(647 S. K. m. 6) (6831 S. K. m. 110/1-b)
Dava: Devlet ormanında izinsiz kömür ocağı açıp, ateş yakmak suçundan sanığın 6831 sayılı Yasanın 110/1-b ve 647 sayılı Yasanın 6. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 189.820.800 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine, suç tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 50.800.000 lira tazminat ile nispi harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline, suçta kullanılan baltanın zoralımına ilişkin Dörtyol Sulh Ceza Mahkemesince verilen 26.12.2001 gün ve 682- 827 sayılı hüküm, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 24.3.2003 gün ve 13903- 320 sayı ile;
( ...1- Sanığın meşe çalılarını keserek, meşe kömürü elde etmek gayesiyle ocak tabir edilen yerde yaktığının anlaşılmış olmasına göre, eyleminin 6831 sayılı Yasanın 91/5. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
2- Kabul ve uygulamaya göre,
10.2.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve TCK'nın 30. maddesinde değişiklik yapan 4806 sayılı Yasanın 1. maddesi ile para cezalarında bin liranın kusurunun atılması öngörülüp bu değişikliğinde sanık lehine hüküm doğurması nedeni ile sanık hakkında tayin olunan ağır para cezasındaki bin liranın küsurunun atılması lüzumu... ) gerekçeleriyle bozmuştur.
Kabule göre yapılan bozmaya uyan Yerel Mahkeme ( 1 ) nolu bozma nedenine karşı ise 15.8.2003 gün ve 290-452 sayı ile; suça konu yerin orman idaresince izin verilen ve ocak yeri olarak belirtilen yerlerden olup olmadığı hususunu orman idaresine müzekkere ile sorup, bilirkişiden ek rapor alıp, tutanak tanığının beyanlarını saptadıktan sonra, bu beyan ve anlatımlara dayanmak suretiyle ocak yeri olarak ayrılan yerlerde ateşi söndürmeden bu yeri terk etme eyleminin 6831 sayılı Yasanın 76/b maddesi delaleti ile 110/1-b madde ile cezalandırılacağı açık iken, ocak yeri olarak ayrılmayan yerde ateş yakma eyleminin bu maddeler kapsamına girmeyeceğinin kabulü kanun koyucunun amacı ile bağdaşmamaktadır. Orman Kanununun 110/1-b maddesinde 76/b maddede seçimlik olarak düzenlenen tüm eylemlerin bu maddeye göre cezalandırılacağı düzenlenmiş, bu konuda bir ayrıma gidilmemiştir.
Sanığın önce meşe çalılarını keserek Orman kanununun 91/5 maddede yasaklanan ve cezalandırılan bir eylemi, bu eylem tamamlandıktan sonra da Orman Kanununun 76/b maddede yasaklanan ve 110/1-b maddesi ile cezalandırılan ayrı bir eylemi bulunmaktadır.
Böyle düşünülmese dahi Orman Kanununun 110/1-b maddesi, 91/5. maddesine göre daha ağır ceza içerdiğinden, TCK'nın 79. maddesi delaleti ile 110/1-b maddesine göre cezalandırılmalıdır.
Diğer yönden iddianamede sanığın ormandan çalı kesme eylemi yer almamaktadır ve bu konuda açılmış bir dava da bulunmamaktadır, ateş yakma eyleminden dava açılmış, mahkememizce sanığın bu eylemi sabit görülerek cezalandırılmıştır, gerekçeleriyle ilk hükümde direnilmesine, çalı kesme eylemi nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına, tazminat ve zoralım istemi konusunda ise kesme eylemi ile ilgili dava açıldığında bu istemlerin değerlendirilmesine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık ve katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. başsavcılığının bozma istekli 218.06.2004 gün ve 169934 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Devlet ormanında izinsiz kömür ocağı açıp, ateş yakmak suçundan sanığın 6831 sayılı Yasanın 110/1-b ve 647 sayılı Yasanın 6. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve bu cezasının ertelenmesine, tazminat, nispi harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline, suçta kullanılan baltanın zoralımına ilişkin hüküm, sanığın temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince, eyleminin 6831 sayılı Yasanın 91/5. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kabule göre de; TCK'nın 30. maddesinde değişiklik yapan 4806 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü nazara alınmaksızın fazla ağır para cezası tayini isabetsizliğinden bozulmuş,
Kabule göre yapılan bozmaya uyan Yerel Mahkeme ( 1 ) nolu bozma nedenine karşı ise, suça konu yerin orman idaresince izin verilen ve ocak yeri olarak belirtilen yerlerden olup olmadığı hususunu orman idaresinden müzekkere ile sorup, bilirkişiden ek rapor alıp, tutanak tanığının beyanlarını saptadıktan sonra, bu beyan ve anlatımlara dayanmak suretiyle, ilk hükümde direnilmesine, çalı kesme eylemi nedeniyle suç duyurusunda bulunulmasına, tazminat ve zoralım istemi konusunda ise kesme eylemi ile ilgili dava açıldığında bu istemlerin değerlendirilmesine karar vermiştir.
Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamalarına göre bozmadan sonra yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan kanıtlara, yeni ve değişik açıklama ve gerekçelere dayanılarak verilen ve şeklen ısrar gibi görünen karar, özde direnme kararı olmayıp yeni bir karardır. Bu nitelikteki bir kararın temyiz edilmesi halinde incelemenin Özel Dairece yapılması gerekir.
Özel Dairenin görüşünün belli olduğu, tekrar inceleme yapılmasının davayı uzatacağı gibi bir görüş de ileri sürülemez. Çünkü Özel Dairenin görüşünde her zaman değişiklik olabileceği gibi davaların uzamasını önlemek amacıyla da olsa Yargılama Yasasının buyurucu nitelikteki hükümleri gözardı edilemez.
İncelenen dosyada, direnme kararına dayanak yapılan ve bozma doğrultusunda ilk kez tartışılan hususlar ile yeni ve değişik açıklamalar Özel Dairece denetlenmemiş, bu husustaki görüşü kararda yer almamıştır. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca ele alınması olanaksız olduğundan, saptanan eylemli uyma nedeniyle dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin son kararı bozmaya eylemli uyma niteliğinde olduğundan dosyanın, temyiz incelemesi yapılmak üzere 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. başsavcılığına tevdiine, 28.09.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy