(6136 S. K. m. 13) (765 S. K. m. 264) (5237 S. K. m. 174)
Meskûn yerde ateş etmek, izinsiz tabanca taşımak ve halkta korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde ateş etmek suçlarından sanık Mehmet'ın izinsiz tabanca taşımak suçundan 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCY'nın 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 5. maddeleri uyarınca 988.650.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, ruhsatsız tabanca, fişek ve boş kovanların zoralımına, meskun yerde ateş etmek suçundan açılan kamu davasının ön ödeme nedeniyle TCY'nın 119. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, halkta korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde silahla ateş etmek suçundan beraatına ilişkin Tuzla Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 14.7.2000 gün ve 453-586 sayılı hüküm Yerel C.Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 8.Ceza Dairesince 11.2.2002 gün ve 10620-1447 sayı ile;
"1- Olay akşamı taraftarı bulunduğu takımın galip gelmesi üzerine Tuzla ilçesi Aydıntepe mahallesinde sokak ortasında ruhsatsız taşıdığı tabanca ile ulu orta ateş eden sanığın eyleminin TCK.nun 264/7. madde ve fıkrasında tanımı yapılan korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde silahla ateş etme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, olayın hukuki değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek mahkûmiyeti yerine yazılı gerekçeyle beraatına karar verilmesi,
2- 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan verilen sonuç ağır para cezası taksitlendirilirken, infazda duraksamaya neden olacak biçimde taksit aralığının gösterilmemesi suretiyle 647 sayılı Yasanın 5. maddesine aykırılık yapılması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Bozmanın (2) nolu bendine uyan Yerel Mahkeme (1) nolu bozma nedenine karşı 8.4.2003 gün ve 203-147 sayı ile; "TCY'nın 264/7. maddesindeki suçun oluşması için, sanıkta halkta korku, kaygı veya panik yaratmaya yönelik bir kastın bulunması gerekir. Olayda sanığın böyle bir kastı yoktur, sevincini dile getirmek için tabanca ile rastgele ateş etmiştir." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de süresi içinde Üst ve O Yer C.Savcıları tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının "bozma" istekli tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Her ne kadar, izinsiz silah taşımak suçundan kurulan ilk hüküm temyiz edilmemesine karşın Özel Dairece bozulmuş ve Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yeniden hüküm kurulmuş ise de, O Yer ve Üst C.Savcılarının temyiz istemi direnme hükmüne konu halkta korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde silahla ateş etmek suçuna yöneldiğinden, temyiz incelemesi bu suça hasredilmiştir.
İnceleme konusu olayda, sanığın bir Türk takımının yabancı takımla yaptığı maçı kazanması üzerine sokak ortasında tabancayla rast gele 12 el ateş ettiği, olay tutanağı, sanığın ikrarı ve tüm dosya kapsamı ile sabittir. Esasen açıklanan bu oluşta Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında bir uyuşmazlık da yoktur. Uyuşmazlık, sanığın sabit olan bu eyleminde TCY.nın 264 üncü maddesinin 7 nci fıkrasında tanımlanan suç öğelerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
16.06.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2245 sayılı Yasa ile değişiklik yapılarak, Ceza Yasamızın 264 üncü maddesine eklenen 7 nci fıkra ile inceleme konumuzu oluşturan korku, kaygı veya panik oluşturabilecek biçimde silahla ateş etmek suçu ihdas edilmiştir. Anılan fıkrada bu suç "Her kim korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde her ne amaç ve nedenle olursa olsun, meskûn bir yerde veya çevresinde veya özel veya resmî veya genel yapılara ya da her türlü taşıt araçlarına ya da halkın toplu olarak bulundukları diğer yerlere silahla ateş ederse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca ... cezalandırılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Maddede 2245 sayılı Yasanın 7 nci maddesiyle yapılan değişikliğin Hükümet Gerekçesi; "........... Maddeye eklenen yedinci fıkra ile, günümüzde en çok başvurulan ve yasal boşluklar nedeniyle faillerinin etkin bir biçimde yaptırıma tabi tutulmadığı eylemler düzenlenmiştir.
Bilindiği gibi, meskûn veya halkın toplu olarak bulunduğu yerlere patlayıcı madde atanlar, altıncı fıkra ile etkin bir biçimde cezalandırıldıkları halde, aynı nitelikteki yerlere ve taşıtlara, en az patlayıcı maddeler kadar ve hatta onlardan daha ağır sonuçlar doğurabilecek silahla ateş etme eylemleri, çok etkisiz yaptırımlara tabi tutulmuştur.
Atılan silah türünün saptanamaması halinde eylem, TCK'nun 551 inci maddesi kapsamı içinde ele alınarak, 50 liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılmaktadır.
Yeni getirilen düzenleme ile, fıkrada belirtilen yerlere, korku, kaygı, panik yaratacak biçimde silahla ateş edenler, eylemleri daha ağır bir cezayı gerektirse bile, yalnız bu eylemlerinden dolayı ayrıca, etkin bir ceza ile cezalandırılacaklardır. Terörist eylemlerin bir bölümünü oluşturan bu tür eylemlerin, toplum huzurunun sağlanması bakımından, etkin ceza yaptırımına bağlanması, bir zorunluluk haline gelmiştir." şeklinde belirtilmiştir.(4.1.1979 gün ve 101-394/10814 sayılı gerekçe)
Gerek maddenin düzenleniş şekli, gerekse madde gerekçesi nazara alındığında bu suçun ön koşulu, eylemin "meskûn bir yerde veya çevresinde" veya "özel, resmi veya genel yapılara, taşıt araçlarına veya halkın toplu olarak bulunduğu yerlere karşı" işlenmesidir. Suçun maddi unsuru ise, ön koşulda açıklanan yerlerde veya hedeflere karşı korku, kaygı veya panik yarata-bilecek biçimde "silahla ateş etmek" tir. Bu düzenleme çerçevesinde Yasa koyucu tarafından bu suçun bir tehlike suçu olarak öngörüldüğü açıktır. Bu nedenle suçun oluşabilmesi için, gerçekleştirilecek ateş etme eyleminin, korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde olması aranacak, bu sonuçların gerçekleşmesi koşul olarak aranmayacaktır.
Bu suçun manevi unsuru ise, genel kasttır. Fail hem ön koşulu hem de maddi unsuru teşkil eden hareketi gerçekleştirdiğini bilecek, hem de bunları isteyecektir, saikinin önemi yoktur. Anılan maddede "her ne amaç ve nedenle olursa olsun" denmek suretiyle bu husus belirtilmiştir. Konu öğretide de ele alınarak aynı esaslar vurgulanmıştır. (ERMAN-ÖZEK, Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar, İst-1992, sh.376)
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alınıp değerlendirildiğinde;
Sanık, meskûn yerde sokak ortasında gece vakti saat 23.50 sıralarında 9 mm. çapında tabanca ile rast gele 12 el ateş etmiştir. Kullanılan silahın niteliği, olayın gerçekleşme şekli ve zamanı nazara alındığında yargılamaya konu eylem, halkta korku, kaygı veya panik yaratabilecek niteliktedir. Olayda yukarıda açıklanan şekliyle suçun ön koşulu, maddi ve manevi unsurları gerçekleşmiş olup, sanığın TCY.nın 264 üncü maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca cezalandırılması yerine, saikin değerlendirilmesi suretiyle dosya kapsamına uymayan bir gerekçe ile beraatına karar verilmesi yasaya aykırıdır.
Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Kurul Üyesi ise, "Yerel Mahkeme direnme gerekçesi isabetli olduğundan, hükmün onanmasına karar verilmelidir." görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMA-SINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 24.02.2004 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy