(765 S. K. m. 55/3, 59/2, 491/4, 522/1) (CGK. 04.03.2003 T. 2003/7-1 E. 2003/17 K.) (CGK. 15.04.2003 T. 2003/9-96 E. 2003/104 K.)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık C.E.'nin TCY'nın 491/4-son, 522/1, 55/3, 59/2. maddeleri uyarınca 6 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Çorum Asliye Ceza Mahkemesi'nce 25.10.2001 gün ve 1673-1782 sayı ile verilen ve temyiz edilmeden kesinleşen karara karşı Adalet Bakanlığı'nca 04.07.2003 gün ve 32859 sayı ile yazılı emirle bozma talebinde bulunulması üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce 24.02.2004 gün ve 8737-1782 sayı ile;
... Kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 20.08.2003 gün ve Y.E. 119126 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 04.12.2004 tarihinde dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan yazıda; Kayden 10.05.1986 doğumlu olup, suçun işlendiği 26.08.2001 tarihinde 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan 6 ay 10 gün hapis cezasının 647 Sayılı Kanunun 4/1. maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmemiş bulunulmasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle CMUK.'nun 343. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması dairemizden istenilmiştir.
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C. Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile hırsızlık suçundan sanık C.E. hakkında Çorum Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilip kesinleşen 25.10.2001 tarih ve 2001/1673, 2001/1782 Sayılı kararın CMUK.'nun 343. maddesi gereğince bozulmasına, TCK.'nun 491/4-son, 522/1, 55/3, 59/2, 40. maddeleri uyarınca hükmolunan 6 ay 10 gün hapis cezası 647 Sayılı Kanunun 4/1. maddesi gereğince bir günü 4.745.520.- Liradan paraya çevrilerek, 4806 Sayılı Yasa ile TCK.'nun 30. maddesinde yapılan değişiklik de gözetilerek 901.648.000.-TL ağır para cezasına çevrilmesine, hükümdeki diğer hususların saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 10.06.2004 gün ve 119126 sayı ile;
TCY.'nın 10.02.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4806 Sayılı Yasanın 30/2. maddesinde, muvakkat cezalar için bir günün ve para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz hükmüne yer verilmiştir. 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinde yer alan para ölçüsü bir başına para cezası niteliğinde olmamasına karşın, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.03.2003 gün, 2003/7-1 E. ve 2003/17 K. sayılı kararında açıklandığı gibi, 4806 Sayılı Yasa ile TCY.'nın 30/2. maddesinde değişiklik yapılarak para cezalarında hesaba katılmayacak kısmın lira küsurundan bin lira küsuruna yükseltilmesi ve TCY.'nın 2/2. maddesi hükmü karşısında, mevcut yasa değişikliğinin sanık yararına olması nedeniyle 647 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki miktarların 2000 yılından itibaren bin lira küsurlarının atılması suretiyle yeniden hesaplanıp belirlenmesi zorunludur. Bu yeni ilke doğrultusunda yapılan hesaplama sonucu, kabahatlere ilişkin hürriyeti bağlayıcı cezaların, beher günü 2000 yılı için 1.521.000 ilâ 3.042.000.- Lira 2001 yılı için 2.372.000 ilâ 4.745.000.- Lira ve 2002 yılı için de 3.633.000 ilâ 7.269.000.-Lira hesabıyla hafif para cezasına dönüştürülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; TCY.'nın 30/2. maddesinde düzenlenen, muvakkat cezalarda bir günün, para cezalarında ise bin liranın küsurunun hesaba katılmayacağı yolundaki kuralın, gerek temel cezanın belirlenmesi ve takip eden arttırma ve eksiltme işlemleri ile sonuç ceza tutarına hükmedilmesi aşamalarında, gerekse 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının 1 numaralı bendinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya dönüştürülmesi aşamasında bir güne karşılık tutulan para cezası miktarlarının belirlenmesinde göz önünde tutulması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında yeniden somut olay değerlendirildiğinde, 2001 yılında işlenen suç karşılığı olarak verilen 6 ay 10 gün hapis cezasının, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca bir günü 4.745.000.- Lira hesabıyla toplam 901.550.000.- Lira olarak belirlenmesi gerekirken, bir günü 4.745.520.- Lira esas alınarak 901.648.000.- Lira olarak ve 98.000.- Lira fazla ağır para cezası belirlenmesinin yasaya aykırı olduğu kanısına varılmıştır görüşüyle itiraz yoluna başvurarak Özel Daire kararında 6 ay 10 gün hapis cezası yerine belirlenen para cezasının 901.550.000.- Lira olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Ceza Genel Kurulu Kararı
Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki hukuki uyuşmazlık, TCY.'nın 30. maddesinin 2. fıkrasındaki para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz kuralının, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi uyarınca özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına dönüştürülmesi aşamasında beher gün karşılığı için öngörülen miktar yönünden de nazara alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
TCY'nın 30. maddesinin 2. fıkrası 13.03.1926 tarihli Resmi Ceride'de yayımlanan ilk metninde; Muvakkat cezalar için bir günün ve cezayi nakdide bir, hafif cezayi nakdiye de yarım liranın küsuru hükümde hesaba katılmaz şeklinde iken, 11.06.1936 gün ve 3038 Sayılı Yasa ile, ..... para cezalarında on kuruşun küsuru hesaba katılmaz", 12.06.1979 gün ve 2248 Sayılı Yasa ile de .... para cezalarında bir liranın küsuru hesaba katılmaz şeklinde değiştirilmiş, 10.02.2003 gün ve 25020 Sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4806 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile de, fıkradaki bir ibaresi bin olarak değiştirilmek suretiyle, para cezalarının hesabında bin lira küsurunun hesaba katılmayacağı kuralı getirilmiştir.
Konunun tam olarak açıklığa kavuşturulabilmesi bakımından, para cezalarının belirlenmesi, hesaplanması, alt ve üst hadleri ve uygulanması ile ilgili Ceza Yasamızın kimi hükümlerinin 4421 Sayılı Yasa ile getirilen sistem de göz önüne alınarak incelenmesi ve TCY.'nın 30/2. maddesinde yapılan değişikliğin yasalardaki para cezalarını ne şekilde etkileyeceği yönünde uygulama sınırlarının ortaya konulması gereklidir.
1 Mart 1926 tarihinde kabul edilerek 1 Temmuz 1926'da yürürlüğe giren Türk Ceza Yasasındaki ve özel yasalardaki para cezalarında 10.06.1949 tarihine kadar herhangi bir artırım yapılmamış, ancak para cezalarının günün ekonomik koşullarına göre yetersiz hale gelmesi nedeniyle ilk değişiklik 5435 Sayılı Yasa ile yapılmış, bu yasadaki miktarlar da 2248 ve 2790 Sayılı Yasalarla arttırılmış, 3506 Sayılı Yasa ile 5435 Sayılı Yasanın para cezalarını arttıran 2. maddesi yürürlükten kaldırılarak, TCY.'na 5 Ek madde eklenmiş, bu maddelerde ise 4421 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılarak yasaya Ek 6. madde eklenmiştir.
10.06.1949 tarihinde kabul edilerek 16.06.1949 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanıp aynı gün yürürlüğe giren 5435 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile TBMM'nin kuruluşundan önce ve TBMM'ce kabul olunup 31.12.1939 tarihine kadar yürürlüğe giren yasalardaki para cezaları 3 ila 5 misli, bu yasanın 2. maddesi ile 12.06.1979 tarihinde kabul edilerek 22.06.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2248 Sayılı Yasanın 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile de 31.12.1977 tarihine kadar yürürlüğe giren yasalardaki para cezaları 3 ila 30 misli, 21.01.1983 tarihinde kabul edilerek 22.01.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2790 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile yeniden düzenlenen 2. maddesi ile 31.12.1980 tarihine kadar yürürlüğe giren yasalardaki para cezaları 150 ila 3 misli arttırılmış, yine aynı şekilde temel para cezalarının alt ve üst sınırlarını gösteren 19 ve 24. maddelerdeki miktarlar da 5435, 2248, 2787 Sayılı Yasa değişiklikleriyle yeniden düzenlenmiştir.
14.12.1988 tarihinde yürürlüğe giren 3506 Sayılı Yasa ile 5435 Sayılı Yasanın para cezalarına ilişkin düzenlemeleri yürürlükten kaldırılmış, TCY.'na 5 Ek madde eklenerek, para cezalarının arttırılması katsayı sistemine bağlanmış, yasalardaki para cezaları, hürriyeti bağlayıcı cezaların paraya çevrilme ve mahsup miktarları yeniden belirlenmiştir.
3506 Sayılı Yasa ve TCY.'na eklenen Ek 1. maddeye göre Nispi nitelikteki vergi ve resim cezaları, nispi para cezaları ve tazminat kabilinden olup mütezayit nispete tabi bulunan para cezaları hariç olmak üzere TBMM'nin kuruluşundan önce yürürlüğe giren yasa ve tüzüklerdeki para cezaları ile TBMM'nin kuruluşundan 31.12.1987 tarihine kadar kabul edilen yasalardaki para cezaları (idari ve disiplin cezaları dahil) 300 ila 3 misli arttırılmış;
Ek 2. maddede ise Ek 1. madde kapsamına giren cezaların ve bu madde yürürlüğe girdiği tarihten sonra kabul edilecek yasalardaki para cezalarının nasıl hesaplanacağı hükme bağlanmıştır; buna göre 1988 yılı bütçesi ile belirlenen 84 memur maaş katsayısı sabit kabul edilerek, müteakip yıllarda Bütçe Kanunu'ndaki her 75 puanlık artış bir birim kabul edilmek suretiyle bulunacak miktarın Ek 1. maddeye göre tespit edilen ceza miktarı ile çarpılması sonucu yeni cezanın belirleneceği, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kabul edilen yasalardaki para cezalarının ise yasanın yürürlüğe girdiği tarihteki Bütçe Kanunu'ndaki Devlet memurları aylıkları katsayısının başlangıç alınmak suretiyle saptanacağı hükme bağlanmıştır.
28.07.1999 tarihinde kabul edilerek 1 Ağustos 1999 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 4421 Sayılı Yasa ile TCY'nın 19 ve 24. maddeleri, 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Yasanın 4 ve 5. maddeleri değiştirilmiş, TCY'na 3506 Sayılı Yasa ile eklenen Ek 1, 2, 4 ve Ek 5. maddelerinde değişiklik yapılarak, yasaya Ek 6. madde eklenmiş, para cezalarının belirlenmesinde uygulanan katsayı sisteminden vazgeçilerek Yeniden Değerleme Oranı kabul edilmiştir.
Yasanın 1. maddesi ile TCY'nın 19. maddesindeki ağır para cezasının alt sınırı altmış milyon, üst sınırı on beş milyar liraya, 2. maddesi ile de TCY'nın 24. maddesinde belirtilen hafif para cezasının alt sınırı on beş milyon, üst sınırı bir milyar beş yüz milyon liraya yükseltilmiş, 4. madde ile TCY'nın Ek 1. maddesinin (a) ve (b) fıkraları değiştirilerek TBMM'nin kuruluşundan önce yürürlüğe giren ve daha sonra değiştirilmeyen kanun ve tüzüklerdeki para cezaları ile 31.12.1998 tarihine kadar yürürlüğe giren yasalardaki para cezaları 39300 ila 8 misli arttırılmış, 5'inci maddesinde ise; 01.08.1999 tarihine kadar yürürlüğe giren ve bu tarihten sonra kabul edilen yasalardaki para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere 213 Sayılı Yasanın mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılarak uygulanacağı belirtilmiş, 6. madde ile Ek 4 ve Ek 5'inci maddelerde yer alan Ek 2'nci maddeye göre bulunacak birim sayısıyla ibaresi Ek 2'nci maddeye göre uygulanan yeniden değerleme oranıyla şeklinde değiştirilmiştir.
Bu hükümler uyarınca, müteakip yıllarda TCY.'nın 19. maddesinde düzenlenen ağır, 24. maddesinde belirtilen hafif, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasındaki özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilme ve aynı Yasanın 5. maddesindeki mahsup miktarları yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaksızın, her yıl yeniden değerleme oranında arttırılmak suretiyle belirlenmiştir.
4421 Sayılı Yasa ile para cezalarının her takvim yılı için yeniden değerleme oranında arttırılması uygulaması başladıktan sonra, bazı yıllar için öngörülen yeniden değerleme oranlarının ondalık kesirler taşıması nedeniyle, temel para cezaları ile hafif ve ağır para cezalarının aşağı ve yukarı hadleri belirlenirken ortaya çıkan küsurlu miktarlar, yapılan hesaplama sonucu bulunmuşlardır. Yasa koyucu tarafından doğrudan doğruya belirlenmeyen bu miktarların TCY.'nın 30/2. maddesindeki kuralın istisnasını oluşturmasını amaçladığından da söz edilemez. Dolayısıyla, temel hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilirken günün kesri sayılacak bir zaman birimine hükmedilemeyeceği gibi, muvakkat cezalarla aynı hükme tabi kılınmış olan temel para cezası küsuruna da hükmedilemez.
647 Sayılı Yasanın 4. maddesinin 1. fıkrasının 1 numaralı bendindeki para cezası miktarları da, cezanın kişiselleştirilebilmesi bakımından özgürlüğü bağlayıcı cezanın kamu para cezasına çevrilmesi işlemi sırasında zorunlu olarak başvurulması gereken bir temel para cezası ölçüsü olup, suç ile ceza arasında bir denge bulunması gerektiği ilkesine ve cezası dönüştürülecek suçun cürüm veya kabahat nev'inden olmasına göre ayrı ayrı değerlerde belirlenmiş, bir gün özgürlüğü bağlayıcı cezaya karşılık tutulan para cezası niteliğindedir. 4421 Sayılı Yasa ile çeşitli yasalardaki para cezalarının yanında, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesi ile beher gün özgürlüğü bağlayıcı cezaya karşılık tutulan para cezası miktarlarının da her yıl yeniden değerlendirme oranında arttırılması kabul edilmiş, kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların, cürümlerde beher gün karşılığı 2.000.000 ila 3.000.000.- Lira hesabıyla hafif para cezasına çevrilebileceği öngörülmüş, yasanın yürürlüğünü takip eden yıllar bakımından ise ilan edilen yeniden değerleme oranlarında arttırılacağı belirtilmiş, 2000 yılı için % (52,1), 2001 yılı için % (56), 2002 yılı için % (53,2), 2003 yılı için % (59) ve 2004 yılı için de % (28,5) olarak belirlenen bu oranlar üzerinden cürümlere ilişkin kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların para cezasına dönüştürülmesinde, beher gün karşılığı 2000 yılı için 3.042.000 ila 4.563.000.- Lira, 2001 yılı için 4.745.520 ila 7.118.280.- Lira, 2002 yılı için 7.270.136,64 ila 10.905.204,96.- Lira ve 2003 yılı için ise 11.559.516,24 ila 17.339.274,36.- Lira ağır para cezası olarak bulunmaktadır.
Görüleceği üzere, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki miktar belirlenirken liranın küsuru ilk kez 2002 yılında ortaya çıkmış ve Ceza Genel Kurulu'muz ile özel daireler, TCY.'nın 30. maddesinin 4806 Sayılı Yasa ile değişiklik yapılmasından önceki biçiminde yer alan, para cezalarında bir liranın küsuru hesaba katılmaz kuralından hareketle, 2002 yılı için dönüştürmelerin lira kesirlerinin atılması suretiyle bir gün karşılığı 7.270.136 ila 10.905.204.- Lira hesabıyla yapılmasını isabetli bulmuşlar ve bu uygulamayı 4806 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesine değin istikrarlı biçimde sürdürmüşlerdir.
Ancak, 4806 Sayılı Yasa ile TCY.'nın 30/2. maddesinde değişiklik yapılarak para cezalarında hesaba katılmayacak kısmın lira küsurundan bin lira küsuruna yükseltilmesi ve TCY.'nın 2/2. maddesi hükmü karşısında, mevcut yasa değişikliğinin fail lehine olması nedeniyle, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki miktarların 2000 yılından itibaren bu kez bin lira küsurlarının atılması suretiyle yeniden hesaplanıp belirlenmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu yeni ilke doğrultusunda yapılan hesaplama sonucu, cürümlere ilişkin hürriyeti bağlayıcı cezaların, beher günü 2000 yılı için 3.042.000 ila 4.563.000.- Lira, 2001 yılı için 4.745.000 ila 7.118.000.- Lira, 2002 yılı için 7.269.000 ila 10.904.000.- Lira, 2003 yılı için 11.557.000 ila 17.337.000.- Lira ve 2004 yılı için de 14.850.000 ila 22.278.000.- Lira hesabıyla ağır para cezasına dönüştürülmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; TCY.'nın 30/2. maddesinde düzenlenen, muvakkat cezalarda bir günün, para cezalarında ise bin liranın küsurunun hesaba katılmayacağı yolundaki kuralın, gerek temel cezanın belirlenmesi ve takip eden arttırma ve eksiltme işlemleri ile sonuç ceza tutarına hükmedilmesi aşamalarında, gerekse 647 Sayılı Yasanın 4.maddesinin 1. fıkrasının 1 numaralı bendinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın paraya dönüştürülmesi aşamasında bir güne karşılık tutulan para cezası miktarlarının belirlenmesinde göz önünde tutulması zorunludur. Nitekim Ceza Genel Kurulu'nun 04.03.2003 gün ve 7-1/17 sayılı ve 15.04.2003 gün ve 9-96/104 sayılı kararlarında da aynı esas kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın 26.08.2001 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan dolayı aldığı 6 ay 10 gün hapis cezasının, Özel Dairece para cezasına çevrilmesi sırasında, bir gün hapis cezasının 4.745.520.- Lira ağır para cezasına karşılık tutularak uygulama yapılmak suretiyle, 901.648.000.- Lira ağır para cezasına dönüştürüldüğü, böylece sanık hakkında fazla ceza tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç kurul üyesi ise, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinde öngörülen para miktarları bir ceza olmayıp, dönüştürmeye esas tutulan birimdir. Bu nedenle temel cezanın belirlenmesindeki ölçüyü koyan TCY.'nın 30. maddesinin, 647 Sayılı Yasanın 4. maddesinde öngörülen birim rakamları için uygulanması olanaksızdır. Ancak, birim sayı ile özgürlüğü bağlayıcı cezanın çarpılması sonucunda belirlenen sonuç ağır para cezasının küsurlu çıkması halinde TCY.'nın 30. maddesi uygulanarak indirim yapılması gerekir. Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 24.02.2004 gün ve 8737-1782 Sayılı kararının kaldırılmasına, Adalet Bakanlığı'nın yazılı emirle bozma isteminin kabulü ile yerel mahkeme hükmünün CYUY.'nın 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık C.E. hakkında TCY.'nın 491/4-son, 522/1, 55/3, 59/2. maddeleri uyarınca hükmolunan 6 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezanın 647 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca günlüğü 4.745.000.- Liradan paraya çevrilmek suretiyle sonuç olarak 901.550.000.- Lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, hükümdeki diğer hususların aynen korunmasına, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na tevdiine, 22.06.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy