(1412 S. K. m. 251, 253, 261) (5271 S. K. m. 223, 231, 251) (765 S. K. m. 491) (5237 S. K. m. 141, 142) (2709 S. K. m. 141) (YCGK 27.01.2004 T. 2003/6-312 E. 2004/11 K.) (YCGK 29.06.2004 T. 2004/6-120 E. 2004/154 K.)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık İ'nin beraatına ilişkin Erzin Asliye Ceza Mahkemesi'nce 13.12.2001 gün ve 133-195 sayı ile verilen hüküm katılan idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce 30.03.2004 gün ve 23396-3744 sayı ile;
"1- Duruşmanın sona erdiği tefhim olunmadan hüküm kurulması suretiyle CMUK'nun 253/1. maddesine aykırı davranılması,
2- Sanığın evindeki kurulu güce göre tüketim miktarı bilirkişiye hesaplattırılıp, tüketim belgelerindeki değerlerle karşılaştırılarak suç tarihi ve öncesinde tüketilen miktarda düşme olup olmadığı belirlenmeden eksik bilirkişi incelemesine dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 24.06.2004 gün ve 33747 sayı ile;
"1- Usule ilişkin;
CMUK'nun 253/1. maddesinde duruşmanın sona erdiği tefhim olunduktan sonra hüküm verileceği belirtilmiş ise de, kanunun bu ifadesi aynı zamanda duruşmanın hükmün anlatılması ( tefhimi ) ile biteceği anlamını da içermektedir.
Temyize konu olan dosyada sanığın usulen sorgusu yapılmış, tüm deliller toplanmış, hükmün kurulduğu celseye katılan sanık ve vekilinin bilirkişi raporuna, C. Savcısının esas hakkındaki görüşüne bir diyecekleri olmadığı gibi hüküm kurulmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Duruşmanın ertelenmesini gerektiren bir neden kalmadığı gibi yargılamanın en kısa sürede ve en az masrafla bitirilmesi ilkesi de Anayasamızın 141. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğidir. Bu nedenle yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde usule aykırılık bulunmamaktadır.
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2004 gün 2003/6-312 Esas, 2004/11 Karar sayılı kararı)
2- Esasa ilişkin;
Elektrik abonesi olan sanığın evinde 6467763 no'lu elektrik sayacı bulunmaktadır. 29.01.2001 günü bu sayaç üzerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen tutanakta saat camını aralayarak şerit kullandığı belirtilmiş, yargılama sonucu delil bulunmadığından, sanığın beraatına karar verilmiştir.
Mahkemece abone yıllık enerji tüketimi getirtilmiş ve suça konu sayaç üzerinde ve olay yerinde keşif yapılmıştır. Keşifte mahkemece de gözlenen bilirkişi incelemesinde sayacın sadece alt tarafından şerit girebildiği, burada contanın görünmediği ancak diğer kenarlarında olduğu, camla çerçeve arasında mekanik bir darp bulunmadığı tespit edilmiş, keşif yerinde bulunan tutanak düzenleyicisi de tespitleri sırasında sayaçta film şeridi bulunmadığını, yanlarında getirdikleri şeridi sayaç camının içine koyup diskin durması üzerine tutanağı düzenlediklerini bildirmiştir.
Elektrik elektronik mühendisi bilirkişinin 12.12.2001 havale günlü raporunda sayaç gövdesinde bir delik ya da mekanik bir zorlama olmadığı, yapılan denemede film şeridinin girdiği taraftaki lastik contanın yerinden oynadığı için görünmediği, sayaç girişinde şöntün mevcut olduğu, sayacın 10-11 yıllık olması, açık havada aşın sıcak ve soğuk ortama maruz kalması nedeniyle çerçeve etrafındaki contanın özelliğini kaybetmiş olduğu vurgulanmıştır.
Bu tespitlerin yanı sıra suç tarihinden önce ve sonra yeni sayaç takıldıktan sonraki faturaların dökümü yapılarak suç tarihinden sonraki 10 aylık dönemdeki toplam tüketimin aylık ortalaması olan 73 kwh'ın, abonenin kaçak elektrik kullanma tutanağından önceki ortalama olan 110 kwh'ın altında olduğu hatta geriye dönük faturaların incelenmesinde de tüketimin yeni sayaç takıldıktan sonraki ortalama tüketimin üzerinde olduğu da raporda ayrıntıları ile gösterilmiştir.
Tüm bu veriler ve deliller karşısında ayrıca sanığın evindeki kurulu güce göre tüketim miktarının hesaplattırılarak karşılaştırılması hususunun yeniden araştırılması sonuca etkili görülmemektedir." görüşüyle itiraz yoluna başvurarak özel daire kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanığın hırsızlık suçundan beraatına karar verilen somut olayda, özel daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlıklar;
1- Usulüne uygun şekilde hüküm kurulmuş olup olmadığı,
2- Hükmün usulüne uygun kabul edilmesi halinde, sanığa yüklenen suçun sübuta erip ermediğinin belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.
1- Usule ilişkin itiraz nedeninin incelenmesinde;
Ceza yargılamasının amacı, maddi gerçeğin, yargılama yasasının öngördüğü usuller çerçevesinde saptanmasıdır. Yargılama yasamız ise, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılmasını amaçlamaktadır. O halde, yargılama usulüne ilişkin kurallar yasanın bu amacına uygun olarak yorumlanmalı, amaçlanan hususların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ve yargılama usulüne ilişkin kuralların uygulanmasındaki yanılgıların savunma hakkının özünü ihlal edip etmediği değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmalıdır.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 29.06.2004 gün ve 120-154 sayılı kararında açıklandığı üzere, CYUY'nin 253. maddesinin 1. fıkrası, 05.03.1973 gün ve 1696 Sayılı Yasanın 37. maddesi ile; "duruşmanın sona erdiği tefhim olunduktan sonra hüküm verilir" şeklinde değiştirilmiştir. Ancak, bu değişikliğin amacı, aynı yasanın 261. maddesinin, hükmün tefhimini duruşmanın bitirilmesine, 253. maddenin ise duruşmanın bitmesini hükmün tefhimine bağlayan çelişkili düzenlemenin giderilmesidir. Ancak Usul Yasamızın 261. maddesinde sonradan 21.5.1985 gün ve 3206 Sayılı Yasanın 54. maddesiyle değişiklik yapılmış ve madde bugünkü şeklini almıştır. Buna göre; "Hükmün tefhimi duruşma sonunda, en az 268. maddede belirtilen hüküm fıkrasının duruşma tutanağına geçirilerek okunması ve gerekçenin başlıca noktalarının sözlü olarak bildirilmesi suretiyle olur."
Görüldüğü gibi, 261. maddede yapılan değişiklik sonrasında artık duruşmanın bittiğinin bildirilmesi ile birlikte hüküm de tefhim edilecektir ki, taraflarca yargılamanın devamını gerektirecek nitelikte bir istemde bulunulmadığı takdirde, uygulamada eş zamanlı yapılan bu iki işlemden sadece hükmün tefhiminin gerçekleştirilmesi dahi, taraflara duruşmanın bittiğini bildirme konusunda çoğu kez yeterli olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Yerel mahkemece, 13.12.2001 günlü son oturumda C. Savcısının esas hakkında görüşünü bildirmesinden sonra sanık vekilinden ve daha sonra sanıktan, esas hakkında görüşe karşı diyeceklerinin ve esas hakkındaki savunmalarının sorulduğu ve duruşmanın bitirilerek, gerekçesinin ekli kararda yazılacağı belirtilmek suretiyle sanığın beraatına ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Görüleceği üzere, CYUY'nın 251. maddesinde öngörülen biçimde sürdürüldüğü anlaşılan kanıtların tartışılması aşaması, maddedeki sıralamaya uygun olarak sonlandırılmıştır. Yargılamaya katılanların duruşmanın devamını gerektiren bir istemleri bulunmamaktadır. Mahkemece, hükmün gerekçesinin eklenecek kararda açıklanacağı ifade edilmek suretiyle, artık araştırılacak bir konunun kalmadığı ve duruşmanın devamı niteliğinde herhangi bir yargılama işlemi yapılmayacağı ortaya konulup hemen ardından da hüküm tefhim edilmiştir. Duruşmanın bitirileceği, maddede geçen sözcüklerin yinelenmesi suretiyle açıkça bildirilmemiş olsa dahi, yerel mahkemenin mevcut uygulamasının, savunma hakkının ihlali sonucunu doğurmadığı ve Usul Yasamızın 261. maddesinin hükmün sonradan tefhim edilmesine olanak sağladığı dönemde duruşmanın bittiğinin taraflarca bilinmesini sağlamak amacıyla yasalaştırılmış bulunan CYUY'nın 253/1. maddesine aykırılık oluşturmayacağı kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının usule ilişkin birinci nedeni haklı nedenlere dayanmaktadır.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyesi; "Özel daire kararının haklı nedenlere dayandığını belirterek itirazın reddine karar verilmesi gerekir" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
2- Birinci itiraz nedeninin kabulüne karar verilmesi karşısında, sanığa yüklenen suçun sübuta erip ermediği hususundaki ikinci itiraz nedeninin incelenmesinde;
29.01.2001 tarihinde düzenlenen tespit tutanağında; K. Köyünde yapılan kontrolde İ'nin evinde, elektrik saatinin camının aralanarak şerit kullanmak suretiyle kaçak elektrik kullanıldığı, kurulu gücün 3.100 watt ve sayaç endeksinin 4.529 olduğunun tespit edildiği, 29.11.2000-29.01.2001 tarihleri arasında kalan 60 gün itibariyle kaçak elektrik kullanım bedelinin 102.330.000 Lira olduğu, sanık İ.Y.'nin tutanağı imzadan imtina ettiği belirtilmiştir.
Sanık İ. duruşmada dinlenmiş olup, yüklenen suçlamaları kabul etmediğini, kesinlikle kaçak elektrik kullanmadığını, tutanak tarihinde TEDAŞ görevlilerinin evine gelerek saatinin eski olmasından dolayı ellerindeki film şeridini elektrik saatinin camından zorlayarak sokmaları sonucu, şüphe üzerine kaçak elektrik kullandığından bahisle tutanak düzenlediklerini, elektrik saatinin üzerinde mührün sağlam olduğunu, TEDAŞ görevlilerinin elektriğini kesip saati sökerek götürdüklerini, tutanakta belirtilen para cezasını ödediğini söylemiştir.
Tutanak tanığı M., suç tutanağı içeriğinin doğru ve altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, sanığın, mühürlü olan elektrik saatinin camını aralayarak kaçak elektrik kullandığını, diğer arkadaşlarıyla birlikte bu hususu sanığın evinde tespit edip işletme şefliğinde tutanağı düzenlediklerini, sanığın saatinden film şeridi çıkıp çıkmadığını tam hatırlamadığını ancak, kaçak elektrik kullanılan saatin mühürlü olduğunu ve kendilerince sanığın evinden söküldüğünü beyan etmiştir.
Tutanak tanığı 1. ise keşifte dinlenmiş olup, tutanağın doğru olduğunu, kaçak elektrik kullanıldığını tespit ettikleri evin keşif yapılan yer ve sayacın da bilirkişi tarafından incelenen sayaç olduğunu, kaçak elektrik kullanıldığını yanlarında getirmiş oldukları şeridi sayaç camının içine koyduklarını ve sayacın diskinin durduğunu tespit ettiklerini, ancak bu tespitte film şeridi olmadığını, tespit sırasında sayacın camı ile oynandığını, camla metal arasındaki contanın yerinde olmadığını tespit etmiş olduklarını, tutanağı işletmede düzenlediklerini söylemiştir.
Yerel mahkemece 07.12.2001 tarihinde olay yerinde keşif yapılmış olup, bilirkişi olarak dinlenen elektrik mühendisi E., söz konusu sayacı incelediğini, alt tarafından şeridi soktuğunu, film şeridinin buradan sayacın içine girdiğini, burada cam ile metal arasındaki kısımda contanın görünmediğini, ancak diğer kenarlarda contanın olduğunu, cam ile çerçeve arasında mekanik bir darp olmadığını tespit ettiğini, kaçak elektrik kullanılıp kullanılmadığını belirlemesi için suç tarihinden önceye ve sonraya ilişkin faturaları da inceledikten sonra rapor verebileceğini beyan ederek süre istemiş ve 12.12.2001 günlü raporunda;
Keşifteki tespitlerini tekrarlamakla beraber, sayacı açtığında sayaç girişinde olması gereken şöntün mevcut olduğunu gözlemlediğini, 28.03.2000-30.11.2001 tarihleri arasındaki yedi adet fatura itibariyle tüketim listesini belirttikten sonra, yeni sayaç takıldıktan sonraki 10 aylık dönemdeki toplam tüketimin 728 kwh, bunun aylık ortalamasının yaklaşık 73 kwh olduğunu, kaçak elektrik kullanma tutanağından önceki 2 aylık ortalamasının 110 kwh olarak gerçekleşmiş olup yeni sayaç takıldıktan sonraki ortalamanın üzerinde olduğunu, ayrıca 27.07.2000-27.11.2000 arası 4 aylık ortalamasının 74 kwh olup yine yeni sayaç takıldıktan sonraki ortalama tüketimin üzerinde olduğunu, abonenin 28.03.2000-27.07.2000 tarihleri arasındaki tüketim ortalamasının ise 69 kwh olup bu değerin de yeni sayaç dönemindeki aylık tüketim ortalamasına yakın bir değer olduğunu, bu belirlemelere göre abonenin kaçak elektrik kullandığı kanaatine vardıracak kadar yeterli maddi delil ( meskende tüketim mevcutken veya lambalar yanarken elektrik sayacının dönmemesi, film şeridinin saat içerisinde bulunması gibi ) olmadığından, kaçak elektrik kullandığı izleniminin hasıl olmadığını, ayrıca saatin 10-11 yıllık olması, açık havada aşın sıcak ve soğuk ortama maruz kalması nedeniyle çerçeve etrafındaki lastik conta özelliğini kaybetmiş olabileceğinden bir zorlamaya gerek kalmaksızın ilk denemede dahi film şeridi gibi benzer bir ince nesnenin de sayacın içerisine girebileceğini, dolayısıyla film şeridi ile yapılan denemede, film şeridinin sayacın içerisine girmesinin kaçak elektrik kullanımı anlamına gelmediğini, eldeki veriler ve faturalan detaylı şekilde incelediğinden sanığın kaçak elektrik kullanmadığı kanaatine vardığını bildirmiştir. Bilirkişi, raporunun ekinde TEDAŞ Hatay Elektrik Dağıtım Müessesesi Erzin İşletme Şefliği'nce düzenlenmiş olan sanığa ait abone yıllık enerji tüketimi cetvelini de sunmuştur.
Bütün bu kanıtlar bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde;
Sanık savunmasında yüklenen suçu kabul etmemiştir. Tutanak tanıkları ise, sanığın evinde yaptıkları kontrolde yanlarında getirmiş oldukları film şeridi ile yaptıkları denemede elektrik sayacının durduğunu tespit ettiklerini, bunun üzerine de kaçak elektrik kullanımına ilişkin tutanak düzenlediklerini beyan etmeleri karşısında, sanığın kaçak elektrik kullandığına ilişkin görgüye dayalı herhangi bir bilgileri bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece yapılan uygulamalı keşifte dinlenen ve konusunda uzman olan elektrik mühendisi bilirkişi, sanığın tutanak tarihi ve öncesindeki tüketimini tespit etmek için 28.03.2000 ila 30.11.2001 tarihleri arasındaki elektrik kullanımına ilişkin endeksleri de ilgili kurumdan almak suretiyle yaptığı değerlendirmede, her iki dönemde de sanığın tüketim ortalamasının birbirine yakın olduğunu belirlemiştir. Yerel mahkemece yapılan soruşturma yeterli olup, tutanak tanıklarının varsayıma dayalı olarak düzenledikleri suç tutanağının aksi ve sanığın savunmasının doğruluğu teknik bilirkişi raporuyla kanıtlanmıştır.
Bu itibarla Yargıtay C. Başsavcılığı'nın, yerel mahkemece yapılan soruşturmanın yeterli ve beraat hükmünün isabetli olduğuna ilişkin ikinci itiraz nedeni de yerinde olup kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyesi ise, "Özel daire kararının haklı nedenlere dayandığını belirterek itirazın reddine karar verilmesi gerekir." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 30.03.2004 gün ve 23396-3744 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, Erzin Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13.12.2001 gün ve 133-195 sayılı hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığı'na tevdiine 28.09.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy