(1412 S. K. m. 326) (5271 S. K. m. 307)
Dava: Tehdit ve sövme suçundan sanıklar E.Ş., S.Ş. ve E.Ş.'nin beraatlerine ilişkin olarak Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 21.04.2002 gün ve 256-652 sayılı hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nce 21.04.2004 gün ve 4155-5223 sayı ile;"...Denetime olanak verecek biçimde boşanma davasına ilişkin dosya getirtilip incelenerek onaylı dilekçe ve tutanak örneklerinin dosya içerisine konulması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile ve katılanı doğrulayan tanıkların hangi nedenle boşanma davasına delil oluşturmak maksadı içinde oldukları kanısına ulaşıldığını açıklamayan yetersiz gerekçeyle beraat hükümleri kurulması..." isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel mahkeme 20.10.2004 gün ve 939-1143 sayı ile;
Tanıklardan birisi katılanın yakını M.K., diğeri ise polis memuru H.G.'dir. Asliye hukuk mahkemesi dosyasında da hakaret ve tehdit suçuna yönelik kanıt bulunmamaktadır. Mahkememiz bizzat yargılamada gözlemde bulunmuş, katılan, sanıklar ve tanıkların açıklamalarını ayrı ayrı irdeleyerek, katılanın iddiasının samimi olmadığı, sanığın cezalandırılmasına yeterli ve kuşkudan uzak kanıt bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de süresi içinde katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığı'nın 15.07.2005 günlü ve "bozma" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığı'na gönderilmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Sövme ve tehdit suçundan sanıklar E., S. ve E.Ş.'nin beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekilinin temyizi üzerine özel dairece, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğundan bahisle ve sanıklar aleyhine sonuç doğurabilecek biçimde bozulmuştur.
Hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemenin, ilgili usuli işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan, ayrıca Ceza Genel Kurulu'nda incelemenin yapıldığı tarih itibariyle de 5320 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca yürürlüğünü koruyan CYUY'nın 326. maddesinde belirtildiği üzere, sanığı duruşmada hazır bulundurup bozmaya karşı diyeceğini sorması zorunludur. Böylece sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhe sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savuma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır. Bu hüküm, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanmakta olup, uyulmasında zorunluluk bulunan buyurucu kurallardandır.
İncelenen dosya içeriğine göre, sanıklar hakkındaki beraat hükmü, katılanın temyizi nedeniyle aleyhe sonuç doğurabilecek biçimde bozulduğu halde, bozmadan sonra yapılan yargılamada sanıkların duruşmada hazır bulundurularak bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilmesi yasaya aykırıdır. Bu nedenle diğer yönleri incelenmeyen direnme hükmünün öncelikle saptanan bu usuli nedenle bozulmasına karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen yerel mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı'na tevdiine, 20.09.2005 günü sonucu itibariyle tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy