(765 S. K. m. 59, 491, 492, 493, 522)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık M.B.nin TCYnın 493/1-son, 522 ve 59/2. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 16.12.2003 gün ve 704-978 sayılı hüküm sanık vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 16.10.2003 gün ve 4765-7075 sayı ile;
Yakınıcıya ait otonun sanıkla birlikte 3 kişi tarafından çalındığına dair dosyada yeterli ve kesin kanıt elde edilemediği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme 19.01.2004 gün ve 1071-23 sayı ile; Sanık M.B. kimlikleri tespit edilemeyen arkadaşları İ.K. ve H.K. isimli şahıslarla müşteki S.C.E.ye ait olup camlarını kapatmak ve kapılarını kilitlemek suretiyle evinin önüne 28.06.2002 günü akşam saatlerinde park ettiği 34 X XXXX plaka sayılı BMW marka siyah renkli aracı zorla açmak ve düz kontak yapmak suretiyle çaldıkları ve daha önce başka bir araçtan temin ettikleri 34 XXX XX sayılı plakayı, çaldıkları araca takmak suretiyle aynı gece saat 05.00 sıralarında tanık olarak dinlenen İ.Ş.ye ait park halindeki 34 XX XXXX plaka sayılı aracın yakınına geldikleri, sanık M.B. ile arkadaşlarından birinin birlikte araçtan inip 34 XX XXXX plaka sayılı aracın kapısını açmaya çalıştıkları esnada olay yerine gelen İ.Ş.nin bağırması üzerine sanık ve arkadaşlarının çalışır vaziyette bekleyen 34 XXX XX plakalı sayılı araca binerek kaçtıkları, minibüs sahibinin tesadüfen olay yerinden geçmekte olan polis ekibine olayı anlatarak, gittiği yönü ve aracı tarif etmesi üzerine polis ekibinin takibe koyulduğu, içerisinde sanığın bulunduğu 34 XXX XX plaka sayılı aracın haber verilen başka ekiplerin de yardımı ile polisler tarafından yakalandığı, sanığın suç ortakları olan ve kimliği tespit edilemeyen iki kişinin ise kaçtığı anlaşılmaktadır. Müştekiye ait aracın sanıkla birlikte 3 kişi tarafından çalındığı hususundaki kanıtlardan ilki, sanığın tüm aşamalardaki savunmalarında, suçun arkadaşları olduğunu belirttiği ve isimlerini bildirdiği iki kişi tarafından işlendiğini ileri sürmesidir. Sanık bu kişilerin kimliğini ve tebligata yarar adreslerini bildirmemiştir. Mücerret sanığın eylemine iştirak ettiği kişilerden bahsetmesi Yüksek Yargıtay içtihatları karşısında TCK 493/1-son maddesinin uygulanmasını gerektirir.
Dosyada bulunan ikinci kanıt, tanık olarak dinlenen İ.Ş.nin aynı gece BMW marka araçla gelen ve minibüsünü çalmaya çalışan 3 kişiden birinin sanık M.B. olduğunu söylemesi ve durumu polis ekibine bildirmesi üzerine de sanığın yakalanması, suç ortaklarının kaçması ve bu olaya ilişkin tutulan tutanak içeriğinin tutanak mümzileri tarafından da doğrulanmasıdır.
Sanığın inandırıcılıktan uzak ve dayanaksız savunması da bu bütün içinde değerlendirilmiş ve saptanan bu kanıtlar doğrultusunda sanığın savunmalarında belirttiği kişilerle üzerine atılı suçu işlediği kanaatine varılmıştır gerekçesi ile önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 10.05.2004 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Ceza Genel Kurulu Kararı
Sanığın yakalanamayan iki arkadaşı ile birlikte 28.06.2002 tarihinde 34 X XXXX plakalı BMW marka aracın muhkem kapısını aletle zorlayarak açıp düz kontak yapmak suretiyle çaldıklarının kabulüyle TCYnın 493/1-son, 522 ve 59. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilen olayda özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkında TCYnın 493. maddesinin son fıkrasının uygulanması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
TCYnın hırsızlık suçuna ilişkin 491, 492 ve 493. maddelerinin sonuncu fıkralarında hırsızlık suçunun ikiden fazla kimseler tarafından birlikte yapılması her bir maddede yazılı hırsızlık suçları yönünden ağırlaştırıcı neden kabul edilerek, bu halde 491. maddede yazılı suç yönünden cezanın aşağı haddinin iki sene olacağı belirtilmiş, 492. ve 493. maddelerde yazılı hırsızlık suçları yönünden ise suç faillerine cezanın yukarı haddinin verilmesi öngörülmüştür. Ceza Genel Kurulumuzun 23.01.1967 gün ve 37/10 sayılı kararında vurgulanan ve sonrasında istikrarlı biçimde uygulanıp benimsenen ilkeye göre, TCYnın 491, 492 ve 493. maddelerinin son fıkraları; hırsızlık suçlarının işlenmesi sırasında suç mahallinde bizzat bulunan suç ortakları hakkında uygulanabilecektir. Buna göre, suç ortaklarının aslî veya feri fail olarak suçun işlenmesine katılmış olmaları değil, anılan maddelerin son fıkralarında yer alan kişi sayısına yönelik çokluk unsurunun suçun işlendiği sırada somut olarak gerçekleşip gerçekleşmediği önemlidir. Nitekim bu ilkeden hareketle Ceza Genel Kurulumuzun 12.06.1995 gün ve 161-197 sayılı, yine 25.06.1996 gün ve 141-149 sayılı kararlarında; suça iştirak eden ve uzakta bekleyen diğer sanıkların bulundukları yer itibariyle olay yerini görebilecek durumda olup olmadıkları saptanmadan 491. maddenin son fıkrasının uygulanması bozma nedeni sayılmış olup, özel dairenin istikrarlı uygulaması da bu doğrultudadır.
İnceleme konusu olayda;
Şikayetçi S.C.E.nin 27.06.2002 günü Bakırköy Kartaltepe mahallesindeki apartmanının bahçesine bıraktığı 1991 model BMW marka, 34 X XXXX plakalı otomobilinin muhkem ve kilitli olan kapısı aynı gece sair aletle zorlanarak açılıp çalındığı, bundan üç gün sonra bu kez Yedikule-Silivrikapı semtinde bir başka kişiye ait Renault marka bir aracın ön ve arkasında takılı olan 34 XXX XX numaralı plakaların çalındığı, bu olaydan iki gün sonra da Küçükçekmecede bir apartmanın bahçesine park edilen minibüsün sabaha karşı üç kişi tarafından çalınmaya çalışıldığının ve bu kişilerin daha sonra BMW marka bir araçla kaçtıklarının minibüs sahibi İ.Ş. tarafından görülüp durumun emniyete bildirilmesi üzerine güvenlik güçlerinin bir süre kaçan aracı izledikleri, takip sırasında kaldırıma çarpıp hasar gören araçtan çıkıp kaçan üç kişiden ikisinin yakalanamadığı, kovalamaca sırasında düşen sanık M.B.nin yakalandığı, son olayda çalınmak istenen minibüsün kapı çerçevesinin iç kısmından sanık M.B.ye ait parmak izinin elde edildiği, yapılan araştırma sırasında faillerin olay yerinden kaçarken kullandıkları BMW marka, 1991 model aracın üzerinde takılı bulunan 34 XXX XX numaralı plakaların olaydan iki gün önce Yedikule bölgesinde bir araçtan çalınmış olduğunun belirlenmesi üzerine bu kez aracın içindeki ruhsatta yazılı olan plaka numarasını araştırmaya başlayan kolluk güçlerinin esasen BMW marka aracın da olaydan beş gün önce Bakırköy bölgesinden çalındığını tespit ettikleri, bunun üzerine sanık M.B. hakkında değişik ilçelerde gerçekleştirilen hırsızlık suçları yönünden ayrı soruşturma evrakı düzenlenerek farklı ilçelerde kamu davaları açıldığı, incelemeye konu davanın 27.06.2002 günü Bakırköy ilçesinde şikayetçi S.C.E.nin BMW marka otomobilinin çalınması olayına ilişkin olduğu, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar ve dosya kapsamındaki diğer kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Olay anına ilişkin görgüye dayalı bilgisi bulunmayan şikayetçi S.C.E. aşamalardaki anlatımında, arabasının kapılarını kilitledikten sonra apartman bahçesindeki otoparka bıraktığını, ertesi sabah yerinde bulamayınca çalındığını anladığını, bir başka hırsızlık eylemi sonrasında kaçan failleri izleyen güvenlik güçlerince bulunan aracının içinden çıkan bijon anahtarı, tornavida, kelebek bıçağı ve cırcır denilen anahtarın kendisine ait olmadığını belirtmiştir.
Sanık M.B. aşamalardaki savunmalarında; babasının ticari taksisinde şoför olarak çalıştığını, işten ayrılmak istemesi nedeniyle kendisinin yerine çalışabilecek bir şoförle görüşmek için aracın diğer şoförü H.yle birlikte 03.07.2002 günü 03.30 sıralarında Bağcılara gittiklerini, aradıkları kişiyi bulamayınca birahaneye uğradığını, 04.45 sıralarında buradan çıkıp taksi beklediği sırada arkadaşları İ.K. ve H.K.nin BMW marka bir araçla geldiklerini, eve bırakabileceklerini söylemeleri üzerine araca bindiğini, giderlerken Sefaköyde bir işleri olduğunu söyleyip seni ondan sonra bırakırız demeleri üzerine Sefaköye geldiklerini, burada aracı bir sokakta durdurup sen burada bekle, bizim işimiz var, geliyoruz dedikten sonra gittiklerini, beş dakika kadar sonra koşarak gelen İ.K. ve H.K.nin arabayı çalıştırıp hızla oradan ayrıldıklarını, polis aracını görünce daha da hızlanıp kaza yaptıklarını, İ.K. ve H.K.nin kaçtığını, polislerin kendisini kaçarken yakaladıklarını, BMW marka aracı çalmadığını, İ.K. ve H.K.nin çaldıklarını sonradan öğrendiğini, esasen yakalandıkları olayda da kendisinin hırsızlık eylemine karışmadığını, ara yolda bekleyen araç içinde oturduğunu, diğer iki kişinin ise ana yolda bulunmaları nedeniyle minibüsün kapısını zorladıklarını görmediğini belirtmiştir.
Görüldüğü üzere sanık yargılamaya konu BMW marka otomobilin çalınması olayına katılmadığını savunmaktadır. Esasen ayrı bir davanın konusu olmakla beraber, sanık, yakalandığı gece gerçekleşen minibüs çalmaya kalkışma eyleminden de haberi bulunmadığını, minibüsün yanına gitmediğini, arka sokaktaki aracın içinde beklemesi nedeniyle minibüsü ve arkadaşlarını görmediğini ileri sürmüş ise de, duruşmada tanık olarak dinlenen minibüs sahibi İ.Ş.nin, minibüsünün önünde çalışır durumda BMW marka bir araç bulunduğunu, bir kişinin şoför mahallinde oturduğunu, iki kişinin ise minibüsünün kapısını üst taraftan çekip açmaya çalıştıklarını belirterek kapıyı açmaya çalışanlardan birinin sanık M.B. olduğunu söyleyip teşhis etmesi ve minibüsün kapı iç kısmından elde edilen parmak izinin sanık M.B.ye ait olduğunun ekspertiz raporu ile tespit edilmesi karşısında sanığın yakalandıkları geceye ilişkin anlatımlarının da doğru olmadığı kanıtlanmıştır.
Sanık, İ.K. ve H.K. isimli kişilerle ilgili olarak olayın aydınlatılmasını ve bu kişilerin yakalanmasını sağlayacak biçimde ayrıntılı bilgi vermemiş, bu nedenle uzun süre aranmalarına karşın bu kişilerin yakalanmaları mümkün olamamıştır. Emniyetteki kayıtlara göre suçtan önceki tarihlerde de sanığın oto hırsızlığı ve oto hırsızlığına kalkışma gibi eylemler nedeniyle birçok kez gözaltına alınarak hakkında işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, yargılamaya konu BMW marka otomobilin çalınması eyleminden iki gün sonra, bu aracın plakalarının başka bir araçtan çalınan plakalarla değiştirildiği ve bu aracın üç gün sonra bir başka otomobil hırsızlığı eyleminde sanığın da aralarında bulunduğu üç kişi tarafından kullanıldığı ve sanığın yakalanmasıyla neticelenen kalkışma aşamasında kalmış bu son hırsızlık eylemi sırasında sanık M.B. dahil tüm faillerin bizzat olay yerinde bulundukları kesin biçimde saptanmıştır.
Tüm bu hususlara göre, özel daire ve yerel mahkeme kabullerinde belirtildiği gibi, sanığın 28.06.2002 günü gerçekleştirilen BMW marka aracın çalınması eylemine asli fail olarak katıldığında herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak sanığın suçlamaları reddetmesi, suça katıldıkları kabul edilen diğer kişilerin yakalanıp ifadelerinin alınamamış olması ve görgü tanığının da bulunmaması karşısında, yargılamaya konu bu olayda sanık M.B.yle birlikte suça katıldıkları yerel mahkemece kabul edilen diğer iki suç ortağının bizzat olay yerinde bulundukları hususu kesin biçimde kanıtlanamamış ve kuşkulu kalmıştır. Kuşkudan sanık yararlanır ilkesi, suçun sübutuna ilişkin meselelerde olduğu gibi, suçun nitelendirilmesini ilgilendiren yahut cezayı ağırlaştırıcı nedenlerin var olup olmadığına ilişkin sorunların çözümünde de uygulanması gereken bir ilkedir. O halde, incelemeye konu otomobil hırsızlığı eylemine sanık M.B.yle birlikte katıldıkları yerel mahkemece kabul edilen diğer iki failin bizzat suç yerinde bulunup bulunmadıkları hususunda var olan ve yenilemeyen kuşku sanık lehine yorumlanmalı, olayda TCYnın 493. maddesinin son fıkrasında belirtilen ağırlaştırıcı nedenin uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, sanık hakkında anılan fıkra uyarınca uygulama yapılması gerektiğine ilişen yerel mahkeme direnme hükmü isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.06.2004 günü sonucu itibariyle tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy