(765 S. K. m. 59, 403)
Uyuşturucu madde satmak suçundan sanık T. K.'ın TCY. nın 403/5, 59. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay ağır hapis ve 288.985.000 lira ağır para cezasıyla; uyuşturucu madde kullanmak suçundan sanıklardan M. A.'ın TCY. nın 404/2, 405/2, 59 ve 81/2-3. maddeleri uyarınca 5 ay 1 gün hapis; sanık K. B.'ın ise TCY. nın 404/2, 405/2 ve 59. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, bu sanıkların uyuşturucu madde temini suçundan beraatlarına ilişkin Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesince 19.03.2004 gün ve 44-57 sayı ile verilen kararın, sanıklar T. ve K. tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 04.10.2004 gün ve 10051-9649 sayı ile; sanık K. B. hakkındaki hükmün onanmasına, sanık T. K. yönünden ise;
Kendisinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçmeyen ve aşamalarda suç ile ilişkisinin olmadığını ileri süren sanık T. K.'ın müsnet suçu işlediğine dair; hakkındaki mahkûmiyet hükmü temyize gelmeyen sanık M. A.'ın suça konu esrarı sanıktan aldığı şeklinde atfı cürüm niteliğindeki beyanı ve bu beyanı nakleden diğer sanık K.'ın ifadesi dışında her türlü kuşkudan uzak mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatı yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir.
Daire Başkanı Ş.Güngör ile Üyelerden Ö.Y.Çamlıbel ise; Olay öncesi ve olay sırasında sanık K. B.'ın M. A.'ın anlatımını tamamlayıp doğrulayan açıklamaları karşısında ellerindeki uyuşturucu maddeyi sanık T. K.'tan temin ettiği sabit olduğu düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Yerel Mahkeme ise 24.12.2004 gün ve 291-263 sayı ile; Sanık T. ile diğer sanıklar arasında husumet bulunduğuna ilişkin bir takım tanıklar dinlenmiş ise de olay tutanaklarına göre sanık K. ve M.'in, yanlarında bulunan Hasan ile konuşurlarken polisin gelmesi üzerine hızla oradan uzaklaşmaya çalıştıkları ve zabıtaca yakalanıp üzerlerinde esrar bulununca henüz sıcağı sıcağına her ikisinin de esrarı sanık T.'dan alındığına yönelik beyanlarda bulundukları aşikardır. Bu aşamada hiçbir baskı olmadığı ve olay sıcak iken alınan beyana itibar edilmesi gerektiği kanaati hasıl olduğu gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının düzelterek onama istekli 18.05.2005 gün ve 17614 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca müzakere edilip, aşağıdaki karar verilmiştir.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık T. K.'ın uyuşturucu madde satmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasındaki hukuki uyuşmazlık, dosya kapsamındaki kanıtlara göre sanığın suçunun sübuta erip ermediğinin belirlenmesine ilişkindir.
Sanığın süresi içinde usulüne uygun biçimde açtığı temyiz davası üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunda esasa ilişkin incelemeye geçilmeden önce, Kurul Üyelerinden 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker'in, "sanığın yüklenen suçtan cezalandırılmasına karar verilmiş olması ve Yargıtay C.Başsavcılığının da tebliğnamesinde hükmün onanmasını istemesi karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması da nazara alınarak dosyanın esasının incelenmesinin olanaksız olduğunu, sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Yasası hükümlerinin mi, yoksa 5237 sayılı Türk Ceza Yasası hükümlerinin mi daha lehe olduğunun belirlenmesinin ilk derece mahkemesine ait bulunduğunu bu nedenle hükmün diğer yönlerinin incelenemeyeceğini" belirterek bu hususu ön sorun olarak gündeme getirmesi üzerine, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca ileri sürülen husus öncelikle ele alınıp, bu konuda oylama yapılmıştır.
Yapılan oylamada onyedi Üye, hukuki uyuşmazlığın sübuta ilişkin olması nedeniyle işin esasının görüşülmesi gerektiği yönünde oy kullanmaları üzerine, dosyanın esasının görüşülmesine geçilmesi kararlaştırılmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
17.01.2003 tarihinde düzenlenen olay tutanağında, saat 17.30 sıralarında daha önceden esrar içmek suçundan sabıkası olması nedeniyle tanınan M. A., K. B. ve Hasan Y.'in polis ekip otosunu görünce ara sokağa girerek hızlanmaları üzerine şüphe edilerek durdurulduklarında yapılan üst aramasında M. A.'ın montunun cebinde gazete kağıdına sarılı dişi hint keneviri çıktığı ve bunu T. adlı arkadaşından aldığını beyan ettiği, ayrıca K. B.'ın üzerinde de dişi hint keneviri elde edildiği ve bunu M.'in verdiğini belirttiği, Hasan Y.'in üzerinden ise herhangi bir şey çıkmadığı, adı geçenlerin gözaltına alındıkları belirtilmiştir.
Aynı tarihte düzenlenen ev arama tutanağına göre, sanık T. K.'ın evinde saat 19.00 sıralarında yapılan aramada herhangi bir suç unsuru elde edilemediği, yakalama tutanağına göre ise saat 19.30 sıralarında kendiliğinden emniyete gelerek teslim olduğu anlaşılmaktadır.
Sanık T. K., kolluktaki ifadesinde, saat 19.00 sıralarında evine gittiğinde eşinin, polislerin evi aradıklarını ve kendisini de aramakta olduklarını söylemesi üzerine kendiliğinden emniyete geldiğini, sormuş oldukları hint kenevirini, mahalleden tanıdığı M. A.'a kesinlikle kendisinin satmadığını, o gün hiç görmediğini, hint keneviri satmak gibi bir olayının hiç olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
C.savcılığındaki ifadesinde ise; amcasının kızı Gönül ile boşanmış olan M. A.'ın, 4-5 gün önce çalıştığı kahvehaneye gelip çay istediğini, çayı verdikten sonra kendisine küfürler etmeye başladığını, seni yakacağım, seni vuracağım dediğini, o sırada kahvehanede Metin U., Hikmet U. ve Aydoğan Umsu'nun da bulunduğunu, olaya tanık olduklarını, zaten M.'in aşırı derecede sarhoş olduğunu, daha sonra Metin U.'ın, M.'i dışarı çıkarttığını, olay günü polislerin evinde arama yaptıklarını eşinden öğrendiğini, kesinlikle M. A.'a esrar maddesi satmadığını belirtmiş, duruşmada da benzer şekilde anlatımda bulunarak diğer sanıkların iftirasına uğradığını, her ikisi ile de aralarının açık olduğunu söylemiş, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda ve duruşmada da benzer şekilde anlatımda bulunmuştur. Hakkındaki hüküm kesinleşen sanık M. A., kolluktaki ifadesinde, saat 17.00 sıralarında mahalleden tanıdığı K. B. ile hint keneviri içmeyi karalaştırdıklarını ve K.'ın kendisine 20 milyon lira verdiğini, mahallede hint keneviri satan soyadını bilmediği T. adlı kişiyi Kayalıdere sokak üzerinde bulunan Tavukçunun kahvesinin orada rastladığını, ondan 20 milyon liralık esrar istediğini, birlikte bu sanığın evine gittiklerini, kendisine iki ayrı kağıt içinde sarılı hint kenevirini getirdiğini, bunları alarak K.'ın yanına döndüğünü ve birini ona verdiğini, bu sırada sokak üzerinde Hasan Y. adlı kişi ile karşılaştıklarını ve kendilerine hal hatır sorduğunu, o esnada sivil polislerin gelerek üzerlerini aradığını ve K. ile üzerlerinde esrar maddesinin bulunduğunu ve emniyete götürdüklerini, hint keneviri içicisi ve bağımlısı olduğunu beyan etmiştir
C.savcılığındaki ifadesinde ise, kendisi gibi esrar bağımlısı olan K. B. ile esrar içmeye karar verdiklerini, mahalleden duyduğu kadarıyla T. K. adlı kişinin esrar sattığını, Tavukçu'nun kahvesi diye bilinen yerde ona rastladığını, K. B.'ın verdiği 20 milyon lirayı göstererek esrar istediğini, karşılığında yaklaşık 3 gram esrar verdiğini, tekrar K. ile buluşup esrarı paylaştıklarını, daha sonra kendilerinden şüphelenen polislerin yakaladıklarını belirtmiş, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda ve duruşmada da benzer anlatımda bulunmuştur.
Sanık K. B. ise kolluk tarafından alınan ifadesinde, saat 17.00 sıralarında mahalleden tanıdığı M. A. ile hint keneviri içmeyi kararlaştırdıklarını, ona 20 milyon lira verdiğini, mahallede hint keneviri satan soyadını bilemediği T. adlı kişiye giderek alacağını söyleyip yanından ayrıldığını, bir süre sonra tekrar buluştuklarını, M.'in kağıda sarılı olarak aldığı hint kenevirinin birisini kendisine verdiğini, karşılaştıkları Hasan Y. adlı kişinin hal hatır sorduğunu, bu sırada sivil polislerin gelerek üzerlerini aradığını ve hint kenevirlerini bulduklarını, M.'in kendisine verdiği hint kenevirini soyadını emniyette öğrendiği T. K.'tan satın aldığını bildiğini, hint keneviri içicisi ve bağımlısı olduğunu beyan etmiştir.
C.savcılığında M. ile kendisinin esrar bağımlısı olduklarını ve esrar içmeye karar verdiklerini, M.'in, T. K.'ta esrar olabileceğini, onun esrar sattığını duyduğunu söylemesi üzerine ona 20 milyon lira vererek esrar almasını söylediğini, daha sonra buluştuklarında M.'in, T.'dan aldığını söylediği esrarın yarısını kendisine verdiğini, yolda mahalleden tanıdıkları H. Y. ile karşılaştıklarını, sohbet ederken polisler tarafından yakalandıklarını belirtmiş, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda ve duruşmada da benzer anlatımda bulunmuştur.
Savunma tanığı Metin U. ise son soruşturma aşamasında alınan ifadesinde aynen; Sanık T. K. benim işlettiğim kahvehanede ocakçı olarak çalışıyordu. Olay günü aynı mahalleden olmamız nedeniyle tanıdığım M. A. kahvehaneye geldi ve çay istedi. Ancak halinden bir tedirginliği olduğunu anladım. Çayı ben kendisine götürdüm ve bu sırada M. birden ayağa kalktı ve arka cebinden çakı bıçağını çıkartarak T.'ın üzerine yürümeye başladı. Ben bu durumu görünce M.'i engelledim. M., T.'a karını
. edecem, şimdilik elimden kurtuldun, seni yakacağım dedi. Ben M.'i sakinleştirerek dışarı çıkardım. T. olay akşamı yemekten kahvehaneye geri geldiğinde polislerin kendisini aradığını söyledi. Bunun üzerine T. polise gitti. Uzun bir süre dönmemesi üzerine hanımı bana geldi ve ben de kahvehaneyi kapattıktan sonra polise gittim ve olayı öğrendim. Ben T. K.'ın ve diğer sanıkların uyuşturucu madde sattıklarını ve kullandıklarını görmedim şeklinde beyanda bulunmuştur.
Diğer savunma tanıkları A. U. ve H. U. ise olay hakkında herhangi bir görgülerinin ve bilgilerinin olmadığını söylemişler, tanık H. Y. ise aşamalardaki ifadelerinde, sanıklar M. ve K.'ın yakalandıkları sırada yanlarında olduğunu, kendisinin de eskiden esrar kullandığını, son dönemde bıraktığını belirtmiştir.
Bütün bu bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde;
Sanık T., yargılama aşamalarında alınan savunmalarında tutarlı bir şekilde yüklenen suçu işlemediğini, diğer sanıklardan kendisine cürüm atfeden M. ile aralarında husumet bulunduğunu beyan etmiştir. Sanıklar T. ile M. arasında husumet bulunduğu, savunma tanıklarından M. U.'ın antlı anlatımı ile doğrulanmıştır. Sanık T.'ın evinde yapılan aramada ve kendiliğinden teslim olduğunda üzerinde yapılan aramada herhangi bir uyuşturucu madde veya suç unsuru elde edilememiştir. Sanıklardan K. ise aşamalardaki ifadelerinde, diğer sanık M.'in uyuşturucu maddeyi sanık T.'dan alacağını söylediğini belirtmiş, ancak bu sanığın uyuşturucu maddeyi aldığı sırada yanında bulunmadığı gibi, yalnızca duyuma dayalı olarak uyuşturucu maddenin sanık T.'dan alınmış olduğuna ilişkin kişisel kanaati söz konusudur.
Görüldüğü gibi, suça konu uyuşturucu maddeyi sanık T.'ın sattığı hususunda eldeki tek kanıt sanık M.'in doğrudan sanık Tokçan'ın ise M.'den naklen yaptığı anlatımlarıdır. Sanık T. ile M.'in olay öncesinde aynı gün tartıştıkları, bu nedenle husumetli oldukları keyfiyetinin, tanık Metin'in anlatımları ile doğrulandığı nazara alındığında, suçlamaları atfı cürüm niteliğinde değerlendirmek ve bu nedenle yeter ciddiyette kabul etmemek gerekmektedir. Dosya içeriği, sanık T.'ın savunmasının aksine, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığını ortaya çıkarmaktadır. Bu yorum kuşkunun sanık lehine yorumlanacağı temel ilkesinin sonucudur.
Bu itibarla sanığın yüklenen uyuşturucu madde satmak suçundan beraatı yerine, dosya kapsamına uymayan, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle mahkûmiyetine ilişkin verilen Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olduğundan bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Kurul Üyesi ise, Yerel Mahkemenin önceki hükümde direnme gerekçeleri isabetli olduğundan, hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Sanık T. K.'ın cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı nazara alınarak, beraatı yerine mahkûmiyetine ilişkin kurulan Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 12.07.2005 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy