(765 S. K. m. 52, 59, 81, 448) (6136 S. K. m. 13/1)
Dava: Hedefte hata sonucu kasten adam öldürmek ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından sanık M. Benlice'nin, TCY. nın 52. maddesi yollamasıyla 448, 59, 81/13, 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCY. nın 59 ve 81. maddeleri uyarınca 23 yıl 4 ay 1 gün ağır hapis, 10 ay 1 gün hapis ve 121.297.500 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, hakkında 31, 33 ve 40. maddelerinin uygulanmasına, öldürme fiiline fer'i fail olarak katılmak suçundan sanıklar E. Yüce ve H. Yüce'nin TCY. nın 52. maddesi yollamasıyla 448, 65/12, 51/2 ve 59. maddeleri uyarınca 3'er yıl 4'er ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında 31 ve 40. maddelerinin uygulanmasına ilişkin Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 4.6.2002 gün ve 443173 sayılı hüküm, kısmen resen temyize tabi olmasının yanında, O Yer C. Savcısı ve sanıklar vekilleri tarafından da temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 4.6.2003 gün ve 44851250 sayı ile;
Sanıklar E. ve H. Yüce hakkında izinsiz silah taşımak suçundan mahkemesince zamanaşımı süresine kadar her zaman karar alınmasının mümkün görüldüğü saptamasına yer verilerek, sanık H. hakkındaki hükmün onanmasına, sanık M. Benlice hakkındaki hükmün ise izinsiz silah taşımak suçundan tayin olunan para cezasının 121.297.000 lira ağır para cezasına indirilerek, adam öldürme suçuna ilişkin hükmün ise hüküm fıkrasındaki ağır hapis cezası müddeti zarfında sözcüğü yerine hapis halinin sona ermesine kadar ibaresi dercedilmek suretiyle düzeltilerek onanmasına,
Sanık E. hakkındaki hükmün ise;
Getirtilip incelenen Üsküdar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/943 esas sayılı derdest dosyasında fotokopi örnekleri çıkarılıp dosyaya konulan iddianame ve eklerinde 22.05.2001 günü çıkan kavgada sanık M. Arduç'un bu davanın sanığı olan E. Yüce'yi tabanca kabzası ile hayati tehlike tevlit edecek şekilde yaraladığı, bunun intikamını almak isteyen E. Yüce'nin para karşılığında azmettirmesi ile sanık M. Benlice'nin olay günü, M. Arduç'un bulunduğu araca birçok kez tabancayla atış yaptığı, bu atışlar sırasında M. Arduç'un yanında bulunan maktulün isabet alarak öldüğü dosya içeriği ve delillerle anlaşılmıştır.
Bu oluş çerçevesinde sanık E. Yüce'nin TCK. nun 52, 64/2, 448, 51/2 ve 59. maddeleri ile tecziyesi yerine yazılı şekilde suça vasıf verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkemece; 21.10.2003 gün ve 329401 sayı ile; sanık E. Yüce'nin Üsküdar'daki iş yerinde müşteki M. Arduç ve arkadaşları tarafından ağır biçimde yaralanmasından sonra, olayların büyümemesi için her iki ailenin büyüklerinin araya girerek barış sağlamaya çalıştıkları, hatta öldürme olayından sonra da bir barışma ortamı sağlandığı, ölen tarafın yakınlarının bu nedenle şikayetlerinden vazgeçtikleri, ilk yaralama olayından sonra sanık E.'ın, hastaneden çıktığında kendisini ziyarete gelen sanık N. Üçüncü'nün, müşteki M. Arduç'u aynı şekilde adamları ile birlikte dövüp cezalandırma teklifine, işi yargıya intikal ettirip bırakma niyetinde olduğunu söylediği, buna rağmen N.'in bu işleri yapabilecek adamının bulunduğunu, bu hareketi yapan M. Arduç'un cezalandırılması gerektiğini, bunu kolayca yapacağı yönünde sanıklar E. ve H.'ı ikna ettiği, sanık E. ve hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen sanık H.'ın, müşteki M. Arduç'un öldürülmesi hususunda sanık N.'den herhangi bir taleplerinin olmadığı, sanık N.'in, sanıkların bu yönde karar almalarını sağlama hususundaki gayretlerinde başarıya ulaştığı, bu işi de maktul ve ailesi tarafından tanınmayan M. Benlice'ye yaptırabileceğine sanıkları ikna ettiği, bu aşamadan sonra sanık E.'ın, H.'la birlikte, sanık N.'e M. Arduç'un arabasının geçtiği güzergahı, saati, otomobilin plakasını ve M. Benlice'nin silah alabilmesi için gerekli parayı vererek, sanık M.'ın eylemine fer'i manevi fail olarak katıldıkları, sanık E.'ın olaydaki konumunun, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen sanık H.'ın konumundan farklı olmadığı, her iki sanığın da suçtaki konumları ve eylemlerinin aynı olduğu, sanık E.'ın suça katılma durumunun TCK. nun 65/12. maddesi kapsamında kaldığı gerekçeleriyle ilk hükümde direnildiği belirtilerek, TCY. nın 448, 64/12, 51/2 ve 59/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına hakkında 31 ve 40. maddelerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu hükmün de O Yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 20.02.2004 gün ve 6799 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü;
Ceza Genel Kurulu Kararı
Sanık E. Yüce'nin, hedefte hata sonucu kasten adam öldürme suçuna fer'i fail olarak katılmaktan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın bu suça iştirak şeklinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Yerel Mahkemece uygulama maddesi TCY. nın 64/12. maddesi olarak yazılmış ise de; sanığın suça fer'i fail olarak katıldığı kabul edilerek, fer'i iştirake ilişkin TCY. nın 65/12. maddesindeki indirim uygulandığından, 64. maddenin yazılması, yazım hatası olarak değerlendirilip, asıl uyuşmazlık konusunun incelenmesine geçilmiştir.
Cürüm ve kabahatlere iştirak TCY. nın 64 ve 65 nci maddelerinde öngörülmüş olup, asli iştiraki düzenleyen 64. maddede fiili irtikâp etmek ile doğrudan doğruya beraber işlemek şeklinde asli maddi, azmettiren ibaresi ile de asli manevi iştirak düzenlenmiştir. Fer'i iştiraki düzenleyen 65. maddede ise iş ve vasıta tedariki, müzaheret ve muavenetle suçun icrasını kolaylaştırmak şeklinde fer'i maddi, suç işlemeye teşvik, suçu irtikâp kararını takviye, müzaheret ve muavenette bulunmayı vaat etmek ve talimat vermek ibareleriyle fer'i manevi iştirak halleri düzenlenmiş, maddenin son fıkrasında ise zaruri fer'i iştirak yer almıştır.
Suça iştirak için, suçun icra hareketlerine katılmak veya icra hareketlerini gerçekleştiren kişiye bu kararı verdirmek veya icra hareketlerini yapan kişiye yardım etmek ve o suça yönelik olarak katılma iradesini taşımak gerekir.
TCY. nın 64/2. maddesinde, asli manevi iştirak, azmettiren ibaresi ile düzenlenmiş olup, azmettirmek, asli maddi failin işlemeyi düşünmediği bir suçu işlemek hususunda onu etkileyerek, onda suç işleme niyet ve kararını oluşturmaktır, burada azmettiren, suçun işlenmesinde ana etmen olan kişi olup, azmettiren bir kişiyi adeta bir vasıta gibi kullanarak suç işlemektedir, ancak burada önemli olan husus, azmettirilende, azmettirmeden önce o suçu işleme yönünde bir niyet ve kararın bulunmamasıdır. Azmettirme ile fer'i manevi iştirak şekillerinden olan, suç işlemeye teşvik arasındaki fark da, azmettirilende, azmettirmeden önce, belirli bir suç işleme hususunda, fikir ve niyetin bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Bu nedenle, sanığın suça katılma derecesinin, diğer bir deyişle, asli fail mi yoksa fer'i fail mi olarak katıldığının saptanması için, eylemin bir evresindeki durumu değil, verilen karar, kararın icrası, olay öncesi ve olay sırasındaki davranışları dikkate alınarak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilmelidir.
8.8.2001 günü saat 08.30 sıralarında aracıyla işyerine giden şikayetçi M. Arduç'un aracına kasiste yavaşladığı esnada silahla ateş eden sanık M. Benlice, hedefte hata sonucu araçta bulunan O. Arduç'un, ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası kırığı ile birlikte beyin doku harabiyeti sonucu ölümüne neden olmuş, tanıklar M. Yarar, Tuncay Yeşilyurt ve Gülay Yeşilyurt'un beyanları ve fotoğraflı teşhis tutanağı üzerine sanık belirlenerek, 10.8.2001 günü kolluk görevlilerince saklandığı yerde yakalanmış, suçta kullandığı tabanca yer göstermesi üzerine atıldığı yerde bulunarak zapt edilmiş, olayla ilgili olarak sanıklar E. Yüce ve H. Yüce ise 11.8.2001 tarihinde yakalanmışlardır.
Şikayetçi M. Arduç; kollukta, olay yeri keşif zaptında ve 8.8.2001 tarihinde alınan beyanında olayı; saat 8.30'da kendime ait 34 .. 091 plakalı araçla yola çıktım, Cumhuriyet caddesinde amcamın oğlu O. Arduç'u gördüm, durup aracıma aldım, Cumhuriyet Caddesi Metehan kavşağına geldiğim sırada yolda banket olduğu için yavaşladım, silah sesi duydum, O. omuzuma yaslandı, baktığımda otomun sağ ön kapı camının kırık olduğunu ve elinde silah olan kızıl saçlı, sakallı, 1,75 boylarında, 8085 kg. ağırlığında bir şahsın, silahla havaya doğru ateş açıp kaçtığını gördüm, şahsı daha önce görmemiştim, O.'a baktım, kafasından vurulmuştu, olay yerinde öldü, şeklinde beyanda bulunmuş, 12.8.2001 tarihinde alınan beyanında ise; teşhis sırasında görüp tanıdığım ve ismini M. Benlice olarak öğrendiğim şahıs tabancayla ateş ettikten sonra kaçan şahıstır, kendisini kesin olarak teşhis ettim. Bu kişiyi olaydan önce hiç görmemiştim, benimle bu kişi arasında hiçbir irtibat yoktur. Olayla ilgili gözetim altında bulunan H. ve E. Yüce isimli şahıslar dede tarafından akrabamız olur, nakliye işi yapmaktadırlar şeklinde anlatmış, Yüce ailesi ile aralarındaki önceki yaralama ve kavga olaylarına değindikten sonra, Yüce ailesinden olduğunu sandığım bazı kişiler telefonla arayıp, kendine dikkat et, seni bunlar vuracak diye uyarmışlardı, E. Yüce, H. Yüce, C. Yüce ve A. Yüce isimli şahıslar aleyhimizde konuşup beni vuracaklarını söylüyorlarmış, ben yara almadan kurtuldum, ancak yanımda bu olaylarla hiçbir alakası olmayan amcamın oğlu vurulmuştur şeklinde beyanda bulunmuş,
Duruşmada da, benzer şekilde anlatımda bulunmuştur.
Sanık E. Y. Kollukta 11.8.2001 günü alınan beyanında; O. ve M. Arduç yakın akrabamdır, dedemiz birdir, 3 ay kadar önce işyerime geldiğimde, orada çalışan akrabalarımdan, bir gece evveli kahvehanede O. ve M.'ın amca çocuğu T. Atalay ile dayımın oğlu H. Yüce arasında kavga çıktığını, kahvede bulunanlar tarafından kavganın yatıştırıldığını, olayın tatlıya bağlandığını, ertesi sabah ise H. Yüce'nin evinden işine gitmek için çıkarken T. Atalay ve kardeşleri olan Ercan ve İlhan Atalay tarafından kazma sapıyla hanımının gözü önünde feci şekilde darp edildiğini ve başından isabet alıp yaralandığını, evinde tedavisine başlandığını öğrendim. Bir gün sonra T. Atalay ve kardeşleri E. ve İ. çalıştığımız yere geldiler, burada karşılaştıkları H. Yüce ve kardeşleri ile T. Atalay ve kardeşleri arasında, iki gün önceki olay sebebiyle tekrar kavga çıktı, ayırdık, olay büyümedi, 15 dakika sonra T. ve kardeşleri kendi akrabaları olan 15 kişilik bir grubu telefonla çağırdılar, bu şahıslar 4 arabayla gelip, ellerindeki silah ve kazma sapları ile H. Yüce ve kardeşlerine saldırdılar, olay sırasında M. Arduç bana arkadan kazma sapıyla vurdu, beni feci şekilde darp etti, ben düşüp bayıldım, beni Özel Acıbadem hastanesine kaldırdılar, 4 günü yoğun bakımda olmak üzere 10 gün Hastanede yattım, 26 gün kati rapor aldım, halen Mahkememiz Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesinde devam etmektedir. Bu olay sırasında ailemizden başkaları da ağır şekilde darp edilip hastaneye kaldırılmışlardı, olayda bizi darp eden ve grubu yönlendiren kişi M. Arduç'tu, olaylar sebebiyle büyükler araya girdi, ancak barış olduğu halde yüzsüze gelmedik, 1 ay kadar önce bir akşamüzeri çocukluk arkadaşım olan N. Üçüncü ile karşılaştım, yukarıda anlattığım olayları sordu, geçmiş olsun dedi, yapabileceğim bir şey var mı diye sordu, her iki tarafın akraba olduğunu, zaten M. Arduç hakkında davacı olduğumu söyledim. N.'de tamam, o zaman bizim yapacağımız bir şey yok dedi. Bu görüşmeden sonraki günlerde M. Arduç'un yeğeni ve ilk olaylardaki şahıslardan bazılarının evlerimizin etrafında arabalarıyla dolaştıklarını gördüm. Daha sonraki günlerde tekrardan N. Üçüncü ile karşılaştım, bu şahısların yaptıklarını anlatıp, bu kişileri başımıza salan M. Arduç ve Cemal Atalay'dır dedim. N. de bana, bunların yaptığı şekliyle biz de arkadaşlarımızı toplayıp kazma sapları ile vuralım dedi, kendisine olaya silah karıştırılmasın dedim, bu konuları konuşurken yanında Takoni olarak tanıdığım M. Benlice vardı, bu şahsı iyi tanımam, N.in samimi arkadaşıdır. N.'e, M. Arduç'un kullandığı aracın plakasını ve markasını söyledim, N. ve arkadaşları, M. Arduç'u mahallede birkaç gün takip ettiler, ancak bulamadılar, sonra N. yanıma geldi, M. Arduç'u takip edelim, korkutmak amacıyla ayaklarına tabancayla ateş edelim dedi. Bende ona, ölüm olayı olmasın, ayaklarına vurmak şartıyla ateş edin dedim. N. bana bu işi yapacak adam Takoni M. Benlice'dir, Ancak tabancam yok, temin etmek için 150 milyona ihtiyacım var dedi, 150 milyon lirayı kendisine verdim. Olay gününe kadar N. ve M. Benlice 23 kez yanıma gelip görüştüler. M. Arduç'u takip ediyoruz, fırsat bulduğumuzda Takoni onun ayaklarına sıkacak diyordu. 150 milyonun dışında, geldiklerinde N.'e 2030 milyon lira harçlık veriyordum. N. bana, ateş edeceğimiz en müsait nokta, okulun önündeki kasistir, arabalar orada yavaşlıyor, Takoni araba yavaşladığımda M. Arduç'un ayaklarına sıkıp kaçacak, şeklinde plan yaptıklarını söylüyordu, olay günü sabahı saat 07.00'de uyandım, işime gittim. Saat 8.20 sularında işyerime vardım, Mete Yüce isimli akrabamız telefonla aradı, M. Arduç'un kanlar içerisinde olduğunu gördüğünü, bizimkilerle bir ilgisinin olup olmadığını sordu, işte iken babam ile amcamın gözetim altına alındığını duydum, karakoldan beni de telefonla çağırdılar, gittim, sözlü bilgime başvurdular, olay hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığımı söyledim, sonra babam ve amcamla birlikte serbest bırakıldım, O. Arduç'un olayda öldürüldüğünü öğrendim, ayaklarından vurulacak kişi M. Arduç'tu, M. arabayı kullanıyormuş, O. yanındaymış, O.'a ateş edilmiş. O.'la aramızda hiçbir sorun yoktu. Yanlış adam vurulmuş. Olay günü Karakola gitmeden önce M. Benlice, beni 0532 423 74 49 numaralı telefonumdan aradı, iş tamam dedi, ondan sonra N. beni aynı telefondan aradı, biraz paraya ihtiyacı olduğunu söyledi, bende H. Yüce'yi buldum, 300 milyon lira götür N.'e ver dedim, o da götürüp vermiş. Ben, H.'a, N.'e neden para vereceğimden söz etmemiştim. Ondan sonra ne M.'ı, ne de N.'i görmedim bunlar benden başka para istemediler, Esasen H. ile birlik olup, birkaç arkadaşımızla M.'ı darp edecektik, ancak ortaya N. çıkınca olaylar bu safhaya geldi, C.Savcılığında müdafii hazır olduğu halde alınan savunmasında; başlangıçtaki olayları benzer şekilde anlattıktan sonra, çocukluk arkadaşım N. üçüncü ziyaretime geldiğinde, kendisiyle olayları konuştuk, bizim yapabileceğimiz bir şey var mı diye sorunca, iki tarafın akraba olduğunu konuşup, anlaştığımızı, olayın tatlıya bağlandığını, ayrıca olayın adliyeye intikal ettiğini söyledim, diyerek, kolluk beyanının bundan sonraki kısımlarını kabul etmediğini, tehditler üzerine okumadan imzaladığını söylemiş,
Diğer aşamalarda da, bu beyanına benzer anlatımda bulunarak suçlamaları ret etmiştir.
Kasten adam öldürmek ve ruhsatsız silah bulundurmak suçundan hakkında verilen mahkumiyet hükmü onanan sanık M. Benlice kollukta müdafii hazır olduğu halde alınan beyanında; maddi sıkıntılar içerisinde idim, olay tarihinden yaklaşık 1520 gün kadar öncesi Esenyalı semtinde oturduğum yıllarda arkadaşlık kurduğum N. evime geldi, beni Takoni lakabıyla tanır, tanıdığı E. ve H. Yüce'nin bazı şahıslar tarafından feci şekilde darp edildiğini, bu şahıslara misilleme yapmak üzere kendisinden yardım istediklerini, ancak o mahallede ikamet ettiğinden dolayı, bir olay yaptıklarında polis tarafından kolayca yakalanırız şüphesiyle buna cesaret edemediklerini söyleyip, sen o mahallenin yabancısısın, bu işi sen yapar mısın, adamın bacaklarına korkutmak amacıyla tabancayla ateş edeceksin dedi, bu iş parasız olmaz dedim, sen merak etme, önemli olan işin bitmesidir, adamın durumu iyidir, para konusunda yanlış olmaz dedi, kendisinden olayda kullanılmak üzere tabanca istedim, sana bulup getireceğim dedi. Olayı nasıl yapacağımı ve adamın kim olduğunu sordum, adamlardan biri 34 .. 081 plakalı lacivert renkli Opel Vectra otoya biniyor, diğeri 34 .. 8342 plakalı Laguna otoya biniyor, her ikisi de genelde sabah saat 07.30 ile 08.30 arası, Esenyalı ilköğretim okulunun önünden geçiyor, en müsait yer orasıdır, olayı yaptın mı okulun bahçesinden içeri kaçıp arka taraftan bölgeyi terk edebilir, tabanca anlatımda bulunmuş.
Avukatı tarafından mahkemeye sunulan el yazısı ile yazılmış 13.11.2001 tarihli savunmalarında ise, azmettiren kişinin N. Üçüncü olduğunu, arkadaşını ele vermemek için yapılan baskıya gücü kalmadığından N.'in kendisine anlattıkları doğrultusunda olayı E. ve H. Yüce'nin üzerine yönlendirdiğini, N.'den adliyeye intikal eden bir olayı nedeniyle yardım istediğini, N.'in yardım edeceğini söyleyip, silah temin ettiğini, N. ile dolaşırken yanlarından geçen Opel marka bir araca N.'in küfür ettiğini, nedenini sorduğunda, çok yakın bir arkadaşının araçtaki şahıs tarafından darp edildiğini ve yoğun bakımda kaldığını, arkadaşı E.'ı hastanede ziyaret ettiğinde, yapabilecek bir şeyi olup olmadığını sorduğunu, ancak arkadaşının barıştırıldıklarını, haklarını adliyede arayacaklarını söylediğini belirttikten sonra, E.'a zarar veren şahısların ayaklarına silah sıkacağını, bu sayede maddi durumu iyi olan arkadaşından çıkar sağlayacağını söyledi, birkaç gün sonra M. Arduç'un aracına korkutmak amacıyla silah sıkmamı istedi, kendimi borçlu hissettiğim için bu teklifi kabul ettim, bu işi yaptığım takdirde, kimsenin tanıyamayacağını ve şüphelenemeyeceğini, olayın kapanacağını, böylece E.'dan da çıkar sağlayabileceğini, söyledi, ateş edeceğim aracı ve şahsı tarif etti, iki gün sonra akrabalarıma uğramak için evden çıktım, Esenyalı ilköğretim okulunun önüne geldiğimde bahsettiğim aracın bana doğru geldiğini gördüm, silahımı çektim, korkutmak amacıyla ateş ettim, mermilerden bir tanesi araçtaki şahıslardan birine isabet etmiş, öldürme ve yaralama kastım yoktur, bu olayı bir iyilik karşılığı yaptım, azmettiren N. Üçüncü'dür, demiş, duruşmada, bu anlatımına benzer şekilde savunma yapmıştır.
Kasten adam öldürme suçuna fer'i fail olarak katılmak suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm onanan sanık H. Yüce kollukta ve diğer aşamalarda alınan savunmalarında; bundan 3,54 ay önce benimle T. Atalay arasında bir kavga meydana gelmişti, ancak kavga büyümedi, barıştık, ertesi sabah kardeşim Hüseyin ile birlikte işe gidecektim, arabamın bagajına paket koymaya gittim, kafam bagajın içinde iken sırtımda bir acı hissettim, baktığımda, T. Atalay iki tane kardeşi ile beraber bana sopa ile vurmaya başladılar, araya girip, bizi ayırdılar, sonra işe gittim, İlhan Atalay, işte biz adamı böyle yaparız diye konuşunca, aramızda kavga çıktı, T.'ın akrabası olan C. Atalay ile amcaoğlu olan M. Arduç kavga mahalline 56 araba ile ellerinde sopalar ve silahlar olduğu halde gelip bize saldırdılar, feci şekilde dövdüler, ertesi gün diğer tarafın büyükleri geldi, bizim büyüklerle barıştılar, olay bu şekilde kapandı, O. Arduç'un vurulması olayında, kimseye talimat vermedim, suçlamaları kabul etmiyorum, telefon numaramın, M. Benlice tarafından nasıl alındığını bilmiyorum şeklinde beyanda bulunmuştur.
6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkûmiyetine karar verilen sanık İ. Acır aşamalarda benzer şekilde; 67 ay kadar önce N. Üçüncü isimli şahıstan 7.65 mm çapında brovning marka bir tabancayı 120130 milyona satın aldım, bende 56 ay kadar kalan bu tabancayı ihtiyaç nedeniyle yine aynı şahsa 1 ay kadar önce 100 milyon liraya sattım, silahın öldürme olayında kullanıldığını gözetim altına alındıktan sonra öğrendim, öldürme olayıyla bir ilgim yoktur, demiştir.
Tanık M. Yarar aşamalarda benzer şekilde; araç kasiste yavaşlayınca, kaldırımda bekleyen şahıs otonun yanına yaklaştı belinden silahı çekti, direk bu otonun şoför mahallinin yanında oturan şahısın kafasına doğru 1 el, akabinde 2 el ateş etti, toplam 56 kez ateş ettikten sonra, önceden açmış olduğu okulun demir kapısından, okulun bahçesine girip, buradan kaçıp gitti, otodaki şoför de hemen otodan aşağıya indi, şahsın peşine gider gibi yaptı ancak fazla gitmedi, merdivenden geri döndü şeklinde beyanda bulunarak, sanık M. Benlice'nin eşgalini tarif etmiş, aynı şahsı 34 gün önce işyerinin yan tarafındaki kahvehanenin önünde sabah ve akşam saatlerinde birkaç kez gördüğünü söylemiştir.
Tanık G. Yeşilyurt'ta aşamalarda, bu tanığın anlatımına benzer şekilde olayın gelişimini anlatmış, ismini N. olarak bildiği şahsın, ağabeyinin arkadaşı olan M. Benlice olduğunu gösterilen fotoğraflardan teşhis etmiştir.
Sanık E. Yüce'ye ait
.. nolu telefondan, sanık M. Benlice tarafından kullanılan
nolu telefonun, 4.7.2001 tarihinde 2 kez, 6.7.2001 tarihinde 11 kez, 14.7.2001 tarihinde 9 kez, 15.7.2001 tarihinde 17 kez, 16.7.2001 tarihinde 7 kez, 20.7.2001 tarihinde 1 kez, 23.7.2001 tarihinde 4 kez, 25.7.2001 tarihinde 3 kez, 26.7.2001 tarihinde 7 kez, 27.7.2001 tarihinde 5 kez, 30.7.2001 tarihinde 3 kez, 2, 3, 4 ve 6.8.2001 tarihlerinde 1'er kez, 7.8.2001 tarihinde 2 kez, olay günü olan 8.8.2001 tarihinde saat 7.49, 8.04 ve 8.35'de üç kez arandığı anlaşılmaktadır.
Sanık H. Yüce'ye ait
..4 nolu telefondan, sanık M. Benlice tarafından kullanılan
. nolu telefonun, 15.7.2001 tarihinde 8 kez, 16.7.2001 tarihinde 3 kez, 21.7.2001 tarihinde 3 kez, 8.8.2001 tarihinde saat 13.01'den itibaren 7 kez arandığı,
Sanık M. Benlice tarafından kullanılan
.. nolu telefondan, Sanık E. Yüce'ye ait
. nolu telefonun 4.7.2001 ve 24.7.2001 tarihlerinde birer kez arandığı, saptanmıştır.
Üsküdar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/943 esas sayılı dosyasına ait belge fotokopilerinin incelenmesinde; 22.5.2001 tarihinde Yüce ve Atalay soyadlı şahısların Harem gümrükleri önünde kavga ettikleri, kavga sırasında E. Atalay'ın ruhsatsız silahını çekerek, silahın kabzası ile E. Yüce'nin kafasına vurup, hayati tehlike tevlit edecek şekilde yaralanmasına neden olduğu, sanık Y. Yüce'nin ise bıçakla E. Atalay ve İ. Atalay'ı yaraladığı iddialarıyla, E. Atalay'ın 6136 S.Y.nın 13/1, TCY. nın 456/1, 456/2, 457/1. maddeleri ile, Y. Yüce'nin ise TCY. nın 456/4 ve 457/1. maddeleri ile cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, şikayetçi E. Yüce'nin duruşmada kafasına vuran şahsın M. Arduç olduğunu beyan etmesi üzerine, bu kez 1.10.2001 tarihli ek iddianame ile M. Arduç'un, ruhsatsız silah bulundurmak, kavgada silah teşhiri ve silahlı etkili eylem suçlarından, sanıklar C. ve T. Atalay'ın ise kavgada silah çekmek ve ruhsatsız silah bulundurmak suçlarından cezalandırılmaları iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Firari sanık N. Üçüncü hakkındaki davanın tefrikine karar verilmiştir.
Bu bilgi ve belgeler ışığında, sanık E. Yüce'nin hukuki durumu değerlendirildiğinde, Yüce ve Atalay aileleri arasında meydana gelen önceki olaylarda, sanık E. Yüce'nin, M. Arduç tarafından darp edilmesi nedeniyle, hayati tehlike geçirdiği, bu olay nedeniyle yoğun bakımda ve hastanede kaldığı, olayın adli mercilere intikal ettiği, taciz ve tehditlerin sürmesi üzerine, E. Yüce'de, önceki olayların sorumlusu olarak görülen M. Arduç'un cezalandırılması yönünde, bir karar oluştuğu, bu karar doğrultusunda Takoni lakaplı M. Benlice'nin bulunarak, kendisine silah temin edildiği, bir miktar da parasal yardımda bulunulduğu, M. Arduç'un, aracıyla kullandığı güzergah ve aracının özelliklerinin asli maddi fail M. Benlice'ye bildirildiği, M.'ın da, bu bilgiler ışığında, şikayetçi M.'ı takibe başladığı, eylem yeri olarak Esenyalı İlköğretim okulunun önünün seçildiği, olay sabahı aracı bekleyen sanığın, aracın geldiğini ve kasiste yavaşladığını görmesi üzerine, yanına yaklaşıp, birkaç el ateş ettiği, hedefte hata sonucu araçta bulunan O. Arduç'un ateşli silah yaralanması sonucu olay yerinde öldüğü, sanığın daha önce kararlaştırıldığı şekilde olay yerinden kaçarak uzaklaştığı ve silahını çalılıklara attığı, olaydan önce sanık E. Yüce ile M. Benlice ve ele geçmeyen firari sanık arasındaki görüşmeler, silah alınması için para verilmesi, yapılan telefon görüşmeleri, sanık E.'ın, olay günü sabahı da, olay saatine kadar, sanık M. Benlice'yi üç kez araması birlikte değerlendirildiğinde, sanık E. Yüce'nin eylemi, suç işlemek hususunda önceden bir fikir ve niyeti bulunmayan kişiyi kasten adam öldürme suçuna azmettirme niteliğinde olup, eyleme katılma derecesi asli manevi iştirak niteliğindedir, bu nedenle sanığın eylemini, fer'i iştirak derecesinde kabul eden, Yerel Mahkeme değerlendirmesi ve uygulaması, dosyadaki kanıtlarla örtüşmeyip, isabetsiz olduğundan, direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 27.04.2004 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy