(765 S. K. m. 495, 496, 499/1) (5237 S. K. m. 148/1, 148/2)
Dava: Sanık E'nin TCK'nun 499/1,59,31,33 ve 40. maddeleri ile 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ek iddianame ile açılan kamu davasının CYUY'nın 253/3. maddesi uyarınca reddine, hürriyeti tahdit suçundan beraatına,
Sanık H'nin TCK'nun 497/2,59,81/2-3,31,33, 179/2-son, 59, 81/1-3, 71/1 ve 75/2. maddeleri uyarınca sonuçta 19 yıl 12 ay 2 gün ağır hapis ve 5.396.666.-TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ve ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına, Doğanhisar Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 26.12.1994 gün ve 85-65 sayılı erteli ilamdaki cezasının TCK'nun 95/2. maddesi gereğince aynen infazına,
Sanık F'nin TCK'nun 497/2,59,81/2-3,31,33, 179/2-son, 59, 81/1-3, 71/1 ve 75/2. maddeleri uyarınca sonuçta 19 yıl 12 ay 2 gün ağır hapis ve 5.53I.000.-TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına,
Sanık M'nin TCK'nun 497/2,59,31,33, 179/2-son, 59, 71/1 ve 75/2. maddeleri uyarınca sonuçta 19 yıl 12 ay ağır hapis ve 5.066.666.-TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına,
İlk iddianame ile yağma için adam kaldırmak suçundan sanıklar hakkında açılan kamu davasının CYUY'nın 253/3. maddesi gereğince reddine, haklarında TCK'nun 40. maddesinin uygulanmasına, tutukluluk hallerinin devamına ilişkin Akşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 14.12.2000 gün ve 6-107 sayılı hüküm, kısmen re'sen temyize tabi olmasının yanında, sanıklar M., H. ve E. vekilleri tarafından da temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce 09.05.2001 gün ve 52737827 sayı ile;
Sanık E. hakkında TCK'nun 499. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi yerine, 1. cümlesi ile uygulama yapılmasındaki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmayıp hakkındaki hüküm onanmış,
Sanıklar E, H. ve M. haklarında kurulan hükümlerin,
1-.Hürriyeti tahdit eyleminin TCK'nun 499. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesine uyan suçun unsuru bulunduğu gözetilmeyerek sanıklar hakkında ayrıca bu suçtan da yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
Hürriyeti tahdit eyleminden kurulan hükümde, karardan sonra 22.12.2000 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4616 Sayılı Yasanın 1. maddesinin 4, 5 ve 6. bentleri hükmü karşısında, yeniden takdir ve değerlendirme yapılarak hüküm kurulması,
İsabetsizliğinden bozulmasına, sanıkların kazanılmış haklarının gözetilmesine, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık F'ye de teşmiline karar verilmiştir.
Kabule göre yapılan bozmaya uyan yerel mahkeme, ( 1 )nolu bozma nedenine karşı ise 13.07.2001 gün ve 79/124 sayı ile; sanıkların hakkındaki hüküm kesinleşen, sanık E'nin azmettirmesiyle, yağma için dağa kaldırma şeklinde başladıkları eylemin, ilerleyen safhalarda, üç sanığın geceleyin yolda silahla şikayetçinin bir kısım eşyalarını ve parasını almaları ile TCY' nın 79. maddesi gözetilerek geceleyin silahlı gasp ve hürriyeti tahdit suçuna dönüştüğü, haklarında TCK'nun 499. maddesinden değil 497/2. maddesi uyarınca hüküm kurulduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.11.1998 tarih ve 6-246/342 sayılı kararında da vurgulandığı üzere geceleyin silahlı gasp suçu ile hürriyeti tahdit suçunun ayrı suçlar olduğu, birinin diğerinin unsuru ya da ağırlatıcı sebebi olmadığı, yargılamaya konu olaya benzer bir olaya ilişkin olarak verilen bu kararda," ... başlangıçta fidye almak amacıyla başlanan ve mağdurların paralarının gaspıyla sonuçlanan olayda netice ve dolayısıyla fiil tek olduğundan, sanıklar hakkında TCK'nun 79. maddesi yollamasıyla aynı fasıl içinde yer alan gasp suçlan nedeniyle sanıklar hakkında TCK'nun 497/2. madde ve fıkrasının uygulanması, TCK'nun 497 ve 179. maddelerindeki suçlar arasında yasanın 78. maddesinde belirtilen biçimde bir bağlantı bulunmaması da nazara alındığında ayrıca 179. maddesi uyarınca da cezalandırılmaları gerektiği" belirtilmiştir. Alman uyruklu mağduru fidye almak amacıyla dağa kaldırmak üzere diğer sanıkları azmettiren sanık E'nin. mağdurun annesi olan tanık B'den 1 ile 3 milyon mark arasında bir parayı almayı amaçladığı, bu maksadı uğruna sanıklar M., H. ve F'yi 500.000.000.-TL ücret karşılığı tuttuğu, ancak olayın ilerleyen safhalarında sanıklar M., H. ve F'nin yolda mağdurun bir kısım eşyalarını ve bir kısım parasını gasp ettikleri, sanık E'nin fidye için dağa adam kaldırmak suçunun planlayıcısı ve diğer sanıkların azmettiricisi olduğu, ancak maksadına nail olamadığı, bunun tabii sonucu olarak diğer sanıkların da maksatlarına nail olmadıkları, sanıklar H., F. ve M'nin, mağduru tatil süresince kalacağı otelin görevlileri gibi karşılayıp, önceden kiraladıkları araca bindirip, Alanya istikameti yerine Konya istikametine yöneldikleri, saat 23:00 sıralarında da şüphelenmeye başlayan mağdura silah çekip ellerini ve ayaklarını bağlayıp, bir kısım eşya ve parasını zorla gasp ettikleri, suç mahalli olan bağ evine götürüp bağladıkları, olayın ertesi günü mağdurun bir fırsatını bulup elindeki ipi çözerek olay yerinden kaçıp, güvenlik kuvvetlerine müracaat ettiği, böylece fidye için adam kaldırmak suçunun azmettirici olan sanık E'nin ve dolayısıyla diğer sanıkların fidye alma amacına ulaşamadıkları, ancak geceleyin yolda eklenen bir kasıtla mağdurun bir kısım eşyalarını ve bir miktar parasını gasp ettikleri olay süresince de mağdurun hürriyetini tahdit ettikleri gerekçesiyle ilk hükümde sanıklar H., F. ve M'nin TCK'nun 497/2 ve 179/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına, sanıklar hakkında verilen ilk karardan sonra yürürlüğe giren 4616 sayılı Yasa hükümleri ve TCK'nun 2. maddesi gereğince haklarında hürriyeti tahdit suçundan verilen kararlar kesinleşmeyen, H. ve M. hakkında bu suçtan açılan kamu davalarının ayrı ayrı ertelenmesine, F. hakkında hürriyeti tahdit suçundan kurulan hüküm kesinleştiğinden, bu sanık hakkında 4616 Sayılı Yasa hükümlerinin infaz aşamasında uygulanabileceği ne karar verilmiştir.
Sanıklar vekili tarafından temyiz edilen bu hüküm de, Yargıtay C.Başsavcılığı'nın "Sanık H. için TCY'nun 95. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün karardan çıkarılarak hükmün onanmasına karar verilmesi" istekli 140198 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ne, bu dairece de 10.12.2002 gün ve 3491-4572 sayılı karar ile Yargıtay 6. Ceza Dairesi'ne, özel dairece de 01.06.2004 gün ve 242197141 sayı ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca müzakere yapılıp, aşağıdaki karar verilmiştir.
Karar: Olayın planlayıcısı ve azmettiricisi olup, hakkında adam kaldırmak suçundan TCK'nun 499/1. maddesi uyarınca verilen mahkumiyet hükmü özel dairece eleştirilmek suretiyle onanan hükümlü E'nin, şikayetçinin annesi olan Alman uyruklu B'yle tatile geldiği tarihlerde sanıkla birlikte Otel B'de kaldığı, 23.10.1998 günü otelden ayrılıp Almanya'ya dönen B'den, oğlu mağdur Jurgen'in Antalya'ya geleceği saati ve tarihi öğrenen sanık E'nin, mali durumu iyi olan B'den yüklü bir fidye istemek için oğlunu kaçırmayı planladığı, 22.10.1998 günü sanıklardan F. ile irtibat kurup fidye amacı ile J'yi kaçıracaklarını, kendisine de beşyüzmilyon TL para vereceğini söyleyip mağdur J'yi Antalya havaalanından alarak Doğanhisar'a getirmesi hususunda anlaşıp, 200 DM ve 30.000.000.-TL para verdiği, sanık F'nin de diğer sanıklar M. ve H'ye durumu anlatıp anlaşmaları üzerine her üç sanığın 23.10.1998 günü yola çıkıp, Konya'dan kiraladıkları araçla Antalya Havaalanı'na gittikleri, sanıklardan F. ve H'nin şikayetçiyi karşılamak için havaalanına girdikleri, sanık H'nin mağdurun ismi yazılı olan tabela ile beklemeye başladığı, şikayetçinin isminin yazılı tabelayı görmesi üzerine rezervasyon yaptırdığı otel görevlileri olacağı düşüncesi ile sanık H'ye yaklaşıp tabelada adı yazan kişinin kendisi olduğunu söylediği, üç sanığın mağdurla birlikte saat 20.00 sıralarında Alanya istikametine hareket ettikleri, bilahare Konya yoluna saptıkları, geceleyin saat 23.00 sıralarında aracın arızalandığı söylenerek arabayı durdurdukları, mağdurun bu durumdan şüphelenip tepki göstermesi üzerine, sanık M'nin ele geçirilemeyen tabancayı mağdurun başına dayayıp etkisiz hale getirdiği, diğer sanıklar H. ve F'nin de mağdurun ellerini ve ayaklarını bağlayıp, mağdurun üzerinde bulunan 660 DM., 16.000.000.-TL, cüzdan, uçak bileti, saat ve kredi kartlarını zorla alıp, bir poşetin içine koydukları, mağdurun kafasına tişört geçirip araçla yola devam edip, D. ilçesi, T. Köyü İnlidere Mevkiine gittikleri, sanıklardan M. ve H'nin mağdurun yanında kaldıkları, sanık F'nin araçla sanık E'yi almaya gidip, bu sanığı alıp diğer sanıkların bulunduğu yere getirdiği, sanık E'nin mağdurun kendisini tanıyabileceğini düşünerek mağdurun yanına gitmeyip, sanıklardan, mağduru Argıthanı yolu üzerindeki bağ evine götürmelerini istediği, diğer sanıkların da istenileni yaptıkları, burada mağduru elleri ve ayaklarından direğe bağladıkları, sanıklar E. ve F'nin ise tekrar ilçe merkezine döndükleri, diğer sanıkların mağdurla birlikte geceyi bu kulübede geçirdikleri, ertesi günü sanıklar H. ve M'nin kulübeden uzaklaşıp yol kenarında bekledikleri esnada mağdurun kendisini bağlayan iplerden kurtularak kaçıp, yolda bulduğu bir kamyona binerek kolluk makamlarına müracaat ettiği, sanıklar M., H. ve F'nin kiraladıkları araç ile Uşak ilinde bulunan sanık F'nin abisinin yanına gittikleri, sanık F'nin gasp ettikleri eşyaların bir kısmını ve kiraladıkları aracı ağabeyine bırakarak oradan ayrıldığı, bilahare gasp ettiği bir kısım eşyalarla birlikte D. İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekiplerce, diğer sanıklar H. ve M'nin daha sonra ise sanık E'nin ise hakkında kamu davası açıldıktan sonra yakalandıkları, sanıklar M., H. ve F'nin hazırlık anlatımları, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, tanık B'nin beyanları, bağ evinde ele geçirilen eşyalar, 30.10.1998 tarihli keşif tutanağı, mağdur tarafından güvenlik kuvvetlerine teslim edilen kravat ve bez parçası, 03.11.1998 tarihli el koyma tutanağı, sanık F'nin yakalanışı sırasında ele geçirilen eşyalar, sanıkların kiraladıkları araca ait kiralama belgeleri, 09.11.1998 tarihli teşhis tutanağı, mağdurun anlatımları ile sabit olmuş, esasen bu oluş ve kabulde yerel mahkeme ile Yargıtay 6. Ceza Dairesi arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmayıp, çözümlenmesi gereken hukuki sorun, sanıklar M., H. ve lehteki bozmanın teşmili suretiyle kamu davasına dahil edilen F'nin eylemlerinin TCK'nun 499. maddesi kapsamında gelişen fiil sürecinde mağdur J'nin bir kısım para ve eşyalarının geceleyin ve silahlı olarak gasp edilmesi nedeniyle TCK'nun 78 ve 79. maddeleri mucibince daha fazla cezayı gerektiren TCK'nun 497/2 ve 179/2-son maddelerine uyan iki ayrı suç niteliğinde mi yoksa. TCK'nun 499/1. maddesinin 2. cümlesindeki para, eşya veya hukukça hükmü haiz senet almak için dağa veya tenha bir mahalle adam kaldırma suçunu mu oluşturduğu noktasında toplanmaktadır.
Ancak uyuşmazlık konusunun incelenmesine geçilmeden önce, sanıklardan F. hakkında hürriyeti tahdit suçundan verilen ilk hükmün. bu sanık tarafından temyiz edilmediği, dolayısıyla kesinleştiği, yerel mahkemece de bozmaya uyulmaması nedeniyle CYUY'nın 325. maddesi uyarınca bu suçtan yapılan bozmanın sanık F'ye sirayetine yasal olanak bulunmadığından sanık vekilinin bu hükme yönelik temyiz isteminin CYUY'nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, diğer sanıklar hakkında ise hürriyeti tahdit suçundan verilen hükmün. suç vasfı ve kabule göre bozulması üzerine, suç niteliği yönündeki bozmaya direnilerek her iki sanık hakkında hürriyeti tahdit suçundan açılan kamu davalarının 4616 Sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. fıkrası uyarınca ertelendiği, 4616 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca verilen erteleme kararlarına yönelik başvuru, ceza miktarı, suç tarihi veya vasıflandırma gibi yargılama konusu suçu 4616 Sayılı Yasada öngörülen erteleme kapsamı dışına çıkaracak hususlara yönelik olmadığı taktirde, temyize değil itiraza konu olabileceği, bu suçtan kurulan hükmün ancak eylemin özel daire ilamında belirtildiği şekilde TCK'nun 499. maddesi kapsamında değerlendirilmesi dolayısıyla TCK'nun 179. maddesinde düzenlenen hürriyeti tahdit suçunun ise TCK'nun 499. maddesindeki suçun unsuru olduğu kabul edildiği taktirde zorunlu olarak değerlendirilebileceği nazara alınarak, öncelikle temyiz incelemesinin silahlı gasp suçu ile sınırlı yapılmasına karar verilmiştir.
Olayda hukuki bir çözüme ulaşabilmek için TCK'nun 179,495,497 ve 499. maddeleri üzerinde durmak bu maddelerde düzenlenmiş olan suçlan tartışıp somut olayı bu tartışmadan çıkan sonuçlara göre ele alıp değerlendirmek gerekir.
TCK'nun 179. maddesinde düzenlenen hürriyeti tahdit suçu, bir kimsenin gayri meşru surette hürriyetinden mahrum bırakılması ile oluşur. Suçta korunan hukuki yarar kişilerin hareket serbestileridir. 11.06.195'6 gün ve 5/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Genel Kurulumuzun süreklilik gösteren uygulamalarına göre, hürriyeti kısıtlama suçunun oluşabilmesi için genel kastın yanında kişi hürriyetini kısıtlamaya yönelik özel kastın da bulunması gerekir. Saikin niteliğine göre suçun vasfı değişir; örneğin şehvet veya evlenme maksadıyla kaçırma ve alıkoyma hallerinde TCK'nun 429 veya 430. maddelerindeki, maddi bir yarar sağlamak amacıyla işlenmesi halinde ise 499. maddesindeki suçlar oluşur. Özgürlüğü kısıtlama suçu mütemadi bir suçtur; maddede korunan hukuki yarar kişilerin hareket özgürlüğü olduğundan, özgürlüğü kısıtlanan kişi adedince suç oluşacaktır. Maddenin 2'nci fıkrasında failin bu fiili işlemeden önceki veya işlendiği sıradaki davranış biçimleri ile amaçlarına göre suçun nitelikli hali düzenlenmiş, 3. fıkrasında ise cezada artırım nedeni gösterilmiştir.
TCK'nun 2. kitap, 10. bab, 2. faslının 495. maddesinde düzenlenen yağma suçunun basit hali, menkul malın faydalanmak kastı ile, cebir ve şiddet kullanılarak veya tehdit edilerek alınmasıyla oluşmaktadır.
TCK'nun 495. ve 496. maddelerinde düzenlenen yağma suçunun ortak ağırlatıcı nedenleri ise yasanın 497. maddesinde gösterilmiş olup, fiilin geceleyin, silahla tehdit ederek, yol kesmek suretiyle, içlerinden birisi görünür suretle silahlı bulunan ikiden çok kimse tarafından veya kıyafetleri değiştirilmiş olan kimseler tarafından işlenmesi halinde sanıklar hakkında TCK'nun 497. maddesi uyarınca ceza tayin edilecektir.
Yağma suçunun bir başka şekli olan adam kaldırmak suçu ise TCK'nun 499/1. maddesinde; "Her kim, para veya eşya veya hukukça hükmü haiz bir senet almak için bir kimseyi hapseder yahut dağa veya tenha bir mahalle kaldırırsa, maksadına nail olmamış ise onbeş seneden yirmi seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır. Maksadına nail olmuş ise cezanın yukarı haddi hükmolunur" biçiminde tanımlanmış ve yaptırımı öngörülmüştür.
Hem kişi özgürlüğüne hem de malvarlığına yönelen bu suçun maddi unsurunun hareket kısmı, bir kimsenin hapsedilmesi yahut dağa veya tenha bir mahalle kaldırılmasıdır. Bu fiiller para, eşya veya hukukça hükmü haiz bir senet almak için yapılmalıdır.
Hapsedilmek tabiri ile kastedilen, bir kimsenin hürriyetini tamamen sınırlayarak o kişinin bir yere kapatılmasıdır. Dağa kaldırmak tabiri ile anlatılmak istenen ise, bir kişinin bulunduğu yerden alınıp meskun olmayan bir yere götürülmesidir.
Kaldırmak tabiriyle götürülen kişinin hürriyetinin tahdit edilmiş bulunmasının belirtildiği muhakkaktır. Fakat yalnız olarak muhafaza edilmesi yahut bir ev ve sair kapalı bir yerde tutulması şart değildir. Kişi götürüldüğü yerde serbest olarak dolaşabilmekle birlikte oradan ayrılması imkanı fiilen yok edilmişse, kaldırılmış sayılmak gerekir. ( Sulhi Dönmezer, Kişilere ve Mala Karşı Suçlar, 13. bası, Sy. 382 )
Bu suç, genel kasıt yanında özel kasıt ( saik )altında işlenebilen bir suçtur. Fail, sözü edilen fiilleri para, eşya veya hukukça haiz bir senedi almak için yapmış olmalıdır. Başka amaçlarla hareket etmişse eylemi de başka suçları ( örneğin; kaçırma yahut hürriyeti kısıtlama suçlarını )oluşturur. Adam kaldırma suçu yağma ve hürriyeti kısıtlama suçlarını içeren mürekkep ( bileşik )suç olup aralarında tüketen tüketilen norm ilişkisi söz konusudur.Mağdurun para, eşya veya hukukça hükmü haiz bir senedin alınması maksadıyla hapsedilmiş veya kaldırılmış olması halinde suç tamamlanmış olur. Ayrıca para, eşya veya hukukça hükmü haiz senedin alınması şart değildir. Ancak bu sayılanlar alınmışsa, başka bir ifade ile fail maksadına nail olmuşsa 499. maddenin 1. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca cezanın üst haddi verilir.
Para, eşya veya hukukça hükmü haiz bir senedin alınması maksadıyla hapsedilmiş veya kaldırılmış olan mağdurdan maddede sayılanlardan her hangi birinin alınması veya başlangıçta kararlaştırılanlar dışında başka bir şeyin alınmış olması ya da alınması öngörülen miktardan daha az veya fazla miktarda para veya eşyanın alınması halinde de failin maksadına ulaştığını kabul etmekte zorunluluk bulunmaktadır. Bu suç seçimlik hareketli bir suç olduğundan, maddi unsur içinde yer alan değerlerden birinin alınması maksada ulaşıldığının kabulü için yeterlidir. başka bir deyişle 200 milyar fidye almak maksadıyla hapsedilen veya tenha bir yere kaldırılan mağdurdan bu miktardan daha az miktarda bir paranın alınmasında veya başlangıçta planlanmamış olsa dahi fiilin gerçekleşmesi süreci içinde bu suçun maddi unsurları içinde yer alan başkaca değerlerin alınması halinde de TCK'nun 499. maddesinde yazılı cürmün gerçekleştiği ve 2. fıkra kapsamında failin maksadına nail olduğu kabul edilmelidir, burada önemli olan husus bu süreçte yapılan hareketlerin ve alınan değerlerin suçun maddi unsurları içinde yer almasıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, fidye almak amacıyla mağduru dağa veya tenha bir yere kaldırmak şeklinde başlayan eylemde, sanıklar tarafından mağdurun bir miktar para ve eşyalarının alınması sanıkların kastı ve eylemin gerçekleşme biçimi dikkate alındığında TCK'nun 497/2. maddesinde düzenlenen yağma suçunu değil, TCK'nun 499. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesine yer alan adam kaldırma suçunu oluşturmaktadır. Zira sanıklar eyleme fidye almak amacıyla başlamışlar, olayın gelişim sürecinde de mağdurdan bir miktar para ve eşya almakla da amaçlarına ulaşmışlardır, alınan değerlerin başlangıçta planlanmamış olması veya istenenden daha az miktarda bulunması ya da annesi yerine mağdurun kendisinden alınması suçun niteliğini değiştirmemektedir.
Bu nedenle eylemleri, TCK'nun 499. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesindeki suçu oluşturduğu halde, TCK'nun 497/2 ve 179. maddesi kapsamında değerlendirip, sanıkların TCK'nun 497/2. maddesi ile cezalandırılmasına ve TCK'nun 179. maddesi kapsamında değerlendirdiği eylem nedeniyle haklarındaki kamu davasının 4616 Sayılı Yasanın 1. maddesinin 4. bendi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir.
Diğer yönden, 4721 sayılı Türk Medeni Yasasının 471. maddesindeki hüküm nazara alınmaksızın, TCK'nun 33. maddesi uyarınca sanıkların hapis halinin sona erinceye kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmaları yerine, ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına ve koşulları oluşmadığı halde sanık H'nin erteli mahkumiyetinin TCK'nun 95/2. maddesi uyarınca aynen infazına karar verilmesi de isabetsiz olup, direnme hükmünün bu nedenlerle de bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: 1- Açıklanan nedenlerle;
A- Sanıklar M., H. ve F. haklarında silahlı yağma suçundan verilen hükmün, eylemleri TCK'nun 499/1. maddesinin 2. cümlesindeki suçu oluşturduğu halde TCK'nun 497/2. maddesi ile cezalandırılmalarına,
B- TCK'nun 33. maddesi ve TMY'nın 471. maddeleri uyarınca, sanıkların hapis hali sona erinceye kadar yasal kısıtlılık altında bulundurulmaları yerine, ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına,
C- 4616 Sayılı Yasa kapsamında bulunması nedeniyle TCK'nun 95/2. maddesi uyarınca aynen infaz koşulları gerçekleşmeyen sanık H. hakkındaki erteli mahkumiyetin aynen infazına,Karar verilmesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA,
2. Sanıklar M. ve H. haklarındaki hürriyeti tahdit suçuna ilişkin hükmün ise, bu suçun TCK'nun 499. maddesindeki adam kaldırma suçunun unsuru olması nedeniyle silahlı yağma suçuna bağlı olarak BOZULMASINA, hürriyeti tahdit suçundan verilen bozma kararının sanık F'ye de teşmiline, 30.11.2004 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme kısmen aykırı olarak oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy