(765 S. K. m. 316) (5237 S. K. m. 197, 198, 199, 200, 201)
Sahte yabancı parayı tedavüle sürmek suçundan sanık Latif'in TCY'nın 316/3-4, 318 ve 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 38.025.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.2.2001 gün ve 382-53 sayılı hüküm sanık vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 8.Ceza Dairesince 12.12.2002 gün ve 322-11466 sayı ile;
"Sanığın aşamalardaki değişmeyen beyanları üzerine ele geçirilen bir adet 100 Doların Esfendiyar (Murat)'dan sahteliğini bilmeden bedeli mukabili aldığını savunması, bu savunmanın sanık Esfendiyar tarafından da doğrulanması ve dosyada savunmanın aksine delil bulunmaması karşısında, sanığın delil yetersizliğinden beraatı yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 30.5.2003 gün ve 37-223 sayı ile;
"Suçu ihbar eden Orhan'ın anlatımı, hakkında mahkûmiyet kararı verilen Esfendiyar'nın ifadeleri, ihbarcı Orhan'ın kolluğun bilgisi altında sahte Amerikan Doları istemesi sonrasında yapılan operasyonda sanığın üzerinden sahte Amerikan Dolarının elde edilmesi, aynı seri numarasını taşıyan diğer sahte paraların hakkındaki mahkûmiyet kararı kesinleşen sanık Mehmet'in evinden elde edilmesi, operasyonunun yapıldığı gün sanığa ait cep telefonu ile Fuat'a ait cep telefonu arasında gerçekleştiği anlaşılan ve birbirini izleyen görüşmeler karşısında, sanık Latif'in atılı suçu işlediği sabit olmuştur." gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Baş-savcılığının "bozma" istekli 19.1.2004 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık Latif'in sahte yabancı parayı tedavüle sürmek suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığa yüklenen suçun sabit olup olmadığına ilişkindir.
İnceleme konusu olayda;
3.6.2000 tarihinde yapılan bir ihbarda Mehmet isimli kişide sahte Amerikan Doları bulunduğunun bildirilmesi üzerine bu kişinin Menemen'deki evinde 100'lük banknotlar halinde toplam 25 adet sahte Amerikan Dolarının bulunduğu, bu paralardan dört adedinin AB 288871550 seri numarasını taşıdığı, evinde bulunamayan Mehmet'in başlangıçta yakalanamadığı düzenlenen tutanaklardan anlaşılmaktadır.
Bu olaydan birkaç gün sonra soruşturmayı yürüten kolluk mensuplarından bir görevlinin yakını olduğu ve piyasaya sahte dolar sürülmesi ile ilgili bazı bilgiler edindiği anlaşılan Orhan'ın bu bilgileri kolluk görevlisi yakınına aktardığı, sahte parayı tedavüle sürmeye çalışan kişilerle temasa geçmeye çalıştığı, 12.6.2000 tarihinde de kendisine sahte Amerikan Doları getirileceği yolunda ihbarda bulunması üzerine önlem alan kolluk güçlerinin içinde sanık Latif ile beraat eden sanık Fuat ve Orhan isimli kişilerin bulunduğu, sanık Latif'e ait özel aracı durdurarak yaptıkları aramada sanık Latif'in üzerinde bir adet sahte 100 Amerikan Dolarının ele geçirildiği, bu paranın seri numarasının da AB 288871550 olduğu yargılama sürecinde elde edilen kanıtlarla saptanmıştır.
Sanık Latif aşamalardaki beyanlarında benzer biçimde; suça konu parayı Murat isimli kişinin olaydan 4-5 gün önce getirdiğini, hastası olduğunu söyleyerek bozmasını istediğini, üzerinde 30.000.000 lira olduğunu belirtmesi üzerine, "o parayı alayım, gerisini akşam alırım" dediğini, kabul edip doları aldığını, ancak o tarihten sonra Murat'ı görmediğini, yakalanmadan iki gün önce bozdurmak istediğinde kuyumcunun paranın sahte olduğunu söylediğini, bunun üzerine Murat'ı aramasına karşın bulamadığını, polise de bilgi vermediğini, yakalandığı gün bir yakınını hastaneye getirip ayrılacağı sırada rastlantı sonucu Fuat isimli arkadaşı ile karşılaştığını, Fuat'ın arkadaşı olan Orhan'ı hastanenin arkasındaki kahveden aldıktan sonra aracıyla gittikleri sırada kendilerini durdurup arama yapan kolluk güçlerinin sahte doları üzerinde bulduklarını belirtmiştir.
Hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilen ve başlangıçta kişisel güvenliği nedeniyle polisle bağlantısı ve sanık Latif'in yakalanmasını sağlayan ihbarı kendisinin yaptığı gizlenen Orhan C.Savcılığında verdiği ifadeleri ile duruşmadaki beyanlarında benzer biçimde; sanık Latif ve Fuat'ın kendisine sahte Amerikan Doları getireceklerini, Latif ve Fuat'ın bu konuda aralarında telefonla görüştüklerini, esasen kendisinin polisle irtibat halinde olduğunu, ancak para henüz kendisine verilmeden polislerin geldiğini ve sahte paranın sanık Latif'in üzerinde yakalandığını belirtmiştir.
Sonradan yakalanan ve hakkındaki mahkumiyet hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık Esfendiyar kolluk ve C.Savcılığı önündeki ifadelerinde benzer biçimde; halk arasında "Murat" ismiyle tanındığını, Mehmet'in kendisinde sahte Amerikan Doları olduğunu söyleyerek satmak istediğini, bunun üzerine sattıktan sonra ödemek üzere 5000 Amerikan Doları aldığını, 3-4 gün sonra Latif Koçak'a 8 adet 100'lük Amerikan Dolarını 50.000.000 lira karşılığında sattığını, daha sonra Latif Koçak'ın yakalandığını duyması üzerine kendisindeki 4200 Amerikan Dolarını yaktığını belirtmiş, Sulh Hakimliğindeki sorgusu sırasında da bu beyanlarını doğrulamış, duruşmada ise önceki anlatımlarını inkar edip, yaptığı nakliye karşılığında Mehmet'ten 100 Amerikan Doları aldığını, bunu komşusu Latif Koçak'a bozdurup 30-40 milyon lira gibi bir para aldığını, işi nedeniyle Balıkesir'e gidip bir ay kadar kaldığını, döndüğünde doların sahte olduğunu öğrendiğini belirtmiştir.
Sonradan yakalanan ve hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşen Tekin ise; sahte Amerikan Dolarlarını elde etme yöntemini açıkladıktan sonra, bu paraları gizlemesi için babasına verdiğini, 25 adedini de gizlemesi için annesine verdiğini, daha sonra babasını arayıp paraları ne yaptığını sorduğunda, bir iki tanesini bozdurduğunu, ancak çevrenin duyması nedeniyle gerisini bozduramadığını, Türk Lirasına çevirmesi için kalanını Murat'a verdiğini söylediğini, daha sonra babasının kendisini cep telefonundan arayarak, polislerin olayı bildiğini, gelip olayı anlatmasını istediğini, ancak yoklama kaçağı olması nedeniyle gelmediğini, annesinde olan paranın teslim edilmesini sağladığını belirtmiş, duruşmada ise sanık Esfendiyar'a önceden iş yaptırması nedeniyle borcu olduğunu, parasını istemesi üzerine babasına telefon açarak bıraktığı dolarlardan birini vermesini söylediğini, onun da verdiğini belirtmiştir.
Cep telefonuna ait görüşme dökümleri incelendiğinde, üzerinde sahte dolarla yakalanmadan önceki bir saatlik süre içinde sanık Latif'in cep telefonu ile Fuat'ın cep telefonu arasında iki kez görüşme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya toplanan tüm kanıtlar bir arada değerlendirildiğinde; piyasaya sahte para sürülmesi olayı ile ilgili olarak bilgi sahibi olması üzerine durumu kolluk güçlerine aktaran ve sahte para sürme olayını gerçekleştirenlerle irtibata geçmeye çalıştığı anlaşılan Orhan'ın kendisine sahte yabancı para getirileceği yolundaki ihbarı üzerine sanık Latif'in üzerinde sahte yabancı parayla birlikte yakalanması, aynı seri numarasını taşıyan başka bir çok sahte paranın daha önce bir ihbar üzerine sanık Mehmet'in evinde bulunmuş olması, Orhan'ın anlatımları, sanık Esfendiyar'ın oluş ve dosya içeriğindeki kanıtlarla uyumlu bulunan kolluk, C.Savcılığı ve sorgu hakimliği önündeki beyanları, suç tarihi itibariyle 100 Amerikan dolarının Merkez Bankası efektif alış değerinin 61.687.200 Türk Lirası olmasına karşın sanık Latif'in suça konu parayı çok daha düşük bedelle satın almış olması karşısında, sanık Latif'in sahte olduğunu bildiği Amerikan Dolarını tedavüle koymak için satın aldığı sübuta ermiştir. Bu itibarla, sanığın bu suçtan cezalandırılmasına ilişkin Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetli olup, onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyesi; sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediğini belirterek, direnme hükmünün bozulması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 09.03.2004 günü tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy