(765 S. K. m. 64/1, 202/1-4, 219/son, 230) (1163 S. K. m. 62, 63 )
Dava: Sanıklar hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 62 ve TCY' nın 64/1. maddesi yollamasıyla TCY'nın 202/1-4, 219/son ve 33. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle açılıp, değişen suç vasfı uyarınca sanıklar K. ve S'nin TCY'nın 230, 59/2 ve 647 Sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri gereğince 304.200.000'er Lira ağır para cezası ile cezalandırılmalarına ve cezalarının ertelenmesine, sanık A' nın ise beraatine ilişkin Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 12.03.2002 gün ve 111-61 sayılı hüküm, o yer C.Savcısı, sanıklar S. ve K. vekili ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 5: Ceza Dairesi'nce 01.04.2004 gün ve 8932568 sayı ile;
Sanıklar K. ve S. haklarında görevi ihmal suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına,
Sanık A. hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Oluş ve dosya içeriğine göre; tahsildar olan sanığın eylemlerinin gerekli dikkat ve itinayı göstermeyerek görevi ihmal suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi, isabetsizliğinden oyçokluğu ile bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı'nca 04.06.2004 gün ve 82572 sayı ile;
Önceki günlerden devredenlerle birlikte 28.11.2000 günü tahsilatı olan 17 milyar 600 milyon Lira kendisinde bulunan sanık S'nin bu miktarı kasaya yerleştirdikten sonra kasayı kilitleyip anahtarı şube müdürü ile şube dışına çıkmak üzere bir araya geldiklerinde vermemesi, onun daire içinde olduğunu bildiği halde bizzat teslim etmek yerine süregelen uygulamanın aksine ona iletilmek üzere A'ya verip, bir süre daha şubede kalması, anahtarın kendisine verilmediğini savunan K'nın ise anahtarın akıbeti ni araştırmadığı gibi, ertesi günü olanlardan ve/veya olacaklardan haberdar gibi genel merkezden getirtilen anahtarlarla kasayı açmak istememesi birlikte değerlendirildiğinde, kasa ve anahtarı koruma ve tahsil edilen paraların saklanması görevi bulunan kooperatif şube müdürü sanık K. ile olaya konu ve koruma sorumluluğunun olduğu parayı tahsilden sonra, şube müdüründen aldığı anahtarla kasaya yerleştirip anahtarı tekrar şube müdürüne teslim etmemesi ve sonuçta paranın bilinmeyen şekilde alınmasını sağlayan diğer sanık S'nin eylemlerinin zimmet suçunu oluşturduğu,
Kontrol ve muhafaza sorumluluğu bulunmayan sanık A'nın ise, savunmasının aksine kasanın anahtarını teslim etmediğine ilişkin delil ve teslim etmemesi için de bir neden bulunmadığı, görüşleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak, sanıklar K. ve S. hakkındaki onama kararının kaldırılıp bu sanıklar hakkındaki hükmün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle bozulmasına, sanık A. hakkındaki bozma kararının kaldırılarak, bu sanık hakkındaki hükmün de onanmasına karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nda okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıklar K ile S'nin değişen suç vasfı uyarınca görevi ihmal suçundan cezalandırılmalarına, sanık A'nın ise beraatine karar verilen somut olayda; özel daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanıklar K ile S. haklarında suç vasfı, sanık A. hakkında ise sübut noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşabilmek için toplanmış bulunan deliller ile zimmet ve görevi ihmal suçlarının hukuki nitelikleri ile yasal öğeleri üzerinde durmak, sanıkların eylemlerini bu tespit ve değerlendirmeler ışığında ele almak gerekir.
TCY'nın 202. maddesinde düzenlenen zimmet suçu, memur veya özel yasası uyarınca memur gibi cezalandırılan bir kimsenin, görevi nedeniyle kendisine tevdi olunan veya muhafaza, denetim veya sorumluluğu altında bulunan para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malı an kendisi veya üçüncü kişiler yararına mal edinmesi ve failde mal edinme "zimmete geçirme" kastının bulunmasıyla oluşur.
Görevi ihmal suçu ise öğretide, yapılması gereken bir işin yapılmaması şeklinde, yargısal kararlarda ise kamu ödev veya görevini yapmaya memur olan kişinin, yapmaya zorunlu bulunduğu bir işi yapmaması yahut yasa ve tüzüklerde yapılması öngörüldüğü biçimde yerine getirmemesi veya belirli ve uygun bir süre içerisinde yapılması zorunlu bulunan bir hizmet veya hareketi geciktirmesi biçiminde tanımlanmakta olup, memurun görevli olduğu işi;.yapmaması veya yasaya ve düzene göre yapılması gereken biçimde yerine getirmemesi veya geciktirmesi ve failde ihmal kastının bulunması ile oluşur.
1163 sayılı Kooperatifler Yasası' nın 62/3. maddesinde, kooperatiflerin yönetim kurulu üyeleri ve memurlarının, suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı "Devlet memurları" gibi cezalandırılacakları hükmüne yer verilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre 29.11.2000 günü saat 15.40 sıralarında sanık K. tarafından karakola müracaat edilerek, kooperatife ait 17 milyar 600 milyon Liranın kasadan çalındığı bildirilmiş, yapılan incelemede, işyeri kapısı ve kasada herhangi bir zorlamanın bulunmadığı, kasa anahtarının kayıp, kapağı açık para kasasının ise içinin dağınık olduğu saptanmıştır.
Katılan S.S. Üretim Temin ve Dağıtım Kooperatifi vekilince C.Başsavcılığı'na sunulan 07.12.2000 tarihli şikayet dilekçesinde; üyesi bulunan eczanelere ilaç satış ve temini amacıyla kurulan kooperatifin K. şubesinin müdürünün sanıklardan K, tahsilat ve kasa sorumlusunun ise S. olduğu, 29.11.2000 tarihinde merkez muhasebe servisine telefon edilerek, kasanın anahtarının kaybolduğu, merkezdeki yedek anahtarın gönderilmesinin istendiği, gönderilen yedek anahtarla kasa açıldığında kasada olması gereken yaklaşık 18 milyar Liranın bulunmadığının görüldüğü, 27 ve 28.11.2000 tarihlerinde yapılan tahsilatın bankaya veya merkeze gönderilmeksizin kasada tutulduğu, şube müdürü K.S., tahsilat görevlisi S., A. ve N'nin, kasayı aralarında hiyerarşik bir bağ olmaksızın kullandıklarının saptandığı belirtilerek sanıklar hakkında yasal işlem yapılması isteminde bulunulmuştur.
Sanık K. kollukta 29.11.2000 günü alınan beyanında, şube müdürü olarak görev yaptığını, 29.11.2000 günü saat 09.00 sıralarında işyerine geldiğinde, para kasasının anahtarının çantada olmadığını fark edince, tahsilatçı A., S. ve N'yi çağırarak, S'den önceki akşam parayı kasaya koyduktan sonra anahtarını teslim edip etmediğini sorduğunu, S'nin, kasanın anahtarını hesabı bitmeyen sanık A'ya, kendisine bırakması için teslim ettiğini söylemesi üzerine, durumu A'ya sorduğunu onun da bunu doğrulayarak, hesabı bittikten sonra anahtarı kendisine verdiğini söylediğini, ancak kendisine anahtar teslim edilip edilmediğini hatırlamadığını, kasa anahtarının tahsilatçılar tarafından zaman zaman alınıp işleri bitince, masasının üzerine veya çantasına bırakıldığını, daha sonra genel müdürü arayıp, anahtarın kaybolduğunu bildirdiğini, gelen yedek anahtarla tahsilatçı arkadaşlarla birlikte kasayı açtıklarında, kasaya konulan 17 milyar 600 milyon Liranın olmadığını gördüğünü, durumu genel müdüre bildirdiğini, geçen süre içerisinde karakola bilgi vermemesinin nedeninin, kapılarda ve kasada herhangi bir zorlama bulunmamasından dolayı anahtarın unutulmuş veya kaybolmuş olabileceği düşüncesinden kaynaklandığını, tahsilatçıların belirtilen parayı kasaya bırakıp bırakmadıklarını görmediğini, miktarını da söylemeleri üzerine öğrendiğini, şube yöneticisi olduğu için anahtarın kendisinde durması gerektiğini, gerçekte kasa ile ilgisinin bulunmadığını,
C.Savcılığı'nda 01.04.2001 günü alınan beyanında; olay tarihinde iftar yemeği için gelen misafiriyle otururken S'nin gelip, tahsilatları kasaya koymak için istediği anahtarı verdiğini, para miktarını ve kasaya konulup konulmadığını bilmediğini, bu konuda şube müdürüne bilgi verilmediğini, ertesi gün kasa açıldığında paranın olmadığını görünce, durumu karakola bildirdiğini, toplanan paralarla ilgili bilgi verilmediğini,
C.Savcılığı'nda 12.04.2001 tarihinde alınan beyanında ise; kooperatifin tahsilat elemanlarının tahsil ettikleri paralan, kasayı açıp kapamakla görevli S'ye teslim ettiklerini, S'nin de kasanın anahtarını alıp, günlük hasılatı kasaya yerleştirdikten sonra anahtarı getirip verdiğini, işlemlerin bu şekilde devam ettiğini, olayın olduğu gün saat 17.30 sıralarında S' nin kasa anahtarını alarak tahsilat memurlarının topladığı paralan kasaya yerleştirdiğini, ancak anahtarın kendisine verilmediğini, kasaya konulan para miktarını ve kasaya konulup konulmadığını bilmediğini, S'nin kasayı kapattıktan sonra anahtarı A'ya verdiğini söylediğini, A'nın anahtarı getirip vermediğini, teslim almadığını, anahtarın zaman zaman S'de kaldığını, A'yla eve giderken anahtarın nerede olduğunu sormadığını, zira S'nin kasanın yetkilisi ve uygulamaya göre kasayı açıp kapama işini yaptığını, ancak anahtarın kendisinde kaldığını, dört aylık kooperatif müdürü olduğunu, olayın deneyimsizliğinden kaynaklandığım savunmuş,
Duruşmada da önceki beyanlarına ekleyecek bir konunun olmadığını söylemiştir.
Sanık S. kollukta alınan beyanlarında; tahsilatçı olarak görev yaptığını, saat 16.30 sıralarında depoya gelip, K'dan kasa anahtarını aldıktan sonra kasa odasına geçip, tahsilatla ilgili rapor yazdığını, bu işlemleri yaparken önce N., sonra A'nın gelip, tahsilatlarını teslim ettiklerini, kontrol edip Cumartesi ve Pazartesi tahsilatları da dahil olmak üzere toplam 17 milyar 600 milyon Liralık tahsilat için kasa makbuzu kesip, naylon poşet içerisinde kasanın üst kısmına koyup kilitlediğini, K. ile K'ya gidip geldiklerini, kasayı kilitleyip, anahtarı şube müdürüne vermesi için K'ya verdiğini, A. ve şoför ile saat 19.30'a kadar sohbet ettikten sonra çıkıp gittiğini, A'nın anahtarı verip vermediğinden haberi olmadığını söyleyerek diğer gelişmelere sanık K.S'nin anlatımına benzer şekilde anlatmış, paranın kaybolmasında sorumlunun müdür olduğunu, kapı ve kasada zorlama iz ve emaresi bulunmadığını söylemiş,
Duruşmada da benzer şekilde savunma yapmıştır.
Sanık A. kollukta; 28.11.2000 günü saat 18.00 sıralarında işyerine gelip tahsilatı S.Ç'ye teslim ettiğini, raporunu hazırlamaya başladığını, o sırada şube müdürü K.S. ile S.Ç'nin birlikte dışarı çıktıklarını, ertesi günkü programım hazırlayıp, raporunu tamamladığını, fotokopisini çekip, evrakları paketleyip, teslim fişini yazdığını, S'nin gelip, kasayı kilitlediğini, K'nın yerinde olmadığını söyleyerek, anahtarı K'ya teslim etmek için kendisine verdiğini, daha sonra K'ya anahtarı teslim ettiğini, beyan ederek, diğer aşamaları aynı şekilde anlatmış, C.Savcılığı ve duruşmada da benzer şekilde savunma yapmıştır.
Tanık N. aşamalarda benzer şekilde, 28.11.2000 günü saat 17.20 civarında tahsil ettiği para ve çeklerle işyerine döndüğünü, tahsilatını kontrol eden S'ye, tahsilatı teslim edip, ertesi günkü program ve raporunu hazırlamaya başladığını, hesabının kontrol edilip kapatıldığını, 18.25 civarında işyerinden ayrıldığını söyleyerek ertesi günkü gelişmeleri sanık savunmalarına benzer şekilde anlatmış,
Duruşmada, olay günü havale için kasanın anahtarını K.S'den istediğini, çantasında bulamayınca S'de olabileceğini söylediğini, bu kişide de olmadığı anlaşılınca, yedek anahtarı getirdiklerini, K'nın el süremeyeceğini söylemesi üzerine, kasayı açtığını, paranın olmadığını görünce K'nın telaşlanıp, mahvoldum diyerek, genel müdüre telefon açtığını, daha sonra da zabıtaya haber verildiğini söylemiştir.
Tanık L. kollukta 22.12.2000 günü alınan beyanında; 29.1 1.2000 günü saat 10.30 sıralarında şube müdürü K'nın kooperatif merkezini arayarak, genel müdürden kasanın yedek anahtarını istediğini, saat 11.30 sıralarında gelen S. ve N. İsimli tahsildarlara, yedek anahtar ve senetlerin teslim edildiğini, saat 13.30 sıralarında K'nın, genel müdürü arayarak kasanın boş olduğunu bildirmesi üzerine, hiçbir şeye dokunmamaları ve polis çağırmaları istenip, yönetim kurulu üyeleri ile şubeye gittiklerini, gittiklerinde polislerin gerekli araştırmaya başlamış olduklarını gördüklerini söyleyip,
Duruşmada da, önceki ifadesinin doğru olduğunu beyanla, K. şubesinin sorumlusunun K. olduğunu, anahtarın teslimine ilişkin bir belge bulunmadığını, ancak teamül olarak yetkilide bulunduğunu belirtmiştir.
Kooperatif başkanlığınca gönderilen yazı yanıtlarında; şube uygulamalarında, kasa sorumlusunun şube müdürü olduğu, bu konuda ayrıca bir kişiye görev ve sorumluluk verilmediği, kasa anahtarının şube müdürüne teslim edildiği, mali konulardaki tüm yetki ve sorumluluğun bu kişiye ait olduğu, K'nın 08.09.2000 tarihli yönetim kurulu kararı ile 2 yıl süre ile şube müdürlüğüne atandığı, tahsildarlar ile ilgili olarak yönetim kurulu kararına gerek bulunmadığı, şahısların kooperatifin kuruluşundan itibaren, yönetim kurulu üyeleri veya yetkilileri arasında bulunmadıkları bildirilerek, karar defterinin onaylı sureti ile şirket ana sözleşmesi gönderilmiştir.
Parmak izi şubesince gönderilen 05.07.2001 tarihli yazıda; çelik kasanın içinde alınan parmak izlerinin, K., N., A. ve S'ye ait parmak izleri ile benzerlik göstermediği bildirilmiştir.
Kooperatif ana sözleşmesinin 43/k maddesinde, yönetim kurulunun, kooperatif müdürü, diğer memurlar ve personel tayin etmek yetkisine sahip bulunduğu, 50. maddesinde ise, idari ve mali işleri yürütmek üzere kendi arasında ya da dışarıdan müdür, müdür yardımcısı ve işlerin gerektirdiği kadar personel istihdam edebileceği, müdüre yapılacak işlerin niteliğine göre 984 ve 1262 Sayılı Yasaların öngördüğü sorumluluk görev ve yetkilerin verilebileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ve hukuki düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların kooperatif yönetim kurulu üyesi olmadıkları sabit ise de, sanıklardan K'nın, E. Üretim Temin ve Dağıtım Kooperatifi'nin K. Şubesinin yönetim kurulu kararıyla görevlendirilen müdürü, diğer sanıkların ise yönetim kurulunca istihdam edilen tahsilatçı oldukları, her üç sanığın da, 1163 Sayılı Yasanın 62/3. maddesi uyarınca kooperatif yönetimiyle ilgili suç sayılan fiil ve davranışlarda memurlar gibi cezalandırılacakları kuşkusuzdur.
Sanıkların olaydaki sorumluluk dereceleri ve eylemlerinin oluşturduğu suç tipine gelince, kasada bulunması gereken ve sanıkların gözetim ve denetimi altında bulunan 17.600.000.000.- Liranın alındığı sabit ise de, toplanan kanıtlardan bu paranın sanıklar tarafından alınarak mal edinildiği konusunda kuşku sınırlarını aşan, kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediğinden, olayda zimmet suçu öğeleri itibariyle oluşmamıştır. Ancak sanık K'nın kontrol ve sorumluluğu altında bulunan kasa anahtarının muhafazasında gerekli özeni göstermeyip, kendisinden alınarak S'ye verilen anahtarın akıbetini araştırmamak suretiyle, sanık S'nin ise, anahtarı bizzat sorumlu K'ya teslim etmesi gerekirken teslim etmemesi ve bu konuda sorumlu müdüre de bilgi vermemesi suretiyle görevlerini ihmal ettikleri anlaşıldığından, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın bu sanıkların eyleminin zimmet suçunu oluşturduğuna ilişkin itirazı yerinde olmayıp reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kurul üyesi sanıklardan S'nin 1163 Sayılı Yasanın 63. maddesinde gösterilen memurlardan olmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerektiği yönünde oy kullanmıştır.
Sanık A'nın hukuki durumuna gelince, sanığın aldığı anahtarı, sorumlu K'ya teslim ettiğine ilişkin savunmasının aksi kanıtlanamamış, anahtarın teslim edilip edilmediği kuşkulu kalmıştır. Kasadan sorumlu olmayan bu sanığın sorumluluğunu gerektirecek başkaca bir davranışı da saptanamamıştır. Bu itibarla sanık hakkında verilen 6eraat kararı isabetli olup, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın bu sanık hakkındaki itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki kurul üyesi ise, özel daire ilamında belirtilen gerekçelerle, bu sanık hakkındaki hükme yönelen İtirazın reddine karar verilmesi gerektiği şeklinde oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Sanıklar K. ve S. haklarında Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Sanık A. hakkındaki itirazın kabulüyle, özel dairenin bu sanığa ilişkin 01.04.2004 gün ve 893-2468 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, sanık hakkındaki yerel mahkeme beraat kararının ONANMASINA, 06.07.2004 günü yapılan müzakerede, oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy