baskısından çok çekiniyor. Konuşkandır.; Süleyman: Yaş 20. D.Bakır Dicle Üniversitesi 1. sınıf. Fen öğretmenliği. Birlikteliği ve gelişi: 4 yıl. Devlet baskısından çok çekinen, itaatsiz, gururlu kibirlidir.; Mahir: Yaş 19 D.Bakır lise mezunu. Birlikteliği ve gelişi: 6 yıl. Çok aşırı derecede boş siyaset yapan hiçbir zaman bir yanlışı kabul etmeyen bir tiptir. Son zamanlarda iyileşmiş." ibarelerinin; "No, ad soyad, kod adı, DT., DY., Köy" bölümlerine ayrılan belgede 4. sırada "Süleyman, Selim, 1980, Diyarbakır, Merkez" ibarelerinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Sanık kolluk tarafından alınan ifadesinde; ailesi hakkında ayrıntılı bilgi verdikten sonra, hiçbir parti, sendika veya derneğe üye olmadığını, ancak Hizbullah örgütünün görüş ve fikirlerini benimsediğini, Mardin ilinde örgütün hücre evinde ele geçen dokümanlarda 5698 sayılı belgede adı geçen kişinin kendisi olduğunu, fakat örgüt adına göstermiş olduğu faaliyetler hakkında bilgi vermek istemediğini, yine Adana'da Muhammet ( K ) Hüseyin adlı örgüt mensubunun evindeki sığınakta ele geçen dokümanlardan 732 sayılı belgede adı geçen kişinin de kendisi olduğunu, dokümanın yazıldığı tarihte Ziya Gökalp lisesi 2 G sınıfında öğrenci olduğunu, adresinin de aynı olduğunu, yalnız daire numarasının 20 yerine 2 olarak yazıldığını, adı geçen Köprücü camiinde örgüt adına gösterdiği faaliyeti hakkında da bilgi vermek istemediğini, diğer dokümanlarda da Selim kod adı ile anılanın kendisi olduğunu, ancak bu faaliyetleri hakkında da bilgi vermek istemediğini, hakkında ifade veren Muhit ( K ) Mahir ve Yahya ( K ) Fırat adlı kişileri tanımadığını, bu kişilerin, hakkında vermiş oldukları ifadeleri kabul etmediğini beyan etmiştir.
C.Savcılığı, Yedek Hakimlik ve duruşmada da ise yasadışı Hizbullah örgütü ile bir ilgisinin olmadığını, örgüt adına faaliyet göstermediğini, suç işlemediğini, kolluktaki ifadesini kabul etmediğini, korktuğu için yazılan ifadeyi imzaladığını, örgütsel dokümanlarda adı geçenleri tanımadığı gibi, bu kişilerle birlikte örgüt adına faaliyet göstermelerinin söz konusu olmadığını, kod adı kullanmadığını, dokümanlarda adının neden geçtiğini bilemediğini belirtmiştir.
Sanık ve vekilleri çeşitli tarihlerde sundukları dilekçelerde, sanığın başarılı bir öğrenci olduğunu, bunun da dersleri ile ilgilenen bir kişinin örgüt mensubu olamayacağını gösterdiğini, yine dokümanlarda sanık için itaatsiz, kibirli ve korkak yapılı gibi ifadelere yer verildiğini, bunların da örgütün sanığa bakış açısını gösterdiğini, buna göre güvenilmeyin bir kişinin örgüt mensubu olarak kabul edilemeyeceğinin açık olması karşısında sanığın örgüt üyesi olmadığının kanıtlandığını belirtmişlerdir.
Bazı örgüt mensuplarının da sanık hakkında beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Bu ifadelerde;
Yahya ( K ) Fırat kollukta, ailesi ve kendi hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunmuş, sanık hakkında ise; Süleyman'ın muhasebe elemanı olarak görev yapıp büyüklere ders verdiğini, lise mezunu olup o dönemde dershaneye gitmekte olduğunu beyan etmiştir.
C.Savcılığında, Yedek Hakimlikteki sorgusunda ve duruşmada ise, kolluk ifadesini reddederek bu ifadesinin baskı altında imzalatıldığını, böyle bir ifade vermediğini, ifadede adı geçen sanık Süleyman, İdris ve İhsan adlı kişileri tanımadığını, Hizbullah örgütüne özgeçmiş raporu vermediği gibi örgüt adına faaliyet de göstermediğini söylemiştir. Ancak, duruşma tutanağında belirtildiği üzere özgeçmiş raporunun bu kişinin kendi elinin ürünü olduğuna ilişkin ekspertiz raporu bulunmaktadır, fakat buna rağmen inkara dayalı savunmasını değiştirmemiştir.
Muhit ( K ) Mahir kolluk tarafından alınan ifadesinde, ailesi ve kendi hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunmuş, örgüt içindeki konumu ve sanık hakkında ise; 1995 yılında Kur'an dersi almaya gittiği Köprücü camiinde Mehmet kod adı ile tanıdığı daha sonra yakalandığında adının Ömer olduğunu öğrendiği kişinin etkisinde kalarak Hizbullah örgütüne katıldığını, 1996 yılında cami sorumlusu olan bu kişinin isteğiyle küçük çocuklara Kur'an dersi verip örgütün propagandasını yapmaya ve yaptığı bu dersler ve çocukların durumları hakkında sözlü bilgi vermeye başladığını, 1998 yılında aynı kişinin isteği ile iki adet fotoğrafını ve özgeçmiş raporunu yazarak verdiğini, cami sorumlusu Mehmet ( K ) Ömer'in isteği üzerine 1999 yılı içinde büyük postane önünde buluştuğu Kamil kod adlı örgüt mensubunun, artık camide faaliyet göstermeyeceğini, örgütün talimatıyla oluşturulan birim ile cami çevresinde istihbarat yaparak, şüpheli kişileri takip edeceklerini, edindikleri bilgileri birim sorumlusu olan ona aktaracaklarını, birim içerisinde sanık Süleyman ve Yıldırım'ın yer alacağını söylediğini, bir gün sonra aynı yerde buluştuklarında diğer kişilerle kendisini tanıştırdığını ve kod adı kullanmaları gerektiğini belirterek kendisine Muhit, sanık Süleyman'a, Selim ve Yıldırım'a da Yalın kod adlarını verdiğini, birlikte Köprücü camii etrafında istihbarat toplamaya başladıklarını, bunları rapor haline getirerek Kamil ( K )'a verdiklerini, bu faaliyetlerinden cami elemanlarının haberdar olmadıklarını, İstanbul'daki operasyondan sonra cami faaliyetleri azaldığından artık cami çevresine gitmemeye başladıklarını, ancak örgüt ile bağın kopmaması için Kamil ( K ) ile her ay teker teker görüşme yapmaya başladıklarını beyan etmiştir.
C.Savcılığında, Yedek Hakimlikteki sorgusunda ve duruşmada ise, kolluk ifadesini red ederek bu ifadesinin baskı altında imzalatıldığını, böyle bir ifade vermediğini, ifadede adı geçen sanık Süleyman ile diğer kişileri tanımadığını söylemiştir.
Sanık vekillerinin isteği üzerine, ele geçen dokümanların bir kısmı evinde yakalanan ve bilgisayara kayıtları yaptığını kabul eden ve bir başka davada tutuklu olarak yargılanan örgüt mensubu Alaattin duruşmada dinlenmiş olup; Diyarbakır'da Hizbullah örgütü adına faaliyet gösterdiğini, Diyarbakır'daki dokümanların önce birlikte çalıştığı Cemal adlı örgüt mensubuna geldiğini ve kendisinin bunları bilgisayara kaydettiğini, gösterilen dokümanlardan "kod taslağı" başlıklı belgeyi Cemal'ın yazmış olduğunu ve yazışmalarda karışıklık çıkmaması için düzenlendiğini, kod adlarından bu kişilerin haberlerinin bulunmadığını, kendisinin itirafçı olmadığını, cami muhasebe elemanının ne anlama geldiğini bilmediğini, sadece dokümanları bilgisayara kaydettiğini beyan etmiştir.
Bu bilgi ve belgelerden;
Sanığın, yasadışı Hizbullah terör örgütünün görüşlerini benimseyerek Selim kod adını alıp, Köprücü camiinde örgüt adına dersler verdiği, daha sonra bu cami çevresinde örgütün talimatıyla oluşturulan istihbarat biriminde görevlendirildiği kolluktaki anlatımı ve hakkında beyanda bulunan örgüt mensuplarının anlatımlarından ve bu anlatımları doğrulayan örgütsel dokümanların içeriklerinden açıkça anlaşılmaktadır. Sanığın gerçekleştirdiği bu eylemlerin niteliği, çeşitliliği ve sürekliliği nazara alındığında silahlı çete niteliğindeki Hizbullah örgütünün sair efradı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla dosya kapsamına uygun bulunmayan Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 18.03.2003 tarihinde tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy