(1580 S. K. m. 99) (1086 S. K. m. 113/A) (765 S. K. m. 240)
Dava: Görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan sanık Hayrullah Kale Aka'nın, Hukuka aykırı konulan ve geçerliliği olmayan mühürlemenin, işlenmekte olan tedbir kararına muhalefet suçunun maddi unsurlarından biri olduğu kesindir. C.Savcısının hazırlık soruşturması yaptığı sırada bu hususu tespit ederek işlenmekte olan suçu sona erdirmek amacı ile mühürlemenin geçerli olmadığını karşı tarafa bildirmek şeklindeki eyleminde, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun yasal öğelerinin oluşmadığı gerekçesiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesince 22.01.2004 gün ve 27-1 sayı ile ve oyçokluğuyla beraatına karar verilmiştir.
Bu kararın Yargıtay C.Savcısı tarafından, sanığa yüklenen suçun sabit olduğundan bahisle temyiz edilmesi üzerine dosya, Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Silivri eski C.Savcısı olan sanığın, Silivri ilçesi Selimpaşa kasabası Belediye Meclisince Belediye adına kayıtlı taşınmazın Selimpaşa kampüsü yapımı için Kadir Has Üniversitesine tahsisine ilişkin 3.6.1998 gün ve 20-21 sayılı kararlarına karşı açılan iptal davasında dava konusu kararların Belediye Meclisi tarafından iptal edilerek semt parkına dönüştürülmesi nedeni ile iptal davasının konusuz kalmasından dolayı İstanbul 4. İdare Mahkemesince 12.6.2000 tarihinde reddedilmesinden sonra Silivri Belediyesince Kadir Has Üniversitesi kampüsüne vurulan mührü hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle 4.7.2000 günü verdiği talimatla söktürdüğü, aynı gün olay yerine giderek üniversite kurucuları ve yöneticileri ile görüştüğü Hür Bakış Gazetesi muhabiri İlhan İlya Uygun'a beyanat verdiği kısa bir süre sonra da oğlu Burç Aka'nın üniversitede araştırma görevlisi olarak işe başlatılmasını sağlayarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla TCY. nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
Sanık Hayrullah Kale Aka, aşamalardaki yazılı savunmalarında ve duruşmada; nöbetçi savcı olarak görev yaptığı bir gün Kadir Has Üniversitesi vekillerinin başvurarak, Selimpaşa Belediyesince yasal olmayan bir şekilde kampüse mühür vurulduğunu belirtmeleri üzerine, mühürleme işleminde yetkili infaz memuru olup olmadığını ve mühürleme işleminin dayanağını araştırdığını, Selimpaşa Belediye Meclisinin 03.06.1998 tarihinde, 20, 21 ve 22 sayılı kararları ile bazı taşınmazların Kadir Has Üniversitesine tahsis edildiğini, bir vatandaşın bu kararlara karşı açtığı iptal davası İstanbul 4. İdare Mahkemesinde devam ederken 11.02.2000 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verilmiş olduğunu, ancak belediyenin dava sonucunu beklemeden tahsis kararlarını kaldırması nedeniyle davanın konusuz kaldığından bahisle 12.06.2000 tarihinde davanın reddine karar verildiğini, dolayısıyla yürütmeyi durdurma kararının da ortadan kalktığını, Selimpaşa Belediye Başkanının, açılan iptal davasının konusuz kaldığını ve reddedildiğini bildiği halde, ortadan kalkan yürütmeyi durdurma kararına dayanarak ve yetkili infaz memuru da olmadan üniversite kampüsünü mühürleme cihetine gittiğini tespit ettirerek yasal olmayan mührün kaldırtılmasını sağladığını, daha sonra usulsüz işlem yapan Selimpaşa Belediye Başkanı hakkında Kadir Has Üniversitesi yetkililerinin suç duyurusunda bulunması üzerine, ihtiyati tedbir kararına uymamak suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığını, bu işlemler yapılırken hiçbir menfaat bağı, kişisel ilişki gözetmediğini, aradan bir süre geçtikten sonra, üniversite mezunu olan oğlunun kendi çabasıyla çalışması ve emeği sonucunda Kadir Has Üniversitesinde açılan sınavlara girip başarı göstermek suretiyle araştırma görevlisi olarak bu üniversitede görev alması ile yaptığı işlemler arasında bağ kurulmasının kendisini derinden üzdüğünü, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü mezunu olup yabancı dil bilen ve daha önce Denizbank'da Uzman olarak başarılı bir kariyere sahip olan oğlunun, daha sonra akademik kariyer yapmak isteyerek bu görevinden ayrıldığını, ülke şartları dikkate alınarak ekonomik olarak çok daha iyi para kazanma olanağı varken, az bir maaş karşılığı sadece kariyer düşüncesiyle ve YÖK. e bağlı olup, tüm kriterleri YÖK. Tarafından belirlenen bir sınavda başarı göstererek araştırma görevlisi olduğunu, görevde yetkisini kötüye kullanmadığını belirtmiştir.
Tanık Eşref Balaban, Selimpaşa Beldesi Belediye Başkanı olarak görev yaptığını, bu görevi gereği üniversite ile ilgili işlem yaparak binasını mühürlediğini, daha sonra sanık C.Savcısının kendisini çağırttığını ve senin fena halde başın dertte, sana çok iyi bir avukat lazım dediğini, suçunun ne olduğunu sorduğunda ise, sen kiracının kapısını nasıl mühürlersin, onlar senin kiracın kapısını mühürleyemezsin dediğini, diğer savcının da İstanbul 4. İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararını uygulatmadığı için soruşturma açmış olduğunu, söz konusu yeri boşalttırmasını söylediği için zabıtaları göndererek tutanak tutturduğunu ve mühürlettirdiğini sanığa anlattığını, sanığın ise bu işlemin yanlış olduğunu, mührü söküp alacağını belirttiğini, zabıta amirini arayıp mührün yerinde olup olmadığını kontrol etmesini söylediğini, orada bulunan kişilerin savcılıktan gelen görevlilerin mührü söktüklerini söylemiş olduklarının kendisine bildirildiğini, hatta bu mühürleme eyleminden dolayı hakkında dava açıldığını beyan etmiştir.
İncelenen dosyaya göre;
İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 12.06.2000 gün ve 1451-639 sayılı karar örneğinin incelenmesinde; Ömer Faruk Akıncı adlı kişi tarafından, Selimpaşa Belediye Meclisinin, 03.06.1998 tarihli, belediyeye ait bir taşınmaz üzerinde üniversite yapılması olanağı sağlayan imar planı değişikliği kararlarının iptali istemiyle açılan davada, 11.02.2000 tarihinde dava sonuna kadar bu kararların yürütmelerinin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın davalı idare Selimpaşa Belediye Başkanlığına 15.03.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu arada dava konusu edilen 03.06.1998 günlü 1998/20, 1998/21 ve 1998/22 sayılı belediye meclisi kararları ile 17.06.1998 günlü encümen kararlarının, 03.02.2000 gün ve 2 sayılı, 24.02.2000 gün ve 17 sayılı, 01.03.2000 gün ve 91 sayılı, 28.04.2000 gün ve 26 sayılı kararlar ile iptal edildikleri, bu durumda dava konusu edilen işlemlerin, alınan yeni belediye meclis ve encümen kararlarıyla davalı idarece iptal edilmiş olmakla davanın konusunun kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Silivri Asliye Hukuk Mahkemesince ise 14.06.2000 gün ve 95-60 D.İş sayı ile; davacı Kadir Has Üniversitesi Rektörlüğü vekillerinin, davalı Selimpaşa Belediyesine karşı, davalı belediyenin Başkanının talebi üzerine beldenin ekonomik ve sosyal gelişimi için Selimpaşa kampüsünün kurulmasına karar verildiği, Selimpaşa Belediye Meclisinin 3.6.1998 tarihinde imar tadilatı kararı aldığını, bilahare 1.7.1998 tarihinde 49 yıllığına kira sözleşmesi imzalandığını, ancak davalı idarenin 18.4.2000 tarihli kararla bu kez tek taraflı olarak önceki kararları iptal ettiğini, bu karara karşı işlemin iptali davası açtıklarını, davalı belediyenin halen taşınmazda kiracı olduklarını gözardı ederek taşınmaza müdahale edip, greyderlerini taşınmaza sokarak düzeltme ve çukur açma gibi işlemler başladığını, halen eğitimin devam ettiğinden bahisle elatmasının önlenmesi talebinde bulunulmaları üzerine, mahkemece bu talebin kabul edilip belediyenin tecavüzünün ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmiştir.
Bu kararın infazına ilişkin tutanakta; Silivri İcra Müdürlüğünce 15.06.2000 gün ve 2000/1075 sayı ile, mahalline gidildiğinde üniversitenin kuzey-batı bölümünde kalan yaklaşık bir dönüm alanın toprağının düzlenerek çıkan toprağın bir yere toplandığının görüldüğü, hazır bulunanlara kampus alanına girilmemesi ve çalışma yapılamaması, aksi hareketin ceza sorumluluk getireceğinin ihtar edildiği, bu konuda tutanak düzenlendikten sonra, Selimpaşa Belediyesine ait bir adet kepçe ile iki kamyonun kampus alanına girerek toprak çalışması yaptığının tespit edildiği, mahkemenin tedbir kararının bu kişilere anlatılarak çalışmalarını durdurmaları gerektiğinin ihtar olunduğu, hazır bulunan Selimpaşa Belediye Başkanı Eşref Balaban'a da mahkeme kararının anlatıldığı, adı geçenin tutanağı imzalamaktan imtina ettiği belirtilmiştir.
30.06.2000 tarihinde tutanaktır başlığıyla düzenlenen belgede; Selimpaşa Belediye Başkanının şifahi emri ile İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 11.02.2000 tarihli yürütmeyi durdurma kararına istinaden ve 1580 sayılı Belediye Yasasının 99. maddesinin Belediye Başkanına verdiği görev ve yetkiyle aslen belediyeye ait olan Kadir Has Üniversitesinin kapılarının kapatılıp kilitlendikten sonra mühürlendiği belirtilmiş, tutanak Belediye Zabıta Memurları ile her türlü haklarını saklı tuttuğu ibaresi yazılmak suretiyle Prof. Dr. Erol Üçdal tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır.
Adalet Müfettişi tarafından düzenlenen 15.01.2001 günlü inceleme tutanağında; Silivri Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/463 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde, Kadir Has Üniversitesi rektörlüğünün 30.06.2000 tarihli şikayet dilekçesi ile sanık Eşref Balaban'ın, tedbir kararını hiçe sayarak kampusü mühürlemek suretiyle görevini kötüye kullandığı iddiasında bulunduğu, sanık hakkında 19.07.2000 tarih ve 2000/1310 hz., 2000/699-380 E. sayılı iddianame ile HUMK. nun 113/A maddesi delaletiyle TCY. nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılmasının talep edildiği, sanığın Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararına rağmen kampüsü mühürlemek suretiyle yüklenen suçu işlediğinin iddia edildiği belirtilmiştir.
Adalet Müfettişi tarafından talep edilmesi üzerine, Kadir Has Üniversitesi Rektörlüğünce gönderilen, sanığın oğlu Halit Burç Aka'nın işe giriş evrakının örneklerinin incelenmesinde;
Adı geçen tarafından 05.07.2000 tarihinde iş istek formu doldurularak başvuruda bulunulduğu, 19.07.2000 tarihinde rektör tarafından araştırma görevlisi olarak atanmasına onay verildiği, 23.08.2000 tarihinde yapılan bilim ve yabancı dil sınavlarına girdiği, bu sınav sonuçlarının aynı gün açıklanarak, 01.09.2000 tarihinden itibaren İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde araştırma görevlisi olarak göreve başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan yerel Hürbakış Gazetesinin konuya ilişkin haber örneklerinin incelenmesinde;
5 Temmuz 2000 tarihli nüshanın baş sayfasında özel haber logosuyla ve Mühür Söküldü manşetiyle verilen haberde, Kadir Has Üniversitesinin mühürlenmesi sorununun, C.Savcılığınca hukuk dışı olduğu gerekçesiyle mührün sökülmesiyle çözüldüğü, C.Savcısı Hayrullah Kale Aka'nın 04.07.2000 günü gelişmeleri yerinde gözlemek için üniversiteye gittiği belirtilmiş;
Aynı gazetenin 5. sayfasında yer alan haberin devamında aynı başlıklara yer verildiği, C.Savcısının, belediyenin mühürleme işleminde yanlışlık yaptığını belirterek Mühürleme işlemi hukuk dışıdır. Tarafların kira sözleşmesi devam etmektedir. Belediye, işlemi gerçekleştirmeden önce yazılı olarak uyarıda bulunmak zorundaydı dediği, üniversitede inceleme yaptığı sırada üniversitenin kurucusu Kadir Has'ın da üniversiteye geldiği ve konu ile ilgili demeç verdiği, C.Savcısı ile birlikte inceleme yaptıkları belirtilerek birlikte çekilmiş resimlerinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bütün bu bilgi ve belgeler bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde;
TCY. nın 240. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatına haiz olan kimsenin kasten yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması ve yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır.
Somut olayda sanık, üniversite vekillerinin şikayetçi olmaları üzerine, görevinin gerektirdiği yasal incelemeyi yapmış ve belediye başkanının yasalara aykırı davrandığı kanaatine vararak hakkında kamu davası açmıştır. Sanık, yürüttüğü hazırlık soruşturmasında yasaya uygun bir inceleme yaparak hukuki kanaatine uygun olarak gerekli gördüğü tedbirleri almış ve CYUY. nın kendisine verdiği yetkiye dayanarak iddianame düzenlemiştir. Yasalara aykırı olarak uygulandığı inancı ile belediye görevlilerince üniversite kampüsünün kapısına konulan mührü kaldırtması, görevinin bir gereği olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü, yasaya aykırı olduğunu saptadığı bir durumu, daha fazla zarar vermesini engellemek için tedbiren kaldırtmak, işlenen bir suçun devam etmesini engellemek görevinin bir gereğidir. Görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslara uygun olarak yapan sanığın, bu eyleminde görevde yetkiyi kötüye suçunun öğeleri gerçekleşmemiş olup, Özel Dairece beraatına karar verilmesi isabetlidir.
Bu itibarla Yargıtay C.Savcısının temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan Özel Daire kararının onanmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.01.2004 gün ve 27-1 sayılı hükmünün ONANMASINA, dosyanın bu Daireye gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 30.03.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy