(1412 S. K. m. 320, 326) (765 S. K. m. 59, 493, 522, 523) (647 S. K. m. 4, 6)
Şahsi çeviklik kullanmak suretiyle hırsızlık suçundan sanık S.B'nin, TCY'nın 493/1, 522, 523/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında 40. maddenin uygulanmasına ilişkin Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 21.12.1999 gün ve 688-894 sayılı hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce 21.6.2001 gün ve 10185-10190 sayı ile;
"1- Suç tarihindeki ekonomik koşullara, paranın satın alma gücüne ve yerleşik uygulamalara göre 205 milyon Liradan ibaret değerin normal yerine pek fahiş kabulü suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
2- Koşulları bulunmadığı halde TCY'nın 523. maddesi ile uygulama yapılması,"
İsabetsizliklerinden ceza süresi yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak koşuluyla bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan yerel mahkemece 11.9.2001 gün ve 859-838 sayı ile; sanığın TCY'nın 493/1 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ceza süresi yönünden kazanılmış hakkı saklı tutulduğundan bu cezanın bozma öncesinde olduğu gibi 11 ay 20 gün hapis cezasına indirilmesine karar verilmiştir.
Sanık tarafından temyiz edilen bu hüküm de, dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce 28.10.2003 gün ve 18659-7713 sayı ile;
"1- Sanığın, bozmadan önceki temyiz dilekçesindeki 647 Sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerinin uygulanması istemi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
2- Sanığın temyizi üzerine hükmün bozulmasına karşın dosyanın Yargıtay'a gidiş dönüş giderinin sanığa yükletilmesi," isabetsizliklerinden bozulmuş,
Yargıtay C.Başsavcılığı'nca 17.2.2004 gün ve 173592 sayı ile;
Hırsızlık suçundan sanığın TCK' nun 493/1, 522, 523, 59. maddelerine göre 11 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme hükmü, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nce suça konu altınların değerinin pek fahiş olmayıp normal olduğu ve TCK' nun 523. maddesinin uygulama şartları bulunmadığı gerekçesiyle ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı saklı kalmak şartıyla bozulmuş, bozmaya uyularak TCK' nun 493/1,59. maddeleri gereğince verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının CMUK'nun 326/son maddesi gözetilerek 11 ay 20 gün olarak infazına dair hüküm bu defa bozma öncesindeki temyiz dilekçesinde 647 Sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerinin uygulanması istemiyle ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetsizliğinden yeniden bozulmuştur.
Bozulan hükümde, sanığın cezasının 11 ay 20 gün hapis cezası olarak çektirilmesindeki amaç; eylemin karşılığının sonuçta bu kadar olduğunu göstermek değil, CMUK'nun 326/son maddesinde düzenlenen koşul ve kural gereği zorunlu infaz edilebilecek cezanın miktarını belirlemektir.
Somut olayda sanığa verilen 11 ay 20 gün hapis cezasının 647 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki para cezası veya tedbirlerden birine çevrilip çevrilemeyeceği ve aynı yasanın 6. maddesine göre ertelenip ertelenemeyeceği hususuna gelince; kural olarak 11 ay 20 günlük kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki ağır para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilme ve aynı yasanın 6. maddesine göre erteleme sınırları içerisinde bulunmakla beraber, 11 ay 20 günlük hapis cezası, sanığın sabit kabul edilen eyleminin karşılığı olan asıl ceza olmadığından, sanık hakkında tayin edilen ancak CMUK'nun 326/son maddesi gereği uygulanamayan 2 yıl 6 ay hapis cezasına 647 Sayılı Yasanın 4. ve 6. maddelerinin tatbik imkan bulunmamaktadır. Aksine kabul, sanığın aynı uygulamadan ikinci hatta üçüncü kez faydalandırılması sonucuna götürür ki bu hususun hak ve adalet duygusunu zedeleyeceği açıktır." gerekçesiyle itiraz yasa yoluna başvurularak, yerel mahkeme hükmünün yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanması isteminde bulunulmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, TCY'nın 493/1 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılıp, kazanılmış hakkı nedeniyle bu cezası 11 ay 20 gün olarak belirlenen sanık hakkında 647 Sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerinin uygulanma alanı bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.
CYUY'nın 320. maddesine göre; Yargıtay'ca yapılacak temyiz incelemesinde; hükmü etkileyecek derecede yasaya aykırılıkların saptanması halinde, bu konuda istem olmasa dahi bu hususun inceleneceği; 326. maddesinin son fıkrasında ise, hükmün yalnız sanık tarafından veya onun lehine C.Savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmesi halinde, yeniden verilen hükümde, evvelki hükümle tayin edilmiş cezadan daha ağır cezaya hükmolunamayacağı belirtilmiştir.
Öğretide "lehe kanun yolu davası üzerine aleyhe değiştirmeme mecburiyeti" veya "aleyhe düzeltme yasağı" olarak da tanımlanan bu kural, infaz edilecek sonuç cezanın miktar ve nev'i bakımından olup, bu yasak verilecek yeni hükümde suçun başka türlü nitelendirilmesine engel oluşturmaz, zira yasa koyucu lehe kanun yolu davası üzerine sanığa suç niteliği yönünden kazanılmış hak olanağı tanımamıştır. Kazanılmış hak kavramıyla açıklanan aleyhe düzeltme yasağı cezanın (hükmün) sonuçlarıyla ilgili olmayıp, cezanın miktar ve nev'i ile sınırlıdır. Bu itibarla bir suçtan dolayı ceza verilmişse ve temel cezada artırma ve eksiltme yapılmışsa bu kural gereği olarak her iki kararda en sonunda verilen cezalar karşılaştırılacak, yenisi eskisinden daha ağır olmayacak, ağırsa eski sonuç ceza aynen verilecektir. Sonuç cezanın miktar ve türüne bakılacağından, sonuca etkili olsa da önceki hususlar ve bu kabulün olası sonuçları bakımından bir karşılaştırma yapılamayacaktır.
Yargıtay'ın görevi, yasaların Türkiye genelinde hukuka uygun olarak uygulanıp uygulanmadığını denetlemek, içtihatları ile ülkede yasaların ve hukuk kurallarının uygulanmasındaki birliği sağlamaktır. Bu görev gözetildiğinde, temyiz incelemesine konu olan hükümde, suç vasfında bir isabetsizlik saptandığı takdirde, aleyhe temyiz olmasa bile bu husus bozma nedeni yapılacaktır. Aksine kabul, hukuk kurallarının Türkiye genelinde farklı uygulanmasına yol açar ki bu da Yargıtay'ın kuruluş amacına ve eşitlik ilkesine aykırı olur. Zira, aynı eylem nedeniyle değişik mahkemelerde yargılanan sanıklardan, suç vasfı doğru olarak belirlenen sanığın mahkumiyeti ile ceza zamanaşımı, memuriyetten yoksun bırakılma, seçilme hakkının kaybı, olası bir af yasası karşısında değişik durumlarla karşılaşması gibi sonuçlara uğramasına rağmen, suç vasfı yanlış olarak belirlenen sanığın, açıklanan sonuçlarla karşılaşmaması söz konusu olur ki, bu durum, eşitlik ilkesine hak ve adalet duygusuna da uygun değildir.
Yine, lehe kanun yolu davası üzerine aleyhe değiştirmeme kuralı uyarınca hakkında ağır sonuç ceza uygulanmayan, diğer bir deyişle bu kuraldan yararlanmış olan bir sanığın önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan ötürü ikinci kez bir başka biçimde yararlandırılmasının da adalet ve hakkaniyete uygun olacağından söz etmeye olanak yoktur.
Somut olayda; şahsi çeviklik kullanmak suretiyle hırsızlık suçundan, sanık S.B., TCY'nın 493/1,522,523/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm, sanığın temyizi üzerine, suça konu eşyanın 205 milyon Lira olan değeri normal olduğu halde pek fahiş kabul edilmesi, koşulları bulunmadığı halde TCY'nın 523. maddesinin uygulanması isabetsizliklerinden, ceza süresi yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak koşuluyla bozulmuş, bozmaya uyan yerel mahkemece, sanığın TCY'nın 493/1 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının CYUY'nın 326. maddesi uyarınca önceki hükümle verilen 11 ay 20 gün hapis olarak infazına karar verilmiştir.
Son hükümde, sanığın cezasının 11 ay 20 gün olarak belirlenmesindeki amaç, eylemin karşılığının sonuçta bu miktar ceza olduğunu göstermek değil, CYUY'nın 326. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen koşul ve kural gereği, zorunlu olarak infaz edilebilecek cezanın tür ve miktarını belirlemektir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda sanığa verilen 11 ay 20 gün hapis cezasının 647 Sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca, maddede belirtilen para cezası veya tedbirlerden birine çevrilip çevrilemeyeceği ve ertelenip ertelenemeyeceği hususuna gelince; kural olarak 647 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca, ağır hapis hariç kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların, suçlunun kişiliği, sair halleri ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre mahkemece; para cezasına veya maddede belirtilen diğer tedbirlere çevrilmesi ve iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis veya hafif hapis cezalarının maddedeki diğer koşulların da bulunması halinde ertelenmesi olanaklı ise de, 11 ay 20 gün hapis cezası, sanığın sabit kabul edilen eyleminin asıl cezası olmadığından hükmolunması gereken ceza, tür ve süresi nazara alındığında 647 Sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerinin uygulanmasına ilişkin istem hakkında karar verilmesine de gerek bulunmamaktadır. Aksi hal, önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan ötürü, sanığın ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde, yararlandırılmasını sağlayacak, bir kez tanınan atıfet genişletilerek hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacaktır.
Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı'nın (1) nolu bozma nedenine karşı itirazı yerindedir.
(2) nolu bozma nedenine gelince, sanığın temyizi üzerine hükmün bozulmasına karşın dosyanın Yargıtay'a gidiş-dönüş giderinin sanığa yükletilmesi isabetsiz ve bu yöne ilişkin bozma nedeni yerinde ise de, bu konuda CYUY'nın 322. maddesi uyarınca karar verilmesi olanaklı bulunduğundan, dosyanın Yargıtay'a gidiş dönüş gideri olan 4.300.000.- Liranın yargılama giderlerinden çıkartılarak, yargılama giderinin 22.200.000.- Liraya indirilmesi suretiyle diğer yönleri isabetli olan hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki kurul üyesi; sanık hakkında hükmolunan sonuç cezanın 11 ay 20 gün hapis cezası olduğu gerekçesiyle itirazın reddi yönünde oy kullanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüyle, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, CYUY'nın 322. maddesi uyarınca, yargılama giderinin 22.200.000.- Liraya indirilmesi suretiyle, diğer yönleri isabetli olan Yerel Mahkeme hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 23.3.2004 günü oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy