(765 S. K. m. 51, 59, 448)
Dava: Kasten adam öldürmek suçundan sanık Nihat Yunal'ın TCY'nın 448 ve 59/2. maddeleri uyarınca 20 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında TCY'nın 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına ilişkin Manisa Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11.2.2002 gün ve 336-39 sayılı hüküm sanık ve vekili ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1.Ceza Dairesince 30.10.2002 gün ve 2779-3802 sayı ile;
1- Maktûl ile sanığın pazarcılık yaptıkları, aralarında yer yüzünden bir süredir ihtilaf bulunduğu, olay günü de maktûlün sanığın tezgahı yanına gelerek mahiyeti tam belirlenemeyen sözler sarfedip kavga ettiği sokak arasına davet ettiği, burada çıkan kavgada sanığın taşıdığı suç aleti bıçağı çekip maktûlü bıçaklayarak yaralayıp öldürdüğü dosya içeriği deliller ve oluştan anlaşılmış hadisenin oluşum şekli de bu şekilde kabul edilmiş bulunmasına göre; maktülden gelen ve haksız tahrik oluşturan bu davranışların sanık yararına TCK.51/1. maddesinin tatbikini gerektirdiği halde yazılı şekilde tahrik hükmünün uygulanmaması,
2- Hüküm tarihi itibariyle müdahiller vekili lehine maktu vekalet ücreti tayini gerektiği halde vekalet ücretinin müdahil asillerin esas alınması suretiyle bizzat lehlerine ve noksan olarak tayin edilmesi isabetsizliğinden bozulmuştur.
(2) nolu bozma nedenine uyan Yerel Mahkeme (1) nolu bozma nedenine karşı 30.12.2002 gün ve 430-437 sayı ile; Toplanan mevcut delillere, sanığın savunmasına, tanık beyanları, doktor raporu, otopsi raporu ve tüm delillere göre, sanık ile maktûlün arasında pazar tezgahı yüzünden münakaşa olduğu, olay günü de sanığın pazara gittiği, maktûlün tezgahının önünden ge-çerken maktûlün sanığa bazı şeyler söylediği, daha sonra sanık ile maktûlün birlikte sokak arasında bulunan araçların arasına gittikleri burada sanığın emanette kayıtlı bıçak ile maktûlü otopsi raporunda belirtilen şekilde yaralayarak ölümüne neden olduğu anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında TCK.nun 51/1. maddesini uygulanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, maktûlün tahrikinin bulunmadığı, pazar tezgahının maktûle ait olduğu, onun yanına gelen sanığın maktûle hitaben tahriki gerektiren sözler söylediği, maktûlün cevap vermediği, sanığın sokağa davet ettiği maktûlü burada öldürdüğü, bu hususun tanık beyanlarından da anlaşıldığı gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de süresi içinde sanık ve vekili tarafından temyiz edilmesi ve re'sen de tem-yize tabi bulunması nedeniyle dosya Yargıtay C. Başsavcılığının onama istekli 10.4.2003 günlü tebliğnamesi ve Özel Dairenin 18.12.2003 gün ve 3221 sayılı gönderme kararı ile Birinci Baş-kanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Sanığın kasten adam öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın öldürme eylemini maktulden kaynakla-nan haksız tahrikin etkisiyle gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususuna ilişkindir.
İnceleme konusu olayda,
Bakkal dükkanı çalıştıran sanık Nihat Yunal'ın aynı zamanda dükkanının önünde meyve sattığı, pazarcılık yapan öldürülen Serhat'ın ise Cumartesi pazarında sanığın dükkanının önünde tezgah açtığı, olaydan bir ay kadar önce öldürülenin kasalarını sanığın dükkanının önüne koymasından ve meyve artıklarını toplamamasından dolayı aralarında tartışma çıktığı, sonraki tarihlerde sanığın öldürülenin babası ve başka bazı kişilerle görüşme yapmasına karşın tarafların arasındaki bu ihtilafın çözüme kavuşturulamadığı ve bir başka semtte Perşembe günü kurulan pazarda sanığın Serhat'ı bıçaklayarak öldürmesine kadar geçen zamana kadar sürdüğü, sanığın savunması, katılanın beyanı, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Sanık, olay anını aşamalardaki ifadelerinde özünde benzer biçimde anlatmış, kavun karpuz almak için gittiği Perşembe pazarında dolaşırken öldürülenin açtığı serginin önünden geçtiğini, önce bir şey demediklerini, alışverişten sonra dönüşte öldürülen Serhat'ın yanına gelerek gel seninle konuşacak bir şeyimiz var diyerek ara sokağa götürmek istediğini, kendisinin gitmek istemediğini, öldürülenin zorlaması üzerine çevredeki pazarcı arkadaşlarına hitaben, zorla götürüyorlar, beni öldürecek diye bağırdığını, bunun üzerine Serhat'ın korkuyor musun orospu çocuğu diyerek hakaret ettiğini, kendisini ara sokak içine götürdüğünü, burada tehdit ve hakaretlerini sürdürüp saldırınca cebindeki bıçağı çekip salladığını belirtmiştir.
Olayın meydana geldiği pazarda tezgahı bulunan tanık Muharrem Girgi ise kollukta, sanığın kendisine bağırarak Muharrem abi ben gidiyorum dediğini, bu sırada yanında öldürülen Serhat'ın da bulunduğunu, tezgahıyla uğraştığı için onlara bir şey demediğini, ikisinin yan yana yürüyerek gittiklerini, 5-10 dakika sonra Serhat'ın sokağa gelip ne olur bir ambulans çağırın diye söylediğini belirtmiş, duruşmada kolluk ifadesini tekrarladığı gibi, sanığın el arabası, dirhem ve terazisinin kendisinde bulunduğunu, sanığın onları bırakıyorum mu demek istediğini, yoksa yardım mı istediğini anlayamadığını belirtmiştir.
Olay anını gören başkaca tarafsız tanığın bulunmadığı olayda, isimleri çok sonradan katılan vekili tarafından bildirilen ve öldürülenin yakınları olduğu anlaşılan tanıklar İsa Erdoğan ve Hüsnef Karataş'ın oluşla uyumlu bulunmayan, çelişkili beyanlarına itibar edilemeyeceği açıktır.
Bu durumda, sanığın dükkanının önüne pazar tezgahı açılmasından dolayı aralarında bir süredir ihtilaf bulunan sanık ile öldürülen arasında olay günü yaşanan tartışmanın ve yapılan kavganın kim tarafından başlatıldığı kesin biçimde belirlenemediği gibi, öldürülenin kendisine tehdit ve hakaret içeren sözler söylediği yolundaki sanık savunmasının da aksi kanıtlanamadığından, şüpheli kalan bu hususun sanık lehine değerlendirilerek, sanığın TCY'nın 51. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen basit tahrik hükmünden yararlandırılması gerekir.
Bu itibarla, bozma kararına uyulması gerekirken, yazılı gerekçeyle direnme kararı verilmesi isabetsiz olup, hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2004 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy