(765 S. K. m. 31, 33, 59, 65, 497) (2253 S. K. m. 6) (5237 S. K. m. 53, 62, 39, 149)
Dava: Mağdurlar Muhsin ve Alptekin'a yönelik iki ayrı yağma suçunun sanıklarından Kasım'ın her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle TCY'nın 497/1 ve 59/2. maddeleri ikişer kez uygulanmak suretiyle ayrı ayrı 12'şer yıl 6'şar ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında TCY'nın 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına, cezalarının 24 yıl 12 ay ağır hapis cezası olarak içtimaına, suç aleti bıçağın zoralımına, diğer sanık Önder Çak'ın ise her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle TCY'nın 497/1, 5/3 ve 59. maddeleri ikişer kez uygulanmak suretiyle ayrı ayrı 8'er yıl 4'er ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 4.7.2002 gün ve 386-245 sayılı hüküm sanık Kasım Polat ile sanıklar vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 6.Ceza Dairesince 17.04.2003 gün ve 18059-1708 sayı ile;
"Dosya içeriğine ve mağdurların hazırlık soruşturması sırasında kollukça alınan 20.10.2001 tarihli beyanlarına göre sanık Kasım'ın mağdur Alptekin'i bıçak zoru ile götürüp cep telefonunu aldığı, diğer sanık Önder'in de mağdur Muhsin'i götürüp cüzdan ve sırt çantasını aldığının anlaşılması karşısında sanıkların irade birliği içinde hareket ettiklerine ve mağdur Alptekin'in yağma edilmesi olayına sanık Önder'in, mağdur Muhsin'in yağma edilmesine de sanık Kasım'ın katıldığına dair kanıtların nelerden ibaret olduğu açıklanıp tartışılmadan her iki sanığın iki ayrı yağma eyleminden cezalandırılmasına karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme bozma sonrası yargılamada, 2253 sayılı Yasanın 4963 sayılı Yasa ile değişik 6. maddesi uyarınca sanıklardan Önder Çak hakkındaki kamu davalarını yargılama hususunda Çocuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle bu sanık hakkındaki kamu davaları yönünden görevsizlik kararı vermiş, sanık Kasım Polat hakkındaki kamu davaları yönünden ise 18.11.2003 gün ve 402-303 sayı ile;
"..... Maddi olayda sanık Kasım Polat'ın yanında hakkında görevsizlik kararı verilen sanık Önder Çak olduğu halde gece sayılan bir zaman dilimi içinde kavgaya tutuştukları mağdurları bıçakla tehdit edip garaj gibi bir yere soktukları ve buradan mağdur Muhsin'in içinde 20 milyon lira para bulunan cüzdanını ve çantasını, mağdur Alptekin Ali Gökduman'ın da cep telefonunu zorla aldıkları, mağdurların aşamalardaki tutarlı anlatımları, sanık Kasım'ın üst araması sonucu ele geçen suç konusu cep telefonu ve suçta kullanılan bıçak gibi birbirini doğrulayan delillerle saptandığına göre sanığın yüklenen geceleyin yağma suçlarını işlediğinin kabulü gerekir.
Hernekadar sanık yüklenen suçları işlemediğini savunmuşsa da bu savunma suçtan kurtulmaya yönelik olup inandırıcılıktan uzaktır.
Şöyle ki:
1- Sanık Kasım kendisinde bulunup el konulan cep telefonunun kavga sırasında mağdur Alptekin'in üzerinden düştüğünü, ne olduğunu bilmeden aldığını, bilahere telefon olduğunu anlayıp iade etmek için çaba gösterdiğini, ancak başaramadığını söylemişse de anılan telefonun sim kartı bulunmamaktadır.
Kavga sırasında yere düşen ve geri iade edilmek istenilen bir cep telefonunun sim kartının çıkartılıp atılmayacağı açıktır.
Öte yandan iadeye ilişkin savunma ve tanık Metin'ın anlatımları doğru olsa bile bu durum oluşan suçu ortadan kaldırmaz. Çünkü sanığın olayın vahametini anlayıp cezadan kurtulmak için zorla aldığı telefonu iade etmek istemesi mümkündür.
Esasen oluş da bunu göstermektedir.
2- Savunmanın aksine sanık Kasım'ın üzerinde bir adet bıçak bulunup el konulmuş, mağdurlar da olay sırasında bu sanığın elinde bıçak olduğunu söylemişlerdir.
Sanık Kasım kendisinde bıçak bulunmadığını savunmuş, tanık Güneş'de bu savunmayı doğrulamışsa da 20.10.2001 günlü zaptetme tutanağı içeriği karşısında anılan savunma ve şahadete itibar etmeye olanak yoktur.
3- Sanığın önceden tanımayan mağdurların işlediği bir suçtan dolayı onu suçlamaları için herhangi bir neden bulunmamaktadır.
4- Sanık kaçamaklı da olsa hazırlık aşamasında yüklenen suçları işlediğini ikrar etmiştir.
5- Gasp edilen diğer eşyaların ve paranın ele geçmemiş olması mağdurların anlatımlarının samimi olmadığını göstermez. Çünkü sanık ve arkadaşlarının attıklarını söyledikleri bu eşyaların başkaları tarafından bulunup alınması mümkün olduğu gibi parayı da harcamış olmaları olanak dahilindedir.
Hal böyle olunca inkara yönelik savunmanın aksine mağdurların aşamalardaki tutarlı anlatımlarına itibar edilerek sanık Kasım'ın yüklenen yağma suçlarını işlediğinin kabulü gerekir.
Sanık Kasım'ın her iki mağdur yönünden sanık Önder ile irade birliği içinde hareket edip etmediği meselesine gelince:
Özel Daire bozma kararına katılma olanağı yoktur.
Çünkü; sanıklar Kasım ve Önder kavga ettikleri mağdurları yağma suçunu işledikleri yere birlikte götürmüşler ve götürürlerken de onlara karşı zor kullanmışlardır.
Öte yandan olaydan sonrada birlikte kaçmışlar ve ele geçmeyen eşyaları da yine birlikte atıp yok etmişlerdir.
Bir diğer husus da kendi savunmalarına göre suç konusu telefonu sahibi mağdura iade etmek istemişler, ancak başarılı olamamışlardır.
Aynı sokakta yakalanmışlar ve birbirlerini korur biçimde açıklamalarda bulunmuşlardır.
Olaydan önce olay sırasında ve olaydan sonra bu şekilde birlikte olan sanıkların irade birliği içinde hareket etmedikleri söylenemez. Önceden konuşup anlaşmasalar bile olay sırasında örtülü olarak irade birliği içinde hareket ettikleri açıktır.
Esasen TCK.nun 65/son maddesi ve oluş gözetildiğinde her bir sanığın diğerine göre zorunlu feri fail olduğunun kabulü gerekir. Başka bir anlatımla birinin iştiraki olmaksızın diğerinin yüklenen suçu işlemesi mümkün değildir.
Bu itibarla sanık Kasım'ın hakkında görevsizlik kararı verilen sanık Önder ile irade birliği içerisinde hareket ederek yüklenen yağma suçlarını işlediği ve dolayısıyla iki ayrı mağdura yönelik yağma eyleminden de sorumlu tutulup cezalandırılması gerektiği sonucuna varıldığından bozma kararındaki görüşe iştirak edilmemiş ve açıklanan bu gerekçeyle önceki hükümde direnilmiştir.
Sanıklar Kasım ve Önder mağdurları yağma olayını gerçekleştirdikleri yere birlikte soktukları dosyada varolan delillerle sabittir.
Öte yandan her iki sanık olaydan sonra birlikte hareket edip, ele geçmeyen suç konusu bazı eşyaları atıp yok etmişler ve Maltepe ilk sokakta yakalanmışlardır.
Öyle ise inkara yönelik savunmanın aksine dosyada var olan delillere itibar edilerek sanık Kasım'ın gece sayılan bir zaman dilimi içinde hakkında görevsizlik kararı verilen sanık Önder ile fikir birliği içinde hareket ederek bıçak tehdidiyle müşteki Alptekin'ın cep telefonunu, müşteki Muhsin'in de 20.000.000. Lira parasını ve çantasını zorla aldığının kabulüyle yüklenen yağma suçlarından mahkûmiyetine karar verilmelidir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık Kasım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" isteyen tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanıklar Kasım ile Önder'ın mağdurlar Muhsin ve Alptekin'a yönelik iki ayrı yağma suçundan ayrı ayrı ikişer kez TCY'nın 497/1. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiş, temyiz edilen hüküm Özel Dairece, hakkındaki kanıtlara göre sanık Kasım'ın mağdur Alptekin'i bıçak zoru ile götürüp cep telefonunu aldığı, diğer sanık Önder'in de mağdur Muhsin'i götürüp cüzdan ve sırt çantasını aldığının anlaşılması karşısında, sanıkların irade birliği içinde hareket ettiklerine ve mağdur Alptekin'in yağma edilmesi olayına sanık Önder'in, mağdur Muhsin'in yağma edilmesi olayına da sanık Kasım'ın katıldığına dair kanıtların nelerden ibaret olduğu açıklanıp tartışılmadan her iki sanığın iki ayrı yağma eyleminden cezalandırılmasına karar verilmesi, isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme, bozma sonrasında 4963 sayılı Yasa ile 2253 sayılı Yasanın 6. maddesinde yapılan değişiklik karşısında yaşının küçüklüğü nedeniyle hakkında yargılama yapmanın Çocuk Mahkemesinin görevine girdiğinden bahisle sanık Önder Çak hakkındaki kamu davalarını ayırarak görevsizlik kararı vermiş, sanık Kasım Polat yönünden ise, bu sanığın mağdur Muhsin'in yağmalanması eylemine katıldığına ilişkin kanıtları, bozma kararı doğrultusunda ayrı ayrı gösterip tartışarak, yeni ve değişik bir gerekçe ile önceki kararında direnmiştir.
Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamalarına göre bozmadan sonra yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan kanıtlara, yeni ve değişik açıklama ve gerekçelere dayanılarak verilen ve şeklen ısrar gibi görünen karar, özde direnme kararı olmayıp yeni bir karardır. Bu nitelikteki bir kararın temyiz edilmesi halinde incelemenin Özel Dairece yapılması gerekir.
Özel Dairenin görüşünün belli olduğu, tekrar inceleme yapılmasının davayı uzatacağı gibi bir görüş de ileri sürülemez. Çünkü Özel Dairenin görüşünde her zaman değişiklik olabileceği gibi davaların uzamasını önlemek amacıyla da olsa Yargılama Yasasının buyurucu nitelikteki hükümleri gözardı edilemez.
İncelenen dosyada, direnme kararına dayanak yapılan ve bozma doğrultusunda ilk kez tartışılan hususlar ile yeni ve değişik açıklamalar Özel Dairece denetlenmemiş, bu husustaki görüşü kararda yer almamıştır. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan doğruya ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca el alınması olanaksız olduğundan, saptanan eylemli uyma nedeniyle dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin son kararı bozmaya eylemli uyma niteliğinde olduğundan dosyanın, temyiz incelemesi yapılmak üzere 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 06.04.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy