(765 S. K. m. 430, 432, 433)
Dava: Reşit olmayan mağdureyi evlenme maksadıyla kaçırıp alıkoymak suçundan sanığın TCK.'nun 430/2 maddesi aracılığı ile 432/1, 433, 59 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddeleri uyarınca 355.914.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine ilişkin Anamur Asliye Ceza Mahkemesince 14.5.2002 gün ve 530-186 sayı ile verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 12.04.2004 gün ve 4453-2904 sayı ile;
Mahkemece TCK.'nun 432/2. cümlesi uygulanarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de anılan yasa maddesinde yer alan ...430. maddede yazılı altı aydan üç seneye kadar... bölümü Anayasa Mahkemesinin 26.11.2002 gün ve 2001/79 Esas, 2002/194 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve bu iptal kararı ile doğacak hukuki boşluğun kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, yasa koyucunun karara ilişkin düzenleme yapabilmesi için iptal kararının Resmi Gazetede yayımından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceği kararlaştırılmış, 12.4.2004 tarihinde bu süre dolmuş bulunmasına karşın yeni bir yasal düzenleme yapılamadığından,
TCK.'nun faal nedamet maddelerinden biri olan ve bağımsız ceza yaptırımını içeren ve değişik nitelikte alıkoyma suçunu yaptırıma bağlayan 432. maddedeki anılan bölüm yürürlükten kalkmış ve bu bölümde belirlenen eylem yaptırımsız kalmış bulunduğundan TCK.'nun 2. maddesi 1. fıkrası da gözönünde tutulduğunda sanığa isnat olunan suç temyiz inceleme safhasında müeyyidesiz kalıp, suç olmaktan çıkması nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesi ve oyçokluğu ile bozulmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30.06.2004 gün ve 107767 sayı ile;
.....
İptal kararı dolayısıyla TCK.'nun 432 nci maddesinin ilgili cümlesinin sanık hakkında uygulanması olanağı kalmamış ise de, TCK.'nun 432 nci maddesi esasen bağımsız bir suç tarif etmemektedir. Suç tipi TCK.'nun 430 uncu maddesinin 2 nci fıkrasındaki unsurlara göre belirlenmektedir. O halde, sözü edilen iptal kararından sonra, sanığın TCK.'nun 430 uncu maddesinin 2 nci fıkrasına göre cezalandırılması ve ayrıca Ceza Genel Kurulu ile Yüksek Dairenin kararlılık gösteren içtihatlarına göre, TCK.'nun 59 uncu maddesinin sanık lehine uygulanması gerekecektir. gerekçesiyle itiraz yasa yoluna başvurularak, Özel Daire bozma kararının kaldırılması, Yerel Mahkeme hükmünün, sanığın TCK.'nun 430/2 ve 59 uncu maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği görüşü ile bozulması isteminde bulunulmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Reşit olmayan mağdureyi, evlenme amacıyla kaçırıp alıkoymak suçundan sanığın, TCK.'nun 430/2 maddesi yollamasıyla 432, 433, 59 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'ncı maddeleri ile cezalandırılmasına karar verilen somut olayda; Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, Anayasa Mahkemesinin 12.04.2003 gün ve 25077 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinden bir yıl sonra 12.04.2004 günü yürürlüğe giren 26.11.2002 gün ve 79-194 sayılı kararı ile, TCK.'nun 432 nci maddesindeki 430'uncu maddede yazılı halde altı aydan üç seneye kadar, ibaresinin iptal edilmesi, Anayasa Mahkemesince verilen bir yıllık süre içerisinde de bu konuda yeni bir yasal düzenleme yapılmaması karşısında, reşit olmayan kimselerin şehvet hissi ya da evlenme amacıyla kaçırılması veya alıkonulması suçlarında, mağdurun herhangi bir şehevi harekette bulunulmaksızın kaçırıldığı eve veya ailesi tarafından alınabilecek güvenli bir yere bırakılması halinde, sözü edilen iptal kararı nedeniyle faillerin eylemlerinin yaptırımsız kalıp kalmadığı ve eylemin suç olmaktan çıkıp çıkmadığı noktasında toplanmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun 21.09.2004 gün ve 118-168 sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, TCK.'nun 432 nci maddesi ile; bağımsız bir kaçırma ve alıkoyma suçu düzenlenmemekte, aynı Yasanın 429, 430 ve 431 inci maddelerinde düzenlenen kaçırma ve alıkoyma suçlarında, kaçırılan mağdurun, herhangi bir şehevi harekette bulunulmaksızın, kaçırıldığı yere veya ailesi tarafından alınması olanaklı bir yere bırakılması halinde, failin daha az bir ceza ile cezalandırılmasına olanak sağlanmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 12.4.2003 gün ve 25077 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 26.11.2002 gün ve 79-194 sayılı kararı ile, Türk Ceza Yasası'nın 432 nci maddesinin 430 uncu maddede yazılı halde altı aydan üç seneye kadar sözcüklerinin iptaline; iptal sonucunda doğan hukuksal boşluk, kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, yasa koyucunun buna ilişkin düzenlemeleri yapabilmesi için iptal kararının Resmî Gazete'de yayımından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş, ancak verilen süre içerisinde Yasa koyucu tarafından düzenleme yapılmadığından, TCK.'nun reşit olmayan kimselerin rıza veya zorla kaçırılmalarını düzenleyen 430 uncu maddesindeki suçun failinin, kaçırdığı kimseyi hiçbir şehevi harekette bulunmaksızın kaçırdığı yere veya ailesi tarafından alınabilecek güvenli bir yere bırakması halinde, fail hakkında daha az ceza verilmesini öngören, öğretide faal nedamet olarak adlandırılan bu özel indirim nedeni, iptal kararının yürürlüğe girmesi tarihinden sonra işlenen ve TCK.'nun 430 uncu maddesi kapsamında bulunan suçlar açısından uygulanma olanağını yitirmiş, ancak reşit olmayan kimselerin kaçırılma ve alıkonulma suçunu düzenleyen TCK.'nun 430 uncu maddesinin varlığını koruması nedeniyle, bu eylemler suç olmaya devam etmiştir.
TCK.'nun 432 nci maddesinde, herhangi bir indirim oranı belirtilmeksizin yaptırımların gösterilmiş olması, bağımsız bir alıkoyma ve kaçırma suçunun düzenlendiği şeklinde bir düşünceye yol açabilecekse de, eylem tanımı yapılmadan, TCK.'nun 429, 430 ve 431 inci maddelerine atıfta bulunularak, bu maddelerdeki suçu işleyen faillerin, kaçırdığı veya alıkoyduğu kimseyi, hiçbir şehevi harekette bulunmaksızın iade veya teslim etmesi halinde, cezalarından indirim yapılması yerine hükmolunacak cezaları ayrı ayrı göstermesi, Yasakoyucunun, yasa yapma tekniği açısından başvurduğu bir yöntemdir.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bu hafifletici nedenin iptal edilmiş olması, asıl eylemi suç olmaktan çıkarmayacağından, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği yönündeki Anayasal norm ve TCK.'nun 2 nci maddesi hükmü nazara alınarak, iki koşulun bir arada bulunması halinde kaçırma veya alıkoyma suçu faillerine daha az ceza verilmesini öngören TCK.'nun 432 nci maddesinin iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce işlenen suçlarda uygulanması zorunludur. Bu nedenle Özel Daire çoğunluğunun, eylemin yaptırımsız kaldığı, dolayısıyla suç olmaktan çıktığı yönündeki görüşünde isabet bulunmamaktadır. Yargıtay C.Başsavcılığının itirazı bu yönüyle yerindedir.
Diğer yönden, 21.7.2004 gün ve 25559 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.7.2004 gün ve 5219 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile TCK.'nun 432 nci maddesi ve bu meyanda yukarıda açıklanan ve faal nedamet olarak adlandırılan bu özel indirim nedeni yeniden düzenlenerek, TCK.'nun 430 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yazılı halde fail hakkında bir aydan altı aya kadar hapis cezası verilmesi öngörüldüğünden, sanık lehine yapılan bu değişiklik nazara alınarak, hukuki durumunun mahkemesince yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Kabule göre de;
Hükümden sonra 10.02.2003 gün ve 25020 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 4806 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile, TCK.'nun 30 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında değişiklik yapılarak, para cezalarında bin lira küsurunun hesaba katılmayacağı kurala bağlanmıştır. Bu kural, 647 sayılı Kanunun hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına ve tedbirlere çevrilmesini düzenleyen 4 üncü maddesinde belirtilmiş bulunan, bir gün hapse karşılık tutulacak para cezası miktarının hesaplanmasında da geçerlidir. TCK.'nun, sonradan yürürlüğe giren Kanunun fail lehine hüküm içeren kurallarının geçmişe yürürlüğünü düzenleyen 2/2 nci maddesi hükmü de gözetildiğinde, somut olayda çevirmenin bin lira kesiri hesaba dahil edilerek beher gün hapis cezası 4.745.520 liraya karşılık tutularak yapılması ve bu suretle sonuçta sanığa fazla para cezası tayini isabetsizdir.
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulü ile Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün, sanığın hukuki durumunun 5219 sayılı Kanun ile değişik TCK.'nun 432 nci maddesi kapsamında yeniden değerlendirilmesinin zorunlu bulunması ve kabule göre de sanığa fazla para cezası tayini nedenleriyle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının açıklanan değişik gerekçeyle kabulüne, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 12.04.2004 gün ve 4453-2904 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün TCK.'nun 2/2 ve hükümden sonra yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik TCK.'nun 432 nci maddesi ile 4806 sayılı Kanun ile değişik TCK.'nun 30/2 nci maddesi hükümleri karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinin zorunlu bulunması ve sanığa fazla para cezası tayini nedeniyle BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 28.09.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy