(765 S. K. m. 59, 96, 102, 104, 240) (647 S. K. m. 6) (1412 S. K. m. 253)
Dava: Görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan sanıklar Derviş Günday, Sedat Öner, Alaittin Tuncer, Ali Ateş, Kazım Barışık, İbrahim Yönel, Mehmet Erol Korkut, Bekir Duvarcı, Mesut Aşanel, Halil İbrahim Doğan, Haşim Uyanık, Gültekin Çolak ve Fevzi Apaydın'ın TCY. nın 240, 59/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis, 50.000.000 lira ağır para cezası ve 2 ay 15 gün memuriyetten men cezalarıyla cezalandırılmalarına, sanıklardan Halil İbrahim, Gültekin ve Fevzi haricindeki diğer sanıkların cezalarının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesine, sanık Kamil Furtun hakkındaki kamu davasının TCY. nın 96/1. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına ilişkin Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 24.04.2002 gün ve 1302-323 sayı ile verilen kararın o yer C.Savcısı, katılan hazine vekili ile sanıklar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nce 01.07.2003 gün ve 2020-6927 sayı ile;
A-) Sanık Hidayet Manavoğlu hakkında açılan davalara ilişkin hiçbir karar verilmemiş ve öbür sanıklar hakkında da iddianamenin 3. ve 4. fıkralarında yazılı davalarla ilgili hüküm kurulmamış ise de görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davaları hakkında zamanaşımı içinde hüküm kurulabileceği ve yasa yoluna konu bir hükmün de bulunmadığı
Anlaşıldığından O yer C.Savcısı ile katılan İdare vekilinin ve sanık Hidayet Manavoğlu müdafilerinin tebliğnameye uygun olarak, temyiz davası isteği hakkında bir karar vermeye yer olmadığına,
B-) Sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik incelemede;
1-) Sanıkların 24.8.1995 tarih ve 51 sayılı karardaki eylemleriyle ilgili suçların oluştuğu tarihe göre temyiz süresi içinde dava zamanaşımının gerçekleştiği,
Anlaşıldığından sanıklar Ali Ateş, Gültekin Çolak, İbrahim Yönel, Mustafa Karakaya, Derviş Günday, Mesut Aşanel, Haşim Uyanık, Sedat Öner, Kazım Barışık, Bekir Duvarcı, Alaittin Tuncer, Halil İbrahim Doğan, Mehmet Erol Korkut, Fevzi Apaydın müdafileri ile katılan idare vekilinin temyiz nedenleri yerinde bulunmakla TCY.nın 102/4., 104/2. ve CYY.nın 253. maddeleri uyarınca, hükmün ortadan kaldırılması sonucunu doğurmak üzere tebliğnameye aykırı olarak kamu davasının düşürülmesine,
2-) Sanık Kamil Furtun hakkında kurulan hükme yönelik katılan idare vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına,
3-) Sanıklar hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan verilen hükümlülük kararlarına gelince;
Yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak; Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/1325 D.İş, 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/2258 D.İş, 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/245 D.İş sayılı dosyalarına sunulan bilirkişi raporları içeriğinden, Plaka A.Ş.nin belirlenen değerlerine göre, şahıs hisse bedelinin federasyonun zararına olacak biçimde satın alınmadığının anlaşılması karşısında, dosya içerisindeki mevcut bilirkişi raporları irdelenmeden yetersiz gerekçeyle sanıkların hükümlülüklerine karar verilmesi, isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 30.10.2003 gün ve 820-977 sayı ile;
Ankara C.Savcılığınca düzenlenen 09.12.1999 tarihli, 88743 hz. sayılı iddianame incelendiğinde; tüm sanıklar yönünden vazifeyi suiistimal sebebiyle açılmış tek bir kamu davası mevcuttur.
İddianame içeriğinde anlatılan olaylar illiyetli olup-birlikte değerlendirildiği, bu nedenle eylemlerin başlangıcı değil süre giden eylemlerin sonuncusunun suç tarihini oluşturacağı, iddianamede anlatılan tüm olayların kül halinde tek suçu oluşturduğu Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/245 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporlarının ceza mahkemeleri için takdiri delil niteliğinde bulunduğu olayda zamanaşımının söz konusu olamayacağı, tüm eylemlerin tek suç oluşturacağı kanısına varılmakla; mahkememizden verilen kararda direnilmesi uygun görülmüştür.
Ancak, 24.04.2003 tarihli kararda sehven hakkında hüküm kurulmadığı saptanan sanık Hidayet Manavoğlu hakkında aşağıda izah edilecek gerekçeye göre, ceza tayini cihetine gitmek mahkememizce ayrıca uygun görülmüştür.
Toplanan kanıtlar karşısında sanıklara müsnet suç yukarıda izah edildiği üzere sabit görülmüş, bilirkişi kurulunca düzenlenen 11.2.2002 tarihli raporla, sanıkların olayda görevi kötüye kullanma suçunun oluşmadığı yolundaki mütalaalarına mahkememizce iştirak edilememiş, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/1325 D.İş, 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/2258 D.İş, 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/245 D.İş sayılı dosyalarına sunulan bilirkişi raporları mahkememiz için takdiri delil niteliğinde görülmüştür. gerekçesiyle önceki hükümde direndiğini bildirmiş ve bu kez sanık Hidayet Manavoğlu'nun da diğer sanıklar gibi TCY. nın 240, 59/2 ve 647 sayılı Yasanın 6. maddeleri uyarınca sonuç olarak 10 ay hapis 50 milyon lira ağır para cezası ve 2 ay 15 gün memuriyetten men cezası ile cezalandırılmasına bu cezalarının ertelenmesine karar vermiştir.
Bu kararın da sanıklar vekilleri ile o yer C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 23.02.2004 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere, bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozmada belirtilen hususları tartışmak, yeni kanıtlara dayanmak, ilk kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, direnme kararı niteliğinde olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır. Bu karara karşı yasa yoluna başvurulduğunda temyiz incelemesi Özel Dairece yapılmalıdır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Ankara C.Başsavcılığı'nın 09.12.1999 günlü iddianamesinde, her ne kadar sıralamaya bağlanmamışsa da, sanıkların eylemlerinin Özel Daire ilamında da belirtildiği gibi;
1-) Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu başkan ve yönetim kurulu üyeleri olan sanıkların kurdukları Plaka A.Ş.ne gereksiz şekilde Ayhan Sıtkı Saner adlı kişiyi % 50 hisse vererek ortak etmeleri,
2-) Bu kişiye ait hisseleri sonradan değerinin çok üstünde bir bedelle satın almayı kararlaştırmaları,
3-) Aynı şirket tarafından kurulan Plaka Tıbbi Görüntüleme Merkezinin zarar ettiğinden bahisle değerinden düşük bir bedelle Ayhan Sıtkı Saner'e satılmasına karar verilmesi,
4-) Önceden 30.000 liraya bastırılan geçici araç plakalarının, Ayhan Sıtkı Saner'in ortak olduğu şirkete 140.000 lira bedelle bastırılması şeklinde açıklandığı anlaşılmaktadır.
Özel Daire ilamında, iddianamenin 3 ve 4. fıkralarında gösterilen eylemler ile sanıklardan Hidayet Manavoğlu hakkında Yerel Mahkemece hüküm kurulmamış olduğu belirtilerek bu hususlardan dolayı dava zamanaşımı içerisinde her zaman bir karar verilebileceği vurgulanmış, 1. fıkrada açıklanan eylemle ilgili olarak açılan davanın gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, 2. fıkrada açıklanan eylemle ilgili olarak da Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerinin dosyaları içerisinde bulunan, şahıs hisse bedelinin zararına alınmadığına ilişkin bilirkişi raporları irdelenmeden yetersiz gerekçeyle karar verilmesinden dolayı hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmadan sonra yapılan yargılamada yerel mahkemece, sanık Hidayet Manavoğlu hakkında sehven hüküm kurulmadığından bahisle bu sanığın da, haklarında direnme kararı verilen diğer sanıklar gibi görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık Hidayet Manavoğlu hakkında ilk hüküm niteliğinde olan bu kararın Özel Dairece incelenmemiş olması karşısında, ilk kez Ceza Genel Kurulu'nca ele alınarak incelenmesi olanaksızdır.
Öte yandan, ilk hükümde yer almadığı halde, iddianamede anlatılan eylemlerin tek suç oluşturacağı hususunda ve bozma kararında belirtilen Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerinin dosyalarında yer alan bilirkişi raporlarına itibar edilemeyeceği konusunda gerekçe gösterilmiş, Özel Daire bozma kararında yer alan hususlar tartışılmıştır. Yeni ve değişik bu gerekçeler Özel Dairece incelenmemiştir. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulu'nca incelenmesi olanaksızdır.
Bu itibarla yerel mahkemenin son uygulaması, yeni hüküm ve eylemli uyma sonucunda verilen hükümlere ilişkin olduğundan, temyiz incelemesinin Özel Dairece yapılmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz incelemesi yapılması için dosyanın 4. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı'na tevdiine, 23.03.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy