(1412 S. K. m. 310, 423) (5271 S. K. m. 286, 331)
Dava: Sanık M.'nin silahlı tehdit ve hakaret suçundan beraatine, yaralama suçundan TCK'nın 456/2, 457/1,51/1 ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis, yaralamaya teşebbüs suçundan TCK'nın 456/4,62,457/1,51/1,59 ve 647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca; 232.608.oo0.-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, hakkında TCK'nın40. maddenin uygulanmasına, suçta kullanılan silahın müsaderesine, maddi ve manevi tazminat ile yargılama giderleri, vekalet ücreti ve nisbi harca hükmedilmesine,
Sanık H.'nin TCK'nın 456/4, 457/1, 51, 59, 647 Sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 363.450.000.- TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine,
Sanık E.'nin TCK'nın 456/4, 457/1,51,59,81/1,647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 399.795.000.-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 02.07.2003 gün ve 72-39 sayılı hüküm, katılan sanık H. vekilleri ile sanıklar M. ve E. tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce 26.10.2005 gün ve 3081-3044 sayı ile;
"...1 -a ) Katılan-sanık H.'nin sanık sıfatıyla duruşma talebinin cezanın nevi itibariyle, katılan sıfatıyla yetkisi bulunmadığından CMUK'nun 318 ve 421. maddeleri uyarınca,
b ) Sanık E.'nin süresinden sonra olmakla temyiz talebinin reddine,
2- Sanık M.'nin katılan H.'ye yönelik silahlı tehdit ve hakaret suçlarından elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan H.'nin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile silahlı tehdit ve hakaret suçlarına yönelik beraat hükümlerinin ONANMASINA,
3- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık M.'nin mağdur E.'ye yönelik yaralama, sanık H.'nin mağdur M.'ye yönelik yaralama suçlarının sübutunda ve suç niteliğinin tayin olunmasında, sanık M.'nin mağdur H.'ye yönelik eyleminin sübutunda isabetsizlik bulunmadığından sanıklar H. ve M. vekillerinin olayda meşru müdafaa bulunduğuna, katılan H. vekilinin sanık M.'nin suç vasfına yönelen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
a- Sanık M.'nin mağdur H.'ye öldürmeye elverişli uzaklıktan, hayati bölgeyi hedef alarak silah ile ateş ettiği, hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı anlaşıldığı halde, öldürmeye teşebbüs yerine yaralamadan hüküm kurulması,
b- Sanık M.'nin E.'ye yönelik yaralarna, sanık H.'nin mağdur M.'ye yönelik yaralama suçları yönünden,
Hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 7 ve 5252 sayılı TCK'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 9. maddesi hükümleri uyarınca sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 14.12.2005 gün ve 171545 sayı ile;
Adli tatil içerisinde yapılan tebligat üzerine, henüz sürenin işlemediği bir dönemde 07.08.2003 havaleli dilekçeyle hükmü temyiz eden sanığın, temyiz isteğinin süresinde olduğu gerekçesiyle itiraz yasa yoluna başvurularak,
1- Sanık E. hakkında 1. Ceza Dairesi'nce verilen 26.10.2005 gün ve 3081-3044 sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına,
2- 5237 sayılı TCK'nun 7 ve 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Yasası uyarınca, sanığın hukuksal durumunun yeniden değerlendirilmesi için dosyanın özel daireye gönderilmesine" karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sanık E.'nin yaralama suçundan TCK'nın 456/4, 457/1, 51, 59, 8l/1 ve 647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 399.795.000.-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karara verilen somut olayda, özel daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın temyizinin süresinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
CMUK'nun 310. maddesi uyarınca tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süre hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse tebliğinden itibaren başlamak üzere bir haftadır. Yine aynı yasanın hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 423. maddesine göre, ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her sene Temmuz'un yirmisinden Eylül'ün beşine kadar tatil olup, tatil zamanına tesadüf eden süreler işlemez ve bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.
14.02.1934 sayı gün ve 47/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre de; tatilde yapılan tebliğ işleri geçerli ise de, tatil içinde süre işlemeyip, süre tatilin bittiği günden itibaren başlar.
İncelenen dosyada;
Sanık E.'nin silahla müessir fiilde bulunmak suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; yerel mahkemece 02.07.2003 günlü oturumda 72-39 sayılı kararla sanığın TCK'nın 456/4,59,647 Sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 399.795.000.- Lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Gıyapta verilen bu hüküm adli tatile tesadüf eden 28.07.2003 tarihinde sanığa tebliğ edilmiş, sanık tarafından da adli tatil içerisinde 07.08.2003 tarihinde temyiz edilmiştir.
Adli tatil içinde süreler işlemeyeceğinden, sanığın temyiz istemi süresinde olup, bu yöne ilişen Yargıtay C.Başsavcılığı itirazı yerindedir.
Bu itibarla özel dairenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılması ile dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulü ile Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 26.10.2005 gün ve 3081-3044 sayılı kararının temyiz isteminin reddine ilişkin bölümünün kaldırılmasına,
2- Dosyanın sanık E. yönünden temyiz incelemesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı'na tevdiine, 24.01.2006 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy